Ad

Güdül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güdül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dünya Su Günü: Suyun Değeri ve Tarımın Sorumluluğu

Bugün, 22 Mart Dünya Su Günü'nü kutlarken, su kaynaklarımızın geleceği konusundaki endişelerle doluyuz. Küresel ısınma, artan nüfus, yoğun tarım ve sanayi faaliyetleri ile su kaynakları üzerindeki baskı her geçen gün daha da artıyor. Dünya üzerindeki 2,2 milyar insanın temiz suya erişiminin sınırlı olduğunu düşündüğümüzde, suyun geleceğinin aslında insanlığın geleceği ile ne kadar iç içe olduğunu fark ediyoruz. Bu büyük sorumluluk, sürdürülebilir bir dünya için öncelikli olarak tarım sektörünün omuzlarında.

Su: İnsanlığın Ortak Değeri

Su, her insan için farklı anlamlar taşıyor. Evdeki bir bardak su, sağlık, hijyen ve üretkenlik demekken; bir okulda temiz suya ulaşabilmek çocuklar için saygınlık ve eğitim demek. Kültürel ve dini mekanlarda su, insanın varoluşla, toplumla ve kendiyle bağ kurmasının bir simgesi. Doğada ise su, barış, uyum ve koruma anlamına gelir. Ancak tüm bu değerlerin ötesinde su, yaşamın temel kaynağıdır. Doğru bir su yönetimi olmadan ne sağlıklı bir toplumdan ne de sürdürülebilir bir gelecekten söz etmek mümkün.

Suyun Olmazsa Olmaz Rolü: Tarımda Su Kullanımı

Dünya üzerindeki suyun %70’i tarımda kullanılıyor. Tarımsal üretim olmadan yiyecek üretmek mümkün değil, dolayısıyla tarım ve su birbiriyle koparılamaz bir bağa sahip. Üstelik gıda güvenliğini sağlamak adına tarımda kullanılan su miktarı büyük bir dikkatle yönetilmek zorunda. Bu noktada, modern sulama teknolojileri büyük bir fark yaratıyor. Damla sulama gibi su tasarrufunu maksimize eden sistemler, tek bir damlayı bile boşa harcamadan verimli sulama imkanı sunuyor.

Tarımı Dönüştüren Teknolojiler: Verimli Su Kullanımı

Tarımsal üretimde su tüketimini azaltmak için kullanılan teknolojiler suyun daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Gelişmiş tohum teknolojileri, az miktarda su ile daha fazla verim elde edilmesine olanak tanırken; sürdürülebilir sulama sistemleri de bitkilerin tam ihtiyaç duyduğu kadar su almasını sağlıyor. Tarımda kullanılan su miktarını en aza indirgeyerek, gelecekte daha az kaynakla daha fazla üretim yapmak mümkün hale geliyor.

Suyun Alternatifi Yok!

Toprak olmadan yapılabilen topraksız tarım, robotik sistemlerle desteklenen üretim gibi gelişmeler tarımın geleceğine dair umut verse de, suyun alternatifi yok. Su olmadan üretim yapmak, yaşamı sürdürmek mümkün değil. Bu yüzden, tarımda suyun verimli kullanımına odaklanmak ve suyu korumak, insanlığın geleceği için en önemli adımlardan biri.

Su ve İnsanlığın Ortak Geleceği İçin Tarımın Sorumluluğu

Su kaynaklarının korunması yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda toplumsal bir görev. Tarım sektörünün bu konuda üstleneceği rol ise hayati. Bugün tarımda suyu daha verimli kullanan her yöntem, gelecek nesillerin sağlıklı bir dünyada yaşayabilmesine katkı sağlıyor. Hem küçük üreticilerin hem de büyük tarım işletmelerinin su tasarrufu konusunda yapabileceği değişiklikler, suyun geleceğini şekillendirecek en büyük faktörlerden biri olacak.

Bu Dünya Su Günü'nde, suyun gerçek değerini bilmek, su kaynaklarını bilinçle kullanmak ve doğayla uyumlu bir gelecek inşa etmek için bir adım daha atalım. Besler Şifa olarak, su kaynaklarının korunmasını ve sürdürülebilir tarımı destekliyoruz. Su kaynaklarımızın korunması için yapacağımız her şey, sadece bugünkü yaşamımız için değil, geleceğimiz için de büyük bir adım olacak.

Tüm okuyucularımızın Dünya Su Günü kutlu olsun! Suya değer verelim, çünkü su yaşam demektir.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Akdeniz'in Beş Köşesi

Bu yerler, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirasları ve tarihi değerleri ile dikkat çeken çeşitli bölgeleri temsil ediyor. Akdeniz, Türkiye'nin güney sahilinde yer alan bu bölge, sıcak iklimi, güzel plajları ve tarihi kalıntıları ile ünlüdür. Ayrıca, Akdeniz mutfağı ve çeşitli tatlarıyla da bilinir. İşte her birinin kısa bir özeti:

  1. İberya- Kastilya: İspanya'nın merkezi bir bölgesi olan Kastilya, tarihi kalıntılar, muhteşem şatolar ve büyüleyici kasabaları ile tanınır. Bölge, hem tarihi hem de kültürel zenginlikleri ile öne çıkar. İber Yarımadası, İspanya ve Portekiz'in bulunduğu alanı kapsar. Bu bölge, tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri ile dikkat çeker. Farklı etnik grupların etkisiyle zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
  2. Levant Bölgesi; Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafî, tarihî ve kültürel bir adlandırmadır. Kızıldeniz'den İskenderum körfezine, Lübnan dağı, Amanoslar gibi zengin bir biyoçeşitlilik ve yaşam öyküleri yer alır. Suriye Palmira ve Busra; Lubnan Baabek; Ürdün Petra Antik kentlerini ziyaret edilebilir.. Ne kadar kaldıysa...
  3. Yunan Adaları: Ege Denizi'nde yer alan bu adalar, tarihi kalıntıları, güzel plajları ve benzersiz mimarileri ile ünlüdür. Santorini, Mykonos, Rodos gibi adalar, tatil için popüler destinasyonlardır.
  4. Nil Havzası: Dünyanın en uzun nehri olan Nil, Mısır ve Sudan'ı geçerek birçok önemli tarihi bölgeyi kapsar. Nil Havzası, tarihi kalıntıları, tarımsal zenginlikleri ve benzersiz kültürü ile dikkat çeker.
  5. Teke Yöresi- Toroslar: Antalya ve çevresinde bulunan bu bölge, tarihi kalıntıları, doğal güzellikleri ve geleneksel yaşam tarzı ile bilinir. Özellikle eski yerleşim yerleri ve antik kalıntılar ile zengindir. Toroslar, Türkiye'nin güneyinde yer alan bu dağ sırası, doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve tarihi yerleri ile tanınır. Yürüyüş, dağcılık gibi açık hava etkinlikleri için popüler bir bölgedir.

Bu bölgelerin her biri, gezginlere farklı deneyimler sunmakta ve keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik barındırmaktadır.

Akdenizle ilgilli detaylı ziyaret ve gezi programını paylaşacağız.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Doğanın Şifalı Dokunuşları: Doğada ve Balkonlarımızda Yetişen Şifalı Bitkiler

İlkbaharın gelişiyle doğada şifa dolu bitkiler yeşermeye başlıyor. Ballıbabalar ve karahindibalar doğaya ilk renklerini katarken, baharın ilerleyen dönemlerinde papatyalar ve gelincikler bu şölene katılacak. Yaz geldiğinde ise doğa sarı kantaron, adaçayı ve kekik gibi bitkilerle adeta doğanın iyileştirici enerjisini sergileyecek. Doğanın bu harika döngüsünde, balkonlarınızda bile yetiştirebileceğiniz şifalı bitkilerle sağlık ve güzellik dolu bir yaşam mümkün.

