Ad

AROMATERAPİ

Aromaterapi, fitoterapi

PERMAKÜLTÜR

şifa yolu, fitoterapi, antibiyotik

YAĞLAR

şifa yolu

SABUNLAR

Güdül
BeslerŞifa Atölyesi

Kekik Yetiştiriciliği ve Üretimi

Türkiye’den ihracatı yapılan kekik ve yağı, Origanum türlerinden (özellikle O. onites L. ve O. vulgare L.) elde edilmektedir. Türk kekikleri ve kekik yağı karvakrolce zengindir. Kurak şartlarda kekik tarımında verim düşük, yağ oranı yüksek olurken sulanan şartlarda, yağ oranı düşük verim yüksek gerçekleşmektedir. Kekik yağı distilasyon yöntemiyle "distilasyon ünitesi" ile elde edilmektedir. Daha büyük çaplı uçucu yağ üretimleri için "imbik" kullanılır. Bilimsel çalışmalarda laboratuvar koşullarında drog herbada uçucu yağ oranı Clevenger cihazı kullanılarak ve kekik uçucu yağının bileşenlerinin tayininde Gaz Kromatografi/Kütle Spektrometre (GC/MS) cihazı kullanılmaktadır. Hasadının kolaylıkla yapılabilmesi ve en az 7-10 yıl ürün alınabilmesi sebebiyle tercih sebebidir. Bitki boyu 50-100 santim arasında kökleri saçak kök şeklinde 35 75 cm derinliğe kadar inmektedir. 

Baharat ve uçucu yağ sanayi için ekonomik önemi bulunan İstanbul kekiği (Origanum vulgare L. subsp. hirtum) ülkemizde çoğunlukla doğadan temin edilse de kültüre alınarak çeşitleri geliştirilmiştir. Ortalama bitki boyu 60-65 cm civarındadır. Çiçekleri oldukça küçük olup, beyaz renklidir. Uçucu yağ verimi % 3.6-5.7 arasında değişmektedir. Karvakrolce zengin uçucu yağa sahip olmakla birlikte timol ve linalool kemotipinde bitkilere rastlamak mümkündür. Uçucu yağındaki diğer önemli bileşenler β-caryophyllene, γ-terpinene, pcymene ve myrcene’ dir. % 40-84 oranında karvakrol taşır. Tohumları oldukça küçük olup, bin tane ağırlığı 0.2-0.3 g’dır. Tohum rengi kahverengi, şekli yuvarlak-ovaldir. Bitkinin çiçeklenme dönemi genellikle temmuz-ağustos aylarına rastlamaktadır.

Orignum çeşitleri her çeşit toprakta yetişmelerine karşın özellikle tınlı-killi alüvyal ve iyi havaalanıbilir nötr'den alkaliya kadar değişen pH 6-8 topraklarda iyi gelişmektedir. Direkt güneşten hoşlanmaktadır fazla su kök çürüklüğüne neden olduğundan derenajı iyi Topraklar yetiştiricil için elverişlidir bitki ilk tesis yılı hariç tutulursa soğuğa karşı oldukça dayanıklıdır. Fakat kumru topraklar yaz aylarında çok miktarda sulama gerektiğinden kekik yetiştiriciliğinde tercih edilmemektedir.


Kurağa ve soğuğa karşı dayanıklıdır. Yöney olarak kuzeyi açık, hava akımı
olan ve çiçeklenme döneminde sıcakların aşırı yükselmediği alanlarda verim ve uçucu yağ kalitesi yüksek olur. Toprak istekleri bakımından fazla seçici değildir. Kumlu–tınlı, su tutmayan ve hafif meyilli topraklar kekik yetiştiriciliği için uygundur. Kıraç koşullara İzmir kekiği, taban ve su tutan koşullara ise İstanbul kekiği daha iyi uyum sağlar.

Toprak İşleme ve Fide Dikimi:
Kekik bitkisi hem tohum hem de çelik ile çoğaltılabilir. Ancak tohum ile çoğaltılması daha pratiktir. Tohumlar Ekim-Kasım-Aralık aylarında özel olarak hazırlanan yastıklara ekilerek burada idare haline getirilir. Fideler araziye aktarılmadan önce derin sürüm yapılmalı, daha sonra diskaro-tırmık veya kazayak-tırmık kombinasyonu ile toprak yüzeyi düzeltilmelidir. Fide dikimleri ilkbaharda don riski ortadan kalktıktan sonra bölgelere göre Mart sonu ile Mayıs ayı ortalarına kadar yapılır. Fideler dikim makinası ile tarlaya şaşırtılır ve dikiminden sonra mutlaka can suyu verilmelidir. Kekik yetiştiriciliğinde 30 cm sıra üstü, 70 cm sıra arası dikim mesafesi uygundur. Fakat damla sulama yapıldığında damla sulamanın niteliklerine göre dikim yapılması tavsiye edilir.
İlk gelişme dönemi oldukça yavaş olduğundan yabancı otlarla rekabeti zordur. Malçlamak yabancı otlarla mücadeleyi kolaylaştıracaktır ve bahar aylarında3 ay boyunca 3 haftada 1 ot alımı gerekir. Ot alımı muhakkak elle yapılmalıdır. Eğer herbisit (ot ilacı) kalıntısı veya yabancı ot bulunması büyük ihracat problemleri oluşturmaktadır.

Hastalık ve Zararlıları:
Kekikte üretimi engelleyecek önemli bir hastalık ve zararlısı yoktur. Ancak taban suyu yüksek, su tutan ve geçirimsiz topraklarda bitki kök bölgesi iyi havalanamadığı için kök çürüklüğüne neden olan toprak kaynaklı fungal hastalıklara rastlanabilmektedir. Kekik bitkisi baharat ve tıbbi amaçlı olarak değerlendirilmektedir. Bundan dolayı organik tarımda kullanılanlar dışında hiçbir bitki koruma ürünü kullanılmamalıdır.

