İstanbul Mısır Çarşısı’nın yeri gerçekten başka. Bu tarihi mekânı, ruhunu koruyarak daha da güzelleştirmek; özellikle “aromatik bitkiler ve baharatlar” açısından zenginleştirmek büyük bir kazanım olurdu. Dünyanın birçok büyük şehrinde yiyecek-içecek odaklı çarşılar var ama 1600’lerde kurulmuş, Mısır Çarşısı kadar özgün ve etkileyici olanı çok az. O kalabalığın içinde baharatçıları, aktarları, kuruyemişçileri, kahvecileri, lokum ve helva dükkânlarını hayranlıkla izlerdim; renkler, kokular ve sesler iç içe geçen bambaşka bir dünya oluştururdu.
Gençliğimizde
Eminönü Yeni Cami çıkışında dolaşırdık; Cuma günleri her zamankinden daha
kalabalık olurdu. Sonradan öğrendik ki o gün, esnafın hafta boyunca birbirinden
aldığı ürünlerin hesabının kesildiği günmüş. Yani müşteri alışveriş yaparken,
esnaf da birbirinden mal alır; müşteriye ‘yok’ dememek için çarşı kendi içinde
sürekli bir döngü oluştururmuş.
Maalesef Mısır Çarşısı da değişti artık. Aktarların yerini
kuyumcular, kuş yemcileri, tohumcular alıyor. Geçmişte Mısır’dan ve Uzak
Doğu’dan gelen egzotik malların satıldığı bu çarşıda yiyecek, içeceklerin,
tıbbi aromatik bitkilerin ve baharatların yerini pahada daha ağır ürünler
alıyor. Bunun arkasında da Süveyş Kanalı’nın açılması, Avrupa’nın Uzak Doğu’da
birçok sömürgeye sahip olması gibi nedenler var, zamanla çarşıyı devşiren.
Uluslararası ticaretten yerli ve yabancı turistle ticarete döndü artık çarşı.
Dünya pazarlarında Mısır Çarşısı
Dünyada birçok Pazar var; mesela İspanya Barcelona’da “La Boqueria” hâlâ kimliğini koruyor. Deniz mahsulleri, şarküteriler, içki dükkanları dışında bir de ayaküstü yemek yiyebileceğiniz ufak lokantalar var içinde. Onun da tarihi 1800’lere dayanıyor. Japonya’daki “Tsukiji Outer Market” de, balık hali oradan taşınmış olsa da halen şahane suşiler, Japon omletleri, deniz mahsulleri sunuyor size. Tam Japon balık kültürünü tanımak için ideal yer. Londra’daki “Borough Market”’i de unutmayalım. Tarihi 13. yüzyıla dayansa da mimari bir güzelliği yok maalesef. Her çeşit yiyeceği satın alabildiğiniz gibi, atıştırmalıklar, sandviçler ve çevresindeki restoranlar ile şahane bir oyun bahçesi, yeme içme meraklıları için. Budapeşte’deki “Marche Central” da şahanedir. 1800’lerin sonunda neogotik tarzda yapılmış bu tarihi devasa kapalı pazar ziyaret etmeye değer. İçinde paprika dükkânları, baharatlar, diğer mağazaları ve lokantaları ile çok keyiflidir. Cape Town’da “Old Biscuit Mill” eski bir bisküvi fabrikasının içine kurulmuş ve her türlü yiyecek içecek tatmak, almak mümkün. Lizbon’daki “Time Out market” ayrıca keyiflidir. Viyana’daki “Vienna Nachtmarkt” da görülmeye değer bir pazardır. Her kültürden yiyeceklerin satıldığı bu pazarda hafta sonları eğlenceli. Paris’te “Marche des Enfants Rouges”un tarihi 1615’e dayanıyor.
İstanbul’da tarihi suiçinde Mısır Çarşısı’nı bu güzel mekanın
özünü ve kimliğini koruyarak daha da güzelleştirsek, renklendirsek ve baharat,
tıbbi aromatik bitki ve ürünleri, doğal renkli yiyecek içecek tarafını
geliştirsek.

BeslerŞifa Sabun, krem, merhem, macun, yağ, çay, sirke ve hacamat sülük; Eğitim/ Üretim/ Fason anlaşma yapan örnek bir sosyal girişim modelidir.