Balkonlarınızda Yetiştirebileceğiniz Şifalı Bitkiler

Ev ortamında da sağlıklı yaşamı destekleyecek bitkiler yetiştirmek hiç de zor değil. İşte balkonlarınızda kolayca yetiştirebileceğiniz birkaç şifalı bitki önerisi:

  • Sinir Otu: Soğuk algınlığı ve solunum yolları sorunları için destekleyici bir bitkidir. Balkonunuzda rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.
  • Ekinezya: Bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen ekinezya, özellikle soğuk kış aylarına hazırlık için harika bir tercih.
  • İzmir Kekiği: Güçlü aroması ve antibakteriyel özellikleriyle mutfakta da sağlık için kullanılabilir.
  • Tıbbi Papatya: Sakinleştirici etkisiyle bilinen tıbbi papatya, çay olarak tüketildiğinde rahatlatıcı etkiler sunar.
  • Aloe Vera: Cilt yenileyici özellikleriyle tanınan aloe vera, doğal kozmetik ürünlerinizde de kullanabileceğiniz harika bir bitkidir.
  • Itır: Ferah kokusu ile balkonunuza canlılık katar ve bazı böcekleri uzaklaştırır.
  • Mercanköşk: Sindirim sistemini destekleyen mercanköşk, aynı zamanda harika bir doğal baharattır.
  • Aynısafa: Cilt sağlığı için güçlü etkileriyle bilinen aynısafa, doğal merhemlerin en popüler bileşenlerindendir.

Bu bitkilerle balkonunuzda adeta küçük bir şifa bahçesi kurabilirsiniz. Taze, doğal ve sağlıklı bir yaşam için hem kendinize hem de doğaya katkı sağlayabilirsiniz.

Mersin Bitkisi ve Koruyucu Özellikleri

Mersin bitkisi, içerdiği cineol etken maddesi ile son dönemde dikkat çekmektedir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı destekleyici etkileriyle bilinen mersin, doğal yaşamı destekleyen şifa dolu bir bitkidir. Yapılan araştırmalarda, bu bitkinin bağışıklık sistemi için faydalı olduğu tespit edilmiş ve özellikle koruyucu etkileri sebebiyle kullanımı artmıştır.

Şifalı Bitkileri Kullanma Yöntemleri: Maserasyon, Demleme ve Kaynatma

Doğal bitkilerin faydalı bileşenlerinden yararlanmanın birkaç temel yöntemi bulunmaktadır:

  • Maserasyon: Bitkinin yağ içinde bekletilmesiyle yapılan bu yöntem, etken maddelerin yavaş yavaş ortaya çıkmasını sağlar. Özellikle cilt sağlığına yönelik doğal yağlar elde etmek için kullanılır.
  • Demleme (İnfizyon): Soğuk veya sıcak demleme yöntemi, bitkilerin etken maddelerini koruyarak çay gibi tüketim şeklinde sağlıklı içecekler hazırlamak için uygundur.
  • Kaynatma: Kök gibi sert bitki kısımlarında kullanılır ve etken maddelerin suya geçmesi sağlanır.

Bu yöntemlerle, bitkilerin etken maddelerinden en verimli şekilde faydalanmak mümkündür. Evde hazırlanan çaylardan cilt bakım ürünlerine kadar birçok doğal çözüm elde edebilirsiniz.

Doğada ve Evde Bitki Yetiştirmenin Önemi

Doğada karşımıza çıkan hayıt, kocayemiş ve meyan kökü gibi bitkiler de son dönemde sağlığa olan faydalarıyla ön plana çıkıyor. Bu bitkiler, doğanın bize sunduğu doğal destek kaynaklarıdır. Besler Şifa olarak, doğanın gücünü ve şifasını evlerimize taşıyarak, sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Doğada yeşeren bu şifa dolu bitkilerle hem kendi sağlığınızı destekleyebilir hem de doğal yaşamın bir parçası olabilirsiniz.

Doğal ürünler, sağlıklı yaşam ve doğanın iyileştirici gücü için doğanın izini süren şifalı bitkilerle tanışmak için doğaya daha yakın olabilir ve balkonlarınızda minik şifa bahçeleri oluşturabilirsiniz.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Sürdürülebilirlik ve "Batamayacak Kadar Büyük" Tehlikesi

Son yıllarda "sürdürülebilirlik" terimi, genellikle çevreye duyarlı girişimlerle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak birçok işletmenin sadece çevresel sürdürülebilirlik değil, finansal sürdürülebilirlik konusunda da başarısız olduğu açıktır. Modern ekonomilerde işletmelerin iflas etmesi, piyasa işleyişinin doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. Ancak hükümetlerin bazı şirketleri "batamayacak kadar büyük" olarak tanımlaması, bu döngüde önemli bir sorunu ortaya çıkarmaktadır. Bu kavram, özellikle büyük bankalar, sigorta şirketleri, havayolu firmaları ve otomobil üreticileri gibi dev şirketler için kullanılır. Bu tür işletmelerin mali başarısızlıkları durumunda kamu kaynaklarıyla desteklenmesi, sürdürülebilirlik kavramının özüne zarar vermektedir.

Bu şirketler, "manevi zarar" yaratır; zira iflas etmeyecekleri güvencesiyle daha büyük riskler alarak, tüm sistemi istikrarsızlığa sürüklerler. Hükümetlerin sürekli olarak bu şirketlerin başarısız olmasına engel olmaları, sadece kısa vadeli ekonomik büyümeyi sağlama çabasıdır. Ancak uzun vadede bu yaklaşım, finansal sistemdeki riskleri artırır ve ekonomik krize zemin hazırlar. Geçmişte yaşanan dört büyük ekonomik krizde, yani Latin Amerika borç krizi, ABD tasarruf ve kredi krizi, Asya borç krizi ve son küresel finansal kriz gibi durumlarda, bu büyük şirketlerin rolü büyüktü. Bu krizlerde "batamayacak kadar büyük" şirketlerin finansal kaldıracı, krizin yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

Besler Şifa olarak, biz de sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, finansal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Sürdürülebilir iş modelleri, aşırı büyüme ve risk almaktan ziyade, doğanın kaynaklarına saygı gösteren ve topluma değer katan yaklaşımlarla mümkün olacaktır. Sürdürülebilirlik yolculuğunda, yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda etik ve çevresel sorumluluk sahibi bir iş yapısı inşa etmek, geleceğe yönelik en güvenilir adımdır.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Kültürel Miras ve Geleneksel Ekoloji Bilgisi: Yerel Bilginin Değeri

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak doğal üretim ve sağlıklı yaşam kültürünü teşvik ederken, kültürel mirasın ve geleneksel ekoloji bilgisinin korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yerel gıda ve bitkisel üretim gibi pratik bilgilerin yaşlı nesillerden öğrenilmesi, sürdürülebilirlik açısından hayati rol oynar. Zira doğadan geçim sağlamak, yerel gıdaları yetiştirmek, işlemek ve doğal yöntemlerle beslenmek ancak nesiller arası bilgi aktarımıyla mümkündür. Bu bilgelik, yerel toplulukların ve yaşlıların doğayla iç içe geliştirdiği eşsiz bir ekolojik mirasın parçasıdır.

