Ad

şifa yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şifa yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dünya Su Günü: Suyun Değeri ve Tarımın Sorumluluğu

Bugün, 22 Mart Dünya Su Günü'nü kutlarken, su kaynaklarımızın geleceği konusundaki endişelerle doluyuz. Küresel ısınma, artan nüfus, yoğun tarım ve sanayi faaliyetleri ile su kaynakları üzerindeki baskı her geçen gün daha da artıyor. Dünya üzerindeki 2,2 milyar insanın temiz suya erişiminin sınırlı olduğunu düşündüğümüzde, suyun geleceğinin aslında insanlığın geleceği ile ne kadar iç içe olduğunu fark ediyoruz. Bu büyük sorumluluk, sürdürülebilir bir dünya için öncelikli olarak tarım sektörünün omuzlarında.

Su: İnsanlığın Ortak Değeri

Su, her insan için farklı anlamlar taşıyor. Evdeki bir bardak su, sağlık, hijyen ve üretkenlik demekken; bir okulda temiz suya ulaşabilmek çocuklar için saygınlık ve eğitim demek. Kültürel ve dini mekanlarda su, insanın varoluşla, toplumla ve kendiyle bağ kurmasının bir simgesi. Doğada ise su, barış, uyum ve koruma anlamına gelir. Ancak tüm bu değerlerin ötesinde su, yaşamın temel kaynağıdır. Doğru bir su yönetimi olmadan ne sağlıklı bir toplumdan ne de sürdürülebilir bir gelecekten söz etmek mümkün.

Suyun Olmazsa Olmaz Rolü: Tarımda Su Kullanımı

Dünya üzerindeki suyun %70’i tarımda kullanılıyor. Tarımsal üretim olmadan yiyecek üretmek mümkün değil, dolayısıyla tarım ve su birbiriyle koparılamaz bir bağa sahip. Üstelik gıda güvenliğini sağlamak adına tarımda kullanılan su miktarı büyük bir dikkatle yönetilmek zorunda. Bu noktada, modern sulama teknolojileri büyük bir fark yaratıyor. Damla sulama gibi su tasarrufunu maksimize eden sistemler, tek bir damlayı bile boşa harcamadan verimli sulama imkanı sunuyor.

Tarımı Dönüştüren Teknolojiler: Verimli Su Kullanımı

Tarımsal üretimde su tüketimini azaltmak için kullanılan teknolojiler suyun daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Gelişmiş tohum teknolojileri, az miktarda su ile daha fazla verim elde edilmesine olanak tanırken; sürdürülebilir sulama sistemleri de bitkilerin tam ihtiyaç duyduğu kadar su almasını sağlıyor. Tarımda kullanılan su miktarını en aza indirgeyerek, gelecekte daha az kaynakla daha fazla üretim yapmak mümkün hale geliyor.

Suyun Alternatifi Yok!

Toprak olmadan yapılabilen topraksız tarım, robotik sistemlerle desteklenen üretim gibi gelişmeler tarımın geleceğine dair umut verse de, suyun alternatifi yok. Su olmadan üretim yapmak, yaşamı sürdürmek mümkün değil. Bu yüzden, tarımda suyun verimli kullanımına odaklanmak ve suyu korumak, insanlığın geleceği için en önemli adımlardan biri.

Su ve İnsanlığın Ortak Geleceği İçin Tarımın Sorumluluğu

Su kaynaklarının korunması yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda toplumsal bir görev. Tarım sektörünün bu konuda üstleneceği rol ise hayati. Bugün tarımda suyu daha verimli kullanan her yöntem, gelecek nesillerin sağlıklı bir dünyada yaşayabilmesine katkı sağlıyor. Hem küçük üreticilerin hem de büyük tarım işletmelerinin su tasarrufu konusunda yapabileceği değişiklikler, suyun geleceğini şekillendirecek en büyük faktörlerden biri olacak.

Bu Dünya Su Günü'nde, suyun gerçek değerini bilmek, su kaynaklarını bilinçle kullanmak ve doğayla uyumlu bir gelecek inşa etmek için bir adım daha atalım. Besler Şifa olarak, su kaynaklarının korunmasını ve sürdürülebilir tarımı destekliyoruz. Su kaynaklarımızın korunması için yapacağımız her şey, sadece bugünkü yaşamımız için değil, geleceğimiz için de büyük bir adım olacak.

