Ad

doğal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dünya Su Günü: Suyun Değeri ve Tarımın Sorumluluğu

Bugün, 22 Mart Dünya Su Günü'nü kutlarken, su kaynaklarımızın geleceği konusundaki endişelerle doluyuz. Küresel ısınma, artan nüfus, yoğun tarım ve sanayi faaliyetleri ile su kaynakları üzerindeki baskı her geçen gün daha da artıyor. Dünya üzerindeki 2,2 milyar insanın temiz suya erişiminin sınırlı olduğunu düşündüğümüzde, suyun geleceğinin aslında insanlığın geleceği ile ne kadar iç içe olduğunu fark ediyoruz. Bu büyük sorumluluk, sürdürülebilir bir dünya için öncelikli olarak tarım sektörünün omuzlarında.

Su: İnsanlığın Ortak Değeri

Su, her insan için farklı anlamlar taşıyor. Evdeki bir bardak su, sağlık, hijyen ve üretkenlik demekken; bir okulda temiz suya ulaşabilmek çocuklar için saygınlık ve eğitim demek. Kültürel ve dini mekanlarda su, insanın varoluşla, toplumla ve kendiyle bağ kurmasının bir simgesi. Doğada ise su, barış, uyum ve koruma anlamına gelir. Ancak tüm bu değerlerin ötesinde su, yaşamın temel kaynağıdır. Doğru bir su yönetimi olmadan ne sağlıklı bir toplumdan ne de sürdürülebilir bir gelecekten söz etmek mümkün.

Suyun Olmazsa Olmaz Rolü: Tarımda Su Kullanımı

Dünya üzerindeki suyun %70’i tarımda kullanılıyor. Tarımsal üretim olmadan yiyecek üretmek mümkün değil, dolayısıyla tarım ve su birbiriyle koparılamaz bir bağa sahip. Üstelik gıda güvenliğini sağlamak adına tarımda kullanılan su miktarı büyük bir dikkatle yönetilmek zorunda. Bu noktada, modern sulama teknolojileri büyük bir fark yaratıyor. Damla sulama gibi su tasarrufunu maksimize eden sistemler, tek bir damlayı bile boşa harcamadan verimli sulama imkanı sunuyor.

Tarımı Dönüştüren Teknolojiler: Verimli Su Kullanımı

Tarımsal üretimde su tüketimini azaltmak için kullanılan teknolojiler suyun daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Gelişmiş tohum teknolojileri, az miktarda su ile daha fazla verim elde edilmesine olanak tanırken; sürdürülebilir sulama sistemleri de bitkilerin tam ihtiyaç duyduğu kadar su almasını sağlıyor. Tarımda kullanılan su miktarını en aza indirgeyerek, gelecekte daha az kaynakla daha fazla üretim yapmak mümkün hale geliyor.

Suyun Alternatifi Yok!

Toprak olmadan yapılabilen topraksız tarım, robotik sistemlerle desteklenen üretim gibi gelişmeler tarımın geleceğine dair umut verse de, suyun alternatifi yok. Su olmadan üretim yapmak, yaşamı sürdürmek mümkün değil. Bu yüzden, tarımda suyun verimli kullanımına odaklanmak ve suyu korumak, insanlığın geleceği için en önemli adımlardan biri.

Su ve İnsanlığın Ortak Geleceği İçin Tarımın Sorumluluğu

Su kaynaklarının korunması yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda toplumsal bir görev. Tarım sektörünün bu konuda üstleneceği rol ise hayati. Bugün tarımda suyu daha verimli kullanan her yöntem, gelecek nesillerin sağlıklı bir dünyada yaşayabilmesine katkı sağlıyor. Hem küçük üreticilerin hem de büyük tarım işletmelerinin su tasarrufu konusunda yapabileceği değişiklikler, suyun geleceğini şekillendirecek en büyük faktörlerden biri olacak.

Bu Dünya Su Günü'nde, suyun gerçek değerini bilmek, su kaynaklarını bilinçle kullanmak ve doğayla uyumlu bir gelecek inşa etmek için bir adım daha atalım. Besler Şifa olarak, su kaynaklarının korunmasını ve sürdürülebilir tarımı destekliyoruz. Su kaynaklarımızın korunması için yapacağımız her şey, sadece bugünkü yaşamımız için değil, geleceğimiz için de büyük bir adım olacak.

Tüm okuyucularımızın Dünya Su Günü kutlu olsun! Suya değer verelim, çünkü su yaşam demektir.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Türkiye 2024'te En Çok Psikolojik Destek Aradı

2024 yılına ait sağlık sektörü verileri, Türkiye'de en çok hangi branşlara başvurulduğunu ortaya koydu. Dijital sağlık platformu Doktor Takvimi tarafından 200 binden fazla hekim ve uzman profili incelenerek hazırlanan rapora göre, 2024 yılında en fazla psikolojik destek talep edildi.

Psikoloji İlk Sırada

Raporda, psikoloji branşı %20 oranıyla ilk sırada yer aldı. Psikolojiyi sırasıyla şu branşlar takip etti:

  • Kadın Hastalıkları ve Doğum: %12,2
  • Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları: %8,8
  • Psikiyatri: %8
  • Diş Hekimliği: %5,1
  • Dermatoloji: %5,1
  • Diyetisyenlik: %4,9
  • Kulak Burun Boğaz: %3,8
  • Ortopedi ve Travmatoloji: %2,3
  • Üroloji: %2,2

Doktor Takvimi platformu üzerinden 2024 yılında toplamda 408 bin randevu alındı. Platform, yılda 80 milyon ziyaretçi sayısına ulaşarak Türkiye'nin en büyük online sağlık hizmeti sağlayıcılarından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Eskişehir Zirvede

Nüfusa oranla en fazla randevu alınan şehirler sırasıyla Eskişehir, Kocaeli ve Denizli oldu. Eskişehir'in birinci sırada yer almasının, genç nüfusun yoğunluğu ve dijital platformlara olan yatkınlıkla bağlantılı olduğu belirtildi. Buna karşın, Muş, Bitlis ve Kilis gibi illerde sistem üzerinden hiç randevu alınmadı. Araştırmacılar, bu durumun söz konusu illerde özel hastane sayısının azlığıyla ilişkili olduğunu ifade etti.