Fransız Kamuoyu Araştırma Enstitüsü (IFOP) tarafından 2018 yılında yapılan bir çalışmaya göre Fransızların yüzde seksen biri köy hayatının yaşamak için ideal bir yaşam olduğunu düşünüyor. Diğer yandan kamu hizmetleri, iş ve ulaşım imkanlarının eksikliği nedeniyle köy hayatının 'yaşamak için bir engel teşkil ettiğini' savunulurken Fransızların yüzde 46'sı köy hayatının sosyoekonomik sorunları beraberinde getirdiği dile getirdi.

Toplumların uzun süre boyunca hayatta kalmalarını sağlayan bu bilgi, sadece çevresel değil, aynı zamanda toplumsal sağlığın da teminatıdır. Örneğin, Amerika'nın yerli toplulukları, Paiute kabilesi gibi sazlardan tohum toplayarak yemek yapma veya Pomoların Kaliforniya meşe palamutlarını işleyerek beslenme gelenekleri ile topluluklarının ekolojik mirasını sürdürmüşlerdir. Bu örnekler, sadece birer yemek hazırlama yöntemi değil, aynı zamanda doğa ile olan uyumlu yaşam tarzının bir yansımasıdır.

Bu kültürel zenginliği onurlandırmak, aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluk bilincini de beraberinde getirir. Yerel bilginin kaybolmaması için, yaşlıların tecrübelerine değer vermeli, onların geleneksel yöntemlerini modern hayatımıza adapte etmeliyiz. Sağlıklı bir toplumun anahtarı, sadece fiziksel sağlıkta değil, aynı zamanda yaşlıların bilgeliğinin ve topluma olan katkılarının takdir edilmesindedir. Bu yaklaşım, bizim gibi doğal yaşamı ve bitkisel kozmetiği teşvik eden girişimlerin de kalbinde yer almalıdır.



Ekoturizm ve Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları

Savaş için ordunun sefer yapması yada savaş için bilgi toplamak, dini amaçlı hac programının yapılması ve keşifle ekonomik arayışlar için yapılan seyahatler kendini keyif için yada yaşamın bir ihtiyacı olarak addedilmesinden bugüne seyahat etmenin önemi gittikçe arttırıyor. 

Dünyada aşırı kalabalıklardan ve rahatsızlık veren ortamlardan kaçma isteği, ulaşımda nispeten ödenebilir fiyatların oluşması ve hava yolları rotalarının artmasıyla birlikte çok sayıda doğasever, huzur ve bozulmamış güzellikler aramaya başlamış ve bunun sonucunda 1970’li yılların sonları ve 1980’li yılların ortalarında ekoturizm olarak bilinen yeni bir alan şekillenmiştir. 2001 yılında Avusturya’nın Salzburg kentinde gerçekleşen Dağlık Bölgelerde Ekoturizm Konferansı ekolojik turizm açısından önemlidir. Ekoturizme çoğu kez yanlış perspektiflerle bakılması bu konferansın sonuç bildirgesinde yapılan önemli tespitlerden birisidir.

Turizm dünya ekonomisini besliyor

BM raporuna turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10'una, küresel ticaretin yüzde 7'sine ve her 10 istihdamdan birine tekabül ediyor. Dünya turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 10'una tekabül ederek, küresel ekonomiye katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünün (UNWTO) 1979 yılında İspanya'nın Torremolinos şehrinde düzenlediği toplantıda aldığı kararla 1980 yılından bu yana her yıl 27 Eylül "Dünya Turizm Günü" olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) 2002 yılını “ekolojik turizm yılı” ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) da aynı yılı “dağlar yılı” olarak ilan etmiştir. Ekoturizmin geliştirilmesine yönelik olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra, ekolojik turizmin gelişimine yönelik olarak İstanbul’da kurulan Ekoturizm Derneği faaliyet göstermektedir. Atak Projesi, Mavi Bayrak Projesi, Yayla Turizmi Projesi, Dağ-Doğa Yürüyüşü Projesi, Akarsu Turizmi Projesi, Bisiklet Tur Güzergahlarının Geliştirilmesi Projesi, Atlı-Doğa Yürüyüşü Projesi, Mağara Turizmi Projesi, sportif olta balıkçılığı, kuş gözlemciliği, botanik turizmi ve av turizmi Türkiye’de gerçekleştirilen başlıca ekolojik turizme yönelik girişimlerdir.


OGM Ekoturizm Destinasyonlar
ı

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, Türkiye'nin doğal güzelliklerinin korunması ve sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi amacıyla belirlenen rotalardır. Bu rotalar, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan milli parklar, doğal sit alanları ve benzeri korunan alanları kapsar.

Ekoturizm rotaları, doğayı keşfetmek, doğal yaşamı gözlemlemek, yerel kültürleri tanımak ve çevrenin korunması konularında farkındalık oluşturmak için tasarlanmıştır. Aynı zamanda, bu rotalar yerli ve yabancı turistlerin doğa turizmi faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri güvenli ve özel bölgeler olarak hizmet vermektedir.

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan 42 adet milli park, 15 adet tabiat parkı ve 8 adet doğal sit alanını kapsamaktadır. Bu rotalar, çeşitli doğa aktiviteleri yapmak isteyen ziyaretçiler için yürüyüş rotaları, bisiklet parkurları, kano rotaları, dağcılık rotaları gibi farklı seçenekler sunmaktadır.

Bu ekoturizm rotaları, doğal kaynaklarımızın korunmasına katkı sağlamakla birlikte, çevre dostu turizmin teşvik edilmesine de yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ziyaretçilerin yerel ekonomiye katkı sağlamaları ve bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine destek olmaları da hedeflenmektedir.

Ekoturizm dünyada Brezilya, Ekvador ve Madagaskar gibi ülkelerde, özellikle insan yerleşiminin şehirlere göre daha az olduğu yerel bölgelerde uygulanıyor. Amerika’da bulunan Ithaca Ekoköyü, İskoçya’daki Findhorn Ekoköyü ve Almanya’daki Oekodorf Sieben Linden Ekoköyü bulunduğu ve diğer yandan Kuyucak Lavantaköyü, Birgi, Nazarköy, Cumalıkızık, GüneşköyDemirci- Karaoklar gibi yerlerin ülkemizde bilindiğini hatırlatalım.

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü ekoturizmle ilgili çalışmalara 2017’de başladı. Hazırlanan Ekoturizm Eylem Planı’yla Türkiye’nin dört bir yanında ekoturizm alanları belirlendi. Şu ana kadar planlanan 70 ekoturizm rotasından 37’si ziyarete açıldı. Diğer rotalar için çalışmalar devam ettiği bilinmektedir. Ormanlar hakkında bilinçlendirmeyi, doğa ve orman sevgisini artırmayı ve orman köylüsüne katkı sağlamayı amaçlayan ekoturizm alanları buna uygun olarak hazırlanıyor. Dinlenme alanları, seyir terasları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları, ahşap basit köprüler gibi kalıcı olmayan yapı ve tesisler yapılarak alanların çevresi ile beraber cazibe merkezi haline getirilmesi sağlanıyor. Ekoturizm rotalarında ziyaretçiler için bisiklet yolu, koşu parkı, sosyal tesisler, çocuk oyun alanları, manzara seyir terasları hatta çadırlı kamp alanları gibi pek çok olanak var. Bu alanlar, doğa turizminin yanı sıra fotoğrafçılık, kampçılık, bilimsel tur ve doğa sporları gibi aktiviteler yapılabiliyor[1].