Tüm okuyucularımızın Dünya Su Günü kutlu olsun! Suya değer verelim, çünkü su yaşam demektir.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Sosyal Medya ile Tanışma Yaşı: 13 mü, 16 mı?

Sosyal Medya ile Tanışma Yaşı: 13 mü, 16 mı?

Sosyal medya ve akıllı telefonlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelirken, bu teknolojilerin çocuklar üzerindeki etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor. Çocukların dijital dünyaya ne zaman adım atması gerektiği konusu, aileler, uzmanlar ve hükümetler için kritik bir soru.

Avustralya’nın 16 yaşından küçükler için sosyal medya yasağı getirmesi, bu konuda atılan en radikal adımlardan biri. Türkiye’de de benzer bir düzenleme için çalışmalar sürerken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik modeller geliştirmek üzere bir komisyon kurdu.

Peki, sosyal medya ile tanışma yaşı kaç olmalı?


Uzmanlar Ne Diyor?

Uzmanlar, sosyal medyanın çocuklar ve ergenler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, sosyal medyanın yoğun kullanımının ergenlerde kaygı, depresyon, yeme bozuklukları ve uyku problemlerine yol açtığını belirtiyor. Ayrıca, dijital zorbalık, manipülasyon ve siber suçlar gibi risklere de daha açık hale geldiklerini vurguluyor.

Türk Psikologlar Derneği’nden Ecem Demirtürk ise sosyal medya ile tanışma yaşının gelişimsel ihtiyaçlara ve dijital beceri düzeylerine uygun olarak belirlenmesi gerektiğini söylüyor. 13 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımının önerilmediğini ifade ediyor.


Dünyadan Örnekler

Dünyanın farklı ülkelerinde sosyal medya kullanımı için yaş sınırları şu şekilde düzenlenmiş durumda:

  • Norveç: Yaş sınırını 13’ten 15’e çıkarma önerisi var.
  • AB Ülkeleri: 16 yaş altındaki çocukların kişisel verilerinin işlenmesi için ebeveyn onayı gerekiyor; ancak üye ülkeler bu sınırı 13’e düşürebiliyor.
  • Fransa: 15 yaş altındakilerin sosyal medya hesabı oluşturması için ebeveyn izni şartı getiren yasa çıkarıldı.
  • Almanya: 13-16 yaş arasındaki çocuklar ebeveyn izni ile sosyal medya kullanabiliyor.
  • İtalya: 14 yaş altındakiler için ebeveyn izni gerekiyor, okullarda akıllı telefon kullanımı yasaklandı.
  • İrlanda: 16 yaş altına akıllı telefon yasağı tartışılıyor.
  • Yunanistan: Öğrenciler okullarda telefonlarını çantalarından çıkaramıyor.

Besler Şifa’dan Öneriler

Doğal yaşamın bir parçası olarak, çocukların teknolojiyle dengeli bir ilişki kurmalarını desteklemek çok önemli. Çocukların erken yaşta dijital dünyaya adım atmaları, fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Bizler, Besler Şifa olarak, çocukların doğayla daha fazla zaman geçirmesini, ekranlardan uzaklaşıp gerçek hayatla bağ kurmalarını öneriyoruz. Ebeveynlere, çocuklarıyla birlikte açık hava etkinlikleri düzenlemelerini, doğal yaşamı keşfetmelerini ve ekran başında geçirilen zamanı sınırlamalarını tavsiye ediyoruz.

Sosyal medya ile tanışma yaşı konusunda karar verirken, her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak ve onlara sağlıklı bir dijital deneyim sunmak için rehberlik etmek önemlidir.

Doğanın ve sağlıklı yaşamın gücüyle, çocuklarımız için daha dengeli bir gelecek inşa edebiliriz. 🌿

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Akdeniz'in Beş Köşesi

Bu yerler, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirasları ve tarihi değerleri ile dikkat çeken çeşitli bölgeleri temsil ediyor. Akdeniz, Türkiye'nin güney sahilinde yer alan bu bölge, sıcak iklimi, güzel plajları ve tarihi kalıntıları ile ünlüdür. Ayrıca, Akdeniz mutfağı ve çeşitli tatlarıyla da bilinir. İşte her birinin kısa bir özeti:

  1. İberya- Kastilya: İspanya'nın merkezi bir bölgesi olan Kastilya, tarihi kalıntılar, muhteşem şatolar ve büyüleyici kasabaları ile tanınır. Bölge, hem tarihi hem de kültürel zenginlikleri ile öne çıkar. İber Yarımadası, İspanya ve Portekiz'in bulunduğu alanı kapsar. Bu bölge, tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri ile dikkat çeker. Farklı etnik grupların etkisiyle zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
  2. Levant Bölgesi; Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafî, tarihî ve kültürel bir adlandırmadır. Kızıldeniz'den İskenderum körfezine, Lübnan dağı, Amanoslar gibi zengin bir biyoçeşitlilik ve yaşam öyküleri yer alır. Suriye Palmira ve Busra; Lubnan Baabek; Ürdün Petra Antik kentlerini ziyaret edilebilir.. Ne kadar kaldıysa...
  3. Yunan Adaları: Ege Denizi'nde yer alan bu adalar, tarihi kalıntıları, güzel plajları ve benzersiz mimarileri ile ünlüdür. Santorini, Mykonos, Rodos gibi adalar, tatil için popüler destinasyonlardır.
  4. Nil Havzası: Dünyanın en uzun nehri olan Nil, Mısır ve Sudan'ı geçerek birçok önemli tarihi bölgeyi kapsar. Nil Havzası, tarihi kalıntıları, tarımsal zenginlikleri ve benzersiz kültürü ile dikkat çeker.
  5. Teke Yöresi- Toroslar: Antalya ve çevresinde bulunan bu bölge, tarihi kalıntıları, doğal güzellikleri ve geleneksel yaşam tarzı ile bilinir. Özellikle eski yerleşim yerleri ve antik kalıntılar ile zengindir. Toroslar, Türkiye'nin güneyinde yer alan bu dağ sırası, doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve tarihi yerleri ile tanınır. Yürüyüş, dağcılık gibi açık hava etkinlikleri için popüler bir bölgedir.

Bu bölgelerin her biri, gezginlere farklı deneyimler sunmakta ve keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik barındırmaktadır.

Akdenizle ilgilli detaylı ziyaret ve gezi programını paylaşacağız.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Doğanın Şifalı Dokunuşları: Doğada ve Balkonlarımızda Yetişen Şifalı Bitkiler

İlkbaharın gelişiyle doğada şifa dolu bitkiler yeşermeye başlıyor. Ballıbabalar ve karahindibalar doğaya ilk renklerini katarken, baharın ilerleyen dönemlerinde papatyalar ve gelincikler bu şölene katılacak. Yaz geldiğinde ise doğa sarı kantaron, adaçayı ve kekik gibi bitkilerle adeta doğanın iyileştirici enerjisini sergileyecek. Doğanın bu harika döngüsünde, balkonlarınızda bile yetiştirebileceğiniz şifalı bitkilerle sağlık ve güzellik dolu bir yaşam mümkün.

Balkonlarınızda Yetiştirebileceğiniz Şifalı Bitkiler

Ev ortamında da sağlıklı yaşamı destekleyecek bitkiler yetiştirmek hiç de zor değil. İşte balkonlarınızda kolayca yetiştirebileceğiniz birkaç şifalı bitki önerisi:

  • Sinir Otu: Soğuk algınlığı ve solunum yolları sorunları için destekleyici bir bitkidir. Balkonunuzda rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.
  • Ekinezya: Bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen ekinezya, özellikle soğuk kış aylarına hazırlık için harika bir tercih.
  • İzmir Kekiği: Güçlü aroması ve antibakteriyel özellikleriyle mutfakta da sağlık için kullanılabilir.
  • Tıbbi Papatya: Sakinleştirici etkisiyle bilinen tıbbi papatya, çay olarak tüketildiğinde rahatlatıcı etkiler sunar.
  • Aloe Vera: Cilt yenileyici özellikleriyle tanınan aloe vera, doğal kozmetik ürünlerinizde de kullanabileceğiniz harika bir bitkidir.
  • Itır: Ferah kokusu ile balkonunuza canlılık katar ve bazı böcekleri uzaklaştırır.
  • Mercanköşk: Sindirim sistemini destekleyen mercanköşk, aynı zamanda harika bir doğal baharattır.
  • Aynısafa: Cilt sağlığı için güçlü etkileriyle bilinen aynısafa, doğal merhemlerin en popüler bileşenlerindendir.