Psikolojik Desteğe Talep Artışı

Doktor Takvimi Türkiye Ülke Müdürü Hakan Türkoğlu, psikolojiye olan yoğun talebin ülkenin devam eden stresli ve sıkıntılı süreçlerinden kaynaklandığını belirtti. Türkoğlu, "2024 yılında psikoloji, 2023'te olduğu gibi en çok randevu alınan branş oldu. Bu, toplumun ruh sağlığına yönelik ihtiyaçlarının devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca, çocuk sağlığı branşının bu yıl ilk beşte yer alması, çocuk hastalıklarındaki artışla bağlantılı olabilir. Platformumuzun ziyaretçi sayısının 73 milyondan 80 milyona yükselmesi ise başarımızın en büyük göstergesidir," dedi.

Dijital Sağlık Hizmetleri Büyüyor

Doktor Takvimi, kamu hastanelerini kapsamasalar da özel sağlık kuruluşlarından randevu almayı kolaylaştırarak kullanıcıların sağlık hizmetlerine erişimini hızlandırıyor. Dijitalleşme ve sağlık hizmetlerinin entegrasyonu, Türkiye’de sağlık sektöründe büyük bir dönüşüm yaratmaya devam ediyor.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Sosyal Medya ile Tanışma Yaşı: 13 mü, 16 mı?

Sosyal Medya ile Tanışma Yaşı: 13 mü, 16 mı?

Sosyal medya ve akıllı telefonlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelirken, bu teknolojilerin çocuklar üzerindeki etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor. Çocukların dijital dünyaya ne zaman adım atması gerektiği konusu, aileler, uzmanlar ve hükümetler için kritik bir soru.

Avustralya’nın 16 yaşından küçükler için sosyal medya yasağı getirmesi, bu konuda atılan en radikal adımlardan biri. Türkiye’de de benzer bir düzenleme için çalışmalar sürerken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik modeller geliştirmek üzere bir komisyon kurdu.

Peki, sosyal medya ile tanışma yaşı kaç olmalı?


Uzmanlar Ne Diyor?

Uzmanlar, sosyal medyanın çocuklar ve ergenler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, sosyal medyanın yoğun kullanımının ergenlerde kaygı, depresyon, yeme bozuklukları ve uyku problemlerine yol açtığını belirtiyor. Ayrıca, dijital zorbalık, manipülasyon ve siber suçlar gibi risklere de daha açık hale geldiklerini vurguluyor.

Türk Psikologlar Derneği’nden Ecem Demirtürk ise sosyal medya ile tanışma yaşının gelişimsel ihtiyaçlara ve dijital beceri düzeylerine uygun olarak belirlenmesi gerektiğini söylüyor. 13 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımının önerilmediğini ifade ediyor.


Dünyadan Örnekler

Dünyanın farklı ülkelerinde sosyal medya kullanımı için yaş sınırları şu şekilde düzenlenmiş durumda:

  • Norveç: Yaş sınırını 13’ten 15’e çıkarma önerisi var.
  • AB Ülkeleri: 16 yaş altındaki çocukların kişisel verilerinin işlenmesi için ebeveyn onayı gerekiyor; ancak üye ülkeler bu sınırı 13’e düşürebiliyor.
  • Fransa: 15 yaş altındakilerin sosyal medya hesabı oluşturması için ebeveyn izni şartı getiren yasa çıkarıldı.
  • Almanya: 13-16 yaş arasındaki çocuklar ebeveyn izni ile sosyal medya kullanabiliyor.
  • İtalya: 14 yaş altındakiler için ebeveyn izni gerekiyor, okullarda akıllı telefon kullanımı yasaklandı.
  • İrlanda: 16 yaş altına akıllı telefon yasağı tartışılıyor.
  • Yunanistan: Öğrenciler okullarda telefonlarını çantalarından çıkaramıyor.

Besler Şifa’dan Öneriler

Doğal yaşamın bir parçası olarak, çocukların teknolojiyle dengeli bir ilişki kurmalarını desteklemek çok önemli. Çocukların erken yaşta dijital dünyaya adım atmaları, fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Bizler, Besler Şifa olarak, çocukların doğayla daha fazla zaman geçirmesini, ekranlardan uzaklaşıp gerçek hayatla bağ kurmalarını öneriyoruz. Ebeveynlere, çocuklarıyla birlikte açık hava etkinlikleri düzenlemelerini, doğal yaşamı keşfetmelerini ve ekran başında geçirilen zamanı sınırlamalarını tavsiye ediyoruz.

Sosyal medya ile tanışma yaşı konusunda karar verirken, her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak ve onlara sağlıklı bir dijital deneyim sunmak için rehberlik etmek önemlidir.

Doğanın ve sağlıklı yaşamın gücüyle, çocuklarımız için daha dengeli bir gelecek inşa edebiliriz. 🌿

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Yaşlandıkça Azalan Kanser Riski: Yeni Araştırmalar Ne Anlatıyor?

Kanser, genellikle yaşlanma ile ilişkilendirilen bir sağlık sorunu olarak bilinir. Ancak Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'nde (MSK) yapılan yeni bir araştırma, yaşlılığın kanserden koruyucu bir etkisi olabileceğini ortaya koyuyor. Bu bulgular, yaş gruplarına özel tedavi stratejilerinin geliştirilmesine ışık tutuyor.

Yaş ve Kanser: Çift Taraflı Bir Kılıç

Yaş, kanser riskinin artmasında en önemli faktörlerden biri olarak kabul edilir. Bunun nedeni, yıllar boyunca hücrelerde biriken genetik mutasyonların kanser gelişimini tetiklemesidir. Ancak bu yeni çalışma, ileri yaşın, hücrelerin yenilenme kapasitesini kaybetmesi nedeniyle kanser riskini düşürebileceğini gösteriyor.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Xueqian Zhuang, yaşlılıkla birlikte hücrelerin yenilenme kapasitesini kaybettiğini ve bu durumun kontrolsüz hücre büyümesini sınırlayarak kanser oluşumunu engellediğini belirtiyor.

Demir Metabolizması ve Kanser İlişkisi

Çalışma, farelerde akciğer adenokarsinomu (yaygın bir akciğer kanseri türü) modelinde yapıldı. Araştırmacılar, yaşlı farelerin hücrelerinde NUPR1 adlı bir proteinin daha fazla üretildiğini keşfetti. Bu protein, hücrelerin demir eksikliği yaşıyormuş gibi davranmasına neden oluyor. İlginç bir şekilde, bu etki, hücrelerin yenilenme kapasitesini sınırlayarak kanser riskini azaltıyor.

