Ad

AROMATERAPİ

Aromaterapi, fitoterapi

PERMAKÜLTÜR

şifa yolu, fitoterapi, antibiyotik

YAĞLAR

şifa yolu

SABUNLAR

Güdül
BeslerŞifa Atölyesi

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi Tamamlandı.

"Şifa Yolu" projesi, insanların sağlıklı ve doğal yöntemlerle yaşamlarını sürdürdüğü, şifalı bitkilerin ve doğal kaynakların kullanıldığı yaşam alanlarını içeren bir kavramdır. Bu projenin ortaya çıkışı, doğanın sunduğu şifalı kaynakların değerinin farkına varılmasıyla Güdül'de başlamıştır.

Şifa Yolu, insanların doğal şifa kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak ve sağlıklı yaşam biçimlerini desteklemek amacıyla oluşturulmuştur. Bu yaşam alanları, insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşayarak gıda ihtiyaçlarını karşıladıkları, sağlık hizmetlerini doğal yöntemlerle sağladıkları ve şifalı bitkilerin kullanıldığı yeri keşfettiler.

Şifa Yolu projesinin hedefi, insanların doğal kaynaklardan faydalanarak sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmelerini teşvik etmektir. Bu proje kapsamında, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı, sağlık hizmetlerinin doğal yöntemlerle sunulması, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşamalarını destekleyecek pek çok faaliyet yürütülmüştür.

"Şifa Yolu" projesinin önemli bir bileşeni de bilgi paylaşımı ve eğitimdir. Bu projenin bir parçası olarak, insanlara doğal şifa kaynakları hakkında bilgi verilir, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı konusunda eğitimler düzenlenir ve sağlıklı yaşam biçimleri konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılır.

1.      Doğal Yaşam Atölyesi (Peynir ve Doğal Ekmek Üretimi): Proje sahasında bulunan köylerin doğal yaşam üretimlerini geliştirmek amacıyla düzenlenen eğitimlere 20'şer kişi katılmıştır.

2.      Proje kapsamında 2 adet Doğa Yürüyüşü, 2 adet Kahvaltı Festivali, 1 adet Agroekoloji ve 2 adet permakültür Eğitimi: Proje hedef kitlesi, yerel örgütlerle ve belediye ile işbirliği yapabilme yeteneklerini geliştirmek için doğa yürüyüşlerine, kahvaltı festivallerine, agroekoloji ve permakültür eğitimlerine katılmıştır. Her bir etkinliğe 30 kişi katılmış ve toplamda 7 etkinliğe 210 kişi katılım sağlanmıştır.

3.      Ekoturizm ve Agroturizm Destinasyonlarının Tanıtımı: Proje sahasında bulunan ekoturizm ve agroturizm destinasyonlarının tanıtımı için Instagram ve YouTube platformlarında 35 farklı içerik oluşturulmuştur.

4.      Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Tanıtımı ve Eğitimler: Proje, Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu'nun bilinirliğini artırmak ve niteliğini daha fazla vurgulamak amacıyla 20 adet doğal yaşam eğitimi düzenlemiştir. Her bir eğitime 100 kişi katılmış ve hem Ankara'dan hem de Türkiye'nin farklı bölgelerinden kişilerin projeyi ve proje alanını tanımalarına katkı sağlanmıştır.

5.      Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Eğitimi: 20 köylü, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konusunda eğitim almıştır.

6.      Güdül İçin Şifalı Bitkiler Rehberi adında bir çalışma da yayınlanmıştır. Bu rehberde özellikle Güdül civarında yetiştirilebilecek 25 bitkinin literatüre dayalı toprak ve iklim talepleri; arazi hazırlığı ve ekim- dikim; sulama, gübreleme ve bakım; kullanım alanları; hasat ve kurutma özellikleri verilmiştir. Yetiştiricilik için önemli ve kısa bilgiler yanında her bitkinin fotoğrafı verilmiştir. Bu yayın proje köylerinden talep edenlere, köy muhtarlıklarına, belediyeye, kaymakamlığa, ilçe tarım müdürlüğüne, çevredeki üreticilere 100 adet dağıtılmıştır ve yayın 5 farklı dijital mecrada yayınlanmıştır.

7.      Tıbbi Ve Aromatik Bitki Tohumu Paylaşımı, 2-3 Nisan 2023; Projemiz için köylerde tıbbi ve aromatik 6 farklı bitki tohumlarını paylaştık. Bu faaliyet kapsamında Güdül için Şifalı Bitkiler Rehberinde bulunan tohumlarla Tahtacıörencik, Yelli, Kayı, Yeşilöz, Karacaören de 30 üretici ile buluştuk.

8.      Şifa Yolunda Tıbbi Ve Aromatik Bitki Fideleri Temini, 3-15 mayıs 2023; Proje kapsamında projenin uygulandığı 6 köyden 25 üreticiye gastronomide kullanılan nane, biberiye ve reyhan fidesi temini yapıldı.

9.      Orman Okulu Liderliği Eğitimi: Güdül'de doğa temelli eğitimlerin gerçekleştirilebileceğine dair öğretmenlere yönelik 30 saat çevrimiçi ve 30 saat yüzyüze eğitim düzenlenmiştir. Eğitime 10 farklı ilden 30 kişi katılmıştır.

10.Güdül Ekoturizm Çalıştayı: 63 farklı kurumdan 100 kişi, Güdül için düzenlenen ekoturizm çalıştayına katılmıştır. Çalıştay sürecinde, uzmanlar tarafından belirlenen yöntem, konular ve elde edilen sonuçlar, Türkiye genelinde uygulanabilir bir model teşkil etmektedir. Çalıştayda 9 farklı sunuma ve 9 serbest görüşe yer verilmiş; 19 uzun vadeli ve 14 kısa vadeli olmak üzere toplam 33 karar alınmıştır. Bu etkinlik, Güdül'ün turistik potansiyelini ve sürdürülebilir turizm modellerini geliştirmeye yönelik bir adım olmuştur. Bu çalıştay; konu çeşitliliği, yapılan sunumları ve alınan kararları, Güdül'ün turizm açısından değerini artırmak ve bu alanda öncü bir rol oynamak adına önemli bir katkı sağlamıştır. Çalıştay kırsal kalkınma ve ekoturizmle kalkınma konusunda model olarak alınabilir. Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Projesi'nin ikinci ulusal yayınıdır.

11.   Güdül Ekoköy Evi Kuruldu; Güdül Ekoköy Evi proje kapsamında şark köşesi ve diğer müştemilatıyla kuruldu. 1- Doğal Yaşam bilgileri ve tecrübeleri edinmek, 2- Şifa Yolu’nda keşifler yapmak, 3- Şifalı Duraklar keşfetmek, 4- Doğal Yaşam Üreticilerini desteklemek, 5- Atalık Tohum takası ve fide temin etmek, 6- Ücretsiz eğitimler ve fırsatlara katılmak, 7- Sürdürülebilir ekoturizm kültürü için, 8- Ankara ekoloji gündemini takip etmek için kurulmuştur. Böylece projenin sürdürülebilirliği sağlanması ve projenin etkin yönetimi sağlanması hedeflenmiştir.

