Ad

Besler Şifa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Besler Şifa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Samanlı Su Tutucu: Sürdürülebilir Tarımın Geleceği

Günümüzde tarım, su kaynaklarının verimli kullanımı, maliyetlerin düşürülmesi ve üretimin artırılması açısından büyük bir dönüşüm sürecindendir. Bu bağlamda, Besler Şifa olarak tarımsal verimliliği artırmaya yönelik geliştirdiğimiz ve dünyada ilk kez %100 yerli üretimle samandan üretilen "Samanlı Su Tutucu" polimeri, tarım sektöründe devrim yaratacak bir yenilik olarak dikkat çekmektedir.

Ar-Ge Çalışmalarının Sonuçları

Uzun süren araştırma ve geliştirme süreçlerinin ardından, özel sektör ve üniversitelerle gerçekleştirdiğimiz işbirliğiyle, sulama, gübreleme, enerji ve işçilik maliyetlerini düşüren, aynı zamanda verimi artıran bir ürün ortaya çıkardık. Bu ürünü üreterek, tarımda suyun verimli kullanımını sağlayacak, verimliliği artıracak ve çevresel etkileri azaltacak bir çözüm sunduk.

Samanlı Su Tutucu: Tarımda Verimlilik ve Sürdürülebilirlik

Samanlı Su Tutucu, özel bir polimer teknolojiye dayanarak, toprağın su tutma kapasitesini artırır. Bu sayede, suyun daha verimli kullanılmasını sağlar ve tarıma elverişsiz toprakların yeniden kullanılabilir hale gelmesine yardımcı olur. Tarıma uygun olmayan toprakların ıslahı sağlanırken, aynı zamanda tarımda optimum su tasarrufu sağlanarak, çevreye olan zarar en aza indirilir.

%100 Yerli Üretimle Doğaya Dost Çözüm

Dünyada ilk kez %100 yerli üretimle samandan üretilen bu ürün, sürdürülebilir tarım uygulamaları için önemli bir adım teşkil etmektedir. Doğal, biyolojik olarak çözünebilen bir ürün olan Samanlı Su Tutucu, toprağa zarar vermeden doğaya dost bir çözüm sunar. Bu sayede, yalnızca tarıma katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çevreye duyarlı bir yaklaşımı da benimsemiş oluruz.

Tarımsal Verimlilik ve Gelecek Nesillere Yeşil Bir Miras

Samanlı Su Tutucu’nun kullanılması, tarımda verimliliği artırırken, uzun vadede doğal kaynakların korunmasına da katkı sağlar. Optimum su tasarrufu sayesinde, bu ürün, su kaynaklarının tükenmesinin önüne geçerek, geleceğe daha yaşanabilir bir çevre bırakılmasına olanak tanır. Bu yaklaşım, hem üreticilerin maliyetlerini azaltırken hem de doğal çevreyi korumaya yardımcı olur.

Sonuç olarak

Besler Şifa olarak, tarım sektöründe sürdürülebilir bir çevre yaratmak amacıyla geliştirdiğimiz Samanlı Su Tutucu, verimlilik, su tasarrufu ve çevre dostu üretim konusunda önemli bir yenilik sunmaktadır. Ar-Ge çalışmalarımızın bir sonucu olan bu ürün, hem ülkemize hem de dünyaya tarımda daha verimli, daha sürdürülebilir ve doğa dostu çözümler sunmayı hedeflemektedir.



Firma: http://www.naturalaquatic.com.tr/tr/sayfa/8/sss.aspx

Video: https://www.dailymotion.com/video/x72itu1

Çetin, E. S. (2016). Natural Aquatic samanlı su tutucu (NASAP) danışmanlık raporu. Hazerfen Kimya. https://naturalaquatic.com.tr/upload/dosya/5pn6.pdf

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Besler Şifa Doğal Güneş Kremi SPF 30- Geniş Spektrum UVA & UVB Koruma

Besler Şifa Doğal Güneş Kremi, çinko oksit bazlı Doğal filtre sistemi ile geliştirilmiş, cilt üzerinde fiziksel bir koruma tabakası oluşturarak güneş ışınlarına karşı koruma sağlamaya yardımcı olan bir üründür.

Besler Şifa Doğal Güneş Kremi, tüm cilt tiplerine uyum sağlayan özel formülüyle günlük güneş koruma rutininize doğal ve güvenilir bir yaklaşım sunar. Hafif krem yapısı sayesinde kolay uygulanır, hızlı emilir ve ciltte yağlı bir his bırakmaz.

Ürün Özellikleri:

  • 1.      SPF 30 düzeyinde geniş spektrum (UVA & UVB) koruma
  • 2.      Doğal filtre (Zinc Oxide) içeren formül
  • 3.      Yüz ve vücut kullanımına uygun
  • 4.      Günlük kullanıma uygun yapı
  • 5.      Bitkisel yağlar ve E vitamini ile desteklenmiş içerik

İçerik Yaklaşımı: Besler Şifa Doğal Güneş Kremi, Bitkisel yağlar ile desteklenen formülü sayesinde fonksiyonel ve sade bir içerik yaklaşımı ile formüle edilmiştir.

İçindekiler (INCI): Punica Granatum Seed Oil (Nar Çekirdeği Yağı), Daucus Carota Seed Oil (Havuç Tohumu Yağı), Simmondsia Chinensis Seed Oil (Jojoba Yağı), Cera Alba (Balmumu), Zinc Oxide (Çinko Oksit), Tocopherol (E Vitamini), Lavandula Angustifolia Flower Oil (Lavanta Uçucu Yağı).

Kullanım Uyarıları:

1- Zamanlama: en az 20-30 dakika önce;

2- iki parmak kuralı: işaret ve orta parmağı dolduruncaya kadar;

3- unutulan bölgelere dikkat: kulak, ense-boyun, ayak parmak uçları;

4- tazelemek şart: 2 saatte bir yenileyin.

5- Korumanın devamlılığı için özellikle: Terleme, yüzme ve havlu ile kurulanma sonrasında uygulamayı tekrarlayınız.