1.     Eskişehir Şehir Ormanı Ekoturizm Alanı

2.     İstanbul Büyük Ada Ekoturizm Alanı

3.     Şehzadeler Yolu Ekoturizm Alanı,

4.     Eski Köyceğiz ve Kavakarası Sığla Ekoturizm Alanı,

5.     Termal Yatakkaya Şelalesi Ekoturizm Alanı,

6.     Bursa Oylat Şelalesi Ekoturizm Alanı,

7.     Muğla Çandır Ekoturizm Alanı,

8.     Yenice Gökçetepe Yaylası Ekoturizm Alanı,

9.     Kahramanmaraş Başkonuş Yaylası Ekoturizm Alanı,

10.  Kütahya Domaniç Göç Yolu Ekoturizm Alanı,

11.  Zonguldak Ulukaya Ekoturizm Alanı,

12.  Adana - Aladağ Ekoturizm Alanı,

 

Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları;[2]

1.     Ataol Tatil Çiftliği- Bozcaada Çanakkale,

2.     Belentepe Permakültür Çiftliği- Uludağ Bursa,

3.     Hızır Kamp Kazaları- Edremit Balıkesir,

4.     Jade Çiftliği- Maksudiye Sakarya,

5.     Kapor Organik Çiftlik Evi- Avanos Nevşehir,

6.     Narköy Ekolojik Oteli- Kocaeli,

7.     Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği- Fethiye Muğla,

8.     Yenice Vadi Doğal Yaşam Köyü- Ula Muğla,

9.     Öğe İğne Ada Ekolojik Yaşam Çiftliği - Demirköy Kırklareli,

10.  Vadi Alaçatı- Çeşme İzmir,

11.  Babakamp- Fethiye Muğla,

12.  Tatuta Ekoloji Çiftlikleri.



[2] Ekolojik rotalar; https://www.uplifers.com/turkiyenin-en-iyi-ekoturizm-rotalari-dogaya-ve-ekolojik-dengeye-saygili-bir-tatil-mumkun/

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Doğadan Gelen Bereket: Tohum Çeşitlerimizle Tanışın!

Ekoköy hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olan yerel tohumlar, doğallığı, lezzeti ve besleyiciliğiyle sofralarımıza şifa katıyor. Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, tohumlarımızı sizlerle buluştururken, doğanın bize sunduğu bu değerli çeşitleri yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak misyonundayız. Tohumdan tabağınıza uzanan bu lezzet yolculuğunu gelin birlikte keşfedelim!

Biberden Domatese: Sofralarınızı Renklendiren Sebzeler

Biber Çeşitleri

  • Kıl tatlı sivri, kamber biber, dolma biber ince kabuk, mangal sivri, kapya etli biber, köy biberi üçburun, cin acı, balık az acı, kıl acı, çarliston, minik sarı acı turşuluk, sarı kıl sivri: Sofralarınızı renklendiren, salatalara ve yemeklere lezzet katan bu biber çeşitleri ile doğanın enerjisini mutfağınıza taşıyabilirsiniz.

Domates Çeşitleri

  • Şeker pembe domates, çılgın çeri domates, sarı mini çeri domates, Beykoz dilimli domates, göçmen pembe, yarım sırık kırmızı domates, oturak domates: Domates, bahçemizin kırmızı cevheridir. Taze ve farklı lezzet profilleriyle domates çeşitlerimiz sofralarınıza yazın tazeliğini getirir.

Tazelikten İlham Alan Sebzeler ve Baklagiller

  • Börülce, yeşil barbunya, boncuk Ayşe, şeker fasulye, dolmalık kabak, tatlı kabak, lif kabağı, karpuz, kavun, roka, tere, mini turp, maydanoz, kıvırcık: Taze fasulyeden aromatik yeşilliklere, vitamin açısından zengin sebzelerimizle sofralarınızı daha sağlıklı kılmak mümkün.

Şifa Deposu Yeşillikler

  • Pazı (yeşil ve kırmızı köy), karalahana, beyaz lahana, brokoli, karnabahar, kırmızı lahana, semizotu, kekik, reyhan, iri yaprak fesleğen, dereotu, kişniş: Yeşilliklerimiz, sağlıklı beslenmeyi sevenlere doğal bir vitamin ve mineral kaynağı sunar.

Zengin ve Farklı Tatlar İçin

Ekoköy Evi olarak, mutfağınıza doğanın çeşitliliğini katmak için çalışıyoruz. Tohum çeşitlerimizle, bahçenizde organik ve yerel bir ekim yapabilir, bu özel lezzetleri sofralarınıza taşıyabilirsiniz.

Tohumlar hakkında detaylı bilgi ve sipariş için Instagram sayfamızı ziyaret edin.



Karaçalı’ya Hünnap Aşılaması Yapıldı.

Karaçalı (Paliurus spina-christi), Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde yetişen, çalı formunda bir bitkidir. Halk arasında "çaltı, karadiken, çeşmezen, avanaktamisi, sincan dikeni, isadikeni" gibi isimlerle de bilinir. Karaçalı, idrar söktürücü, taş düşürücü, yara ve çıban iyileştirici, süt verimi arttırıcı, arıcılıkta önemli ve dere yataklarının ıslahında kullanılan bir bitkidir. Karaçalı, ayrıca dere yataklarının ıslahında kullanılır. Kökleri dere yataklarını stabilize ederek erozyonu önler.

Karaçalının cins adı olan "Paliurus", Latince "idrar söktürücü" anlamına gelir. Bu nedenle karaçalı, eski çağlardan beri idrar artıcı ve taş düşürücü olarak kullanılmaktadır. Taze yapraklarıyla yapılan lapa, yara ve çıbanları iyileştirici özellik gösterir. Karaçalı, mera alanlarında keçilerin en fazla istifade ettiği bitkidir. Bitkinin Nisan döneminde taze sürgünlerini, haziran döneminde çiçeklerini, temmuz döneminde ise tohum taslağını yemesi süt verimi artışına yüzde yüz etki etmektedir. Karaçalı, arıcılık sektöründe de önemli bir bitkidir. Bal skalasında 4-4 olarak değerlendirilmekte, yani yüzde yüz ballı bitkiler sınıfındadır.

Karaçalı, ülkemizde doğal olarak yetişen ve kültür olarak da yetiştirilen hünnap (Zizyphus jujuba) ile akrabadır. Lif içeriği yüksek olan hünnap sindirimi düzenler, kabızlığa karşı iyi gelir. Lifli beslenmek kolorektal kanser riskini de düşürür. Lifli beslenme ile kalp hastalıkları riskini artıran kolesterole karşı da koruma sağlar. Yapılan araştırmalar sonucunda diyabet, sarılık, yara ve ülser tedavisinde kullanılması önerilir.

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi kapsamında Karaçalı (Paliurus spina-christi)'ya Hünnap (Zizyphus jujuba) aşılaması yapıldı. Deneme amaçlı 5 öbekte yapılan aşılamanın sonuçları bekleniyor. Aşılama konusunda Ankara'nın en iyi aşıcısı ile çalışma yapılmıştır.

Aşılamanın başarılı olması halinde, karaçalının verimi ve kalitesi artacak, ayrıca hünnap ile karaçalının faydalı özellikleri bir araya gelerek daha etkili bir bitki elde edilecektir. Aşılama çalışmaları ile hünnapın verimi ve kalitesinin artırılması ve daha etkili bir bitki elde edilmesi hedeflenmektedir.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Ayaş Domatesi: Bir Gelenekten AB'ye Uzanan Lezzet Yolculuğu

Ayaş domatesi; belki de çoğumuzun adını ilk kez duyduğu, ama Ankara’nın Ayaş ilçesinin tam kalbinde yıllardır kök salmış bir miras. Semiha Tuncal’ın, "Ayaş domatesi yok olmaz, çünkü burada tüm kadınların çeyiz sandığında bu domatesin tohumları vardır," dediği gibi, bu domatesin tarihi, sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin de taşıyıcısı. Bugün, belki de hiç unutulmayacak kadar önemli bir noktaya geldi; Ayaş Domatesi, Avrupa Birliği (AB) tarafından tescillenen coğrafi işaretli ilk ürün oldu.