12.   Projenin her faaliyeti görünürlük çalışmaları yaklaşık 1000 kişilik whatsapp gruplarında ve yaklaşık 2500 kişinin takip ettiği www.instagram.com/gudulekokoyevi sayfasında yapılmıştır. Proje faaliyetleri detaylıca www.beslersifa.com web sayfasında yayımlanmıştır.

Sonuç olarak; Doğal yaşam için gerekli gıda tedarik zincirlerine ve becerilerinin önemine vurgu yapılmış ve bununla ilgili Güdül'deki destinasyonlarda (şifa yolu) kapasite geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Tıbbi ve aromatik bitkilerle çevremizi ve yaşamımızı güzelleştirebileceğimize vurgu yapılmıştır. Güdül'de ekoturizm ve agro turizmle sürdürülebilir ve insani kalkınma hakkına vurgu yapılmıştır ve bu konuda yapılan çalıştay rol model olmuştur.

Projeye destek veren kurumlar ve bireyler, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların sağlıklı yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemli bir rol oynamaktadır. Şifa Yolu, doğal kaynaklardan faydalanarak insanların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak önemli bir girişim olan Ekoköy Evi olarak faaliyetlerine devam edecektir.








Sorgun Tabiat Parkı İçin Çözümler

Tabiat parkları Milli Parklar Kanunu’nda; “Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara büyüklüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarıdır” şeklinde ifade edilmektedir.  Türkiye’nin ilk tabiat parkı 1983 yılında kurulmuş olan Fethiye Ölüdeniz’deki Kıdrak Tabiat Parkı’dır.  1983 yılında kabul edilen 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na göre, sadece Milli Parklar ve Tabiat Parkları için rekreasyon ve turizm gibi amaçlara tahsis edilebilir.

Türkiye’de tabiat parklarında yapılan araştırmaya göre ülke genelinde toplamda 53 farklı rekreatif aktivitenin tabiat parklarında yapıldığı görülmektedir. Buna göre ‘doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık, piknik’ en fazla yapılan aktivite olma özelliğindedir. Buna ilaveten en az yapılan aktiviteler; deve gezintisi, fırın, ip parkuru ve pentatlon, mavi gölde yüzme ve trenle göl turudur. Aktivite zenginliği bakımından Samsun- Vezirsuyu tabiat parkı(21), Bolu- Abant Gölü Tabiat Parkı(17), Harmankaya Kanyonu(15), Avcıkoru(15) ve Şahinkaya Kanyonu(15) Tabiat Parkları ülkemizdeki rekreasyonel aktivitesi en zengin tabiat parkı olma özelliğindedir. Sorgun Tabiat Parkı’nın geliştirilmesine yönelik bu özelliklerdeki tabiat parkları ziyaret edilebilir. Diğer yandan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve proje fonlama kurum ve kuruluşları ile işbirliklerine devam edilebilir.

Türkiye’deki tabiat parklarının fiziksel altyapı olanakları ve donatılar bakımından değerlendirdiğimizde; kır gazinosu/kahvesi/lokanta, WC, giriş kontrol noktaları, büfe, çocuk oyun alanı, kameriyeler, piknik alanları ve mescitler, otopark, seyir terası-kulesi, idari hizmet binası, bekçi evi, piknik masaları, halat parkuru, karavan parkı gibi sıralanabilir. Bu imkânlar ve dahası Sorgun Tabiat Parkı için düşünülebilir (Doğanay Yener, 2021).

Güdül ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı'nda verilen bilgilere göre önemli bir destinasyon olan Sorgun Ankara'nın Köroğlu Dağları'ndaki zirvesinde bir hazinedir. Bu hazinin kıymetini bilmek gerekiyor.

Sorgun Tabiat Parkı

Ankara'nın Güdül ilçesine bağlı Sorgun beldesinde yer alan Sorgun Tabiat Parkı, 54 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Parkın kuzey ve doğusunda Sorgun Göleti, güneyinde ise karaçam ormanları bulunmaktadır. Batısında ise geniş çayır alanlarıyla çevrili olan bu park, doğal güzellikleriyle göz kamaştırmaktadır.

Ankara'dan Sorgun Tabiat Parkı'na iki farklı güzergah ile ulaşabilirsiniz. İlk yol, Ankara'dan Ayaş ve Güdül ilçeleri üzerinden geçerek, Kamanlar, Yeşilöz ve Sorgun Beldeleri'ni takip ederek parka ulaşmanızı sağlar. İkinci güzergah ise Ankara-İstanbul otoyolunun 60. kilometresinden Güdül yoluna saparak, Çeltikçi Beldesi'nden geçip sırasıyla Kurumcu, Hüyük ve Kınık köylerini takip ederek Sorgun Beldesi üzerinden parka varmanızı mümkün kılar.

Sorgun Tabiat Parkı, turizm ve rekreasyon açısından bölgenin önemli merkezlerine yakınlığı ile dikkat çekmektedir. Hem doğal kaynakları hem de konumu itibarıyla park, çevresi ve Ankara için önemli bir çekim merkezi olma potansiyeline sahiptir. Orman ve göl manzaraları ile ziyaretçilere benzersiz manzara güzellikleri sunan park, rekreasyonel olanaklarıyla da öne çıkmaktadır.

Sorgun Tabiat Parkı, doğa turizmi odaklı pek çok aktivite için uygun alanlara sahiptir. Piknik, çadırlı veya karavanlı kamp, bungalov tipi konaklama, manzara seyir, yürüyüş ve koşu parkurları, flora ve fauna izleme gibi birçok etkinlik, parkta kontrollü bir şekilde gerçekleştirilebilir. Halen daha çok piknik amaçlı kullanılan park, yılın her döneminde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi sayısı artmakta, okulların kapalı olduğu Haziran-Eylül ayları arasında ise en yoğun dönemini yaşamaktadır.

Parkın başlıca kaynak değeri, içinde bulunan doğal orman dokusu ve göldür. Bu eşsiz doğal güzellikler, Sorgun Tabiat Parkı'nı ziyaretçiler için cazip bir destinasyon haline getirmektedir.

Sorgun Tabiat Parkı, doğanın kalbinde huzurlu bir kaçış arayanlar için ideal bir mekandır. Bu benzersiz doğa harikasını keşfetmek için yılın her döneminde ziyaret edebilirsiniz.