Uyarılar:

  1. 1.      Güneş koruyucu ürün kullanımı tek başına tam koruma sağlamaz.
  2. 2.      Özellikle 11:00–16:00 saatleri arasında güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.
  3. 3.      Güneşe çıkarken koruyucu giysi, şapka ve güneş gözlüğü kullanılması önerilir.
  4. 4.      Bebekler ve küçük çocuklar doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
  5. 5.      Harici kullanım içindir.
  6. 6.      Göz ile temasından kaçınınız; temas halinde bol su ile durulayınız.
  7. 7.      Ürünü aşırı ısı ve doğrudan güneş ışığından koruyunuz.
  8. 8.      Tüm cilt tipleri için uygun formül
  9. 9.      Kolay sürülen, hızlı emilen hafif krem yapı
  10. 10.   Suya dayanıklı koruma desteği
  11. 11.   Bitkisel yağlar ve vitaminlerle zenginleştirilmiş içerik
  12. 12.   Doğal aromatik koku profili (sentetik parfüm içermez)
  13. 13.   Helal üretim standartlarına uygun
  14. 14.   Hayvanlar üzerinde test edilmemiştir (cruelty-free yaklaşım)
  15. 15.   Paraben, alüminyum, sülfat, SLS, SLES, silikon, petrol türevleri, yapay renklendirici, sentetik parfüm ve zehirli kimyasal bileşenler içermez.
  16. 16.   Doğal içeriği ile cildinizi güneşin zararlı etkilerine karşı korumayı hedeflerken, aynı zamanda bakım etkisiyle cildinize bütünsel bir destek sunar.

Ürün Bilgisi

                  Ürün Tipi: Doğal Güneş Kremi

                  Koruma Faktörü: SPF 30

                  Kullanım Alanı: Yüz & Vücut

                  Net Miktar: 50 ml

 


Öksürük Otu: Antik Dönemlerden Günümüze Doğal Bir Destek

İnsanlık tarihi boyunca hastalıkların tedavisinde doğadan yararlanılmış, bitkiler şifa kaynağı olarak kullanılmıştır. Günümüzde modern tıpta yer alan pek çok ilacın da doğadaki bitkilerden esinlenerek geliştirildiği bilinmektedir. Bitkisel tedavi yaklaşımları, doğru ve bilinçli kullanıldığında sağlık açısından destekleyici rol oynayabilmektedir.

Latince adı Tussilago farfara olan öksürük otu, ismini “öksürük giderici” anlamından alır. Papatyagiller familyasına ait olan bu bitki özellikle solunum yollarını rahatlatıcı etkisiyle tanınmaktadır. Boğazı yumuşatıcı özelliği nedeniyle öksürük, bronşit ve astım gibi rahatsızlıklarda destekleyici olarak kullanılmıştır. Bunun yanında baş ağrısı, sindirim sistemi sorunları ve bazı cilt problemleri için de geleneksel olarak değerlendirilmiştir.

Geniş yaprakları nedeniyle bazı kültürlerde “şemsiye bitkisi” olarak da anılan öksürük otu, Avrupa ve Asya’nın birçok bölgesinde doğal olarak yetişir. Türkiye’de ise özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yol kenarlarında, nemli alanlarda ve sahil çevrelerinde görülebilmektedir. Kendine özgü belirgin bir kokusu yoktur, tadı ise hafif acımsıdır.

Antik çağlardan beri kullanılan bu bitki; çay, lapa, buğu veya merhem şeklinde hazırlanarak değerlendirilmiştir. Eski dönemlerde kurutulan bitkinin dumanının solunmasının da solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılmıştır.

Öksürük Otunun Geleneksel Olarak Bilinen Faydaları

- Öksürüğü hafifletmeye yardımcı olur

- Nezle, grip ve soğuk algınlığında destekleyici olabilir

- Astım ve bronşit şikayetlerinde rahatlama sağlayabilir

- İdrar söktürücü etkisiyle ödemin azalmasına katkı sunabilir

- Kan dolaşımını destekleyici etkiler gösterebilir

- Sinir sistemini yatıştırıcı özellikler taşıyabilir

- Yaralar, çıbanlar ve böcek sokmalarında haricen kullanılabilir

- Ayak banyosu şeklinde kullanıldığında eklem ve şişliklere iyi gelebilir

- Geleneksel kullanımlarda kulak ağrısını hafiflettiği de belirtilmektedir

- Migren ataklarını azaltmaya yönelik kullanımı da bulunmaktadır

Nerede Bulunur ve Nasıl Saklanır?

Öksürük otu; aktarlarda, baharat reyonlarında veya bitkisel takviye ürünleri satan yerlerde taze, kuru ya da ekstrakt halinde bulunabilir. Serin, kuru ve güneş görmeyen bir ortamda cam kavanozda yaklaşık bir yıl saklanması önerilir.

Kullanım Şekilleri

Bitkinin sapları bazı bölgelerde yemeklerde kullanılırken, en yaygın tüketim şekli çaydır. Ayrıca buğu, lapa veya merhem olarak da hazırlanabilir. Ancak tedavi amaçlı kullanımlarda mutlaka uzman görüşü alınması önemlidir.

Olası Yan Etkiler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Öksürük otunun bazı türleri doğal olarak pirrolizidin alkaloidleri (PA) içerebilir. Bu maddeler yüksek miktarda alındığında karaciğer üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bu nedenle “PA içermez” ibareli ürünlerin tercih edilmesi önerilmektedir. Hamileler, emziren anneler, çocuklar ve karaciğer rahatsızlığı olan bireylerin kullanmadan önce mutlaka sağlık uzmanına danışması gerekir. Alerjik bünyeye sahip kişiler de dikkatli olmalıdır.

Öksürük Otu Çayı Nasıl Hazırlanır?

- Bir bardak kaynamış suyun içine yaklaşık 2 gram (bir tutam) bitki eklenir.

- 5–10 dakika demlemeye bırakılır.

- Süzülerek tüketilir.

Günde bir bardaktan fazla içilmemesi, olası yan etkiler açısından daha güvenli kabul edilmektedir.





Kozmetikte Bavul ticareti Olur Mu?