Bir Geleneğin Yeniden Filizlenişi

Ayaş domatesi, ince kabuğu ve yumuşak dokusuyla tanınan, aslında pazarda bir zamanlar zor satılan, nakliyede sıkıntı yaşanan, ancak lezzetiyle gönülleri kazanan bir çeşit. Ayaşlı Hilmi Başer, bu domatesin kaybolmaya yüz tuttuğunu, yerini ithal tohumların aldığını söylüyor. Üreticiler, domatesin dayanıklı olmadığı gerekçesiyle Ayaş domatesini terk etti, ama bu geleneksel tohum, kaybolmaya bir türlü razı olmadı. Çünkü Ayaşlı kadınlar, çeyiz sandıklarında bu tohumları saklamaya devam etti.

Semiha Tuncal, "Anneannemin, babaannemin, annemin vardı, benim de var," diyerek, bu tohumların nasıl bir değer taşıdığını anlatıyor. O değer, sadece bir nesilden diğerine aktarılan bir tohum değil, aynı zamanda bir kültürün, bir yaşanmışlığın, bir dönemin izleriydi. Kadınlar, ellerindeki tohumları bir nesilden diğerine aktarmış ve köydeki üreticiler de bu mirası yaşatmaya devam etmişti.

Tescil Yolunda Bir Adım

Ayaş domatesinin yeniden filizlenmesinin ardında, bir tesadüf ve büyük bir inanç yatıyor. Merhum iş insanı *Selami Başer*'in oğlu, bir arkadaşının annesinin çeyiz sandığından çıkan tohumları çoğaltarak yeniden Ayaş domatesi yetiştirmeye başladı. Yıllarca unutulmaya yüz tutmuş bu tohumlar, belki de o sandıklarda saklanan tek bir torba tohum sayesinde yeniden hayata döndü. Ardından, *Ayaş Ziraat Odası*, bu değerli domatesi korumak için harekete geçti ve Ayaş domatesinin AB tescilini almak için başvurdu.

*Erdinç Polat Ateş*, Ayaş Ziraat Odası Başkanı, bu süreci şöyle anlatıyor: “Ayaş domatesi yüksek asiditelidir. Tadı hafif ekşidir ve çok lezzetlidir. Dış yüzeyinde çıkıntılar vardır. Pazarlarda Ayaş domatesi adı altında başka domatesler satılıyordu. Biz de Ayaş domatesinin farkını ortaya koymak ve bilinirliğini arttırmak için AB’ye başvurduk.”

AB Tescili: Ayaş Domatesinin Zaferi

Ayaş domatesi, *AB tarafından korumalı menşe adı (PDO)* olarak tescillendi ve *Ankara’nın AB coğrafi işaretli ilk ürünü* oldu. Bu, sadece Ayaş için değil, tüm Türkiye için büyük bir başarıydı. Erdinç Polat Ateş, bu tescilin üreticilerin yüzünü güldürdüğünü belirtiyor. Çünkü şimdi, Ayaş domatesinin kalitesi ve özgünlüğü AB tarafından resmen kabul edilmişti ve bu da üreticilere büyük bir güven verdi.

Ayaş Domatesi’nin Geleceği

Ayaş domatesi, artık sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bir gelenek. Sandıklardan çıkan tohumlar, bugün yeniden tarlalarda filizleniyor. Üreticiler, bu geleneksel domatesi yeniden üretmeye başlarken, Ayaş Ziraat Odası’nın bu süreçteki katkıları çok önemli oldu. Artık, Ayaş domatesinin özgünlüğü, *AB tescili* sayesinde daha da değer kazandı. Gelecekte, bu domatesin kalitesinin daha fazla tanınması ve üretiminin yaygınlaşması bekleniyor.

Ayaş Domatesi: Bir Sandık Dolusu Tohumdan, Coğrafi İşaretli Bir Miras

Ayaş domatesi, sadece bir tarım ürünü değil, bir kültür mirasıdır. Kadınların çeyiz sandıklarında sakladıkları tohumlar, bir geleneksel mirasın yeniden hayat bulmasına yol açtı. Şimdi, Ayaş’ın bu lezzetli ve özelleşmiş domatesi, Avrupa Birliği’nden aldığı tescille geleceğe güvenle bakıyor. Ayaşlı üreticiler, bu geleneksel domatesi büyütmek için tekrar tarlalarına dönerken, Ayaş domatesi yalnızca bir ürün olmaktan çıkıp, bir bölgenin kültürel zenginliğinin simgesi haline geldi. 

Ayaş domatesinin bu yolculuğu, hem yerel üreticilerin hem de tüm Türkiye’nin gururu olacak gibi görünüyor. Eğer yolunuz Ankara’ya düşerse, Ayaş’ı ziyaret edin ve bu eşsiz lezzeti mutlaka deneyin. Çünkü bu domates, sadece bir tat değil, aynı zamanda bir tarih, bir miras ve bir yeniden doğuş hikayesidir.

Besler Şifa- Ekoköy evi olarak 3 yıldır atalık tohumları yüzlerce kişiye ulaştırdık. Sosyal sorumluluk olarak geleceğimize miras bırakıyoruz.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Şeker ve İşlenmiş Gıdalar Beyin Kimyanızı Bozar

Dr. Hyman: "Bir dakika, yani şeker ve işlenmiş gıdalar yediğinizde beyin kimyanız bozulur, öyle mi?"

Dr. Sethi-Dalai: "Aynen öyle. Beyinde ve başka yerlerde kimyasal reaksiyonların meydana gelmesi için vitaminlere, minerallere ve besin değeri yüksek gıdalara, yani doğru hammaddelere ihtiyacımız var. Beynin düzgün çalışması, uygun hızda sinyal göndermesi gerek. Beynimiz elektrik hücrelerinden oluşur, karmaşık bir sinyal molekülleri ağıdır. Bu hücrelerin gelişmesi ve düzgün çalışması için yağa ihtiyacı var; bu yüzden omega-3 yağları çok değerli. Şeker ve aşırı işlenmiş yiyecekler yiyorsanız, muhtemelen ihtiyacınız olan besinleri, vitaminleri ve mineralleri alamıyorsunuz veya alsanız bile vücudunuz onları absorbe edemiyor demektir. Metabolik bozuklukları olan çoğu insan aslında beslenme yetersizliği çekiyor."

Aşırı Kilolu İnsanlar Aslında Yetersiz Besleniyor

Dr. Hyman: "Yani diyorsunuz ki fazla kilolu ve obez insanlar aslında yetersiz besleniyorlar, vitamin ve yararlı gıda eksikliği yaşıyorlar."

Dr. Sethi-Dalai: "Evet, doğru."

Dr. Hyman: "Bu bir çeşit paradoks. O kadar yedikleri halde yetersiz besleniyorlar. Çok ilginç."

Dr. Sethi-Dalai: "Maalesef öyle. Yanlış yiyecekleri yiyorlar. Modern gıda ortamında aşırı işlenmiş gıdaların hakimiyeti arttıkça obezite oranı da artıyor. Bunun nasıl çalıştığına dair birkaç mekanizma var; bazıları doğrudan beyne etki ediyor, bazıları da hormonal sinyaller yoluyla dolaylı olarak etki yapıyor. Tıp fakültesinde hepimizin bir kan-beyin bariyerine sahip olduğumuzu, bu bariyerin beynimizi kanda dolaşan zararlı maddelerden ve toksinlerden korurken, sadece gerekli besinlerin geçişine izin verdiğini öğrenmiştik, değil mi? Ama aslında bu bariyer sızdırıyor."