Doğanay Yener Ş. (2021) Türkiye’deki tabiat parklarının rekreasyonel açıdan analizi, Eurasian Journal of Forest Science 2021 9(3): 122-133, İstanbul. Makale: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2002228







TOZUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ŞİFASI

Nisan ayı geldiğinde, gökyüzünde beliren gri bulutlar ve yağan yağmur, aslında sadece mevsim değişikliğinin işareti değil, aynı zamanda doğanın bize sunmuş olduğu bir armağandır. Nisan yağmurlarıyla beraber gelen çöl tozları, sağlığımız üzerinde şaşırtıcı ve faydalı etkilere sahiptir.

Mart ayında cemrelerin düşmesi yani hava, su ve toprağın ısınmasıyla birlikte Hıdırellez ile bahar kendini hissettirir. Zemzem suyu gibi şifalı ve besleyici özellikte olan Nisan yağmurları başlar. Çünkü Nisan ayında yağan yağmur suyu saf su olmayıp, yapısında bol miktarda azot, demir, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli besin elementleri bulunur.

Bilim adamlarının araştırmaları, çoğumuzun Türkiye'deki rüzgâr erozyonu sebebiyle olduğunu düşündüğü tozların aslında Sahra Çölü'nden geldiğini ortaya koymaktadır. Atmosferde taşınan bu tozlar, üzerimize yağarak çeşitli alanlarda fayda sağlar. Özellikle, çöl tozlarının içeriğinde bulunan demir, dikkate değer bir özelliktir.

Çöl tozları, içinde %5 oranında demir barındırır. Ancak bu demir, canlılar tarafından direkt olarak kullanılamaz. Doğadaki demir genellikle +3 değerliklidir ve metabolizmada kullanılan demir +2 değerlikli olmalıdır. İşte burada çöl tozlarının önemi devreye girer. Nisan yağmurlarıyla gelen çöl tozlarının içindeki demir, +2 değerlikli bir formda bulunur. Bu durumda, demir eksikliği anemisine bağlı kansızlık sorunu olan hastalar için oldukça faydalı olabilir.

Bilindiği gibi, kansızlık sorununda kullanılan demir preparatlarının çoğu +3 değerlikli demir içerir. Ancak, vücutta kullanılabilmesi için bu demirin +2 değerlikli hale gelmesi gerekmektedir. İşte burada Nisan yağmurları ve çöl tozlarının getirdiği +2 değerlikli demir devreye girer. Bu demir formu, kansızlığın daha hızlı bir şekilde tedavi edilmesine yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Sürücü, tozların, bitkilerin üzerini aşırı derecede kaplarsa solunumunu engelleyeceğini ve olumsuz etki yapabileceğini söylüyor. "Bitki temiz kalırsa hiçbir zararı kalmaz. Besin element noksanlığı gösteren bütün bitkilere yararı olur. Toprakta mesela bitkiler için gerekli olan mutlak gerekli besin elementleri var. Bunlardan mikro elementler, bitki için çok gerekli olan bitki besin elementleri. Demir, bakır, çinko, mangan bunlar gibi mikro element toprakta azsa o bölgede yetişen bütün bitkiler besin element bakımınca az kalır. Mesela çinko ve demir beslenme açısından çok önemlidir. O bölgede toprakta noksanlık varsa bitkide de noksanlık olur. Bitkide noksanlık varsa o bölgede beslenen hayvanlarda da noksanlık olur. İnsanlar da neyle besleniyor? Bitkiler ve hayvanlarla besleniyorlar. Dolayısıyla insanlarda da çinko ve demir noksanlığı meydana gelir. Fakat o gübrenin, mikro elementin orada tamamlaması beslenme zincirini tamamlamış olur. Çok daha güzel bir sonuca varılmış olur (URL-1).


Bununla birlikte, çöl tozlarının getirdiği faydalar yalnızca sağlıkla sınırlı değildir. Aynı zamanda, bu tozlar bitkiler için de önemli bir besin kaynağı olabilir. Yağmur sularıyla toprağa karışan çöl tozları, içerdikleri besin elementleriyle bitkilerin gelişimine katkı sağlar.
Çöl tozlarının buğday üretimine etkisi önemli ölçüde olmakla beraber buğdaylar için belirli koşullarda organik gübre olarak kullanılabilmektedir (Ezzati, 2009:137). Çöl tozları, yağmurlarla beraber toprağa karıştığında demir, kil, mantar ve bakteriler toprağın yapısını zenginleştirmektedir. Yine çöl tozlarının Spirulina denilen ve ticari amaçlı üretilen bir mikro alg türünün üretimine olan katkıları da tespit edilmiştir (Yılmaz, 2006:3). Çöl tozlarının bitki gelişimleri üzerine olan etkileriyle ilgili olarak Ezzati, 2009’daki çalışmasında atmosferik taşınıma giren değişik kaynaklı toprakların bitki gelişimlerine olan etkilerini laboratuar ortamında incelemiştir. Bu çalışmada Sahra, Zabol (İran) ve Ankara gibi değişik coğrafyalardan alınan toprakların buğday bitkisine olan etkileri iklim dolaplarında incelenmiştir. Harran Ovası’nda TÜBİTAK’ın deneme tarlasında çöl tozlarının pamuk üretimine olan etkisi bir sezon boyunca uygulanmıştır. Bir metreküplük tankta çözülen çöl tozu gün boyunca güneş altında bekletilmiş ve deneme tarlasına verilmiştir. Kontrol tarlasına ise Atatürk Barajı’ndan gelen normal su verilmiştir. Sezon sonunda her iki tarladan örnekler toplanmış ve elde edilen ürünler tartılmıştır. Yapılan tahliller ve analizler sonucunda % 11 lik bir fark ortaya çıkmıştır. Çöl tozlarıyla sulanan deneme tarlasında demir oranı % 300 artmış ve ayrıcı organik madde ve fosfat miktarlarında da artışlar olmuş, tuzluluk oranı ise bir nebze de olsa düşmüştür (Saydam, 2002: 45).

Konya’da bulunan Mevlana Dergâhı’nda Mevlevîler, “nisan tası” adı verilen kaplara topladıkları nisan yağmurlarını, dergâhı ziyarete gelen misafirlere ikram ediyorlar, bu suyun bazı dertlere şifa olacağına inanıyorlardı. Eskiler “Nisan yağmurları, Mayıs çiçeklerini getirir.” demişlerdir.

Her nefes alışınızda binlerce zerre vücudunuza giriyor ve yaşamımızın her anında varlığını sürdürüyorlar. Yazar Hannah Holmes'un kaleminden çıkan TÜBİTAK Yayınları'nın yeni eseri "Tozun Gizli Hayatı", bu mikroskobik dünyanın sırlarını gözler önüne seriyor. Yazar astronomiden arkeolojiye, insan sağlığından endüstriye pek çok alanda tozun ve toz hakkında bildiklerimizin önemini anlamamızı sağlayan bilgiler sunuyor.