Bu bitkilerle balkonunuzda adeta küçük bir şifa bahçesi kurabilirsiniz. Taze, doğal ve sağlıklı bir yaşam için hem kendinize hem de doğaya katkı sağlayabilirsiniz.

Mersin Bitkisi ve Koruyucu Özellikleri

Mersin bitkisi, içerdiği cineol etken maddesi ile son dönemde dikkat çekmektedir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı destekleyici etkileriyle bilinen mersin, doğal yaşamı destekleyen şifa dolu bir bitkidir. Yapılan araştırmalarda, bu bitkinin bağışıklık sistemi için faydalı olduğu tespit edilmiş ve özellikle koruyucu etkileri sebebiyle kullanımı artmıştır.

Şifalı Bitkileri Kullanma Yöntemleri: Maserasyon, Demleme ve Kaynatma

Doğal bitkilerin faydalı bileşenlerinden yararlanmanın birkaç temel yöntemi bulunmaktadır:

  • Maserasyon: Bitkinin yağ içinde bekletilmesiyle yapılan bu yöntem, etken maddelerin yavaş yavaş ortaya çıkmasını sağlar. Özellikle cilt sağlığına yönelik doğal yağlar elde etmek için kullanılır.
  • Demleme (İnfizyon): Soğuk veya sıcak demleme yöntemi, bitkilerin etken maddelerini koruyarak çay gibi tüketim şeklinde sağlıklı içecekler hazırlamak için uygundur.
  • Kaynatma: Kök gibi sert bitki kısımlarında kullanılır ve etken maddelerin suya geçmesi sağlanır.

Bu yöntemlerle, bitkilerin etken maddelerinden en verimli şekilde faydalanmak mümkündür. Evde hazırlanan çaylardan cilt bakım ürünlerine kadar birçok doğal çözüm elde edebilirsiniz.

Doğada ve Evde Bitki Yetiştirmenin Önemi

Doğada karşımıza çıkan hayıt, kocayemiş ve meyan kökü gibi bitkiler de son dönemde sağlığa olan faydalarıyla ön plana çıkıyor. Bu bitkiler, doğanın bize sunduğu doğal destek kaynaklarıdır. Besler Şifa olarak, doğanın gücünü ve şifasını evlerimize taşıyarak, sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Doğada yeşeren bu şifa dolu bitkilerle hem kendi sağlığınızı destekleyebilir hem de doğal yaşamın bir parçası olabilirsiniz.

Doğal ürünler, sağlıklı yaşam ve doğanın iyileştirici gücü için doğanın izini süren şifalı bitkilerle tanışmak için doğaya daha yakın olabilir ve balkonlarınızda minik şifa bahçeleri oluşturabilirsiniz.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Sürdürülebilirlik ve "Batamayacak Kadar Büyük" Tehlikesi

Son yıllarda "sürdürülebilirlik" terimi, genellikle çevreye duyarlı girişimlerle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak birçok işletmenin sadece çevresel sürdürülebilirlik değil, finansal sürdürülebilirlik konusunda da başarısız olduğu açıktır. Modern ekonomilerde işletmelerin iflas etmesi, piyasa işleyişinin doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. Ancak hükümetlerin bazı şirketleri "batamayacak kadar büyük" olarak tanımlaması, bu döngüde önemli bir sorunu ortaya çıkarmaktadır. Bu kavram, özellikle büyük bankalar, sigorta şirketleri, havayolu firmaları ve otomobil üreticileri gibi dev şirketler için kullanılır. Bu tür işletmelerin mali başarısızlıkları durumunda kamu kaynaklarıyla desteklenmesi, sürdürülebilirlik kavramının özüne zarar vermektedir.

Bu şirketler, "manevi zarar" yaratır; zira iflas etmeyecekleri güvencesiyle daha büyük riskler alarak, tüm sistemi istikrarsızlığa sürüklerler. Hükümetlerin sürekli olarak bu şirketlerin başarısız olmasına engel olmaları, sadece kısa vadeli ekonomik büyümeyi sağlama çabasıdır. Ancak uzun vadede bu yaklaşım, finansal sistemdeki riskleri artırır ve ekonomik krize zemin hazırlar. Geçmişte yaşanan dört büyük ekonomik krizde, yani Latin Amerika borç krizi, ABD tasarruf ve kredi krizi, Asya borç krizi ve son küresel finansal kriz gibi durumlarda, bu büyük şirketlerin rolü büyüktü. Bu krizlerde "batamayacak kadar büyük" şirketlerin finansal kaldıracı, krizin yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