Dr. Zhuang, yaşlı hücrelerin aslında daha fazla demir içerdiğini, ancak bunun biyolojik olarak kullanılamadığını belirtiyor. Araştırmacılar, bu durumu tersine çevirmek için yaşlı farelere ek demir verdiklerinde, hücrelerin yenilenme kapasitesinin geri döndüğünü gözlemlediler. Ancak bu durum, aynı zamanda kanser riskini de artırdı.

Yaş Grubuna Göre Tedavi Stratejileri

Araştırma, yaşlanmayla birlikte hücre biyolojisinin değiştiğini ve bu değişimin tedavilere duyarlılığı etkilediğini vurguluyor. Özellikle demir metabolizmasını hedef alan tedavilerin genç hastalarda daha etkili olabileceği, ancak yaşlı hastalarda aynı sonuçları vermeyebileceği belirtiliyor.

Erken Müdahalenin Önemi

Dr. Tuomas Tammela, kanserin genç yaşta ortaya çıkmasının daha tehlikeli olduğunu ve bu nedenle gençlerin sigara içmek, bronzlaşmak gibi kanserojen alışkanlıklardan korunmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor.

Araştırmanın Gelecekteki Yansımaları

Bu bulgular, kanser tedavisinde yaşa özel yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, yaşlanmanın biyolojik etkilerini anlamak, hem kanser tedavisinde hem de yaşlanma ile ilgili diğer sağlık sorunlarında yeni stratejiler oluşturulmasına yardımcı olabilir.

Kanserle ilgili yeni bilgiler ve araştırmalar, tedavi yöntemlerini daha etkili hale getirmek ve yaşam kalitesini artırmak için umut verici bir yol sunuyor.

Makale https://www.mskcc.org/news/cancer-risk-declines-in-old-age-new-msk-research-helps-explain-why?utm_source=substack&utm_medium=email



.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Akdeniz'in Beş Köşesi

Bu yerler, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirasları ve tarihi değerleri ile dikkat çeken çeşitli bölgeleri temsil ediyor. Akdeniz, Türkiye'nin güney sahilinde yer alan bu bölge, sıcak iklimi, güzel plajları ve tarihi kalıntıları ile ünlüdür. Ayrıca, Akdeniz mutfağı ve çeşitli tatlarıyla da bilinir. İşte her birinin kısa bir özeti:

  1. İberya- Kastilya: İspanya'nın merkezi bir bölgesi olan Kastilya, tarihi kalıntılar, muhteşem şatolar ve büyüleyici kasabaları ile tanınır. Bölge, hem tarihi hem de kültürel zenginlikleri ile öne çıkar. İber Yarımadası, İspanya ve Portekiz'in bulunduğu alanı kapsar. Bu bölge, tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri ile dikkat çeker. Farklı etnik grupların etkisiyle zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
  2. Levant Bölgesi; Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafî, tarihî ve kültürel bir adlandırmadır. Kızıldeniz'den İskenderum körfezine, Lübnan dağı, Amanoslar gibi zengin bir biyoçeşitlilik ve yaşam öyküleri yer alır. Suriye Palmira ve Busra; Lubnan Baabek; Ürdün Petra Antik kentlerini ziyaret edilebilir.. Ne kadar kaldıysa...
  3. Yunan Adaları: Ege Denizi'nde yer alan bu adalar, tarihi kalıntıları, güzel plajları ve benzersiz mimarileri ile ünlüdür. Santorini, Mykonos, Rodos gibi adalar, tatil için popüler destinasyonlardır.
  4. Nil Havzası: Dünyanın en uzun nehri olan Nil, Mısır ve Sudan'ı geçerek birçok önemli tarihi bölgeyi kapsar. Nil Havzası, tarihi kalıntıları, tarımsal zenginlikleri ve benzersiz kültürü ile dikkat çeker.
  5. Teke Yöresi- Toroslar: Antalya ve çevresinde bulunan bu bölge, tarihi kalıntıları, doğal güzellikleri ve geleneksel yaşam tarzı ile bilinir. Özellikle eski yerleşim yerleri ve antik kalıntılar ile zengindir. Toroslar, Türkiye'nin güneyinde yer alan bu dağ sırası, doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve tarihi yerleri ile tanınır. Yürüyüş, dağcılık gibi açık hava etkinlikleri için popüler bir bölgedir.

Bu bölgelerin her biri, gezginlere farklı deneyimler sunmakta ve keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik barındırmaktadır.

Akdenizle ilgilli detaylı ziyaret ve gezi programını paylaşacağız.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Doğanın Şifalı Dokunuşları: Doğada ve Balkonlarımızda Yetişen Şifalı Bitkiler

İlkbaharın gelişiyle doğada şifa dolu bitkiler yeşermeye başlıyor. Ballıbabalar ve karahindibalar doğaya ilk renklerini katarken, baharın ilerleyen dönemlerinde papatyalar ve gelincikler bu şölene katılacak. Yaz geldiğinde ise doğa sarı kantaron, adaçayı ve kekik gibi bitkilerle adeta doğanın iyileştirici enerjisini sergileyecek. Doğanın bu harika döngüsünde, balkonlarınızda bile yetiştirebileceğiniz şifalı bitkilerle sağlık ve güzellik dolu bir yaşam mümkün.

Balkonlarınızda Yetiştirebileceğiniz Şifalı Bitkiler

Ev ortamında da sağlıklı yaşamı destekleyecek bitkiler yetiştirmek hiç de zor değil. İşte balkonlarınızda kolayca yetiştirebileceğiniz birkaç şifalı bitki önerisi:

  • Sinir Otu: Soğuk algınlığı ve solunum yolları sorunları için destekleyici bir bitkidir. Balkonunuzda rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.
  • Ekinezya: Bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen ekinezya, özellikle soğuk kış aylarına hazırlık için harika bir tercih.
  • İzmir Kekiği: Güçlü aroması ve antibakteriyel özellikleriyle mutfakta da sağlık için kullanılabilir.
  • Tıbbi Papatya: Sakinleştirici etkisiyle bilinen tıbbi papatya, çay olarak tüketildiğinde rahatlatıcı etkiler sunar.
  • Aloe Vera: Cilt yenileyici özellikleriyle tanınan aloe vera, doğal kozmetik ürünlerinizde de kullanabileceğiniz harika bir bitkidir.
  • Itır: Ferah kokusu ile balkonunuza canlılık katar ve bazı böcekleri uzaklaştırır.
  • Mercanköşk: Sindirim sistemini destekleyen mercanköşk, aynı zamanda harika bir doğal baharattır.
  • Aynısafa: Cilt sağlığı için güçlü etkileriyle bilinen aynısafa, doğal merhemlerin en popüler bileşenlerindendir.