Kozmetik ürünlerinde de “bavul ticareti” (suitcase/shuttle trade) olarak tanımlanan ve kayıt dışı ya da küçük ölçekte gerçekleştirilen sınır ötesi ticaret türleri vardır; bu ticaret resmi gümrük kayıtlarına tam olarak yansımayabilir ama pratikte önemli bir akış oluşturmaktadır. DergiPark+1

🧳 Bavul Ticareti Nedir?

Bavul ticareti, bireylerin veya küçük tüccarların sınırdan geçirilebilecek kişisel eşya sınırları çerçevesinde (örneğin uçakta getirilebilecek bagajla) belirli malları (kozmetik dahil) götürüp satmasıdır. Bu ticaret genellikle resmi dış ticaret istatistiklerinin dışında kalır ama hem bir geçim kaynağı hem de arz-talep ilişkisi yaratır. DergiPark

🌍 Hangi Ülkeler Arasında Görülüyor?

  • Türkiye – Afrika ülkeleri: İstanbul özellikle Laleli gibi merkezlerde, giyim, ev tekstili ve kozmetik ürünlerle bavul ticareti geçmişte yaygın şekilde yapılmıştır. Afrika’dan gelen tüccarlar Türkiye’den kozmetik ve diğer tüketim mallarını valizlerinde veya küçük paketlerle kendi ülkelerine taşımaktadır. Turkish Minute

  • Türkiye – Bağımsız Devletler Topluluğu (özellikle Rusya ve komşu ülkeler): Daha önce Türkiye’den bu bölgelere bavul ticareti yolu ile tüketim ürünleri, kozmetik dahil gönderildiği bilinmektedir. TBMM CDN

  • Eski Sovyet Cumhuriyetleri, Balkanlar ve Orta Asya: Tarihsel olarak küresel bavul ticaretinin olduğu bölgeler arasında yer alır (ör. Rusya, Kazakistan, Kırgızistan gibi). UPI

💄 Hangi Kozmetik Ürünleri Ticarete Konu Oluyor?

Bavul ticaretinde taşıma amaçlı seçilen kozmetikler genellikle yüksek talep gören, taşınması kolay, küçük hacimli ürünlerdir:

  • Cilt bakım ürünleri (kremler, losyonlar)

  • Makyaj malzemeleri (ruj, far, fondöten vb.)

  • Parfüm ve deodorantlar

  • Şampuan, saç bakım ürünleri

  • Kozmetik setler ve mini ürünler
    Bunlar, hem kişisel bakım talebinin yüksek olduğu pazarlar için ideal ürünlerdir. DergiPark

📌 Neden Böyle Ticaret Yapılıyor?

  • Resmi kayıt dışı kalması: Bavul ticareti resmi ihracat kayıtlarına tam yansımadığı için bazı satıcılar burada fiyat avantajı veya esneklik görüyor. DergiPark

  • Müşteri ihtiyaçları: Bazı ülkelerde belirli kozmetik markalarının bulunmaması veya daha pahalı olması, bavul ticaretini çekici kılıyor. Turkish Minute

  • Turistlerin veya tüccarların sık seyahat etmesi: Sık seyahat eden bireyler valizlerinde belli miktarda ürün taşıyabiliyor ve bunu gelir elde etmek için kullanabiliyor. DergiPark

⚠️ Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bavul ticareti, birçok ülkede gümrük sınırları, vergi yükümlülükleri ve yasal sınırlar nedeniyle riskli olabilir. Özellikle kozmetik ürünleri sağlık ve güvenlik standartlarına uygunluk açısından ülke düzenlemelerine tabidir; aksi halde ürünlerin satışı yasal sorunlara yol açabilir. DergiPark



Aromatik bitkiler ve baharatlar merkezi; İstanbul Mısır Çarşısı

İstanbul Mısır Çarşısı’nın yeri gerçekten başka. Bu tarihi mekânı, ruhunu koruyarak daha da güzelleştirmek; özellikle “aromatik bitkiler ve baharatlar” açısından zenginleştirmek büyük bir kazanım olurdu. Dünyanın birçok büyük şehrinde yiyecek-içecek odaklı çarşılar var ama 1600’lerde kurulmuş, Mısır Çarşısı kadar özgün ve etkileyici olanı çok az. O kalabalığın içinde baharatçıları, aktarları, kuruyemişçileri, kahvecileri, lokum ve helva dükkânlarını hayranlıkla izlerdim; renkler, kokular ve sesler iç içe geçen bambaşka bir dünya oluştururdu.

Gençliğimizde Eminönü Yeni Cami çıkışında dolaşırdık; Cuma günleri her zamankinden daha kalabalık olurdu. Sonradan öğrendik ki o gün, esnafın hafta boyunca birbirinden aldığı ürünlerin hesabının kesildiği günmüş. Yani müşteri alışveriş yaparken, esnaf da birbirinden mal alır; müşteriye ‘yok’ dememek için çarşı kendi içinde sürekli bir döngü oluştururmuş.

Maalesef Mısır Çarşısı da değişti artık. Aktarların yerini kuyumcular, kuş yemcileri, tohumcular alıyor. Geçmişte Mısır’dan ve Uzak Doğu’dan gelen egzotik malların satıldığı bu çarşıda yiyecek, içeceklerin, tıbbi aromatik bitkilerin ve baharatların yerini pahada daha ağır ürünler alıyor. Bunun arkasında da Süveyş Kanalı’nın açılması, Avrupa’nın Uzak Doğu’da birçok sömürgeye sahip olması gibi nedenler var, zamanla çarşıyı devşiren. Uluslararası ticaretten yerli ve yabancı turistle ticarete döndü artık çarşı.