Gübreleme ve Bakım:
Ot ile mücadele en önemli bakım çalışmasıdır. Kekik kıraç koşullarda yetişir ve genel olarak yılda bir biçim alınır. İlk yıl bitki gelişimi yavaş olduğundan dolayı yabancı otlarla mücadele etmek ve bitkinin kök boğazını doldurmak amacıyla birkaç kez çapalama yapılmalıdır. Ertesi yıllarda ise yabancı otlarla mücadele etmek, toprağı havalandırmak ve buharlaşma ile topraktan su kaybını azaltmak için en az iki kere çapalanmalıdır.

Kekik tarlaları tesis edilmeden önce toprağın yapısını düzeltmek amacıyla dekara 5 tona kadar çiftlik gübresi verilebilir. Genel olarak verim döneminde yılda dekara 7-8 kg azot (N) ve 4-5 kg fosfor (P) verilmesi yeterlidir. Uçucu yağ kalitesi için potasyum elementinin önemi büyüktür. Bundan dolayı doğru bir bitki besleme yapabilmek amacıyla makro ve mikro besin elementlerini içeren toprak analizi sonuçlarına göre gübreleme yapılmalıdır.

Hasat ve Kurutma:
Kekik bitkisi çiçeklenme başlangıcı ile tam çiçeklenme dönemi arasında hasat edilir. Bitkinin hasadı toprak seviyesinin 10 cm üzerinden testereli ot bıçağı veya bu konuda geliştirilmiş diğer hasat makineleri ile yapılır. Hasat esnasında yabancı otların karıştırılmamasına dikkat edilmelidir. Bitkinin biçim süresi yeniden gelişim kabiliyeti yüksek olup sulandığında bir vejetasyon döneminde 3 ve fazla biçim alma imkanı olmaktadır.

Hasat edilen bitkilerin doğal koşullarda "gölge bir ortamda" kurutulması gerekmektedir. Güneşte kurutulan bitkilerde renk değişimi ve uçucu yağ kaybı meydana gelmektedir. Bu durum kekik bitkisinin pazar değerini düşürmektedir. Kızışmayı önlemek için bitki yüksekliği 1 karış (30 cm'yi) geçmemeli ve belirli aralıklarla alt üst edilmelidir. Genel olarak yaş bitkiden kuru materyal elde etme oranı 4-5 birime 1 birimdir. Kurutulmuş bitkilerde değişik yöntemlerle sapları yapraklardan ayrılmalıdır. Elde edilen materyal çuvallanarak ışık almayan serin ve nemsiz bir ortamda pazarlamaya kadar muhafaza edilmelidir.

Kıraç koşullarda; iklim ve toprak koşulları, rakım ve yöneye göre değişmekle birlikte genel olarak 120-250 kg/da arasında verim alınır.

Kekik Faydaları:
Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar halk tıbbında, gıda sanayinde, koku ve eczacılık endüstrisinde geniş bir kullanım alanına sahiptir. Uçucu yağların antimikrobiyal ve antioksidan özellikleri uzun zamandan beri bilinmekte olup
bu yağların bakteriler, virüsler ve mantarlara karşı antimikrobiyal etkileri hakkında birçok araştırma yapılmıştır. 
Kekik broşürü: tıklayın
Bakanlığın Keklik Yatırım Rehberi: rehber



Güdül-Beypazarı Hattındaki Madencilik Tehlikesi

Beypazarı Uruş Mahallesi ve çevresinde kurulmak istenen “Sepiyolit Madeni Ocağı Ve Kırma-Eleme Tesisi” bölge halkının sert tepkisiyle karşılaştı. Söz konusu proje, 1862 hektarlık geniş bir alanı kapsıyor. Maden ocağı halkın haklarını, bölgenin doğasını, tarımını, hayvancılığını ve hava kalitesini ciddi şekilde tehdit ediyor.

Uruş’ta yani Güdül ve Beypazarı hattında Kirmir ve Süvari çaylarının birleştiği Köroğlu dağlarının etekleri doğal ve kültürel özellikleriyle zengin bir bölgedir. Gerçekleştirilmek amaçlanan vahşi madencilik faaliyetleri, bölgenin doğal güzelliklerini ve ekosistemini ciddi şekilde tehdit etmektedir.

1. Su Kaynaklarının Kirlenmesi: Sakarya Nehri'nin doğduğu vadilere (Kirmir Ve Süvari) sahip bu bölgedeki madencilik, hayati öneme sahip su kaynaklarını kirletme riski taşımaktadır. Bu durum, hem yerel ekosistemler hem de Sakarya Nehri boyunca insan sağlığı için büyük bir tehlike arz etmektedir. Beypazarı içme suyu havzasının geliştirilmesi gerekmektedir.
2. Biyolojik Çeşitliliğin Tahribatı: Güdül-Beypazarı hattı, koruma altında olan alanların yoğunlaştığı alan olup “korunan alanların sürdürülebilirliğine” ve “referans ekosistemlere” tahrip edecektir. Madencilik faaliyetleri, bu bölgedeki zengin biyolojik çeşitliliği tahrip ederek, ekolojik dengeyi bozacaktır. Bölgede yutak alan ve korunan alan niteliği ve niceliği zenginleştirilmelidir.
3. Ekoturizm ve Gıda Arzı Güvenliğine Etkileri: Bölgedeki vahşi madencilik, “ekoturizm potansiyeline”, “gıda arzı güvenliğine” ve “sürdürülebilir insani kalkınma hakkına” ciddi zararlar verebilir. Doğal tarım üreticilerinin üretim kapasitesi ve motivasyonu olumsuz etkilenerek, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınması sekteye uğrayacaktır. Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı raporunda belirtilen hedeflerin irdelenmesi gerekmektedir.
4. Ankara Halkının Haklarının Gaspı: Ankara'ya oldukça yakın olan bu madenler, başkent halkının “temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkını” ve “arazi hakkını” gasp etmektedir. Örneğin Mamak’ın biyolojik çeşitliliğe sahip vadisinde yer alan Kıbrıs Köyü'ndeki maden faaliyetleri de, yerel ürün üretimleriyle kırsal kalkınma imkânlarını tehdit etmektedir.