Bu bitkilerle balkonunuzda adeta küçük bir şifa bahçesi kurabilirsiniz. Taze, doğal ve sağlıklı bir yaşam için hem kendinize hem de doğaya katkı sağlayabilirsiniz.

Mersin Bitkisi ve Koruyucu Özellikleri

Mersin bitkisi, içerdiği cineol etken maddesi ile son dönemde dikkat çekmektedir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı destekleyici etkileriyle bilinen mersin, doğal yaşamı destekleyen şifa dolu bir bitkidir. Yapılan araştırmalarda, bu bitkinin bağışıklık sistemi için faydalı olduğu tespit edilmiş ve özellikle koruyucu etkileri sebebiyle kullanımı artmıştır.

Şifalı Bitkileri Kullanma Yöntemleri: Maserasyon, Demleme ve Kaynatma

Doğal bitkilerin faydalı bileşenlerinden yararlanmanın birkaç temel yöntemi bulunmaktadır:

  • Maserasyon: Bitkinin yağ içinde bekletilmesiyle yapılan bu yöntem, etken maddelerin yavaş yavaş ortaya çıkmasını sağlar. Özellikle cilt sağlığına yönelik doğal yağlar elde etmek için kullanılır.
  • Demleme (İnfizyon): Soğuk veya sıcak demleme yöntemi, bitkilerin etken maddelerini koruyarak çay gibi tüketim şeklinde sağlıklı içecekler hazırlamak için uygundur.
  • Kaynatma: Kök gibi sert bitki kısımlarında kullanılır ve etken maddelerin suya geçmesi sağlanır.

Bu yöntemlerle, bitkilerin etken maddelerinden en verimli şekilde faydalanmak mümkündür. Evde hazırlanan çaylardan cilt bakım ürünlerine kadar birçok doğal çözüm elde edebilirsiniz.

Doğada ve Evde Bitki Yetiştirmenin Önemi

Doğada karşımıza çıkan hayıt, kocayemiş ve meyan kökü gibi bitkiler de son dönemde sağlığa olan faydalarıyla ön plana çıkıyor. Bu bitkiler, doğanın bize sunduğu doğal destek kaynaklarıdır. Besler Şifa olarak, doğanın gücünü ve şifasını evlerimize taşıyarak, sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Doğada yeşeren bu şifa dolu bitkilerle hem kendi sağlığınızı destekleyebilir hem de doğal yaşamın bir parçası olabilirsiniz.

Doğal ürünler, sağlıklı yaşam ve doğanın iyileştirici gücü için doğanın izini süren şifalı bitkilerle tanışmak için doğaya daha yakın olabilir ve balkonlarınızda minik şifa bahçeleri oluşturabilirsiniz.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Şifa Yolu Güdül'de Festival ve şenlikler

Güdül Doğal Ürünler Pazarı; 

Ankara'nın Güdül ilçesinde yer alan bir açık hava pazarıdır ve yöresel doğal ürünlerin satıldığı bir yerdir. Bu pazarda, Güdül ve çevresinde yetiştirilen sebze, meyve, bakliyat, süt ürünleri, yöresel peynirler, bal ve diğer doğal ürünler satılmaktadır.

Pazar, her hafta cumartesi günleri kurulmaktadır. Güdül halkı ve çevre ilçelerden gelen vatandaşlar, doğal ürünlerini satmak ve satın almak için pazar alanında buluşmaktadır. Güdül Doğal Ürünler Pazarı, hem yöresel lezzetleri tatmak hem de doğal ürünlerin sağlık avantajlarından yararlanmak isteyen ziyaretçiler için ideal bir seçenektir.

Güdül Ankara Keçisi Festivali; 

Güdül Ankara Keçisi Festivali, Ankara'nın Güdül ilçesinde her yıl düzenlenen bir festivaldir ve Güdül'ün yerel keçi ırkı olan Ankara keçisinin tanıtımı ve korunması amaçlanmaktadır. Festival, genellikle Mayıs ayında yapılır ve çevre illerden ve ülkelerden de ziyaretçiler çekmektedir.

Festival kapsamında, Ankara keçileri sergilenir ve keçi yarışmaları düzenlenir. Ayrıca, yöresel lezzetlerin sunulduğu pazarlar, yerel sanatçıların konserleri, geleneksel oyunlar, el sanatları ve halk dansları gösterileri de festivalin parçasıdır.

Güdül Ankara Keçisi Festivali, Güdül halkının yanı sıra Ankara keçisi ırkının korunmasına ve tanıtımına katkıda bulunarak, bölge turizmine de olumlu etkiler sağlamaktadır.

Güdül Üzüm Festivali;

Ankara'nın Güdül ilçesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen bir festivaldir ve Güdül'ün üzüm bağlarının ve yöresel üzüm çeşitlerinin tanıtımı ve kutlaması amaçlanmaktadır. Festival, genellikle Eylül ayının son haftasında yapılır.

Festival kapsamında, Güdül ve çevresinde yetişen üzüm bağları gezilebilir ve yerel üzüm çeşitleri tadılabilir. Ayrıca, üzüm hasadı, şarap yapımı, üzüm kesme, sergiler, konserler ve geleneksel oyunlar da festivalin parçasıdır. Festival ayrıca, çevre illerden ve yurt dışından ziyaretçileri de çekmektedir.

Güdül Üzüm Festivali, Güdül'ün zengin üzüm kültürünü kutlayarak, bölge turizmine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, yerel üzüm çeşitlerinin korunması ve tanıtımına da katkı sağlamaktadır.

Güdülü Kiraz Festivali;

Ankara'nın Güdül ilçesinde her yıl Haziran ayında düzenlenen bir festivaldir ve Güdül'ün kiraz hasadını kutlamak amacıyla yapılmaktadır. Festival, Güdül'ün kiraz yetiştiriciliğiyle ünlenmesine ve yöresel kiraz çeşitlerinin tanıtımına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Festival kapsamında, yöre halkı tarafından yetiştirilen kirazların sergisi yapılır ve kiraz yarışmaları düzenlenir. Ayrıca, konserler, sergiler, geleneksel oyunlar ve çeşitli yarışmalar da festivalin parçasıdır. Ziyaretçiler, yöresel lezzetlerin tadına bakabilir ve kiraz satın alabilirler.