Dünya pazarlarında Mısır Çarşısı

Dünyada birçok Pazar var; mesela İspanya Barcelona’da “La Boqueria” hâlâ kimliğini koruyor. Deniz mahsulleri, şarküteriler, içki dükkanları dışında bir de ayaküstü yemek yiyebileceğiniz ufak lokantalar var içinde. Onun da tarihi 1800’lere dayanıyor. Japonya’daki “Tsukiji Outer Market” de, balık hali oradan taşınmış olsa da halen şahane suşiler, Japon omletleri, deniz mahsulleri sunuyor size. Tam Japon balık kültürünü tanımak için ideal yer. Londra’daki “Borough Market”’i de unutmayalım. Tarihi 13. yüzyıla dayansa da mimari bir güzelliği yok maalesef. Her çeşit yiyeceği satın alabildiğiniz gibi, atıştırmalıklar, sandviçler ve çevresindeki restoranlar ile şahane bir oyun bahçesi, yeme içme meraklıları için. Budapeşte’deki “Marche Central” da şahanedir. 1800’lerin sonunda neogotik tarzda yapılmış bu tarihi devasa kapalı pazar ziyaret etmeye değer. İçinde paprika dükkânları, baharatlar, diğer mağazaları ve lokantaları ile çok keyiflidir. Cape Town’da “Old Biscuit Mill” eski bir bisküvi fabrikasının içine kurulmuş ve her türlü yiyecek içecek tatmak, almak mümkün. Lizbon’daki “Time Out market” ayrıca keyiflidir. Viyana’daki “Vienna Nachtmarkt” da görülmeye değer bir pazardır. Her kültürden yiyeceklerin satıldığı bu pazarda hafta sonları eğlenceli. Paris’te “Marche des Enfants Rouges”un tarihi 1615’e dayanıyor.

İstanbul’da tarihi suiçinde Mısır Çarşısı’nı bu güzel mekanın özünü ve kimliğini koruyarak daha da güzelleştirsek, renklendirsek ve baharat, tıbbi aromatik bitki ve ürünleri, doğal renkli yiyecek içecek tarafını geliştirsek.



Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Üretici ve tüketici dostu mağaza: https://good4trust.org/beslersifa

Ürün, hizmet ve projelerimizle...

Şifanız daim olsun. 

Kanser Sebepleri Hiyerarşisi Çıkarıldı

Yeni bir araştırmaya göre kanserin önemli bir kısmı kader değil, önlenebilir nedenlerle ilişkilidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada görülen kanser vakalarının üçte birinden fazlası aslında önlenebilir durumdadır.

2022 yılında yaklaşık 19 milyon yeni kanser vakası tespit edildi ve bunların yaklaşık %38’i değiştirilebilir yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle bağlantılı bulundu.

En dikkat çekici bulgu ise şu: 👉 Önlenebilir kanserlerin büyük kısmı birkaç temel alışkanlık ve çevresel faktörle ilişkilidir. Özellikle aşağıdaki faktörler kanser riskinde önemli rol oynuyor:

Önlenebilir Kanser Risk Faktörleri (Önem Sırasına Göre);

1. Tütün kullanımı; Tüm kanser vakalarının yaklaşık %15’i ile bağlantılı, Erkeklerde daha yüksek risk (vakaların %23’ü sigarayla ilişkili)

2. Alkol tüketimi; Tüm yeni kanser vakalarının %3,2’si ile bağlantılı

3. Hava kirliliği; Özellikle akciğer kanserinde etkili, Bazı bölgelerde vakaların %15–20’si ile ilişkilidir.

4. Enfeksiyonlar; Kanser vakalarının yaklaşık %10’u ile ilişkili ve özellikle HPV → rahim ağzı kanseri riski vardır.

5. Yüksek vücut kitle indeksi (obezite)

6. Yetersiz fiziksel aktivite

7. Yetersiz emzirme

8. Ultraviyole (UV) ışınlara maruz kalma

9. Mesleki riskler; kimyasallar, toz, zararlı çalışma ortamları

10.Hijyen ve temiz suya erişim eksikliği; Özellikle mide kanseri ile ilişkili

11. Kalabalık yaşam koşulları; Enfeksiyon kaynaklı kanser riskini artırabilir



Cancer cases linked to preventable risk factors in a) women and b) men. (Fink et al., Nat. Med. 2026)

Ekmeğimiz

 Ekmeğimiz, Predrag Matvejević’in buğday ve ekmek üzerinden insanlık tarihini, kültürü ve inanç dünyasını okura sunan özgün bir deneme kitabıdır. Yazar, ekmeğin yalnızca bir besin değil; bilgelik, şiir, sanat ve inançla örülmüş çok katmanlı bir anlam dünyası taşıdığını ortaya koyar. Buğdayın yüzyıllar süren yolculuğu, nesilden nesle aktarılan bilgilerle birlikte anlatılırken, ekmek insanlık tarihinin en kadim tanığı olarak karşımıza çıkar.

Matvejević, ekmeğin destanını yazarken Tanrı ile insan arasındaki ilişkiye, açlık ve bolluk arasındaki gerilime, savaş ve barışın sofrasına, yoksulluk ve zenginliğin toplumsal karşılıklarına değinir. “Evren ekmekle başlar” sözü etrafında şekillenen anlatı, ekmeğin hem doğanın hem de kültürün ürünü olduğunu vurgular. Ekmek kimi zaman umut, kimi zaman umutsuzluk; kimi zaman barışın simgesi, kimi zaman çatışmanın nedeni olarak insanlığın ortak hafızasında yer alır.

184 sayfalık bu eser, yalnızca tarihsel ve antropolojik bir inceleme değil, aynı zamanda insanın kendi içindeki açlığa da seslenen felsefi bir metindir. Yazar, “sadece ekmekle yaşanmaz” düşüncesini hatırlatırken, ekmeğin hayatın maddi ve manevi yönleri arasındaki köprü rolünü ustalıkla işler. Yapı Kredi Yayınları’ndan Meryem Mine Çilingiroğlu’nun çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Ekmeğimiz, ekmeğe ve insanlık serüvenine dair derinlikli bir okuma arayanlar için kalıcı bir başvuru kitabıdır.



Modern Arıcılık Teknikleri

 Modern Arıcılık Teknikleri, arıcılığa yeni başlamış ya da mevcut bilgisini bilimsel temellerle güçlendirmek isteyenler için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Kitap, bal arısının vücut yapısından başlayarak koloni yaşamı, davranış biçimleri ve biyolojik süreçlerini ayrıntılı biçimde ele alır. Yazarın fiilen arıcılık yapıyor olması, eserde akademik bilginin sahadaki karşılığıyla birlikte sunulmasını sağlamış; teori ile pratiği dengeli ve anlaşılır bir bütün haline getirmiştir.