Bu nedenlerle, Güdül-Beypazarı hattındaki vahşi madencilik faaliyetlerinin durdurulması ve bölgenin doğal ve kültürel değerlerinin korunması gerekmektedir. Sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir kalkınma, hem yerel halkın hem de tüm Türkiye'nin hakkıdır.

Doğaya ve Tarım Alanlarına Sahip Çıkalım!


Beypazarı ve Güdül köylüleri, toprağına, havasına, suyuna ve geleceğine sahip çıkmak için kararlılıkla mücadele ediyor. "ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Gerekli Değildir" kararına karşı kazandıkları dava, mücadelelerinin ilk adımı oldu. Şimdi ise, seslerine kulak verilip proje durdurulmazsa, yeniden başlatılan ÇED sürecine karşı yine hukuk mücadelesi vermeye hazırlanıyorlar. Bölge sakinleri, projenin gerçek çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri yeterince değerlendirilmeden “ÇED Olumlu” kararı verilme ihtimaline karşı tüm yurttaşları farkındalığa, yetkilileri de sorumluluğa çağırıyor.


Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi Tamamlandı.

"Şifa Yolu" projesi, insanların sağlıklı ve doğal yöntemlerle yaşamlarını sürdürdüğü, şifalı bitkilerin ve doğal kaynakların kullanıldığı yaşam alanlarını içeren bir kavramdır. Bu projenin ortaya çıkışı, doğanın sunduğu şifalı kaynakların değerinin farkına varılmasıyla Güdül'de başlamıştır.

Şifa Yolu, insanların doğal şifa kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak ve sağlıklı yaşam biçimlerini desteklemek amacıyla oluşturulmuştur. Bu yaşam alanları, insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşayarak gıda ihtiyaçlarını karşıladıkları, sağlık hizmetlerini doğal yöntemlerle sağladıkları ve şifalı bitkilerin kullanıldığı yeri keşfettiler.

Şifa Yolu projesinin hedefi, insanların doğal kaynaklardan faydalanarak sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmelerini teşvik etmektir. Bu proje kapsamında, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı, sağlık hizmetlerinin doğal yöntemlerle sunulması, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşamalarını destekleyecek pek çok faaliyet yürütülmüştür.

"Şifa Yolu" projesinin önemli bir bileşeni de bilgi paylaşımı ve eğitimdir. Bu projenin bir parçası olarak, insanlara doğal şifa kaynakları hakkında bilgi verilir, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı konusunda eğitimler düzenlenir ve sağlıklı yaşam biçimleri konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılır.

1.      Doğal Yaşam Atölyesi (Peynir ve Doğal Ekmek Üretimi): Proje sahasında bulunan köylerin doğal yaşam üretimlerini geliştirmek amacıyla düzenlenen eğitimlere 20'şer kişi katılmıştır.

2.      Proje kapsamında 2 adet Doğa Yürüyüşü, 2 adet Kahvaltı Festivali, 1 adet Agroekoloji ve 2 adet permakültür Eğitimi: Proje hedef kitlesi, yerel örgütlerle ve belediye ile işbirliği yapabilme yeteneklerini geliştirmek için doğa yürüyüşlerine, kahvaltı festivallerine, agroekoloji ve permakültür eğitimlerine katılmıştır. Her bir etkinliğe 30 kişi katılmış ve toplamda 7 etkinliğe 210 kişi katılım sağlanmıştır.

3.      Ekoturizm ve Agroturizm Destinasyonlarının Tanıtımı: Proje sahasında bulunan ekoturizm ve agroturizm destinasyonlarının tanıtımı için Instagram ve YouTube platformlarında 35 farklı içerik oluşturulmuştur.

4.      Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Tanıtımı ve Eğitimler: Proje, Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu'nun bilinirliğini artırmak ve niteliğini daha fazla vurgulamak amacıyla 20 adet doğal yaşam eğitimi düzenlemiştir. Her bir eğitime 100 kişi katılmış ve hem Ankara'dan hem de Türkiye'nin farklı bölgelerinden kişilerin projeyi ve proje alanını tanımalarına katkı sağlanmıştır.

5.      Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Eğitimi: 20 köylü, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konusunda eğitim almıştır.

6.      Güdül İçin Şifalı Bitkiler Rehberi adında bir çalışma da yayınlanmıştır. Bu rehberde özellikle Güdül civarında yetiştirilebilecek 25 bitkinin literatüre dayalı toprak ve iklim talepleri; arazi hazırlığı ve ekim- dikim; sulama, gübreleme ve bakım; kullanım alanları; hasat ve kurutma özellikleri verilmiştir. Yetiştiricilik için önemli ve kısa bilgiler yanında her bitkinin fotoğrafı verilmiştir. Bu yayın proje köylerinden talep edenlere, köy muhtarlıklarına, belediyeye, kaymakamlığa, ilçe tarım müdürlüğüne, çevredeki üreticilere 100 adet dağıtılmıştır ve yayın 5 farklı dijital mecrada yayınlanmıştır.