Sonuç olarak, çöl tozlarının Nisan yağmurlarıyla birlikte getirdiği +2 değerlikli demir, sağlığımız için önemli bir destek olabilir. Bu nedenle, doğanın bu mucizevi döngüsünü daha yakından takip etmek ve değerlendirmek, yaşamımızın kalitesini artırmak açısından büyük önem taşır.



Özet;

Atmosferde taşınan tozlar, üzerimize yağarak çeşitli alanlarda fayda sağlar. Özellikle, çöl tozları barındıran ve Nisan Yağmurları diye nitelendirilen yağmurlar demir, dikkate değer bir özelliktir. Çünkü Rumi takvime göre Nisan ayında yağan yağmur suyu saf su olmayıp, yapısında bol miktarda azot, demir, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli besin elementleri bulunur. Bilim adamlarının araştırmaları, çoğumuzun Türkiye'deki rüzgâr erozyonu sebebiyle olduğunu düşündüğü tozların aslında Sahra Çölü'nden geldiğini ortaya koymaktadır. Çöl tozları, içinde %5 oranında demir barındırır. Ancak bu demir, canlılar tarafından direkt olarak kullanılamaz. Doğadaki demir genellikle +3 değerliklidir ve metabolizmada kullanılan demir +2 değerlikli olmalıdır. İşte burada çöl tozlarının önemi devreye girer. Nisan yağmurlarıyla gelen çöl tozlarının içindeki demir, +2 değerlikli bir formda bulunur. Bu durumda, demir eksikliği anemisine bağlı kansızlık sorunu olan hastalar için oldukça faydalı olabilir.

Tozla ilgilli diğer konulara değinebiliriz. Arazilerin bitki örtüsü zayıflığı sebebiyle özellikle patates hasat edildiği ekim kasım aylarındaki toz taşınımından kaynaklanan sorunlar ‘toz taşınımı çalıştay ve sempozyumları’ ile meteoroJi ile irdelenmektedir. Bu soruna ilişkin Genel Müdürlüğümüz rüzgar perdeleri tesis edilmesini teşvik etmektedir. Tozla Mücadele Yönetmeliği, Asbesli inşaat tozları dâhil çalışanların yaptıkları işlerden dolayı toz maruziyetinin olabileceği işyerlerinde uygulanır. Toz metalürjisi, imalat tekniğinin kullanımı gün geçtikçe mühendislik malzemelerinin üretiminde artmaktadır. Yazar Hannah Holmes’un kaleminden çıkan TÜBİTAK Yayınlarının eseri "Tozun Gizli Hayatı", toz hakkında çok detaylı bilgiler veriyor.


  1. Ezzati, R. (2009). “Atmosferik Taşınıma Giren Değişik Kaynaklı Toprakların Bitki Gelişimlerine Etkilerinin Araştırılması”, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, s.137.
  2. Holmes, H. (2011). Tozun gizli hayatı: Evrenden mutfak tezgâhına küçük şeylerin büyük sonuçları. (E. Kılıç, Çev.). TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları.
  3. Saydam, A.C. ( 2002). “İklim Kontrolü”, Bilim-Teknik Dergisi, s.39-48
  4. Şengün, M. T., & Kıranşan, K. (2012). Çöl tozlarının Türkiye’de doğal ve beşeri ortam üzerine etkisi. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(2), 1-15. Makale: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/715556 
  5. URL-1: https://www.trthaber.com/haber/yasam/col-tozu-bitkilere-yararli-mi-567098.html
  6. Yılmaz, G. (2006). “Değişik Toprak Kökenli Doğal Besin Ortamlarının Spırulına Üretimine Etkilerinin Kesikli Reaktörler Kullanılarak İncelenmesi”, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, s.93.

 

 

Güdül Ekoturizm ve agroturizm Çalıştayını Balıkesir Turizm Kongresinde Sunduk

 Besler Şifa - Ekoköy Evi, Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde gerçekleştirilen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi'ni duyurmaktan gurur duyar.

Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyi'nin iş birliğiyle düzenlenen kongre, 18-20 Nisan 2024 tarihlerinde BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonu'nda başladı.

Kongrenin açılış programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve birçok önemli isim katıldı. 

Açılış töreninde, kongrenin amacı ve önemi hakkında konuşmalar yapıldı ve katılımcılara teşekkürler sunuldu. Kongrede uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağı dile getirildi.

Kongre, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden birçok akademisyeni ağırlıyor. Balıkesir'in turizm potansiyeline dikkat çekilirken, kongrenin sektöre önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi oturumlar ile sosyal programlar kapsamında zengin bir içerik sunulacak.

Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, bu önemli etkinliğin düzenlenmesine katkı sağlayan tüm kurum ve kişilere teşekkür eder ve kongrenin başarılı geçmesini dileriz.

Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde; Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyinin iş birliği ile düzenlenen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi, BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

18-20 Nisan 2024 tarihlerindeki kongrenin açılış programına; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Vali Yardımcısı Mustafa İlhan, BAÜN Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay, Prof. Dr. Fatih Satıl, senato üyeleri, Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich, İl Kültür ve Turizm Müdür V. Aytekin Yılmaz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan kongrenin açılışında konuşan; Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağını dile getirdi. Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, kongrenin hayırlı olması dilekleriyle sözlerini tamamladı.

Ortak üniversitelerden Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich de organizasyonun parçası olmaktan duydukları memnuniyeti ifade ederek, kongrenin alanda yapılan çalışmalara katkı sunması temennileriyle hayırlı olması dileklerinde bulundu.

Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu da, farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden akademisyenleri üniversitede ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiği konuşmasında, her geçen gün güçlenen akademik kadrosuyla Balıkesir Üniversitesinin 2024 yılında birçok ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyuma ev sahipliği yapacağını söyledi. Rektör Oğurlu, kongrenin düzenlenmesine destek olan kurumlar ile katılımcılara da teşekkür ederek, etkinliğin verimli geçmesi temennilerini paylaştı.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da yaptığı konuşmada Balıkesir’in tüm ilçeleriyle birlikte güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, bundan sonraki süreçte de Balıkesir’in turizmdeki yerini güçlendirecek çalışmaları gerçekleştireceklerini dile getirdi. Başkan Akın, kongreye katkıları bulunanlara da teşekkürlerini sundu.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da kongrede bir açılış konuşması yaparak Balıkesir’in ilk turizm hareketliliğini başlatan şehirlerden biri olduğunu vurgularken; Marmara ve Ege’de uzanan kıyıları, sahip olduğu jeotermal kaynakları, biyolojik çeşitliği ve tarihsel atmosferi bir arada yaşatan güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Vali Ustaoğlu, kongrede emeği geçenlere ve katılımcılara da teşekkür etti.

Türkiye'de turizm alanında düzenlenen ilk kongrelerden biri olarak köklü geçmişi bulunan Balıkesir Turizm Kongresinin açılış programı; protokol üyeleri tarafından kongrede emeği geçenlere ve açılış paneline katılanlara plaket takdiminin ardından anı fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.