Eserin önemli bir bölümü, modern arıcılık için gerekli koşullar ve koloni yönetimi üzerine odaklanmaktadır. Arılık yerinin seçimi, yüksek verimli arı ırkları, mevsimsel bakım çalışmaları, bal hasadı, kışlatma ve arıların taşınması gibi konular adım adım ele alınır. Bunun yanı sıra ana arı yetiştiriciliği, arı sütü üretimi, iki ana arılı koloni sistemi ve paket arıcılığı gibi ileri düzey uygulamalara da yer verilerek, profesyonel arıcılık yapmak isteyenler için güçlü bir teknik altyapı sunulur.

Kitap, yalnızca üretim süreciyle sınırlı kalmayıp balda kalite kontrolü, pazarlama, arı hastalık ve zararlıları ile arı ürünlerinin insan yaşamındaki önemi gibi kritik başlıkları da kapsamaktadır. Bal, polen, arı sütü, propolis ve arı zehirinin biyolojik ve ekonomik değerleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilir. Bu yönüyle Modern Arıcılık Teknikleri, arıcılığı sadece bir üretim faaliyeti değil; ekosistem, sağlık ve sürdürülebilirlik boyutlarıyla ele alan nitelikli ve kalıcı bir eser olarak öne çıkmaktadır.



Nazenin Projesi: Kadın Haklarına Duyarlı Bitkisel Kozmetik Mümkün mü?

Besler Şifa – Bitkisel Kozmetik ve Aromaterapi olarak bizler için kozmetik; yalnızca cilde temas eden bir ürün değil, kadının sağlığına, emeğine ve onuruna dokunan bütüncül bir yaşam alanıdır. Bu anlayıştan yola çıkarak geliştirdiğimiz Nazenin Projesi, kadın haklarına duyarlı bir üretim ve hizmet modelinin mümkün olduğunu ortaya koymayı amaçlıyor.

Bitkisel kozmetik ürünlerinde sıklıkla konuşulan “doğal içerik”, “sürdürülebilirlik” ya da “etik üretim” kavramlarının, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın sağlığı perspektifiyle birlikte ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Nazenin Projesi de tam olarak bu ihtiyaca cevap vermek üzere tasarlandı.

Bu makale 15-18 Aralık 2025 tarihlerinde Antalya’da yapılan

9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’nde yayımlanmıştır.

“Nazlı Bünyelere Nitelikli İçerik” Yaklaşımı

Nazenin Projesi, mottosunu “Nazlı bünyelere nitelikli içerik” olarak belirlerken; hassas ciltleri, kadın bedenini ve yaşam döngüsünü merkeze alan bir kozmetik yaklaşımını savunuyor. Proje kapsamında, kozmetik sektöründe kadın haklarına uyumlu, etik ve hak temelli bir girişim modeli geliştirilmesi hedeflendi.

Bu amaçla yürütülen araştırmada, farklı disiplinlerden 25 uzmanın görüşüne başvuruldu. Çalışmanın bilimsel altyapısı, nitel araştırma yöntemleri ve Delphi tekniği ile güçlendirildi. Uzman görüşleri sayesinde, sektörde kadın haklarına duyarlı üretim ve hizmet süreçlerinin hangi ilkeler etrafında şekillenmesi gerektiği ortak bir zeminde buluşturuldu.

Kadın Emeği, Temsil ve Etik Üretim

Nazenin Projesi yalnızca ürün odaklı değil; aynı zamanda kadın emeğinin görünürlüğünü, kadınların üretim ve karar alma süreçlerindeki temsilini ve hak temelli yönetim anlayışını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede kozmetik girişimlerinin, sosyal sorumluluk temelli ve kadın haklarına uyumlu bir ekosistem oluşturması gerektiği vurgulanıyor.

Araştırmanın ilk aşamasında derinlemesine görüşmelerle nitel veriler toplandı. İkinci aşamada ise anketler ve uzman değerlendirme formları aracılığıyla bu veriler Delphi yöntemiyle sistematik hâle getirildi.

13 Kriterle Hak Temelli Kozmetik Değerlendirmesi

Çalışmanın sonunda, kadın haklarına duyarlı üretim ve hizmet süreçlerini değerlendirmek üzere toplam 13 kriter belirlendi. Bu kriterler üç temel düzeyde ele alındı:

  • Yapısal (Saygı): Kadının onuruna, sağlığına ve emeğine saygı

  • Süreç (Koruma): Üretim ve hizmet aşamalarında kadın haklarının korunması

  • Sonuç (Çıktı): Kadınlar için güvenli, etik ve sürdürülebilir kozmetik ürünler

Bu yaklaşım, etik ve hak temelli kozmetik üretimin yalnızca firmalar için değil, toplumsal farkındalık ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları açısından da büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Besler Şifa’dan Geleceğe Bir Davet

Nazenin Projesi ile Besler Şifa olarak, bitkisel kozmetik ve aromaterapi alanında kadın haklarını merkeze alan bir yol haritası sunmayı hedefliyoruz. Doğaya, bedene ve emeğe saygılı üretimin; hem şifa veren hem de dönüştüren bir gücü olduğuna inanıyoruz. Çünkü bizce gerçek şifa, yalnızca içerikte değil; niyette, süreçte ve duruşta başlar.

Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği ‘nin organizasyon becerisiyle düzenlenen 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’ni tamamladık. Bu yıl kongrenin ana teması holistik kozmetikti. Kozmetiğe yalnızca ürün odaklı değil bilim, etik, sürdürülebilirlik, sağlık ve tüketici deneyimini bir bütün olarak ele alan bu yaklaşım, birbirinden değerli konuşmacılar tarafından farklı perspektiflerden anlatıldı. Bununla birlikte kongre, sadece içerik açısından değil, sektörün tüm bileşenlerini aynı zeminde buluşturması bakımından da son derece değerliydi.

Kurucu Başkan, değerli abimiz Levent Kahrıman başkanlık görevini sayın Fuat Arslan ‘a devrederken hem hüznü hem de yeni bir dönemin heyecanını yaşıyoruz. Sevgili Fuat Arslan ‘a yeni dönemde bize inanıp kadın haklarına uyumlu kozmetik konusu üzerinde çalışmak için davet ettiği için ayrıca teşekkür ederiz. Hep birlikte Türk Kozmetiğinin daha iyi yerlere gelmesi için çalışacağız.