Besler Şifa olarak, biz de sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, finansal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Sürdürülebilir iş modelleri, aşırı büyüme ve risk almaktan ziyade, doğanın kaynaklarına saygı gösteren ve topluma değer katan yaklaşımlarla mümkün olacaktır. Sürdürülebilirlik yolculuğunda, yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda etik ve çevresel sorumluluk sahibi bir iş yapısı inşa etmek, geleceğe yönelik en güvenilir adımdır.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Kültürel Miras ve Geleneksel Ekoloji Bilgisi: Yerel Bilginin Değeri

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak doğal üretim ve sağlıklı yaşam kültürünü teşvik ederken, kültürel mirasın ve geleneksel ekoloji bilgisinin korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yerel gıda ve bitkisel üretim gibi pratik bilgilerin yaşlı nesillerden öğrenilmesi, sürdürülebilirlik açısından hayati rol oynar. Zira doğadan geçim sağlamak, yerel gıdaları yetiştirmek, işlemek ve doğal yöntemlerle beslenmek ancak nesiller arası bilgi aktarımıyla mümkündür. Bu bilgelik, yerel toplulukların ve yaşlıların doğayla iç içe geliştirdiği eşsiz bir ekolojik mirasın parçasıdır.

Fransız Kamuoyu Araştırma Enstitüsü (IFOP) tarafından 2018 yılında yapılan bir çalışmaya göre Fransızların yüzde seksen biri köy hayatının yaşamak için ideal bir yaşam olduğunu düşünüyor. Diğer yandan kamu hizmetleri, iş ve ulaşım imkanlarının eksikliği nedeniyle köy hayatının 'yaşamak için bir engel teşkil ettiğini' savunulurken Fransızların yüzde 46'sı köy hayatının sosyoekonomik sorunları beraberinde getirdiği dile getirdi.

Toplumların uzun süre boyunca hayatta kalmalarını sağlayan bu bilgi, sadece çevresel değil, aynı zamanda toplumsal sağlığın da teminatıdır. Örneğin, Amerika'nın yerli toplulukları, Paiute kabilesi gibi sazlardan tohum toplayarak yemek yapma veya Pomoların Kaliforniya meşe palamutlarını işleyerek beslenme gelenekleri ile topluluklarının ekolojik mirasını sürdürmüşlerdir. Bu örnekler, sadece birer yemek hazırlama yöntemi değil, aynı zamanda doğa ile olan uyumlu yaşam tarzının bir yansımasıdır.

Bu kültürel zenginliği onurlandırmak, aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluk bilincini de beraberinde getirir. Yerel bilginin kaybolmaması için, yaşlıların tecrübelerine değer vermeli, onların geleneksel yöntemlerini modern hayatımıza adapte etmeliyiz. Sağlıklı bir toplumun anahtarı, sadece fiziksel sağlıkta değil, aynı zamanda yaşlıların bilgeliğinin ve topluma olan katkılarının takdir edilmesindedir. Bu yaklaşım, bizim gibi doğal yaşamı ve bitkisel kozmetiği teşvik eden girişimlerin de kalbinde yer almalıdır.



Ekoturizm ve Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları

Savaş için ordunun sefer yapması yada savaş için bilgi toplamak, dini amaçlı hac programının yapılması ve keşifle ekonomik arayışlar için yapılan seyahatler kendini keyif için yada yaşamın bir ihtiyacı olarak addedilmesinden bugüne seyahat etmenin önemi gittikçe arttırıyor. 

Dünyada aşırı kalabalıklardan ve rahatsızlık veren ortamlardan kaçma isteği, ulaşımda nispeten ödenebilir fiyatların oluşması ve hava yolları rotalarının artmasıyla birlikte çok sayıda doğasever, huzur ve bozulmamış güzellikler aramaya başlamış ve bunun sonucunda 1970’li yılların sonları ve 1980’li yılların ortalarında ekoturizm olarak bilinen yeni bir alan şekillenmiştir. 2001 yılında Avusturya’nın Salzburg kentinde gerçekleşen Dağlık Bölgelerde Ekoturizm Konferansı ekolojik turizm açısından önemlidir. Ekoturizme çoğu kez yanlış perspektiflerle bakılması bu konferansın sonuç bildirgesinde yapılan önemli tespitlerden birisidir.