Dr. Hyman: "Daha çok bir kahve filtresi gibi. Eleğe benziyor."

Dr. Sethi-Dalai: "Doğru. Aşırı işlenmiş gıda ve şeker, dopamin (beyinde doğal olarak üretilen ve genellikle mutluluk hormonu olarak bilinen bir hormon) reseptörlerimizi azaltır ve bağımlılık yapan uyuşturucular gibi daha kompulsif (takıntılı) şekilde yememizi sağlar. Yüksek oranda işlenmiş gıdalar, dopamin ödül yollarını tetikler ve yoğun istek içeren bağımlılık benzeri davranışlara neden olur. Bu yüzden olumsuz sonuçlarını bilmemize rağmen bunları yemeye devam ederiz ve tekrar tekrar bırakmaya çalışırız."

Şekerin Uyuşturucu Maddelerden Farkı Yok

Dr. Hyman: "Tıpkı eroin, kokain veya alkol gibi, değil mi? Şeker gerçekten biyolojik bir bağımlılık. Zevk alırsınız. Aynı zevki almak için giderek daha fazla maddeye ihtiyaç duyarsınız. Bu bir kısır döngü."

Dr. Sethi-Dalai: "Kesinlikle doğru. Şeker bağımlılık yapan bir maddedir. Beyinde, tıpkı diğer uyuşturucular gibi, açık bir nörokimyasal temeli vardır. Şekeri eğlence amaçlı bir yiyecek olarak düşünüyorum; hayatta kalmak için gerekli olan bir yiyecek değil. Çünkü biz ihtiyacımız olan şekeri, glikoneogenez (karbonhidrat olmayan kaynaklardan glukoz elde etme) süreciyle tükettiğimiz diğer besinler aracılığıyla üretiyoruz."

Dr. Hyman: "Hiç kimsenin daha önce bunu söylediğini duymamıştım; ‘Şeker, zevk amaçlı uyuşturuculardan biridir’ diyorsunuz."

Dr. Sethi-Dalai: "Kesinlikle öyle. Aslında, bununla ilgili bir hikâye paylaşmak istiyorum. COVID’in ilk aylarıydı. Bir gün mahallemizdeki markete gittim. İnsanlar alışveriş arabalarına patlamış mısırlar, cipsler, şekerlemeler; temelde ultra işlenmiş gıdalar yüklüyordu. Kimse sebze almıyordu."

Dr. Hyman: "Evet, o dönem herkes deli gibi kurabiye ve tuvalet kâğıdı alıyordu."

Dr. Sethi-Dalai: "Çok doğru. Neyse, kasa sırasında beklerken önümdeki kişinin market arabasına bakıyordum; aldıklarının hiçbiri hayatta kalmak için gerekli şeyler değildi. Kendi kendime düşündüm, bu yiyeceklerin hiçbiri bağışıklık sistemlerini güçlendirmiyor, hatta olan bağışıklıklarını daha da zayıflatıyordu. Salgının ABD’yi çok kötü vuracağını ilk o gün fark ettim."



Tohum ve Şifa: Doğanın Bilgeliği ile Sağlığınıza Kavuşun

Doğanın bize sunduğu mucizeler arasında en güçlü iyileştiricilerden biri de tohumlar. Her bir tohum, kendisinde saklı olan sonsuz bilgi ve evrensel bilgelikle birlikte bize sağlık, şifa ve içsel denge sunar. Sibiryalı Şaman Anastasya’nın aktardığı bilgilere göre, her tohumun içerisinde insan yapımı hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir bilgi deposu bulunur. Bu bilgi, tohumu doğanın mükemmel bir parçası haline getirir; hangi mineralleri alacağını, ne zaman büyüyeceğini ve kendini nasıl geliştireceğini bilir.

Tohumla kurulan bu özel bağ, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihinsel ve ruhsal iyiliğimizi de destekler. Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam ailesi olarak bizler, bu bilgelikten ilham alarak şifa yolculuğunuza katkıda bulunmak için buradayız. Tohumlarla kurulan bu bağlantının şifasını, doğal yaşam alanımızda sizlere sunmayı amaçlıyoruz.

Tohumun Şifası Nasıl Açığa Çıkar?

Anastasya’nın önerdiği yöntemlere göre, bir tohumun sizin için en şifalı hale gelmesi, onunla bilinçli bir etkileşime geçmenizle mümkün olur. İşte bu şifa dolu süreç adım adım nasıl gerçekleşir:

  1. Tohumu Dilinizin Altında Tutun: Her tohum, sizinle ilgili bilgiyi bedeninizden alabilir. Tohumu ekmeden önce birkaç dakika dilinizin altında tutmak, ona vücudunuzla ilgili bilgileri aktarır. Böylece tohum, ihtiyaç duyduğunuz iyileştirici özellikleri daha etkin bir şekilde size sunabilir.

  2. Tohumu Avucunuzda Tutun: Dilinizin altındaki tohumları avucunuza alın ve çıplak ayakla ekim yapacağınız toprağın üzerinde 30 saniye kadar bekletin. Bu temas, toprağın enerjisiyle de birleşerek tohumun şifa bilgisini almasını sağlar.

  3. Tohumu Nefesinizle Isıtın: Avucunuzdaki tohuma hafifçe üfleyin. Nefesinizle tohum arasında bir bağ kurun; artık tohum sizin bilgilerinizi ve iyileştirici özellikleri taşıyan bir güce sahip olacaktır.

  4. Tohumu Güneşle Buluşturun: Tohumu avucunuzda tutarak, 30 saniye boyunca güneş ışığında bekletin. Bu, tohumun doğayla tam uyum içinde olmasını sağlar. Artık tohum, sizin ihtiyaçlarınıza göre en uygun iyileştirici gücü geliştirecek şekilde toprağa ekilmeye hazırdır.

Doğal Tohumlar ile Şifa Yolculuğunuz

Bu yöntemlerle ekilen meyve ve sebzeler, tüketen kişiye özel bir şifa sağlar. Yalnızca bedensel hastalıkları iyileştirmekle kalmaz, yaşlanmayı geciktirir, zararlı alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır, zihinsel kapasiteyi artırır ve iç huzuru destekler. Bitkilerin sunduğu bu doğrudan iyileşme, insan-doğa etkileşiminin büyüsünü deneyimlememizi sağlar.

Besler Şifa olarak, doğal yaşamı destekleyen ürünlerimizle size bu şifa yolculuğunda eşlik ediyoruz. Toprağın gücünü, doğanın bilgeliğini ve bitkilerin iyileştirici özelliklerini keşfetmek için doğal yöntemlerle üretilmiş kozmetik ve şifa dolu yaşam ürünlerimizi keşfedin. Çünkü her tohum, doğanın şifasıdır; ihtiyacımız olan tüm iyileştirici güç ise doğanın bağrında saklıdır.

Tohumlarla sağlıklı, mutlu ve dengeli bir hayat dileyerek, doğanın bu eşsiz hediyelerini yaşamınıza katmanız için sizleri Besler Şifa Ekoköy Evi’ne bekliyoruz.