Kongre, moderatörlüğünü BAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt’un yaptığı ve UCF Rosen College of Hospitality Management akademisyenlerinden Doç. Dr. Mehmet Altın ve İstanbul Beykent Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Esat Özata’nın konuşmacı olarak katıldığı açılış paneli, sonrasında da Özbekistan Alfraganus Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Khalilov Sirojiddin Sherali Ugli’nin gerçekleştrdiği “Development of Competitive Advantages of the National Tourist Sector in Uzbekistan” başlıklı sunumu ile devam etti.

8 farklı ülkeden 29’u uluslararası 84'ü ulusal olmak üzere 113 bildirinin sunulacağı kongre, BAÜN Turizm Fakültesinde gerçekleştirilecek eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi akademik oturumlar ve Balıkesir’de gerçekleştirilecek sosyal program ile tamamlanacak.









 

Ankara'nın Kamp Alanları

 Ankara, etrafını saran milli parklar, berrak göletler ve doğa koruma alanları ile donatılmış, gençler ve arkadaş grupları için mükemmel kamp seçenekleri sunan bir şehirdir. Ankara'nın en gözde kamp alanları, bütçenize uygun veya ücretsiz seçeneklerle unutulmaz bir doğa kaçamağı yapma imkanı sunar. Bu alanlar, sıcak yaz günlerinde serin havası ve doğal güzellikleriyle özellikle gençlerin ilgisini çeker.

Soğuksu Milli Parkı:

Ankara'nın popüler doğa kaçış noktalarından biri olan Soğuksu Milli Parkı, modern yaşamın gürültüsünden uzak, çam ormanları içinde huzurlu günler geçirmek isteyenler için idealdir. Doğa sporları, yürüyüş parkurları ve muazzam manzaraları ile öne çıkar.

Tahtacıörencik Ekokamp:

Köyden ve süvari deresinden azami derecede faydalanarak harika bir kamp yapabilirsiniz. Böylede doğal yaşam üreticileriyle tanışır ve doğal tarımla üretilen ürünlerden elde edebilirsiniz.

Işık Dağı Karagöl Kamp Alanı:

Işık Dağı'nda bulunan Karagöl, çam ormanları arasında gizlenmiş bir doğa harikasıdır. Tatlı suya sahip olması ve yüzme imkanı sunmasıyla Ankara'nın mükemmel kamp alanlarından biridir. Yüksek oksijen seviyeli havada doğa yürüyüşleri ve fotoğraf çekme imkanı sunar.

Şahinler Tabiat Parkı Kamp Alanı:

Şahinler Tabiat Parkı, Ankara'nın en çok tercih edilen doğa koruma alanlarından biridir. Zengin bitki çeşitliliği ve vahşi yaşam güzellikleri ile bilinir. Yürüyüş parkurları ve fotoğraf çekmek için harika köşeler sunar.

Çamkoru Tabiat Parkı:

Çamkoru Göleti etrafında yer alan bu tabiat parkı, korunan doğası ile dikkat çeker. Çadırınızı çam ağaçları altında kurabilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Sıcak günlerde gölde yüzme veya olta balıkçılığı yapma imkanı sunar.

Sorgun Göleti Kamp Alanı:

Sorgun Göleti, kartpostal gibi manzaralar sunan, her mevsimde güzellikte bir gölet olarak öne çıkar. Olta balıkçılığı, doğa yürüyüşleri ve temiz havada dinlenme imkanı sunar.

Çitköy Alakamp:

Hacılar Deresi'nin berrak suları kıyısında yer alan Çitköy Alakamp, organik ürünlerle zenginleşen bir kamp deneyimi sunar. Sinema gösterimleri, canlı müzik performansları ve kamp ateşi etkinlikleri ile keyifli akşamlar geçirebilirsiniz.

Kurtboğazı Barajı Kamp Alanı:

Kurtboğazı Barajı, her ilçede bulunan kamp alanları arasında büyüleyici bir seçenek sunar. Baraj gölünde balık tutabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir ve sessiz ortamda meditasyon yapabilirsiniz.

Beynam Ormanları:

Beynam Ormanları, çam ağaçları altında çadır kurarak oksijen deposu havada dinlenmek isteyenler için ideal bir tercihtir. Fotoğraf safarileri, kaya tırmanışı ve doğa yürüyüşleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapar.

Kıbrıs Köyü Kanyonu:

Kıbrıs Köyü Kanyonu, muazzam manzaralar ve doğa sporları için ideal bir mekan sunar. Sıcak günlerde serinleyebileceğiniz kanyon sularında unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz.



Aluçdağı Milli Parkı Kamp Alanı:

Aluçdağı Milli Parkı, doğa yürüyüşleri, zipline ve ATV turları gibi etkinliklere ev sahipliği yapar. Yürüyüş parkurları ve seyir terasları ile büyüleyici manzaralar sunar.



Ankara'nın bu doğal güzellikleri, modern olanakların yanı sıra doğa severlere huzur dolu anlar yaşama fırsatı sunmaktadır.

Eczacıların Bitkisel Ürünler Hakkında Davranışlarının Değerlendirilmesi

Eczanelerde ilaç dışında bitkisel ürünlerin yer alması ve eczanelerin insanlar tarafından güvenilir bulunması sebebiyle eczaneler bitkisel ürünlerin satışında tercih edilmektedir. Bu kapsamda Türkiye’de eczanelerde yer alan bitkisel ürünler incelendiğinde Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat verilmiş 52 bitkisel ilaç varken, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onay verilen 51 bitkisel içerikli ürün bulunmaktadır. Türkiye’de satılan bitkisel ürünler hem içerik bakımından hem de reçeteli veya reçetesiz satışları bakımından önemli farklılık göstermektedir. Satışı yapılan bitkisel ürünlerin bir kısmı hekim reçetesiyle temin edilebilirken bir kısmı ise reçeteye tabi değildir.

Bitkisel ürünler genellikle düşük riskli olarak algılansa da potansiyel sağlık riskleri bulunabilir ve toksik etki gösterebilir. Bitkinin içeriğinde yer alan fitokimyasalların veya metabolitlerin toksik etkili olması, tağşiş durumu, çevresel kirleticiler ve mikroorganizma kontaminasyonları bitkisel ürünlerin toksisitesinde önemli etmenlerdir.

Fitoterapi, aromaterapi ve tıbbı aromatik bitkiler

Bitkisel ürünlerle ilgili yapılan araştırmalar incelendiğinde bu araştırmalar genellikle tamamlayıcı tıp başlığı içerisinde "fitoterapi, aromaterapi ve tıbbı aromatik bitkiler" bünyesinde incelenmektedir.