Turizm dünya ekonomisini besliyor

BM raporuna turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10'una, küresel ticaretin yüzde 7'sine ve her 10 istihdamdan birine tekabül ediyor. Dünya turizm sektörü, dünyadaki tüm gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 10'una tekabül ederek, küresel ekonomiye katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünün (UNWTO) 1979 yılında İspanya'nın Torremolinos şehrinde düzenlediği toplantıda aldığı kararla 1980 yılından bu yana her yıl 27 Eylül "Dünya Turizm Günü" olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) 2002 yılını “ekolojik turizm yılı” ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) da aynı yılı “dağlar yılı” olarak ilan etmiştir. Ekoturizmin geliştirilmesine yönelik olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra, ekolojik turizmin gelişimine yönelik olarak İstanbul’da kurulan Ekoturizm Derneği faaliyet göstermektedir. Atak Projesi, Mavi Bayrak Projesi, Yayla Turizmi Projesi, Dağ-Doğa Yürüyüşü Projesi, Akarsu Turizmi Projesi, Bisiklet Tur Güzergahlarının Geliştirilmesi Projesi, Atlı-Doğa Yürüyüşü Projesi, Mağara Turizmi Projesi, sportif olta balıkçılığı, kuş gözlemciliği, botanik turizmi ve av turizmi Türkiye’de gerçekleştirilen başlıca ekolojik turizme yönelik girişimlerdir.


OGM Ekoturizm Destinasyonlar
ı

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, Türkiye'nin doğal güzelliklerinin korunması ve sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi amacıyla belirlenen rotalardır. Bu rotalar, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan milli parklar, doğal sit alanları ve benzeri korunan alanları kapsar.

Ekoturizm rotaları, doğayı keşfetmek, doğal yaşamı gözlemlemek, yerel kültürleri tanımak ve çevrenin korunması konularında farkındalık oluşturmak için tasarlanmıştır. Aynı zamanda, bu rotalar yerli ve yabancı turistlerin doğa turizmi faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri güvenli ve özel bölgeler olarak hizmet vermektedir.

Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ekoturizm rotaları, ülkemizin farklı bölgelerinde yer alan 42 adet milli park, 15 adet tabiat parkı ve 8 adet doğal sit alanını kapsamaktadır. Bu rotalar, çeşitli doğa aktiviteleri yapmak isteyen ziyaretçiler için yürüyüş rotaları, bisiklet parkurları, kano rotaları, dağcılık rotaları gibi farklı seçenekler sunmaktadır.

Bu ekoturizm rotaları, doğal kaynaklarımızın korunmasına katkı sağlamakla birlikte, çevre dostu turizmin teşvik edilmesine de yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ziyaretçilerin yerel ekonomiye katkı sağlamaları ve bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine destek olmaları da hedeflenmektedir.

Ekoturizm dünyada Brezilya, Ekvador ve Madagaskar gibi ülkelerde, özellikle insan yerleşiminin şehirlere göre daha az olduğu yerel bölgelerde uygulanıyor. Amerika’da bulunan Ithaca Ekoköyü, İskoçya’daki Findhorn Ekoköyü ve Almanya’daki Oekodorf Sieben Linden Ekoköyü bulunduğu ve diğer yandan Kuyucak Lavantaköyü, Birgi, Nazarköy, Cumalıkızık, GüneşköyDemirci- Karaoklar gibi yerlerin ülkemizde bilindiğini hatırlatalım.

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü ekoturizmle ilgili çalışmalara 2017’de başladı. Hazırlanan Ekoturizm Eylem Planı’yla Türkiye’nin dört bir yanında ekoturizm alanları belirlendi. Şu ana kadar planlanan 70 ekoturizm rotasından 37’si ziyarete açıldı. Diğer rotalar için çalışmalar devam ettiği bilinmektedir. Ormanlar hakkında bilinçlendirmeyi, doğa ve orman sevgisini artırmayı ve orman köylüsüne katkı sağlamayı amaçlayan ekoturizm alanları buna uygun olarak hazırlanıyor. Dinlenme alanları, seyir terasları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları, ahşap basit köprüler gibi kalıcı olmayan yapı ve tesisler yapılarak alanların çevresi ile beraber cazibe merkezi haline getirilmesi sağlanıyor. Ekoturizm rotalarında ziyaretçiler için bisiklet yolu, koşu parkı, sosyal tesisler, çocuk oyun alanları, manzara seyir terasları hatta çadırlı kamp alanları gibi pek çok olanak var. Bu alanlar, doğa turizminin yanı sıra fotoğrafçılık, kampçılık, bilimsel tur ve doğa sporları gibi aktiviteler yapılabiliyor[1].