7.      Tıbbi Ve Aromatik Bitki Tohumu Paylaşımı, 2-3 Nisan 2023; Projemiz için köylerde tıbbi ve aromatik 6 farklı bitki tohumlarını paylaştık. Bu faaliyet kapsamında Güdül için Şifalı Bitkiler Rehberinde bulunan tohumlarla Tahtacıörencik, Yelli, Kayı, Yeşilöz, Karacaören de 30 üretici ile buluştuk.

8.      Şifa Yolunda Tıbbi Ve Aromatik Bitki Fideleri Temini, 3-15 mayıs 2023; Proje kapsamında projenin uygulandığı 6 köyden 25 üreticiye gastronomide kullanılan nane, biberiye ve reyhan fidesi temini yapıldı.

9.      Orman Okulu Liderliği Eğitimi: Güdül'de doğa temelli eğitimlerin gerçekleştirilebileceğine dair öğretmenlere yönelik 30 saat çevrimiçi ve 30 saat yüzyüze eğitim düzenlenmiştir. Eğitime 10 farklı ilden 30 kişi katılmıştır.

10.Güdül Ekoturizm Çalıştayı: 63 farklı kurumdan 100 kişi, Güdül için düzenlenen ekoturizm çalıştayına katılmıştır. Çalıştay sürecinde, uzmanlar tarafından belirlenen yöntem, konular ve elde edilen sonuçlar, Türkiye genelinde uygulanabilir bir model teşkil etmektedir. Çalıştayda 9 farklı sunuma ve 9 serbest görüşe yer verilmiş; 19 uzun vadeli ve 14 kısa vadeli olmak üzere toplam 33 karar alınmıştır. Bu etkinlik, Güdül'ün turistik potansiyelini ve sürdürülebilir turizm modellerini geliştirmeye yönelik bir adım olmuştur. Bu çalıştay; konu çeşitliliği, yapılan sunumları ve alınan kararları, Güdül'ün turizm açısından değerini artırmak ve bu alanda öncü bir rol oynamak adına önemli bir katkı sağlamıştır. Çalıştay kırsal kalkınma ve ekoturizmle kalkınma konusunda model olarak alınabilir. Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Projesi'nin ikinci ulusal yayınıdır.

11.   Güdül Ekoköy Evi Kuruldu; Güdül Ekoköy Evi proje kapsamında şark köşesi ve diğer müştemilatıyla kuruldu. 1- Doğal Yaşam bilgileri ve tecrübeleri edinmek, 2- Şifa Yolu’nda keşifler yapmak, 3- Şifalı Duraklar keşfetmek, 4- Doğal Yaşam Üreticilerini desteklemek, 5- Atalık Tohum takası ve fide temin etmek, 6- Ücretsiz eğitimler ve fırsatlara katılmak, 7- Sürdürülebilir ekoturizm kültürü için, 8- Ankara ekoloji gündemini takip etmek için kurulmuştur. Böylece projenin sürdürülebilirliği sağlanması ve projenin etkin yönetimi sağlanması hedeflenmiştir.

12.   Projenin her faaliyeti görünürlük çalışmaları yaklaşık 1000 kişilik whatsapp gruplarında ve yaklaşık 2500 kişinin takip ettiği www.instagram.com/gudulekokoyevi sayfasında yapılmıştır. Proje faaliyetleri detaylıca www.beslersifa.com web sayfasında yayımlanmıştır.

Sonuç olarak; Doğal yaşam için gerekli gıda tedarik zincirlerine ve becerilerinin önemine vurgu yapılmış ve bununla ilgili Güdül'deki destinasyonlarda (şifa yolu) kapasite geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Tıbbi ve aromatik bitkilerle çevremizi ve yaşamımızı güzelleştirebileceğimize vurgu yapılmıştır. Güdül'de ekoturizm ve agro turizmle sürdürülebilir ve insani kalkınma hakkına vurgu yapılmıştır ve bu konuda yapılan çalıştay rol model olmuştur.

Projeye destek veren kurumlar ve bireyler, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların sağlıklı yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemli bir rol oynamaktadır. Şifa Yolu, doğal kaynaklardan faydalanarak insanların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak önemli bir girişim olan Ekoköy Evi olarak faaliyetlerine devam edecektir.








Sorgun Tabiat Parkı İçin Çözümler

Tabiat parkları Milli Parklar Kanunu’nda; “Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara büyüklüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarıdır” şeklinde ifade edilmektedir.  Türkiye’nin ilk tabiat parkı 1983 yılında kurulmuş olan Fethiye Ölüdeniz’deki Kıdrak Tabiat Parkı’dır.  1983 yılında kabul edilen 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na göre, sadece Milli Parklar ve Tabiat Parkları için rekreasyon ve turizm gibi amaçlara tahsis edilebilir.

Türkiye’de tabiat parklarında yapılan araştırmaya göre ülke genelinde toplamda 53 farklı rekreatif aktivitenin tabiat parklarında yapıldığı görülmektedir. Buna göre ‘doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık, piknik’ en fazla yapılan aktivite olma özelliğindedir. Buna ilaveten en az yapılan aktiviteler; deve gezintisi, fırın, ip parkuru ve pentatlon, mavi gölde yüzme ve trenle göl turudur. Aktivite zenginliği bakımından Samsun- Vezirsuyu tabiat parkı(21), Bolu- Abant Gölü Tabiat Parkı(17), Harmankaya Kanyonu(15), Avcıkoru(15) ve Şahinkaya Kanyonu(15) Tabiat Parkları ülkemizdeki rekreasyonel aktivitesi en zengin tabiat parkı olma özelliğindedir. Sorgun Tabiat Parkı’nın geliştirilmesine yönelik bu özelliklerdeki tabiat parkları ziyaret edilebilir. Diğer yandan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve proje fonlama kurum ve kuruluşları ile işbirliklerine devam edilebilir.

