Matvejević, ekmeğin destanını yazarken Tanrı ile insan arasındaki ilişkiye, açlık ve bolluk arasındaki gerilime, savaş ve barışın sofrasına, yoksulluk ve zenginliğin toplumsal karşılıklarına değinir. “Evren ekmekle başlar” sözü etrafında şekillenen anlatı, ekmeğin hem doğanın hem de kültürün ürünü olduğunu vurgular. Ekmek kimi zaman umut, kimi zaman umutsuzluk; kimi zaman barışın simgesi, kimi zaman çatışmanın nedeni olarak insanlığın ortak hafızasında yer alır.
184 sayfalık bu eser, yalnızca tarihsel ve antropolojik bir inceleme değil, aynı zamanda insanın kendi içindeki açlığa da seslenen felsefi bir metindir. Yazar, “sadece ekmekle yaşanmaz” düşüncesini hatırlatırken, ekmeğin hayatın maddi ve manevi yönleri arasındaki köprü rolünü ustalıkla işler. Yapı Kredi Yayınları’ndan Meryem Mine Çilingiroğlu’nun çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Ekmeğimiz, ekmeğe ve insanlık serüvenine dair derinlikli bir okuma arayanlar için kalıcı bir başvuru kitabıdır.















BeslerŞifa Sabun, krem, merhem, macun, yağ, çay, sirke ve hacamat sülük; Eğitim/ Üretim/ Fason anlaşma yapan örnek bir sosyal girişim modelidir.