Güdülü Kiraz Festivali, Güdül'ün ekonomisine katkıda bulunurken, aynı zamanda Güdül halkı ve ziyaretçiler için eğlenceli bir etkinlik sunmaktadır. Kiraz hasadı ve üretimi, Güdül ve çevre köylerde önemli bir geçim kaynağı olduğundan, festival aynı zamanda yöre halkının emeklerini kutlamak için de bir fırsat olarak görülmektedir.

Güdül Sorgun Yayla Şenlikleri;

Ankara'nın Güdül ilçesi ve Sorgun Köyü'nde her yıl düzenlenen bir etkinliktir. Festival genellikle Temmuz ayının son haftası veya Ağustos ayının ilk haftasında gerçekleştirilir.

Sorgun Köyü, Güdül'ün yaklaşık 20 km güneyinde yer alan bir köydür ve doğal güzellikleri ile ünlü bir yayla bölgesidir. Festival, bölgenin doğal güzelliklerini ve yöresel kültürünü kutlamayı amaçlamaktadır.

Festival kapsamında, yöresel halk oyunları, müzik ve konserler, yöresel yemekler, el sanatları ve geleneksel oyunlar gibi etkinlikler düzenlenir. Ayrıca, bölgede bulunan doğal güzellikleri keşfetmek için doğa yürüyüşleri, trekking ve bisiklet turları gibi doğa etkinlikleri de yapılmaktadır.

Güdül Sorgun Yayla Şenlikleri, bölge halkı ve ziyaretçiler için keyifli bir etkinlik sunarken, bölgenin doğal ve kültürel değerlerine de dikkat çekmektedir. Yayla şenlikleri, bölge turizmine de katkıda bulunmaktadır.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Nüfusun Yaşlanması: Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşamın Rolü

İnsanlığın karşı karşıya olduğu en önemli ancak en az konuşulan küresel sorunlardan biri, nüfusun yaşlanmasıdır. Bununla birlikte doğurganlığın azalması da bu tabloyu tamamlayan önemli bir faktördür. Singapur Ulusal Üniversitesi ve ABD Columbia Üniversitesi’nin 143 ülkede gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, bu konunun boyutlarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

1950 yılında yüksek gelirli bir ülkede doğan bir bebeğin 90 yaşını görme ihtimali yalnızca %4,8 iken, bugün bu oran %26,7’ye ulaşmış durumda. Dahası, 2060 yılı itibarıyla bu oranın %50’ye varması bekleniyor. Ancak bu uzun yaşam süresi, beraberinde bir sorun getiriyor: Yüksek gelir grubundaki ülkeler daha uzun yaşamakla birlikte, bu sürenin önemli bir kısmını “sağlıksız” şekilde geçiriyor.

Peki, yaşlanan nüfusun daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için neler yapılabilir? İşte burada bitkisel kozmetik ve doğal yaşam prensipleri devreye giriyor.

Doğal Yaşam ve Sağlıklı Yaşlanma

  1. Cilt Sağlığı için Bitkisel Çözümler:
    Yaşlanma sürecinde cilt elastikiyetini kaybeder ve kırışıklıklar artar. Kimyasal içerikli ürünler cildi geçici olarak desteklese de uzun vadede zarar verebilir. Bunun yerine, argan yağı, iğde çekirdeği yağı ve propolis özleri gibi doğal içeriklerle zenginleştirilmiş bitkisel kozmetik ürünleri, cildin doğal yenilenme sürecini destekler.

  2. Antioksidanlarla Yaşlanmayı Yavaşlatın:
    Antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücre yaşlanmasını yavaşlatır. Yeşil çay özleri, üzüm çekirdeği yağı ve nar ekstresi gibi bitkisel içerikler, hem cilt hem de genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır.

  3. Doğal Beslenme ve Bağışıklık Destekleyiciler:
    Uzun yaşam süresince sağlıklı kalmanın temeli, dengeli bir beslenme ve güçlü bir bağışıklık sistemidir. Zerdeçal, zencefil, spirulina gibi doğal takviyeler, bağışıklık sistemini desteklerken, yaşlanma sürecinde enerjik kalmaya yardımcı olabilir.

  4. Stresi Azaltan Aromaterapi:
    Uzun yaşamın bir diğer önemli boyutu, ruh sağlığını korumaktır. Lavanta, melisa ve paçuli yağı gibi esansiyel yağlarla yapılan aromaterapi uygulamaları, stresi azaltır, uyku kalitesini artırır ve genel yaşam kalitesini yükseltir.

  5. Doğal Yaşam Alanları ve Fiziksel Aktivite:
    Yaşlanma sürecinde fiziksel aktiviteyi artırmak, sağlıklı kalmanın en etkili yollarından biridir. Doğayla iç içe yaşam alanlarında yapılan hafif yürüyüşler, hem bedensel hem de zihinsel sağlığı destekler.

Sonuç: Sağlıklı ve Uzun Bir Yaşam için Doğal Çözümler

Yaşlanma kaçınılmaz bir süreçtir, ancak bu süreci daha sağlıklı ve kaliteli bir şekilde geçirmek elimizdedir. Doğal kozmetik ürünleri, bitkisel takviyeler ve doğayla uyumlu bir yaşam tarzı, uzun yaşamın sadece bir sayıdan ibaret olmasını önler; aynı zamanda sağlıklı ve mutlu bir yaşamı mümkün kılar.

Unutmayalım: Uzun bir ömrün değeri, sağlıklı geçirilen yıllarla ölçülür. 🌿

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.




Sürdürülebilirlik ve "Batamayacak Kadar Büyük" Tehlikesi

Son yıllarda "sürdürülebilirlik" terimi, genellikle çevreye duyarlı girişimlerle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak birçok işletmenin sadece çevresel sürdürülebilirlik değil, finansal sürdürülebilirlik konusunda da başarısız olduğu açıktır. Modern ekonomilerde işletmelerin iflas etmesi, piyasa işleyişinin doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. Ancak hükümetlerin bazı şirketleri "batamayacak kadar büyük" olarak tanımlaması, bu döngüde önemli bir sorunu ortaya çıkarmaktadır. Bu kavram, özellikle büyük bankalar, sigorta şirketleri, havayolu firmaları ve otomobil üreticileri gibi dev şirketler için kullanılır. Bu tür işletmelerin mali başarısızlıkları durumunda kamu kaynaklarıyla desteklenmesi, sürdürülebilirlik kavramının özüne zarar vermektedir.