Bu kapsamda kullanılan bitkisel ürünler hakkında hekim ve eczacının bilgilendirilmesi gereklidir. Özellikle bitkisel ürünlerde doğru bitki, standardizasyon, uygun doz, ürünün kullanım süresi ve riskli gruplarda kullanımı çok önemlidir. Aynı zamanda diğer önemli bir konu ise bitki-ilaç etkileşimleridir. Bitki-ilaç etkileşimleri güvenlik sorunu oluşturmaktadır. Bitkisel ürünler genellikle birden fazla madde ihtiva etmekte olup sentetik ilaçlar ile arasındaki etkileşimler, farmakokinetik ve/veya farmakodinamik olarak gözlenmektedir. Dolayısıyla bitkiler kullanılan ilacın emilimi, dağılımı, metabolizması ve atılımı üzerinde farklılıklara yol açabilir. Bitki-ilaç etkileşimi sonucunda hasta üzerinde beklenen terapötik etki görülmeyebilir. Bitkiler ile ilaçlar arasındaki potansiyel etkileşimler hakkında bilgi eksikliği hastaların güvenliği açısından tehlikeli bir durumdur. Bitki-ilaç eş zamanlı tüketimi ve bitki-ilaç etkileşimleri zararlı etkilere ve ölümcül sonuçlara neden olabilir.

Sonuçlar

Eczacıların %54,3’ü bitkisel ürünleri sıklıkla sattığını bildirmiştir. Eczacılar bitkisel içerikli ürünleri %61,4 oranı ile bağışıklık sistemini destekleme amaçlı satmaktadır. Eczanelerdeki bitkisel ürünlerin %51,4'ünün pediatrik hasta grubu için tercih edildiği görülmüştür. 

Eczacıların %45,7’sinin bitkisel ürünler hakkında ürün satış temsilcilerinden bilgi aldığı ve %41,4’ünün fitofarmakovijilans kavramını daha önce duymadığı tespit edilmiştir. Araştırmada eczacıların %92,9’u bitkisel ürünlerin güvenliği hakkında endişe duyarken, %95,7’si bitkisel ürünler ile ilgili yasal düzenlemeleri yetersiz bulmuştur. 

Sonuç olarak serbest eczacılar bitkisel ürünler hakkında hastalara doğru tavsiyelerde bulunmalı ve bu konuda güçlü bir bilgi birikimine sahip olmalıdır. Eczacıların bitkisel ürünlerle ilgili güncel donanıma sahip olmaları için meslek içi eğitimler planlanmalıdır. Bitkisel ürünlerle ilgili yasal düzenlemeler sorumlu otoriteler tarafından daha ayrıntılı yapılmalıdır.

Fitofarmakovijilans (fitovijilans); “bitkilerin kullanımına bağlı istenmeyen etkilerin ve diğer muhtemel sorunların saptanması, değerlendirilmesi, tanımlanması ve önlenmesi ile ilgili bilimsel çalışmaları” kapsayan bir terim olarak tarif edilmektedir.

Makale: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3444076



Sincan'da Tarım ve Kırsal Kalkınma

Sincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 17. yüzyıl arşiv kayıtlarında Sincan köyünün adına rastlanmaktadır. Sincan'a 100 hanelik Romanya Köseabdi (yani şimdi Bulgaristan Kemaller İlçesi Raynino Köyü) 'den göçmenler getirilmiştir. Diğer bilinen tabirle Deliorman Türkleri ile gelişim sağlanmıştır. Bunlar Sincan'a gelirken lale soğanları ile birlikte gelmişlerdir. Bu nedenle de Sincan denildiğinde öncelikle akla lale ve lale bahçeleri gelmektedir. Soydaşlarımızın buraya yerleştirilmeleri ile tipik bir göçmen köyü görünümünü alan Sincan, İstanbul-Ankara tren yolu ile Ankara-Beypazarı-Ayaş devlet karayolu üzerinde olması nedeniyle kısa zamanda hızlı bir şekilde gelişmiş, 1956 yılında bucak merkezi haline getirilmiş, aynı yıl merkezde belediye teşkilatı kurulmuştur. Sincan bucağı 30 Kasım 1983 tarihinde çıkartılan 2963 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiş, daha sonra da 8 Mart 1988 tarih ve 88/12721 sayılı bakanlar kurulu kararıyla Büyükşehir Belediye sınırları içerisine alınmıştır.

Alagöz Karargahı Müzesi, Uyuz Hamamı, Ziir vadisi, Bacım Sultan Türbesi, Girmeş Kalesi, Aşağı Pınar    Çeşmesi ve Çamaşırhane gibi yapılar bulunur. Sincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 17.nci yüzyıl arşiv kayıtlarında Sincan Köyünün adına rastlanmaktadır. Şen, Canlı İnsanların Yurdu anlamına gelen Sincan, İpek Yolu’na yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmıştır. Asya’da da aynı ismi taşıyan bazı yerleşim alanları bulunmaktadır. Sincan Adının Manası yani Sincan(Astragalus) yapraklı birleşik salkım şeklinde çiçek yada Sakızlı bir çeşit çalı türü olarak dile getirilmiştir.

Batıya eğimi azalan bir oluk vadi görümündedir. Ovanın çevresinde yüksek noktalar ise Meşe Doruğu (1248 m.)  Belören Dağı (1150 m)  dir. Ankara Çayı ilçeyi 2 ye bölmektedir.

Sincan ve çevresinde morfoğrafik olarak 3 anabirim ayırtetmek mümkün dür. Bunlar ova tabanı, vadi tabanları, sırtlar, kertik vadiler ve tepelerdir. Ova tabanı, ortalama bir değerle 800 m. yüksekliğe sahiptir, eğimi çok azdır (ortalama % 2) ve parçalanmamış geniş alanlar halinde uzanır (O. Erol, 1973). Sincan'ın üzerinde kurulduğu ova kesimi, Ankara Ovasının Mürted Ovası ile birleştiği kesime çok yakındır Malıköy Ovası haritanın güneybatısında, Çubuk Ovası ise kuzeydoğusunda yeralmaktadır. Buna göre, Sincan'ın etrafı Ankara Ovası-Mürted Ovası-Malıköy Ovası ile çevrilmiş durumdadır.

Vadi tabanları ise, Sincan yakınlarında ancak güneyde görülmektedir. Buralarda da fazla bir parçalanma yoktur, kolaylıkla su temin edilebildiğinden tarım alanı olarak kullanılmaya daha elverişlidirler. Nitekim, çevrede kil merceklerinin oluşu artezyen kuyularının açılmasına imkan verdiğinden su bulunmasını kolaylaştırmaktadır. Tepelerin yükseltileri azdır, kertik vadiler derin yarılmalara uğramamışlardır.

Morfoğrafik özellikler Sincan ve çevresinde beşerî faaliyetleri olumlu yönde etkilemektedir. Sincan'ın üzerinde kurulduğu ova tabanı yerleşme ve ulaşım açısından elverişlidir. Arazi kullanımı yönünden diğer bir elverişli birim de vadi tabanlarıdır, buralar özellikle (konuya şehircilik açısından bakacak olursak) park bahçe ve spor alanları yapılarak değerlendirilebilir.