Broşür: https://drive.google.com/file/d/1L9_5Yz-JcorclHPaH6Exwk90TaU13y-e/view?usp=drive_link



Dünyanın Parfüm Başkenti Grasse: Koku, Tarih ve Akdeniz Büyüsünün Buluştuğu Şehir (NAZENİN)

Eğer parfümü seviyorsanız, dünyada görmeniz gereken tek bir şehir varsa o da Grasse’tır. Fransa’nın güneyinde, Akdeniz sahilinde Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde, Cannes’a yalnızca 20 dakika mesafede yer alan bu sevimli tepe kenti, tüm dünyanın kabul ettiği bir unvana sahiptir.

“Dünyanın Parfüm Başkenti.”

İlk bakışta Grasse, renkli evleri, dar sokakları ve Akdeniz manzarasıyla klasik bir Riviera kasabası gibi görünür. Ancak sokaklarda dolaşmaya başladığınız anda parfüm butikleri, tarihi esans fabrikaları ve çiçek kokularıyla bu şehrin çok özel bir yere ait olduğunu hemen hissedersiniz. Koku burada herkes için önemlidir.

Grasse Neden Parfümün Başkentidir?

Grasse’ın parfümle olan hikâyesi Orta Çağ’a dayanır. O dönemde şehir, dericilik ve tabakhane üretimi ile ünlüydü. Ancak bu meslek oldukça kötü kokulara neden oluyordu. Rönesans döneminde soylular için kokulu deri eldivenler üretilmeye başlanınca, çevrede yoğun şekilde çiçek tarımı yapılmaya başlandı.

Grasse’ın denizle dağlar arasında kalan eşsiz mikrokliması; Yasemin, Gül, Lavanta, Portakal çiçeği gibi parfüm dünyasının en değerli bitkilerinin yetişmesi için mükemmel bir ortam sundu.

1747 yılında Galimard’ın kurulmasıyla birlikte şehir tamamen parfüm üretimine yöneldi. Bugün Chanel, Dior, Fragonard, Molinard ve Galimard gibi dünyaca ünlü markaların ham maddelerinin bir kısmı hâlâ Grasse’tan gelmektedir. Ayrıca, “burun (nose)” olarak adlandırılan profesyonel parfüm uzmanlarının yetiştiği merkezlerden biri de burasıdır.

Grasse’ta Yapılacak En Keyifli Şeyler

1. Kendi Parfümünü Yapmak

Grasse’a gelip de parfüm yapmadan dönmek büyük bir eksiklik olur. Burada: Fragonard, Molinard, Galimard, Pure Signature gibi markalarda kısa ya da uzun süreli atölyelere katılarak kendi kokunu tasarlayabilirsin. Üst nota, kalp nota ve dip nota gibi parfümün yapısını öğrenir, kendi karakterine uygun kişisel bir koku oluşturursun.

2. Fragonard Tarihi Parfüm Fabrikası Müzesi

1926’da bir tabakhaneden parfüm fabrikasına dönüştürülen bu yapı bugün müze olarak hizmet veriyor. Burada: Antik şişeler, Eski distilasyon sistemleri, Parfüm üretiminin tarihsel aşamaları yakından incelenebiliyor. Üstelik girişi ücretsiz.

3. Uluslararası Parfüm Müzesi (Musée Internationale de la Parfumerie)

Grasse’taki en etkileyici müzelerin başında gelir. Bu müzede: Antik çağdan günümüze parfüm tarihi, Koku alma duyusunun nasıl çalıştığı, Parfümde kullanılan hammaddeler, Ünlü markaların vintage şişeleri etkileşimli şekilde anlatılır. Parfümle ilgilenen herkes için eşsiz bir deneyimdir. Bu arada Besler Şifa olarak biz de Aromaterapi Müzesi yapmak gibi bir hayalimiz var.

4. Eski Şehri Keşfetmek

Grasse’ın eski şehir bölgesi; Taş sokakları, Renkli evleri, Pembe şemsiyelerle süslenen sokakları, Küçük butik dükkânları ile adeta bir açık hava masalı gibidir. Kafede oturup Akdeniz manzarasına karşı kahveni içmek burada yapılacak en güzel şeylerden biridir.

5. Çiçek Festivalleri

Grasse, çiçeklerini büyük festivallerle kutlar yani yazın en güzel iki dönemini yaşama şansı verir;

  • Mayıs: Gül Festivali
  • Ağustos: Yasemin Festivali

Bu dönemlerde şehir sokaklarında çiçeklerle süslü geçit törenleri, müzikler ve gösteriler düzenlenir. Ne dersiniz BAÇEM e ev sahibi olan ve her Temmuz un ilk haftası Aromaterapi festivalinin yapıldığı Burhaniye'miz de bu konuda önemli bir şehir olur mu?

6. Zeytinyağı Değirmeni Ziyareti

Şehre sadece 10 dakika uzaklıktaki Huilerie Sainte-Anne, 1706’dan bu yana zeytinyağı üretimi yapan tarihi bir değirmendir. Burada üretim sürecini izleyebilir, tadım yapabilir ve yerel yağlar satın alabilirsin.

Grasse’ta Ne Zaman Gidilir?

Grasse yılın büyük kısmında güneşlidir. En ideal dönemler:

  • Mayıs – Haziran
  • Eylül – Ekim

çok sıcak olmayan hava ve kalabalığın azalması açısından en önerilen zamanlardır. Temmuz–Ağustos ise festival ve yaz turizmi nedeniyle daha yoğundur.

Kısa Kısa Grasse İpuçları

  1. Eski şehirde yürüyerek her yere ulaşılabilir.
  2. Fabrikalara gitmek için araç veya otobüs gerekebilir.
  3. Fransızca birkaç kelime bilmek büyük avantaj sağlar. Herkese gülümseyerek “Bonjour” demek kapıları açar.
  4. Parfüm alışverişini gün sonunda yapmak en mantıklısıdır.