Bu şirketler, "manevi zarar" yaratır; zira iflas etmeyecekleri güvencesiyle daha büyük riskler alarak, tüm sistemi istikrarsızlığa sürüklerler. Hükümetlerin sürekli olarak bu şirketlerin başarısız olmasına engel olmaları, sadece kısa vadeli ekonomik büyümeyi sağlama çabasıdır. Ancak uzun vadede bu yaklaşım, finansal sistemdeki riskleri artırır ve ekonomik krize zemin hazırlar. Geçmişte yaşanan dört büyük ekonomik krizde, yani Latin Amerika borç krizi, ABD tasarruf ve kredi krizi, Asya borç krizi ve son küresel finansal kriz gibi durumlarda, bu büyük şirketlerin rolü büyüktü. Bu krizlerde "batamayacak kadar büyük" şirketlerin finansal kaldıracı, krizin yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

Besler Şifa olarak, biz de sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, finansal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Sürdürülebilir iş modelleri, aşırı büyüme ve risk almaktan ziyade, doğanın kaynaklarına saygı gösteren ve topluma değer katan yaklaşımlarla mümkün olacaktır. Sürdürülebilirlik yolculuğunda, yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda etik ve çevresel sorumluluk sahibi bir iş yapısı inşa etmek, geleceğe yönelik en güvenilir adımdır.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Kültürel Miras ve Geleneksel Ekoloji Bilgisi: Yerel Bilginin Değeri

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak doğal üretim ve sağlıklı yaşam kültürünü teşvik ederken, kültürel mirasın ve geleneksel ekoloji bilgisinin korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yerel gıda ve bitkisel üretim gibi pratik bilgilerin yaşlı nesillerden öğrenilmesi, sürdürülebilirlik açısından hayati rol oynar. Zira doğadan geçim sağlamak, yerel gıdaları yetiştirmek, işlemek ve doğal yöntemlerle beslenmek ancak nesiller arası bilgi aktarımıyla mümkündür. Bu bilgelik, yerel toplulukların ve yaşlıların doğayla iç içe geliştirdiği eşsiz bir ekolojik mirasın parçasıdır.

Fransız Kamuoyu Araştırma Enstitüsü (IFOP) tarafından 2018 yılında yapılan bir çalışmaya göre Fransızların yüzde seksen biri köy hayatının yaşamak için ideal bir yaşam olduğunu düşünüyor. Diğer yandan kamu hizmetleri, iş ve ulaşım imkanlarının eksikliği nedeniyle köy hayatının 'yaşamak için bir engel teşkil ettiğini' savunulurken Fransızların yüzde 46'sı köy hayatının sosyoekonomik sorunları beraberinde getirdiği dile getirdi.

Toplumların uzun süre boyunca hayatta kalmalarını sağlayan bu bilgi, sadece çevresel değil, aynı zamanda toplumsal sağlığın da teminatıdır. Örneğin, Amerika'nın yerli toplulukları, Paiute kabilesi gibi sazlardan tohum toplayarak yemek yapma veya Pomoların Kaliforniya meşe palamutlarını işleyerek beslenme gelenekleri ile topluluklarının ekolojik mirasını sürdürmüşlerdir. Bu örnekler, sadece birer yemek hazırlama yöntemi değil, aynı zamanda doğa ile olan uyumlu yaşam tarzının bir yansımasıdır.

Bu kültürel zenginliği onurlandırmak, aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluk bilincini de beraberinde getirir. Yerel bilginin kaybolmaması için, yaşlıların tecrübelerine değer vermeli, onların geleneksel yöntemlerini modern hayatımıza adapte etmeliyiz. Sağlıklı bir toplumun anahtarı, sadece fiziksel sağlıkta değil, aynı zamanda yaşlıların bilgeliğinin ve topluma olan katkılarının takdir edilmesindedir. Bu yaklaşım, bizim gibi doğal yaşamı ve bitkisel kozmetiği teşvik eden girişimlerin de kalbinde yer almalıdır.



Gelecek Tohumda

 Tohum, bitki yaşamının başlangıcı ve gelecekteki nesiller için hayati bir kaynaktır. Tohumların önemi çok büyüktür, çünkü:

  1. Bitki Çeşitliliği ve Genetik Kaynaktır: Tohumlar, biyolojik çeşitliliği ve ekosistem sağlığını destekleyen genetik kaynakları taşır.
  2. Gıda Güvencesidir ve Tarım ile Gıda Üretimi İçin Temeldir: Tohumlar, sağlıklı ve sürdürülebilir gıda üretimi için temel öğelerdir.
  3. Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları İçin Temeldir: Sürdürülebilir tarım uygulamalarında tohumların kaliteli ve verimli olması büyük önem taşır.
  4. Dirençli Bitkilerin Yetiştirilmesine Yardımcı Olur: Tohumlar, zorlu çevre koşullarına dayanıklı ve hastalıklara karşı dirençli bitkilerin yetişmesini sağlar.
  5. Tarım Sektörü ve Ticarette Büyük Ekonomik Değere Sahiptir: Tohum sektörü, global tarım ticaretinde önemli bir rol oynar ve ekonomiye katkı sağlar.
  6. Doğal Ekosistemlerin Restore Edilmesine Katkı Sağlar: Tohumlar, ekosistemlerin yeniden sağlıklı hale gelmesine ve doğal dengenin korunmasına yardımcı olur.
  7. Geleneksel Tohumlar, Kültürel ve Tarihi Mirasın Korunmasında Önemli Bir Rol Oynar: Geleneksel tohumlar, halkların kültürel mirasını ve geleneklerini yaşatmak açısından büyük öneme sahiptir.

Tohum elde etme, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda gelecek nesillerin gıda güvencesini ve doğal kaynaklara erişimini sağlamaktadır. Bu nedenle, tohum elde etme süreçlerinin sürdürülebilir, adil ve bilimsel ilkelerle yönetilmesi büyük bir öneme sahiptir.