Gül Sirkesinin Faydaları

Gül sirkesi, doğal şifa kaynağı olarak pek çok faydaya sahip olan, geleneksel kullanım alanlarıyla dikkat çeken bir üründür. Hem içeriğindeki besin öğeleriyle hem de cilt ve vücut üzerindeki etkileriyle birçok sağlık sorununa çözüm sunar. İşte gül sirkesinin Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam için öne çıkan faydaları:

Zayıflama ve Metabolizma Desteği

Gül sirkesi, metabolizmayı hızlandırarak vücudun yağ yakımını destekler. Düzenli kullanımda zayıflama sürecine yardımcı olur ve doğal bir iştah kesici özelliği ile fazla kalori alımını engeller. Sabah ve akşam bir kaşık gül sirkesi, yarım bardak su ile karıştırılarak içildiğinde kilo alımını önleyebilir ve sağlıklı bir şekilde zayıflamanıza yardımcı olur.

Cilt Bakımı ve Sıkılaştırıcı Etki

Cilt üzerinde tonik olarak kullanıldığında, gül sirkesi cildin parlaklığını artırır ve sivilce ile akne izlerini azaltır. Ayrıca, ciltteki lekeleri yok eder ve cildin sıkılaşmasını sağlar. Gergin, berrak ve sağlıklı bir cilt görünümüne kavuşmanıza yardımcı olur.

Ağız ve Diş Sağlığına Destek

Gül sirkesi, diş etlerini güçlendirmekte ve ağız sağlığını iyileştirmekte etkilidir. Diş eti çekilmesi gibi sorunlara karşı doğal bir çözüm sunar. 1 yemek kaşığı gül sirkesi, 1 su bardağı ılık suya eklenerek gargara yapılabilir, böylece diş etleri güçlenir ve ağız sağlığı korunur.

Ateş Düşürme ve Baş Ağrısı İyileşmesi

Gül sirkesi, geleneksel olarak ateşi düşürmek ve baş ağrılarını hafifletmek için kullanılmıştır. Pamuklu bir beze dökülen gül sirkesi, hasta bireylerin alnına, başına ve bileklerine uygulanarak ateşi düşürür ve ağrıyı hafifletir.

Sindirim Sistemi ve Hazmı Kolaylaştırır

Gül sirkesi, hazmı kolaylaştırarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca salatalarda kullanılabilir ve diğer yiyecekler ile birlikte rahatlıkla tüketilebilir.

Cilt Sorunları ve Bebek Bakımı

Sivilce ve akne lekeleri için etkili bir tonik olarak kullanılan gül sirkesi, aynı zamanda bebeklerin pişik sorunlarına da iyi gelir. Doğal formülü sayesinde cilt üzerinde nazik bir etki bırakır ve rahatlık sağlar.

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak, doğanın sunduğu bu şifalı ürünleri sizlere sunarak sağlıklı ve doğal yaşam tarzınızı destekliyoruz. Gül sirkesi, hem vücudunuza hem de cildinize doğal bakım sağlayan mükemmel bir çözüm! 🌸



Sarı Kantaron Yağının Faydaları

Sarı kantaron yağı, doğanın sunduğu en değerli şifalı bitkilerden biridir ve faydaları saymakla bitmez. Alternatif tıbbın önemli bir parçası olarak, pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Sarı kantaron yağı, bilimsel araştırmalara konu olmuş ve doğal tedavi yöntemleri arasında kendine sağlam bir yer edinmiştir. Peki, sarı kantaron yağı ne işe yarar? İşte sarı kantaron yağının sağlığa faydaları:

Cilt Bakımında Mucizeler Yaratır

  • Cilt hücrelerini yeniler: Sarı kantaron yağı, ciltteki hücre yenilenmesini hızlandırır ve cildin sağlıklı bir şekilde onarılmasına yardımcı olur.
  • Yaşlanmayı geciktirir: Ciltteki ince çizgileri ve kırışıklıkları azaltarak yaşlanma belirtilerinin önüne geçer, cildin daha genç ve canlı görünmesini sağlar.
  • Pürüzsüz ve parlak cilt: Düzenli kullanımda ciltteki pürüzleri giderir, cildi yumuşatarak daha parlak ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.
  • Enfeksiyonlarla mücadele eder: Sarı kantaron yağı, bakteriler, virüsler ve mantarlar gibi mikroorganizmalarla savaşarak ciltteki enfeksiyonların iyileşmesini hızlandırır.
  • Deri enfeksiyonlarını tedavi eder: Özellikle ayak mantarı, herpes virüsü kaynaklı yaralar ve diğer cilt enfeksiyonlarını iyileştirici etkisi vardır.
  • Akne izlerine karşı etkilidir: Akne sonrası kalan izlerin giderilmesine yardımcı olur, ciltteki leke ve izlerin görünümünü azaltır.
  • Pişik ve egzama tedavisinde faydalıdır: Ciltteki tahrişleri ve egzama gibi sorunları iyileştirerek rahatlama sağlar.

İç Organlar İçin Koruma Sağlar

  • Sindirim sistemini düzenler: Sarı kantaron yağı, sindirimi hızlandırarak sindirim sistemi sağlığını destekler.
  • Böbrekleri korur: Böbrekleri güçlendirir, vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve böbrek sağlığını destekler.

Saç Sağlığına Yarar

  • Saç sağlığını destekler: Vitamin ve mineraller açısından zengin olan sarı kantaron yağı, saç köklerini besleyerek sağlıklı saçların büyümesine yardımcı olur.
  • Kepek ve pullanmayı giderir: Saç derisindeki kepek ve pullanmayı tedavi eder, saç derisini besler ve rahatlatır.
  • Saç dökülmesini önler: Saç dökülmesine karşı etkilidir ve saçın güçlenmesine yardımcı olur.

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak, doğanın sunduğu bu eşsiz yağları, cildinizin ve vücudunuzun ihtiyaçlarına göre özenle hazırlıyor ve doğal güzelliğinizi korumanız için size sunuyoruz. Sarı kantaron yağı, doğal bakım rutinlerinizin vazgeçilmezi olabilir. Doğal şifa için Besler Şifa'yı tercih edin! 🌿



2024 Promosyon Dönemi: Doğal Yaşamın ve Bitkisel Güzelliğin Yükselişi

2024 promosyon dönemi, değişen tüketici davranışları ve doğallığa yönelen artan taleple, bitkisel kozmetik ve doğal yaşam ürünleri sunan markalar için benzersiz fırsatlar sunuyor. Besler Şifa olarak, bu dönemde hem çevre dostu hem de sağlıklı yaşamı teşvik eden ürünlerimizle öne çıkmaya kararlıyız. Bu yazıda, promosyon sezonunun temel trendlerini ve bu fırsatları değerlendirmenin yollarını sizlerle paylaşacağız.

1. Mobil Alışveriş ve Doğal Ürünlere Erişim Kolaylığı

Mobil alışveriş, doğallık arayışındaki tüketicilerin en çok tercih ettiği yöntemlerden biri haline geldi. 2023'teki Black Friday alışverişlerinin yüzde 50'sinden fazlasının mobil cihazlardan yapılmış olması, bu trendin daha da güçleneceğini gösteriyor. Besler Şifa olarak, mobil dostu web sitemizle kolay gezilebilir, hızlı yüklenen ve güvenli ödeme seçenekleri sunan bir alışveriş deneyimi sağlamaya özen gösteriyoruz. Bu, müşterilerimizin doğal kozmetik ürünlerine her yerden rahatça ulaşabilmelerini mümkün kılacaktır.

2. Sezona Erken Başlamak ve Bilinçli Tüketici Taleplerine Cevap Vermek

Tüketiciler, artık daha erken dönemlerde fırsatları araştırmaya ve bilinçli seçimler yapmaya başlıyorlar. Besler Şifa olarak, promosyon sezonu başlamadan önce cazip indirimler sunmaya ve stoklarımızı hazırlamaya dikkat ediyoruz. Müşterilerimize bitkisel yağlar, doğal kremler ve aromaterapi ürünlerimizle bu dönemin ruhuna uygun sağlık ve güzellik çözümleri sunmayı hedefliyoruz.