Hidrografya açısından Sincan’da tabansuyu yüksek olup Emiryaman Fatih arasında Kepir Gölü ile şimdi sanayi ve organize sanayi bölgesinin yer aldığı Ankara çayı civarında bataklıklar drenaj edilerek kullanıma açılmıştır.

Sincan'da Tarım

Ankara ili Anadolu topraklarında geçmişten günümüze verimli topraklarında tarımsal üretimin can bulduğu bir şehir olmuştur. Her ne kadar kırsal alanlar terk ediliyor olsa da gelecek yüzyılın stratejik sektörlerinden birisi olarak görülen tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanması Ankara’da yaşayanlar kadar Türkiye nüfusu açısından da önemlidir. Unutulmamalıdır ki son yıllarda hızlı bir göçe maruz kalan Ankara Türkiye nüfusunun önemli bir miktarını oluşturmaktadır. Özellikle bilgi teknolojisinin tarımda etkili bir şekilde kullanıldığı, yenilikçi uygulamaların benimsenerek yaygınlaştırıldığı, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Ankara keçisi, bitki ve hayvan türlerinin üretiminin teşvik edilmesi kadar verimliliği yüksek bitki türleri geliştirilmesi, organik tarım, yağlı tohumlar ve tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin geliştirilmesi önemlidir.

Yenikent Beldesinde Zir Vadisi bulunmaktadır. Bir zamanlar çoğunluğu Boşnak göçmenlerin olduğu 1000 haneden oluşan, çarşısı, camisi, hamamı olan Büyük İstanoz ilçesi, geçimini sof işleyerek sağlamaktaydı. Günümüzde geçimini kısmen tarım ve sebzecilik ile sağlayan bir yerleşim bölgesidir. Yenikent kavun ve karpuzuyla ünlüdür.

Ankara merkezinin gelişim seyri Atatürk Orman Çiftliği kurulması ve 1924, 1932, 1957, 1969, 1986 imar planları ile Polatlı ovasına doğru olması arzu edilmiştir. Sincan ve Kazan’a doğru gelişim daha sonra gerçekleşmiştir. Bu döneme kadar tarımsal üretimini devam ettirmiştir. Nitekim İlyakut ve Mülk gibi köylerde tarımsal üretim devam etmektedir (URL-1).

Ankara’nın Tarım Şehri; Sincan

Ankara Genel olarak Konya'dan sonra tarım arazisi büyüklüğü açısından ikinci sıradadır. Sincan ilçesi 2023 itibariyle 550 bin nüfusu ve Etimesgut'la beraber 1 milyondan fazla nüfusuyla önemli bir tarım potansiyeli içermektedir. Özellikle ilçede yükte hafif pahada ağır kavun, nane, turp, havuç, ıspanak, marul, Aspir, kimyon, iğde gibi sebze e ağırlıklı tarımsal üretim yapılabileceği öngörülmüştür.

Sincan ilçesinde Sarayköy büyükova koruma alanı ve hemen yakındaki Ayaş'a bağlı İlhanköy büyükova koruma alanı ile önemli bir alana sahiptir. Ankara'da Sulak alan toplam miktarı bakımından Beypazarı ve Haymana'dan sonra 2014 verilerine göre 101.699 dekarlık alan ile üçüncü ilçedir. Diğer yandan ilçede lale soğanı yetiştiriciliği konusunda bir aksiyon alınmıştır.

İlçede 5 tane Organize Sanayi bulunması yanında %65'i ekilebilir ve dikilebilir arazi potansiyeli ile ziraat şehri olarak telakki edilebilir. Sincan Belediyesi öncülüğünde İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odası Başkanlığı ile beraber yeşil/ kırmızı mercimek, arpa, nohut, buğday ekimi ve tohumunu tedavisine yönelik destekler sunulmaktadır. Diğer yandan Polatlar köyünde yerli ve tarımsal üretim alanı belediye tarafından 2021 yılında açılmıştır.

Sincan’da köylü pazarı kurulan alanlar şöyle: Salı Mevlâna Semt Pazarı, Çarşamba Menderes TOKİ Pazarı, Cuma Osmanlı Kapalı Semt Pazarı, Cumartesi GOP Mahallesi Eski Çarşamba Pazar yeri, Pazar Yenikent Kapalı Semt Pazarı olarak sıralanabilir. Ankara kırsal alanında tarıma dayalı sanayi işletmeleri sayısı bakımından en fazla işletmenin olduğu Yenimahalle, Çankaya ilçelerinden sonra 37 adet işletmeyle üçüncü ilçedir. 

Mimari üslubuna göre 14. yüzyıl sonuna tarihlenen camii ile meşhur İlyakut Köyünde özel sektör girişimcileri tarafından lavanta bahçeleri kurulmuştur. Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği: Standardize ve Farmakope Normlarında Katma Değeri Yüksek Bitkisel Ürün Hazırlanması projesi Ankara Kalkınma Ajansı tarafından desteklenerek Lokman Hekim Üniversitesi tarafından Polatlar köyünde yürütülmüş ve kekik bahçeleri tesis edilmiştir.

Sincan’da Kırsal Kalkınma: Geçmişten Günümüze Bir Bakış

Sincan, tarihi kökenlerine ve coğrafi konumuna dayanan zengin bir mirasa sahiptir. Köyden ilçe ve sonrasında da büyükşehir belediyesi statüsüne yükselmiş olan bu yerleşim birimi, kırsal kalkınma açısından önemli potansiyellere ev sahipliği yapmaktadır.

Kökenleri 17. yüzyıla dayanan Sincan, göçmen kökenli Eski Romanya Köseabdi (şimdi Bulgaristan Kemaller İlçesi Raynino Köyü) halkının yerleştirilmesiyle başlamıştır. Yenikent gibi bazı yerleşim birimlerinde Boşnakların yerleştirildiği de bilinmektedir. Diğer yandan Çorum, Çankırı ve Yozgat’dan gelen halkın sayesinde kendine göre bir kimlik oluşagelmiştir. Bulgar göçmenleri ve Niğde’den gelen ustalar sayesinde tatlıcılık konusunda potansiyel oluşmuştur. Bu tarihi kökler, günümüzde bile Sincan’ın karakterini ve kimliğini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır.

İstanbul-Ankara tren yolu ve Ankara-Beypazarı-Ayaş devlet karayolu gibi önemli ulaşım hatlarına yakınlığı, Sincan’ı ticari ve ekonomik anlamda cazip kılmıştır. Eskişehir yolu, İstanbul yolu ve Ayaş-Beypazarı yolu sincan ilçesini çok önemli bir güzergahta olduğunu göstermektedir. Tanıtımlarla kırsal kalkınmada rolünü etkinleştirebiliriz.