Sonuç

Grasse, yalnızca bir şehir değil; koku, doğa, tarih, zanaat ve sanatın iç içe geçtiği yaşayan bir mirastır.

Parfümün hammaddesinden şişesine kadar olan serüveni yerinde görmek, kokuların ardındaki kültürü tanımak ve kendi imza kokunu üretmek isteyen herkes için Grasse eşsiz bir duraktır.

Eğer Güney Fransa’ya yolun düşerse, Grasse’ı güzergâhına ekle. Çünkü bazı şehirler sadece görülmez… Dahası kadın üreticilerin emeğini görme ve farkını görme imkanınız olacaktır.

Koklanır, hissedilir ve hafızaya kazınır.


Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Üretici ve tüketici dostu mağaza: https://good4trust.org/beslersifa

Ürün, hizmet ve projelerimizle...

Şifanız daim olsun. 


Tıbbi ve Aromatik Bitkilere Klinik Yaklaşım Sempozyumu: Bilimin, Doğanın ve İş Birliğinin Buluşma Noktası Oldu.

Ankara'da Yüksek İhtisas Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği iş birliği ile düzenlenen Tıbbi ve Aromatik Bitkilere Klinik Yaklaşım Sempozyumu, geniş bir katılımcı kitlesiyle gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını Rektör, tıbbi ve aromatik bitkilerin klinik uygulamalarına ilişkin güncel bilimsel perspektifleri bir araya getirmesine dikkat çekti.

İki gün süren sempozyum boyunca; aromaterapi, biyoyararlanım, nörodejeneratif hastalıklarda bitkisel tedavi, kardiyovasküler rahatsızlıklarda bitki bazlı yaklaşımlar ve tıbbi bitkilerin klinik araştırmalardaki rolü gibi pek çok konu bilimsel verilerle ele alındı. Uzmanların bilgi ve deneyimlerini paylaştığı oturumlar, hem akademisyenlere hem de sağlık profesyonellerine disiplinler arası bir bakış açısı kazandırarak tıbbi bitki araştırmalarına yeni bir dinamizm kattı. 

Çok Disiplinli Bir Yaklaşımın Gücü

Sempozyuma; Hekimler, Eczacılar, Kimyagerler, Biyologlar, Tıbbi bitki üreticileri, Ziraat mühendisleri, Diyetisyenler, Akademisyenler ve tıp ile eczacılık fakültesi öğrencilerinden oluşan geniş bir uzman topluluğu katıldı.

Bu çeşitlilik, tıbbi ve aromatik bitkilerin doğru şekilde kullanılmasının multidisipliner bir bakış açısını zorunlu kıldığını bir kez daha ortaya koydu. Tıbbi bitkiler alanındaki bilimsel çalışmaların ancak farklı uzmanlıkların iş birliği ile sürdürülebilir bir yapıya kavuşabileceği ve bu iş birliğinin toplum sağlığı için hayati önem taşıdığı vurgulandı.

“Doğru Bitki, Doğru Bilgi, Doğru Kullanım”

Sempozyum boyunca bitkilerin klinik kullanımlarından etik sorumluluklara, etik-hukuki çerçeveden sahadaki uygulamalara kadar geniş kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Tıbbi bitkilerin güvenli kullanımında sahada doğru tanı ve bilimsel bilgiyle desteklenen uygulamalar en kritik unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye'de nitelikli eczacılar için önemli bir çalışma olduğunu söyleyelim. esler Şifa olarak Nazenin projesi kapsamında "Kadın haklarına uyumlu kozmetik" çağrımızı da dile getirdik.

Teşekkürlerimizle…

Sempozyumun oluşumuna katkı sağlayan değerli hocalarımıza içten teşekkür ederiz: Didem Deliorman Orhan, Ahmet Başaran, Çiğdem Çiçek, Prof. Dr. H. Gülçin Saltan İşcan ve Golshan Zare. Bilgileri, deneyimleri ve vizyonlarıyla programın bilimsel niteliğini güçlendirdiler. Ayrıca, iki gün boyunca yüzlerindeki tebessümü, enerjileri ve özverileriyle organizasyonun sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlayan Tıp Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi öğrencilerine teşekkür ederiz.

Besler Şifa Olarak…

Doğa ve bilim arasındaki köprüleri güçlendiren her çalışmayı desteklemeye, tıbbi ve aromatik bitkilerin güvenli ve etik kullanımına katkı sunmaya devam edeceğiz. Çok disiplinli araştırmaların ve doğru bilgilendirmenin toplum sağlığına hizmet ettiğine inanıyor; bu alandaki her iş birliğini büyük bir değer olarak görüyoruz. Hatırlarsınız Besler Şifa olarak ilk kurulduğumuz süreçte Doç Dr. Sabri Erbaş hocamızdan dersler almıştık; daha sonra Prof. Dr. Gülendam Tümen ve Prof. Dr. Fatih Satıl hocalarımız ve daha sonra bir çok hocamızla danışmanlıklar almıştık. Bu tür işbirlikleri zemini fırsatları kolluyoruz. İçerik, formül, ürün ve sunum kalitesini her geçen gün arttırıyoruz.


Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Üretici ve tüketici dostu mağaza: https://good4trust.org/beslersifa

Ürün, hizmet ve projelerimizle...

Şifanız daim olsun. 




BAŞKENT ANKARA'DA ARICILIK

Ankara, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde yer alması nedeniyle yarı kurak iklim koşullarına sahiptir; bu da arıcılık açısından hem avantaj hem de zorluklar sunar. Dünya genelinde arıcılık daha çok flora çeşitliliği ve iklim istikrarı ile gelişirken, Ankara'da arıcılık faaliyetleri genellikle kırsal ilçelerde yürütülmekte, bitki örtüsünün uygun olduğu bölgelerde (özellikle Beypazarı, Kızılcahamam, Nallıhan gibi ilçelerde) gelişmektedir. Bu bölgelerdeki endemik bitkiler ve geç çiçeklenen yayla florası, kaliteli ve şifalı bal üretimi için önemli bir kaynak sağlar. Türkiye arıcılıkta dünya sıralamasında üst sıralarda yer alırken, Ankara da bu üretimin içinde yer alarak yerel bazda önemli katkılar sunmaktadır. Özellikle organik ve aromatik ballar açısından potansiyele sahip olan Ankara, modern arıcılık teknikleriyle bu avantajını artırma yolundadır.