Tüm üreticilerimiz, kendi tohumlarını elde etmek ve bir sonraki yıl için tohum hazırlığı yapmak adına şimdiden çalışmalara başlamışlardır.



.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Isparta'nın Doğasından Gelen Saflık: Gül Mayası ve Lavanta Ürünlerimiz

Doğanın en özel hediyelerinden biri olan gül ve lavanta, geleneksel yöntemlerle işlenerek eşsiz ürünlere dönüşüyor. Isparta’daki üretim tesisimizde, geleneksel buhar distilasyonu yöntemiyle gül suyu (Gül Mayası) ve lavanta suyu elde ediyoruz. Saf, katkısız ve doğal yöntemlerle ürettiğimiz bu ürünler, hem yurtiçinde hem de yurtdışında büyük ilgi görüyor.

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünleri olarak üretime devam ediyoruz.

Gül Mayası: Buhar Distilasyonuyla Saflık ve Doğallık

Üretim sürecimizde, geleneksel yöntemlere sadık kalarak buhar distilasyonu kullanıyoruz. Bu yöntem sayesinde:

  • Güller büyük bakır kazanlarda işlenir.
  • Buhar yöntemiyle, yağından ayrışmamış saf gül suyu elde edilir.
  • Kazan temizliği ve hijyen standartlarına titizlikle uyulur, ürünlerimiz tamamen doğal ve katkısız kalır.

Gül Mayası, içerdiği doğal bileşenler sayesinde cildi besler, ferahlatır ve güzelleştirir. Gül ürünlerimizde yüksek kaliteli Rosa damascena kullanarak en saf esansları sunuyoruz.

Lavanta Ürünlerimiz: Saf Lavandula Angustifolia Özleri

Sadece gülde değil, lavanta üretiminde de en yüksek kaliteyi hedefliyoruz. Özellikle Lavandula angustifolia türünden elde ettiğimiz:

  • Lavanta suyu: Cilt bakımında rahatlatıcı ve dengeleyici etkilere sahiptir.
  • Lavanta yağı: Aromaterapi, cilt ve saç bakımı için ideal bir esansiyel yağdır.

Lavanta ve gül ürünlerimiz, doğal güzelliğin ve aromaterapinin en saf halini sunarak, hem toptan hem de perakende satışa uygundur. Türkiye’den dünyaya doğallığı ve kaliteyi ulaştırmaya devam ediyoruz. 



Ekoturizm ve Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları

Savaş için ordunun sefer yapması yada savaş için bilgi toplamak, dini amaçlı hac programının yapılması ve keşifle ekonomik arayışlar için yapılan seyahatler kendini keyif için yada yaşamın bir ihtiyacı olarak addedilmesinden bugüne seyahat etmenin önemi gittikçe arttırıyor. 

Dünyada aşırı kalabalıklardan ve rahatsızlık veren ortamlardan kaçma isteği, ulaşımda nispeten ödenebilir fiyatların oluşması ve hava yolları rotalarının artmasıyla birlikte çok sayıda doğasever, huzur ve bozulmamış güzellikler aramaya başlamış ve bunun sonucunda 1970’li yılların sonları ve 1980’li yılların ortalarında ekoturizm olarak bilinen yeni bir alan şekillenmiştir. 2001 yılında Avusturya’nın Salzburg kentinde gerçekleşen Dağlık Bölgelerde Ekoturizm Konferansı ekolojik turizm açısından önemlidir. Ekoturizme çoğu kez yanlış perspektiflerle bakılması bu konferansın sonuç bildirgesinde yapılan önemli tespitlerden birisidir.

Turizm dünya ekonomisini besliyor

BM raporuna turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10'una, küresel ticaretin yüzde 7'sine ve her 10 istihdamdan birine tekabül ediyor. Dünya turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 10'una tekabül ederek, küresel ekonomiye katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünün (UNWTO) 1979 yılında İspanya'nın Torremolinos şehrinde düzenlediği toplantıda aldığı kararla 1980 yılından bu yana her yıl 27 Eylül "Dünya Turizm Günü" olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) 2002 yılını “ekolojik turizm yılı” ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) da aynı yılı “dağlar yılı” olarak ilan etmiştir. Ekoturizmin geliştirilmesine yönelik olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra, ekolojik turizmin gelişimine yönelik olarak İstanbul’da kurulan Ekoturizm Derneği faaliyet göstermektedir. Atak Projesi, Mavi Bayrak Projesi, Yayla Turizmi Projesi, Dağ-Doğa Yürüyüşü Projesi, Akarsu Turizmi Projesi, Bisiklet Tur Güzergahlarının Geliştirilmesi Projesi, Atlı-Doğa Yürüyüşü Projesi, Mağara Turizmi Projesi, sportif olta balıkçılığı, kuş gözlemciliği, botanik turizmi ve av turizmi Türkiye’de gerçekleştirilen başlıca ekolojik turizme yönelik girişimlerdir.


OGM Ekoturizm Destinasyonlar
ı

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, Türkiye'nin doğal güzelliklerinin korunması ve sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi amacıyla belirlenen rotalardır. Bu rotalar, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan milli parklar, doğal sit alanları ve benzeri korunan alanları kapsar.

Ekoturizm rotaları, doğayı keşfetmek, doğal yaşamı gözlemlemek, yerel kültürleri tanımak ve çevrenin korunması konularında farkındalık oluşturmak için tasarlanmıştır. Aynı zamanda, bu rotalar yerli ve yabancı turistlerin doğa turizmi faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri güvenli ve özel bölgeler olarak hizmet vermektedir.

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan 42 adet milli park, 15 adet tabiat parkı ve 8 adet doğal sit alanını kapsamaktadır. Bu rotalar, çeşitli doğa aktiviteleri yapmak isteyen ziyaretçiler için yürüyüş rotaları, bisiklet parkurları, kano rotaları, dağcılık rotaları gibi farklı seçenekler sunmaktadır.

Bu ekoturizm rotaları, doğal kaynaklarımızın korunmasına katkı sağlamakla birlikte, çevre dostu turizmin teşvik edilmesine de yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ziyaretçilerin yerel ekonomiye katkı sağlamaları ve bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine destek olmaları da hedeflenmektedir.