Türkiye’deki tabiat parklarının fiziksel altyapı olanakları ve donatılar bakımından değerlendirdiğimizde; kır gazinosu/kahvesi/lokanta, WC, giriş kontrol noktaları, büfe, çocuk oyun alanı, kameriyeler, piknik alanları ve mescitler, otopark, seyir terası-kulesi, idari hizmet binası, bekçi evi, piknik masaları, halat parkuru, karavan parkı gibi sıralanabilir. Bu imkânlar ve dahası Sorgun Tabiat Parkı için düşünülebilir (Doğanay Yener, 2021).

Güdül ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı'nda verilen bilgilere göre önemli bir destinasyon olan Sorgun Ankara'nın Köroğlu Dağları'ndaki zirvesinde bir hazinedir. Bu hazinin kıymetini bilmek gerekiyor.

Sorgun Tabiat Parkı

Ankara'nın Güdül ilçesine bağlı Sorgun beldesinde yer alan Sorgun Tabiat Parkı, 54 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Parkın kuzey ve doğusunda Sorgun Göleti, güneyinde ise karaçam ormanları bulunmaktadır. Batısında ise geniş çayır alanlarıyla çevrili olan bu park, doğal güzellikleriyle göz kamaştırmaktadır.

Ankara'dan Sorgun Tabiat Parkı'na iki farklı güzergah ile ulaşabilirsiniz. İlk yol, Ankara'dan Ayaş ve Güdül ilçeleri üzerinden geçerek, Kamanlar, Yeşilöz ve Sorgun Beldeleri'ni takip ederek parka ulaşmanızı sağlar. İkinci güzergah ise Ankara-İstanbul otoyolunun 60. kilometresinden Güdül yoluna saparak, Çeltikçi Beldesi'nden geçip sırasıyla Kurumcu, Hüyük ve Kınık köylerini takip ederek Sorgun Beldesi üzerinden parka varmanızı mümkün kılar.

Sorgun Tabiat Parkı, turizm ve rekreasyon açısından bölgenin önemli merkezlerine yakınlığı ile dikkat çekmektedir. Hem doğal kaynakları hem de konumu itibarıyla park, çevresi ve Ankara için önemli bir çekim merkezi olma potansiyeline sahiptir. Orman ve göl manzaraları ile ziyaretçilere benzersiz manzara güzellikleri sunan park, rekreasyonel olanaklarıyla da öne çıkmaktadır.

Sorgun Tabiat Parkı, doğa turizmi odaklı pek çok aktivite için uygun alanlara sahiptir. Piknik, çadırlı veya karavanlı kamp, bungalov tipi konaklama, manzara seyir, yürüyüş ve koşu parkurları, flora ve fauna izleme gibi birçok etkinlik, parkta kontrollü bir şekilde gerçekleştirilebilir. Halen daha çok piknik amaçlı kullanılan park, yılın her döneminde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi sayısı artmakta, okulların kapalı olduğu Haziran-Eylül ayları arasında ise en yoğun dönemini yaşamaktadır.

Parkın başlıca kaynak değeri, içinde bulunan doğal orman dokusu ve göldür. Bu eşsiz doğal güzellikler, Sorgun Tabiat Parkı'nı ziyaretçiler için cazip bir destinasyon haline getirmektedir.

Sorgun Tabiat Parkı, doğanın kalbinde huzurlu bir kaçış arayanlar için ideal bir mekandır. Bu benzersiz doğa harikasını keşfetmek için yılın her döneminde ziyaret edebilirsiniz.

Doğanay Yener Ş. (2021) Türkiye’deki tabiat parklarının rekreasyonel açıdan analizi, Eurasian Journal of Forest Science 2021 9(3): 122-133, İstanbul. Makale: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2002228







TOZUN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ŞİFASI

Nisan ayı geldiğinde, gökyüzünde beliren gri bulutlar ve yağan yağmur, aslında sadece mevsim değişikliğinin işareti değil, aynı zamanda doğanın bize sunmuş olduğu bir armağandır. Nisan yağmurlarıyla beraber gelen çöl tozları, sağlığımız üzerinde şaşırtıcı ve faydalı etkilere sahiptir.

Mart ayında cemrelerin düşmesi yani hava, su ve toprağın ısınmasıyla birlikte Hıdırellez ile bahar kendini hissettirir. Zemzem suyu gibi şifalı ve besleyici özellikte olan Nisan yağmurları başlar. Çünkü Nisan ayında yağan yağmur suyu saf su olmayıp, yapısında bol miktarda azot, demir, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli besin elementleri bulunur.

Bilim adamlarının araştırmaları, çoğumuzun Türkiye'deki rüzgâr erozyonu sebebiyle olduğunu düşündüğü tozların aslında Sahra Çölü'nden geldiğini ortaya koymaktadır. Atmosferde taşınan bu tozlar, üzerimize yağarak çeşitli alanlarda fayda sağlar. Özellikle, çöl tozlarının içeriğinde bulunan demir, dikkate değer bir özelliktir.

Çöl tozları, içinde %5 oranında demir barındırır. Ancak bu demir, canlılar tarafından direkt olarak kullanılamaz. Doğadaki demir genellikle +3 değerliklidir ve metabolizmada kullanılan demir +2 değerlikli olmalıdır. İşte burada çöl tozlarının önemi devreye girer. Nisan yağmurlarıyla gelen çöl tozlarının içindeki demir, +2 değerlikli bir formda bulunur. Bu durumda, demir eksikliği anemisine bağlı kansızlık sorunu olan hastalar için oldukça faydalı olabilir.