Ankara, İç Anadolu Bölgesi'nde arıcılık açısından önemli bir yere sahiptir. 2024 yılı verilerine göre Ankara'da yaklaşık 200 bin civarında arılı kovan bulunmaktadır ve bu sayı Türkiye genelinde ilk 15 il arasında yer almasını sağlamaktadır. Başkentte özellikle Haymana, Beypazarı, Güdül, Nallıhan ve Kızılcahamam ilçelerinde yoğun olarak arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Bu bölgeler, florası zengin doğal alanlarıyla kaliteli yayla balı, çam balı ve kestane balı üretimiyle dikkat çeker. Ankara, aynı zamanda arıcılık eğitimleri ve destek programlarıyla da örnek bir il olup, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile üniversitelerin iş birliğiyle arıcılara yönelik proje ve teşvikler sürdürülmektedir. Arıcılık, kırsal kalkınmaya katkı sağlayan önemli bir ekonomik faaliyet olarak Ankara'da gelişimini sürdürmektedir.

Ankara’nın en meşhur balı Beypazarı ve Kızılcahamam ilçelerinde üretilen yayla balıdır. Bu bölgeler, rakımı yüksek, bitki örtüsü zengin ve doğal florası korunmuş alanlara sahip olduğundan arıcılık için son derece elverişlidir. Özellikle Beypazarı yaylalarında bulunan geven, kekik, yabani nane ve keven gibi nektar zengini bitkiler, balın hem aromasını hem de şifasını artırır. Ayrıca, bu bölgelerdeki arıcılar geleneksel yöntemlerle üretim yaptığı için bal doğallığını korur. Ankara’nın bu iki ilçesi, kaliteli ve katkısız yayla balı arayanlar için hem güvenilir hem de lezzetli bir kaynaktır.

Arıcılık takvimi, yıl boyunca arı kolonilerinin sağlıklı gelişimini sağlamak ve verimli bal üretimi için izlenen düzenli bir çalışma planıdır. Kış aylarında arılar kovan içinde dinlenir ve koloninin hayatta kalması için bakım yapılır. İlkbaharda hava ısınmaya başladığında kovan temizliği, ana arı kontrolü ve besleme yapılır; bu dönem oğul verme riski ve yeni kovan oluşturma zamanı olarak önemlidir. Yaz aylarında ise bal verimi en yüksek seviyeye ulaşır, sağım işlemleri yapılır ve arıların su ihtiyacı artırılır. Sonbaharda kışa hazırlık başlar, hastalık kontrolleri yapılır ve yeterli bal stoğu bırakılarak koloni güçlendirilir. Bu döngü, arıcılıkta verimliliğin ve sürdürülebilirliğin temelini oluşturur.

Ankara’da arıcılığı geliştirmek ve sürdürülebilir hâle getirmek için yapılması gereken 13 madde:

1. Flora Haritası Çıkarılmalı: Ankara'nın nektar ve polen kaynaklarını belirleyen detaylı bir bitki örtüsü haritası hazırlanmalı.  

2. Endemik Bitkiler Korunmalı: Arıcılık için önemli olan kekik, geven, alıç gibi bitkilerin bulunduğu alanlar korunmalı ve çoğaltılmalı.  

3. Yayla Arıcılığı Desteklenmeli: Özellikle Beypazarı, Nallıhan, Güdül ve Kızılcahamam gibi yüksek floralı alanlarda yayla arıcılığı teşvik edilmeli.  

4. Pestisit ve kimyasal kullanımının azaltıldığı bölgelerde Organik Bal Üretimi Yaygınlaştırılmalı

5. Hastalıklarla mücadele, koloni yönetimi, arıcılık teknikleri ve takvimi ana arı üretimi gibi konularda sürekli eğitim programları düzenlenmeli.  

6. Ekipman, kovan ve yer desteği gibi Genç Arıcılara Teşvik Verilmeli

7. Kooperatifler Güçlendirilmeli:

8. Coğrafi işaret, fuarlarda ve bilimsel araştırmalarda Markalaşma ve Tanıtım Yapılmalı

9. Bal Analiz ve Test Laboratuvarları Kurulmalı 

10. Apiterapi uygulaması yanında Polen ve Propolis Üretimi Artırılmalı

11. Kırsal Kalkınma Destek Programları (hibe ve çeşitli finanslar) Arıcılığa Açılmalı

12. Ankara’nın yeşil alanlarında küçük ölçekli Şehir Arıcılığına İmkân Sağlanmalı

13. Kuraklık ve flora değişimleri nedeniyle İklim Değişikliğine Uyum Projeleri Geliştirilmeli

Ankara Kent Konseyi Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu, Ekim ayı olağan toplantısını “Arıcılığın Ekolojik ve Ekonomik Önemi” başlıklı panelle gerçekleştirerek arıların ekosistemin sürekliliği, gıda güvenliği ve biyoçeşitlilik açısından hayati rolünü vurguladı. Panelde, Türkiye’nin yaklaşık 9 milyon koloniyle dünya arıcılığında ilk üç ülke arasında yer aldığı, ancak iklim değişikliği, pestisit kullanımı, mera kayıpları ve kırsaldan göç gibi etkenlerle sektörün zorluk yaşadığı belirtildi. Arıcılığın sürdürülebilirliği için yerel yönetimler, kooperatifler, üniversiteler ve üreticiler arasında iş birliğinin güçlendirilmesinin önemi öne çıkarıldı. 

15. Türkiye Arıcılık Fuarı Ankara Anfa Altınpark Fuar ve Kongre Merkezi 24 – 26 Ekim 2025 tarihlerinde 09:00 – 18:00 saatleri arasında Türkiye’nin çeşitli illerindeki arıcılar bir araya gelecek. Böylesine tecrübe paylaşımlarının artmasını temenni ederiz.


Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Üretici ve tüketici dostu mağaza: https://good4trust.org/beslersifa

Ürün, hizmet ve projelerimizle...

Şifanız daim olsun. 




© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.