3. Kişiselleştirilmiş Doğal Bakım Önerileri ile Müşterilere Değer Katmak

Doğal yaşamın öncüsü olarak, her müşterimizin kendine has ihtiyaçlarını anlıyor ve kişisel bakım önerilerimizi bu doğrultuda sunuyoruz. Araştırmalar, tüketicilerin yüzde 88'inin kişiselleştirilmiş öneriler beklediğini gösteriyor. Besler Şifa, müşterilerimizin geçmiş siparişlerini ve kişisel tercihlerine uygun önerilerde bulunarak doğal yaşam ürünlerimizle kişiye özel bakım rutinleri oluşturmaya önem veriyor.

4. Doğal Ürünlerle Planlanmamış Alışverişlerin Gücünü Keşfetmek

Doğal kozmetik ve yaşam ürünlerine olan ilgi arttıkça, tüketicilerin anlık kararlarla ürünlerimizi tercih etmeleri de yaygınlaşıyor. Araştırmalara göre, tüketicilerin yüzde 52'si plansız alışverişlerinde fiyatın en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Besler Şifa olarak, rekabetçi fiyatlandırmamız ve kalitesiyle öne çıkan ürün seçeneklerimizle bu eğilimi avantaja çeviriyoruz. Özellikle bitkisel içerikli ürünlerimizle hem sağlığa hem de bütçeye uygun çözümler sunuyoruz.

5. Gelişmiş Etkileşim ve Yeniden Hedefleme Stratejileri

Bitkisel yaşam ürünlerimizi daha geniş kitlelerle buluşturmak için yeniden hedefleme kampanyaları yürütmek, promosyon döneminin başarı anahtarlarından biridir. Sepetini terk eden müşterilere özel teklifler sunarak onları geri kazanmak ve ilgilerini gerçek alışverişe dönüştürmek üzerine çalışıyoruz. Yeniden hedefleme stratejileri, Besler Şifa'nın doğadan ilham alan ürünlerini yeni müşterilerle buluşturmanın en etkili yollarından biri.

6. Yeni Müşteri Kazanımı ve Doğal Yaşam Farkındalığı

Besler Şifa olarak, doğal yaşamı destekleyen ürünlerimizle yeni müşterilere ulaşmak için sürekli büyümeye odaklanıyoruz. Potansiyel müşterilerle doğal kozmetik çözümlerimizi tanıştırmak için kampanyalar ve tanıtımlar düzenliyoruz. Yüksek potansiyelli kullanıcılarla etkileşim kurarak, bitkisel içerikli ürünlerimizin faydalarını daha geniş kitlelere sunmayı hedefliyoruz.

7. Markamızın Farkındalığını Artırmak ve Doğal Yaşam Tutkusunu Paylaşmak

Promosyon döneminde, bitkisel kozmetik ürünlerimizin kalitesini ve doğal yaşam felsefemizi vurgulayan kampanyalarla müşterilerimize dokunuyoruz. İlgili video ve görsel içeriklerle, markamızın doğallık ve sürdürülebilirlik üzerine kurulu değerlerini yeni kitlelere tanıtmayı amaçlıyoruz.

8. Veriye Dayalı Kararlar ve Optimizasyon Stratejileri

Besler Şifa olarak, veri analizi ve optimizasyonu işimizin merkezine koyuyoruz. Kampanyalarımızın performansını yakından izleyerek sürekli olarak iyileştirmeler yapıyor ve geçmiş promosyon dönemlerinden elde ettiğimiz verilerle gelecekteki stratejilerimizi şekillendiriyoruz. Bu sayede müşterilerimize her zaman en iyi deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Sonuç: 2024 Promosyon Dönemine Hazır Mısınız?

Besler Şifa olarak, 2024 promosyon dönemine doğal kozmetik ürünlerimizle ve sağlıklı yaşam çözümlerimizle güçlü bir şekilde hazırlanıyoruz. İster mobil alışverişte, ister kişiselleştirilmiş önerilerde, isterse de yeni müşteri kazanımında olsun, bu dönemi en iyi şekilde değerlendirmek için stratejilerimizi geliştirdik. Doğadan gelen güzellik ve sağlık ürünlerimizi bu fırsatlarla buluşturmak için sabırsızlanıyoruz.

Unutmayın, Besler Şifa olarak her zaman sağlıklı yaşamı ve doğal güzelliği sizlere sunmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizle kurduğumuz bağları güçlendirerek, birlikte sağlıklı ve doğal bir geleceğe adım atıyoruz.



Sürdürülebilirlik ve Küresel Sınır Değerler: Geleceğimiz İçin Hedefler

Dünyanın belirlediği sınır değerleri, insan faaliyetlerinin çevresel etkilerini minimize etmek amacıyla kritik öneme sahiptir. Günümüzde, sürdürülebilir kalkınma amaçları, bu sınır değerlerinin belirlenmesi için bir dizi gösterge ve parametre sunmaktadır. Bu göstergeleri anlamak, çevresel sağlığımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına elzemdir. Bu bağlamda, "Neyiz ve bu hal neyin nesi?" sorularını sorarak kendimizi değerlendirebiliriz.

İlk belirlenen parametreler, aşağıdaki gibi önemli çevresel faktörleri içermektedir:

  1. İklim Değişikliği: Küresel sıcaklık artışını kontrol altında tutmak, iklim değişikliğinin etkilerini minimize etmek için kritik bir hedeftir.
  2. Biyoçeşitlilik Kaybı: Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistemlerin sağlıklı işleyişi için gereklidir. Türlerin yok olması, ekosistemlerin dengesini tehdit eder.
  3. Azot Döngüsü: Azot döngüsündeki dengesizlikler, tarımsal üretkenliği ve ekosistem sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Azot ve fosfor döngüleri arasındaki etkileşimler, bu alanlarda dikkatle izlenmelidir.
  4. Fosfor Döngüsü: Fosfor, tarımsal üretim için önemli bir besin maddesidir, ancak aşırı kullanım, su kirliliğine yol açabilir.
  5. Stratosferdeki Ozon Azalması: Ozon tabakasının korunması, UV radyasyonuna karşı korunma ve iklim dengesinin sağlanması için hayati öneme sahiptir.
  6. Okyanus Asitlenmesi: Karbondioksit emilimi nedeniyle okyanusların asitlenmesi, deniz yaşamını tehdit eden önemli bir sorundur.
  7. Küresel Tatlı Su Kullanımı: Tatlı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, hem insan sağlığı hem de ekosistem sağlığı için kritik öneme sahiptir.
  8. Arazi Kullanımındaki Değişim: Tarımsal ve kentsel alanların dönüşümü, doğal habitatları tehdit edebilir.
  9. Atmosferik Aerosol Yükü: Aerosol seviyeleri, hava kalitesini ve iklimi etkileyen önemli faktörlerdirr.
  10. Kimyasal Kirlilik: Endüstriyel ve tarımsal kimyasalların çevreye salınımı, ekosistemler ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.

Bu parametrelerin her biri, hem bireyler hem de toplumlar için sürdürülebilirlik hedefleri belirlemenin temel taşlarını oluşturur. Besler Şifa olarak, çevresel etkilerimizi minimize etmek ve sürdürülebilir uygulamaları benimsemek adına bu göstergelere odaklanıyor; doğal yaşamın korunmasına ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.



© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.