Bilindiği gibi, kansızlık sorununda kullanılan demir preparatlarının çoğu +3 değerlikli demir içerir. Ancak, vücutta kullanılabilmesi için bu demirin +2 değerlikli hale gelmesi gerekmektedir. İşte burada Nisan yağmurları ve çöl tozlarının getirdiği +2 değerlikli demir devreye girer. Bu demir formu, kansızlığın daha hızlı bir şekilde tedavi edilmesine yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Sürücü, tozların, bitkilerin üzerini aşırı derecede kaplarsa solunumunu engelleyeceğini ve olumsuz etki yapabileceğini söylüyor. "Bitki temiz kalırsa hiçbir zararı kalmaz. Besin element noksanlığı gösteren bütün bitkilere yararı olur. Toprakta mesela bitkiler için gerekli olan mutlak gerekli besin elementleri var. Bunlardan mikro elementler, bitki için çok gerekli olan bitki besin elementleri. Demir, bakır, çinko, mangan bunlar gibi mikro element toprakta azsa o bölgede yetişen bütün bitkiler besin element bakımınca az kalır. Mesela çinko ve demir beslenme açısından çok önemlidir. O bölgede toprakta noksanlık varsa bitkide de noksanlık olur. Bitkide noksanlık varsa o bölgede beslenen hayvanlarda da noksanlık olur. İnsanlar da neyle besleniyor? Bitkiler ve hayvanlarla besleniyorlar. Dolayısıyla insanlarda da çinko ve demir noksanlığı meydana gelir. Fakat o gübrenin, mikro elementin orada tamamlaması beslenme zincirini tamamlamış olur. Çok daha güzel bir sonuca varılmış olur (URL-1).


Bununla birlikte, çöl tozlarının getirdiği faydalar yalnızca sağlıkla sınırlı değildir. Aynı zamanda, bu tozlar bitkiler için de önemli bir besin kaynağı olabilir. Yağmur sularıyla toprağa karışan çöl tozları, içerdikleri besin elementleriyle bitkilerin gelişimine katkı sağlar.
Çöl tozlarının buğday üretimine etkisi önemli ölçüde olmakla beraber buğdaylar için belirli koşullarda organik gübre olarak kullanılabilmektedir (Ezzati, 2009:137). Çöl tozları, yağmurlarla beraber toprağa karıştığında demir, kil, mantar ve bakteriler toprağın yapısını zenginleştirmektedir. Yine çöl tozlarının Spirulina denilen ve ticari amaçlı üretilen bir mikro alg türünün üretimine olan katkıları da tespit edilmiştir (Yılmaz, 2006:3). Çöl tozlarının bitki gelişimleri üzerine olan etkileriyle ilgili olarak Ezzati, 2009’daki çalışmasında atmosferik taşınıma giren değişik kaynaklı toprakların bitki gelişimlerine olan etkilerini laboratuar ortamında incelemiştir. Bu çalışmada Sahra, Zabol (İran) ve Ankara gibi değişik coğrafyalardan alınan toprakların buğday bitkisine olan etkileri iklim dolaplarında incelenmiştir. Harran Ovası’nda TÜBİTAK’ın deneme tarlasında çöl tozlarının pamuk üretimine olan etkisi bir sezon boyunca uygulanmıştır. Bir metreküplük tankta çözülen çöl tozu gün boyunca güneş altında bekletilmiş ve deneme tarlasına verilmiştir. Kontrol tarlasına ise Atatürk Barajı’ndan gelen normal su verilmiştir. Sezon sonunda her iki tarladan örnekler toplanmış ve elde edilen ürünler tartılmıştır. Yapılan tahliller ve analizler sonucunda % 11 lik bir fark ortaya çıkmıştır. Çöl tozlarıyla sulanan deneme tarlasında demir oranı % 300 artmış ve ayrıcı organik madde ve fosfat miktarlarında da artışlar olmuş, tuzluluk oranı ise bir nebze de olsa düşmüştür (Saydam, 2002: 45).

Konya’da bulunan Mevlana Dergâhı’nda Mevlevîler, “nisan tası” adı verilen kaplara topladıkları nisan yağmurlarını, dergâhı ziyarete gelen misafirlere ikram ediyorlar, bu suyun bazı dertlere şifa olacağına inanıyorlardı. Eskiler “Nisan yağmurları, Mayıs çiçeklerini getirir.” demişlerdir.

Her nefes alışınızda binlerce zerre vücudunuza giriyor ve yaşamımızın her anında varlığını sürdürüyorlar. Yazar Hannah Holmes'un kaleminden çıkan TÜBİTAK Yayınları'nın yeni eseri "Tozun Gizli Hayatı", bu mikroskobik dünyanın sırlarını gözler önüne seriyor. Yazar astronomiden arkeolojiye, insan sağlığından endüstriye pek çok alanda tozun ve toz hakkında bildiklerimizin önemini anlamamızı sağlayan bilgiler sunuyor.

Sonuç olarak, çöl tozlarının Nisan yağmurlarıyla birlikte getirdiği +2 değerlikli demir, sağlığımız için önemli bir destek olabilir. Bu nedenle, doğanın bu mucizevi döngüsünü daha yakından takip etmek ve değerlendirmek, yaşamımızın kalitesini artırmak açısından büyük önem taşır.