Sincan, kırsal alanlarında barındırdığı tarihi ve doğal zenginliklerle dikkat çekmektedir. Coğrafi yapısı, tarımsal üretim için uygun olanaklar sunmaktadır. Ova ve vadi tabanları, tarımsal faaliyetler için elverişli alanlar olarak değerlendirilebilir. Su kaynaklarının bolluğu ve arazi kullanımı açısından avantajlı bir konumda bulunması, tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi ve verimliliğinin artırılması için önemli fırsatlar sunmaktadır. Sincan’ın tarihi ve kültürel özelliklerini kırsal kalkınmayla entegre etmek gerekmektedir.

Sincan’ın kırsal kalkınma sürecinde dikkate alınması gereken bir diğer faktör de morfoğrafik özellikleridir. Ova ve vadi tabanları, yerleşim ve tarım için uygun alanlar olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda, bu bölgelerde park, bahçe ve spor alanları gibi sosyal ve rekreasyonel tesislerin geliştirilmesiyle kırsal yaşam kalitesi artırılabilir. Bir anlamda piknik, karavan ve kampçılık konusunda potansiyel tüketimleri ilçede üretilen sebze meyve ile geliştirmek anlamlı olacaktır. Özellikle haftasonu Beypazarı güzergahına akan yerli ve yabancı turizmcileri Yenikent pazarında ağırlamanın önemli olduğunu vurgulayabiliriz.

Hidrografik yapı, tarım ve sulama projeleri için önemli bir potansiyele işaret etmektedir. Tabansuyunun yüksek olması ve su kaynaklarının bolluğu, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gereklidir. Bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesi, kırsal kalkınmanın temel taşlarından biridir. Sakarya nehrinin en büyük kolu olan Ankara çayı’nın Sincan’dan geçip Ankara il merkezini terketmesi tarımsal sulamada kirlenmeyi de etkilemektedir.

Sonuç ve Öneriler

  1. İklim dostu tarım geleceğin tarımı olması yönünde bir eğilim gelişmiştir. Örneğin "Doğrudan Ekim yöntemi" ile "doğrudan ekim mibzeri" kullanılarak ekim yapılabileceği önerilmektedir. Diğer yandan 'rüzgar perdesi' ile canlı ağaçlar ile yapılan perdeleme rüzgarın etkisini azaltmakta ve süne gibi zararlar ile mücadelede başarılar sağlamaktadır. Yine 'solucan gübresi' kullanılarak verim artış sağlanmaktadır. Bunun yanında 'damlama sulama uygulaması' ile toprağı değil bitkiyi sulayan sistem önerilmektedir. Su kayıplarını azaltmaya yönelik 'gece sulaması' tavsiye edilmektedir. Diğer yandan 'malçlama, tür çeşidinin arttırılması, kompost yapımı' gibi uygulamalarla permakültür ve agroekoloji uygulamalarının yaygınlaştırılması eğitimleri gerekmektedir.
  2. Sincan ilçesinde doğal tarım yöntemlerinin geliştirilmesi yanında “Sincan Atalık Tohum Kıymetlendirme Merkezi” gibi doğal üretim ve topluluk destekli tarımın geliştirilebileceği faaliyet ve projeler geliştirilmelidir. Özellikle yerel kavun ve karpuz türlerinin geliştirilmesi bu anlamda önemlidir.
  3. Önemli nüfus potansiyeli sebebiyle doğal tarımsal üretim teşvik edilmeli; augmenta toprak analiz cihazı gibi destekler sunulmalı Sürdürülebilir ve iklim duyarlı tarım üretimi konusunda proje ve faaliyetler geliştirilmelidir.
  4. Sincan ilçesinde tarım ve kırsal kalkınmanın geleceğine yönelik akademik etkinlikler yapılmalıdır. Sincan Sürdürülebilir İnsani Ve Yerel Kalkma Stratejisi hazırlanmalı; tarımsal ürünlerini tedarik zincirine dâhil etme konusunda çözümler geliştirilmelidir.
  5. İlçede yükte hafif pahada ağır kavun, nane, turp, havuç, ıspanak, marul, aspir, kimyon, iğde gibi sebze e ağırlıklı tarımsal üretim yapılabileceği öngörülmüştür. Verimliliği yüksek bitki türleri ve yağlı tohumlar üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan lavanta ve kekik bahçelerinin geliştirilmesine yönelik tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin geliştirilmesi önemlidir.
  6. Sincan ilçesinin kentsel mekân kalitesinin artması için hemşericilikten ziyade mahalle aidiyetinin arttırılarak kentsel kimliğin geliştirilmesi ve Ankara metropoliten alanında özgün bir yere taşınması gerekmektedir. Semt pazarları bu yönde daha etkinleştirilebilir. Zehirsiz şehirler faaliyeti gibi doğal tarımı teşvik eden uygulamalar geliştirilmelidir.
  7. Ankara Çayı, Sakarya Nehri'nin en büyük kollarından biri olup Sincan'dan geçerek Ankara il merkezinden uzaklaşmaktadır ve bu durum tarımsal sulamayla kirlenmeyi de etkilemektedir. Ankara çayının tarımsal sulamada kullanılabilirliği ile ilgili dönemsel araştırmalar yapılmalıdır.
  8. Civardaki piknik, karavan ve kampçılık gibi faaliyetler, ilçede üretilen sebze ve meyvelerin tüketim potansiyelini artırabilir. Özellikle hafta sonları Beypazarı güzergahına yönelen yerli ve yabancı turistlerin Yenikent köy pazarında ağırlanması önem arz etmektedir.
  9. Sincan'ın tarihi ve kültürel mirasını kırsal kalkınma stratejileriyle entegre etmek gerekmektedir. Eskişehir yolu, İstanbul yolu ve Ayaş-Beypazarı yolu, Sincan ilçesini önemli bir ulaşım ağı içinde konumlandırmaktadır. Tanıtım ve ekoturizm faaliyetleriyle kırsal kalkınma sürecine aktif katkıda bulunabiliriz.

URL-1: http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/cadata2_17.pdf

Deli Orman; Balkan dağlarından ta Tuna'ya geniş  meşe ormanları uzanır, içlerinde kayın ve gürgen de bulunur. Rusçuk ile Silistre arasındaki bu sırt ta Tuna kıyılarına dek varır. Silistre'den Şumnu'ya değin bu ormanlık bölgeye (Deliorman) adı verilir. Burada yerleşik Türklerin yine burada devletler kuran Peçenekler ve Kumanlar boylarına ait olduğu bilinmektedir. Bu ad Türkçedir, Çılgın orman ya da Asırlık orman anlamına gelir. Sarı Saltuk gibi sünni yaşam biçimi olan Bektaşi geleneklerinden olan Türk din adamları hizmetler etmiştir. https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2040/tur




TRENDYOL ÜRÜNLERİMİZ

© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.