Ekoturizm dünyada Brezilya, Ekvador ve Madagaskar gibi ülkelerde, özellikle insan yerleşiminin şehirlere göre daha az olduğu yerel bölgelerde uygulanıyor. Amerika’da bulunan Ithaca Ekoköyü, İskoçya’daki Findhorn Ekoköyü ve Almanya’daki Oekodorf Sieben Linden Ekoköyü bulunduğu ve diğer yandan Kuyucak Lavantaköyü, Birgi, Nazarköy, Cumalıkızık, GüneşköyDemirci- Karaoklar gibi yerlerin ülkemizde bilindiğini hatırlatalım.

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü ekoturizmle ilgili çalışmalara 2017’de başladı. Hazırlanan Ekoturizm Eylem Planı’yla Türkiye’nin dört bir yanında ekoturizm alanları belirlendi. Şu ana kadar planlanan 70 ekoturizm rotasından 37’si ziyarete açıldı. Diğer rotalar için çalışmalar devam ettiği bilinmektedir. Ormanlar hakkında bilinçlendirmeyi, doğa ve orman sevgisini artırmayı ve orman köylüsüne katkı sağlamayı amaçlayan ekoturizm alanları buna uygun olarak hazırlanıyor. Dinlenme alanları, seyir terasları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları, ahşap basit köprüler gibi kalıcı olmayan yapı ve tesisler yapılarak alanların çevresi ile beraber cazibe merkezi haline getirilmesi sağlanıyor. Ekoturizm rotalarında ziyaretçiler için bisiklet yolu, koşu parkı, sosyal tesisler, çocuk oyun alanları, manzara seyir terasları hatta çadırlı kamp alanları gibi pek çok olanak var. Bu alanlar, doğa turizminin yanı sıra fotoğrafçılık, kampçılık, bilimsel tur ve doğa sporları gibi aktiviteler yapılabiliyor[1].

1.     Eskişehir Şehir Ormanı Ekoturizm Alanı

2.     İstanbul Büyük Ada Ekoturizm Alanı

3.     Şehzadeler Yolu Ekoturizm Alanı,

4.     Eski Köyceğiz ve Kavakarası Sığla Ekoturizm Alanı,

5.     Termal Yatakkaya Şelalesi Ekoturizm Alanı,

6.     Bursa Oylat Şelalesi Ekoturizm Alanı,

7.     Muğla Çandır Ekoturizm Alanı,

8.     Yenice Gökçetepe Yaylası Ekoturizm Alanı,

9.     Kahramanmaraş Başkonuş Yaylası Ekoturizm Alanı,

10.  Kütahya Domaniç Göç Yolu Ekoturizm Alanı,

11.  Zonguldak Ulukaya Ekoturizm Alanı,

12.  Adana - Aladağ Ekoturizm Alanı,

 

Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları;[2]

1.     Ataol Tatil Çiftliği- Bozcaada Çanakkale,

2.     Belentepe Permakültür Çiftliği- Uludağ Bursa,

3.     Hızır Kamp Kazaları- Edremit Balıkesir,

4.     Jade Çiftliği- Maksudiye Sakarya,

5.     Kapor Organik Çiftlik Evi- Avanos Nevşehir,

6.     Narköy Ekolojik Oteli- Kocaeli,

7.     Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği- Fethiye Muğla,

8.     Yenice Vadi Doğal Yaşam Köyü- Ula Muğla,

9.     Öğe İğne Ada Ekolojik Yaşam Çiftliği - Demirköy Kırklareli,

10.  Vadi Alaçatı- Çeşme İzmir,

11.  Babakamp- Fethiye Muğla,

12.  Tatuta Ekoloji Çiftlikleri.



[2] Ekolojik rotalar; https://www.uplifers.com/turkiyenin-en-iyi-ekoturizm-rotalari-dogaya-ve-ekolojik-dengeye-saygili-bir-tatil-mumkun/

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Doğadan Gelen Bereket: Tohum Çeşitlerimizle Tanışın!

Ekoköy hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olan yerel tohumlar, doğallığı, lezzeti ve besleyiciliğiyle sofralarımıza şifa katıyor. Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, tohumlarımızı sizlerle buluştururken, doğanın bize sunduğu bu değerli çeşitleri yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak misyonundayız. Tohumdan tabağınıza uzanan bu lezzet yolculuğunu gelin birlikte keşfedelim!

Biberden Domatese: Sofralarınızı Renklendiren Sebzeler

Biber Çeşitleri

  • Kıl tatlı sivri, kamber biber, dolma biber ince kabuk, mangal sivri, kapya etli biber, köy biberi üçburun, cin acı, balık az acı, kıl acı, çarliston, minik sarı acı turşuluk, sarı kıl sivri: Sofralarınızı renklendiren, salatalara ve yemeklere lezzet katan bu biber çeşitleri ile doğanın enerjisini mutfağınıza taşıyabilirsiniz.

Domates Çeşitleri

  • Şeker pembe domates, çılgın çeri domates, sarı mini çeri domates, Beykoz dilimli domates, göçmen pembe, yarım sırık kırmızı domates, oturak domates: Domates, bahçemizin kırmızı cevheridir. Taze ve farklı lezzet profilleriyle domates çeşitlerimiz sofralarınıza yazın tazeliğini getirir.

Tazelikten İlham Alan Sebzeler ve Baklagiller

  • Börülce, yeşil barbunya, boncuk Ayşe, şeker fasulye, dolmalık kabak, tatlı kabak, lif kabağı, karpuz, kavun, roka, tere, mini turp, maydanoz, kıvırcık: Taze fasulyeden aromatik yeşilliklere, vitamin açısından zengin sebzelerimizle sofralarınızı daha sağlıklı kılmak mümkün.

Şifa Deposu Yeşillikler

  • Pazı (yeşil ve kırmızı köy), karalahana, beyaz lahana, brokoli, karnabahar, kırmızı lahana, semizotu, kekik, reyhan, iri yaprak fesleğen, dereotu, kişniş: Yeşilliklerimiz, sağlıklı beslenmeyi sevenlere doğal bir vitamin ve mineral kaynağı sunar.

Zengin ve Farklı Tatlar İçin

Ekoköy Evi olarak, mutfağınıza doğanın çeşitliliğini katmak için çalışıyoruz. Tohum çeşitlerimizle, bahçenizde organik ve yerel bir ekim yapabilir, bu özel lezzetleri sofralarınıza taşıyabilirsiniz.

Tohumlar hakkında detaylı bilgi ve sipariş için Instagram sayfamızı ziyaret edin.



© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.