Özet;

Atmosferde taşınan tozlar, üzerimize yağarak çeşitli alanlarda fayda sağlar. Özellikle, çöl tozları barındıran ve Nisan Yağmurları diye nitelendirilen yağmurlar demir, dikkate değer bir özelliktir. Çünkü Rumi takvime göre Nisan ayında yağan yağmur suyu saf su olmayıp, yapısında bol miktarda azot, demir, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli besin elementleri bulunur. Bilim adamlarının araştırmaları, çoğumuzun Türkiye'deki rüzgâr erozyonu sebebiyle olduğunu düşündüğü tozların aslında Sahra Çölü'nden geldiğini ortaya koymaktadır. Çöl tozları, içinde %5 oranında demir barındırır. Ancak bu demir, canlılar tarafından direkt olarak kullanılamaz. Doğadaki demir genellikle +3 değerliklidir ve metabolizmada kullanılan demir +2 değerlikli olmalıdır. İşte burada çöl tozlarının önemi devreye girer. Nisan yağmurlarıyla gelen çöl tozlarının içindeki demir, +2 değerlikli bir formda bulunur. Bu durumda, demir eksikliği anemisine bağlı kansızlık sorunu olan hastalar için oldukça faydalı olabilir.

Tozla ilgilli diğer konulara değinebiliriz. Arazilerin bitki örtüsü zayıflığı sebebiyle özellikle patates hasat edildiği ekim kasım aylarındaki toz taşınımından kaynaklanan sorunlar ‘toz taşınımı çalıştay ve sempozyumları’ ile meteoroJi ile irdelenmektedir. Bu soruna ilişkin Genel Müdürlüğümüz rüzgar perdeleri tesis edilmesini teşvik etmektedir. Tozla Mücadele Yönetmeliği, Asbesli inşaat tozları dâhil çalışanların yaptıkları işlerden dolayı toz maruziyetinin olabileceği işyerlerinde uygulanır. Toz metalürjisi, imalat tekniğinin kullanımı gün geçtikçe mühendislik malzemelerinin üretiminde artmaktadır. Yazar Hannah Holmes’un kaleminden çıkan TÜBİTAK Yayınlarının eseri "Tozun Gizli Hayatı", toz hakkında çok detaylı bilgiler veriyor.


  1. Ezzati, R. (2009). “Atmosferik Taşınıma Giren Değişik Kaynaklı Toprakların Bitki Gelişimlerine Etkilerinin Araştırılması”, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, s.137.
  2. Holmes, H. (2011). Tozun gizli hayatı: Evrenden mutfak tezgâhına küçük şeylerin büyük sonuçları. (E. Kılıç, Çev.). TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları.
  3. Saydam, A.C. ( 2002). “İklim Kontrolü”, Bilim-Teknik Dergisi, s.39-48
  4. Şengün, M. T., & Kıranşan, K. (2012). Çöl tozlarının Türkiye’de doğal ve beşeri ortam üzerine etkisi. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(2), 1-15. Makale: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/715556 
  5. URL-1: https://www.trthaber.com/haber/yasam/col-tozu-bitkilere-yararli-mi-567098.html
  6. Yılmaz, G. (2006). “Değişik Toprak Kökenli Doğal Besin Ortamlarının Spırulına Üretimine Etkilerinin Kesikli Reaktörler Kullanılarak İncelenmesi”, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, s.93.

 

 

Güdül Ekoturizm ve agroturizm Çalıştayını Balıkesir Turizm Kongresinde Sunduk

 Besler Şifa - Ekoköy Evi, Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde gerçekleştirilen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi'ni duyurmaktan gurur duyar.

Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyi'nin iş birliğiyle düzenlenen kongre, 18-20 Nisan 2024 tarihlerinde BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonu'nda başladı.

Kongrenin açılış programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve birçok önemli isim katıldı. 

Açılış töreninde, kongrenin amacı ve önemi hakkında konuşmalar yapıldı ve katılımcılara teşekkürler sunuldu. Kongrede uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağı dile getirildi.

Kongre, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden birçok akademisyeni ağırlıyor. Balıkesir'in turizm potansiyeline dikkat çekilirken, kongrenin sektöre önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi oturumlar ile sosyal programlar kapsamında zengin bir içerik sunulacak.

Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, bu önemli etkinliğin düzenlenmesine katkı sağlayan tüm kurum ve kişilere teşekkür eder ve kongrenin başarılı geçmesini dileriz.

Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde; Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyinin iş birliği ile düzenlenen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi, BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

18-20 Nisan 2024 tarihlerindeki kongrenin açılış programına; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Vali Yardımcısı Mustafa İlhan, BAÜN Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay, Prof. Dr. Fatih Satıl, senato üyeleri, Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich, İl Kültür ve Turizm Müdür V. Aytekin Yılmaz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan kongrenin açılışında konuşan; Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağını dile getirdi. Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, kongrenin hayırlı olması dilekleriyle sözlerini tamamladı.

Ortak üniversitelerden Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich de organizasyonun parçası olmaktan duydukları memnuniyeti ifade ederek, kongrenin alanda yapılan çalışmalara katkı sunması temennileriyle hayırlı olması dileklerinde bulundu.

Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu da, farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden akademisyenleri üniversitede ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiği konuşmasında, her geçen gün güçlenen akademik kadrosuyla Balıkesir Üniversitesinin 2024 yılında birçok ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyuma ev sahipliği yapacağını söyledi. Rektör Oğurlu, kongrenin düzenlenmesine destek olan kurumlar ile katılımcılara da teşekkür ederek, etkinliğin verimli geçmesi temennilerini paylaştı.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da yaptığı konuşmada Balıkesir’in tüm ilçeleriyle birlikte güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, bundan sonraki süreçte de Balıkesir’in turizmdeki yerini güçlendirecek çalışmaları gerçekleştireceklerini dile getirdi. Başkan Akın, kongreye katkıları bulunanlara da teşekkürlerini sundu.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da kongrede bir açılış konuşması yaparak Balıkesir’in ilk turizm hareketliliğini başlatan şehirlerden biri olduğunu vurgularken; Marmara ve Ege’de uzanan kıyıları, sahip olduğu jeotermal kaynakları, biyolojik çeşitliği ve tarihsel atmosferi bir arada yaşatan güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Vali Ustaoğlu, kongrede emeği geçenlere ve katılımcılara da teşekkür etti.

Türkiye'de turizm alanında düzenlenen ilk kongrelerden biri olarak köklü geçmişi bulunan Balıkesir Turizm Kongresinin açılış programı; protokol üyeleri tarafından kongrede emeği geçenlere ve açılış paneline katılanlara plaket takdiminin ardından anı fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.

Kongre, moderatörlüğünü BAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt’un yaptığı ve UCF Rosen College of Hospitality Management akademisyenlerinden Doç. Dr. Mehmet Altın ve İstanbul Beykent Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Esat Özata’nın konuşmacı olarak katıldığı açılış paneli, sonrasında da Özbekistan Alfraganus Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Khalilov Sirojiddin Sherali Ugli’nin gerçekleştrdiği “Development of Competitive Advantages of the National Tourist Sector in Uzbekistan” başlıklı sunumu ile devam etti.

8 farklı ülkeden 29’u uluslararası 84'ü ulusal olmak üzere 113 bildirinin sunulacağı kongre, BAÜN Turizm Fakültesinde gerçekleştirilecek eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi akademik oturumlar ve Balıkesir’de gerçekleştirilecek sosyal program ile tamamlanacak.









 

Ankara'nın Kamp Alanları

 Ankara, etrafını saran milli parklar, berrak göletler ve doğa koruma alanları ile donatılmış, gençler ve arkadaş grupları için mükemmel kamp seçenekleri sunan bir şehirdir. Ankara'nın en gözde kamp alanları, bütçenize uygun veya ücretsiz seçeneklerle unutulmaz bir doğa kaçamağı yapma imkanı sunar. Bu alanlar, sıcak yaz günlerinde serin havası ve doğal güzellikleriyle özellikle gençlerin ilgisini çeker.

Soğuksu Milli Parkı:

Ankara'nın popüler doğa kaçış noktalarından biri olan Soğuksu Milli Parkı, modern yaşamın gürültüsünden uzak, çam ormanları içinde huzurlu günler geçirmek isteyenler için idealdir. Doğa sporları, yürüyüş parkurları ve muazzam manzaraları ile öne çıkar.

Tahtacıörencik Ekokamp:

Köyden ve süvari deresinden azami derecede faydalanarak harika bir kamp yapabilirsiniz. Böylede doğal yaşam üreticileriyle tanışır ve doğal tarımla üretilen ürünlerden elde edebilirsiniz.

Işık Dağı Karagöl Kamp Alanı:

Işık Dağı'nda bulunan Karagöl, çam ormanları arasında gizlenmiş bir doğa harikasıdır. Tatlı suya sahip olması ve yüzme imkanı sunmasıyla Ankara'nın mükemmel kamp alanlarından biridir. Yüksek oksijen seviyeli havada doğa yürüyüşleri ve fotoğraf çekme imkanı sunar.

Şahinler Tabiat Parkı Kamp Alanı:

Şahinler Tabiat Parkı, Ankara'nın en çok tercih edilen doğa koruma alanlarından biridir. Zengin bitki çeşitliliği ve vahşi yaşam güzellikleri ile bilinir. Yürüyüş parkurları ve fotoğraf çekmek için harika köşeler sunar.

Çamkoru Tabiat Parkı:

Çamkoru Göleti etrafında yer alan bu tabiat parkı, korunan doğası ile dikkat çeker. Çadırınızı çam ağaçları altında kurabilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Sıcak günlerde gölde yüzme veya olta balıkçılığı yapma imkanı sunar.

Sorgun Göleti Kamp Alanı:

Sorgun Göleti, kartpostal gibi manzaralar sunan, her mevsimde güzellikte bir gölet olarak öne çıkar. Olta balıkçılığı, doğa yürüyüşleri ve temiz havada dinlenme imkanı sunar.

Çitköy Alakamp:

Hacılar Deresi'nin berrak suları kıyısında yer alan Çitköy Alakamp, organik ürünlerle zenginleşen bir kamp deneyimi sunar. Sinema gösterimleri, canlı müzik performansları ve kamp ateşi etkinlikleri ile keyifli akşamlar geçirebilirsiniz.

Kurtboğazı Barajı Kamp Alanı:

Kurtboğazı Barajı, her ilçede bulunan kamp alanları arasında büyüleyici bir seçenek sunar. Baraj gölünde balık tutabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir ve sessiz ortamda meditasyon yapabilirsiniz.

Beynam Ormanları:

Beynam Ormanları, çam ağaçları altında çadır kurarak oksijen deposu havada dinlenmek isteyenler için ideal bir tercihtir. Fotoğraf safarileri, kaya tırmanışı ve doğa yürüyüşleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapar.

Kıbrıs Köyü Kanyonu:

Kıbrıs Köyü Kanyonu, muazzam manzaralar ve doğa sporları için ideal bir mekan sunar. Sıcak günlerde serinleyebileceğiniz kanyon sularında unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz.



Aluçdağı Milli Parkı Kamp Alanı:

Aluçdağı Milli Parkı, doğa yürüyüşleri, zipline ve ATV turları gibi etkinliklere ev sahipliği yapar. Yürüyüş parkurları ve seyir terasları ile büyüleyici manzaralar sunar.



Ankara'nın bu doğal güzellikleri, modern olanakların yanı sıra doğa severlere huzur dolu anlar yaşama fırsatı sunmaktadır.

TRENDYOL ÜRÜNLERİMİZ

© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.