1.     Eskişehir Şehir Ormanı Ekoturizm Alanı

2.     İstanbul Büyük Ada Ekoturizm Alanı

3.     Şehzadeler Yolu Ekoturizm Alanı,

4.     Eski Köyceğiz ve Kavakarası Sığla Ekoturizm Alanı,

5.     Termal Yatakkaya Şelalesi Ekoturizm Alanı,

6.     Bursa Oylat Şelalesi Ekoturizm Alanı,

7.     Muğla Çandır Ekoturizm Alanı,

8.     Yenice Gökçetepe Yaylası Ekoturizm Alanı,

9.     Kahramanmaraş Başkonuş Yaylası Ekoturizm Alanı,

10.  Kütahya Domaniç Göç Yolu Ekoturizm Alanı,

11.  Zonguldak Ulukaya Ekoturizm Alanı,

12.  Adana - Aladağ Ekoturizm Alanı,

 

Türkiye'nin en iyi ekoturizm rotaları;[2]

1.     Ataol Tatil Çiftliği- Bozcaada Çanakkale,

2.     Belentepe Permakültür Çiftliği- Uludağ Bursa,

3.     Hızır Kamp Kazaları- Edremit Balıkesir,

4.     Jade Çiftliği- Maksudiye Sakarya,

5.     Kapor Organik Çiftlik Evi- Avanos Nevşehir,

6.     Narköy Ekolojik Oteli- Kocaeli,

7.     Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği- Fethiye Muğla,

8.     Yenice Vadi Doğal Yaşam Köyü- Ula Muğla,

9.     Öğe İğne Ada Ekolojik Yaşam Çiftliği - Demirköy Kırklareli,

10.  Vadi Alaçatı- Çeşme İzmir,

11.  Babakamp- Fethiye Muğla,

12.  Tatuta Ekoloji Çiftlikleri.



[2] Ekolojik rotalar; https://www.uplifers.com/turkiyenin-en-iyi-ekoturizm-rotalari-dogaya-ve-ekolojik-dengeye-saygili-bir-tatil-mumkun/

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.

Doğadan Gelen Bereket: Tohum Çeşitlerimizle Tanışın!

Ekoköy hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olan yerel tohumlar, doğallığı, lezzeti ve besleyiciliğiyle sofralarımıza şifa katıyor. Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, tohumlarımızı sizlerle buluştururken, doğanın bize sunduğu bu değerli çeşitleri yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak misyonundayız. Tohumdan tabağınıza uzanan bu lezzet yolculuğunu gelin birlikte keşfedelim!

Biberden Domatese: Sofralarınızı Renklendiren Sebzeler

Biber Çeşitleri

  • Kıl tatlı sivri, kamber biber, dolma biber ince kabuk, mangal sivri, kapya etli biber, köy biberi üçburun, cin acı, balık az acı, kıl acı, çarliston, minik sarı acı turşuluk, sarı kıl sivri: Sofralarınızı renklendiren, salatalara ve yemeklere lezzet katan bu biber çeşitleri ile doğanın enerjisini mutfağınıza taşıyabilirsiniz.

Domates Çeşitleri

  • Şeker pembe domates, çılgın çeri domates, sarı mini çeri domates, Beykoz dilimli domates, göçmen pembe, yarım sırık kırmızı domates, oturak domates: Domates, bahçemizin kırmızı cevheridir. Taze ve farklı lezzet profilleriyle domates çeşitlerimiz sofralarınıza yazın tazeliğini getirir.

Tazelikten İlham Alan Sebzeler ve Baklagiller

  • Börülce, yeşil barbunya, boncuk Ayşe, şeker fasulye, dolmalık kabak, tatlı kabak, lif kabağı, karpuz, kavun, roka, tere, mini turp, maydanoz, kıvırcık: Taze fasulyeden aromatik yeşilliklere, vitamin açısından zengin sebzelerimizle sofralarınızı daha sağlıklı kılmak mümkün.

Şifa Deposu Yeşillikler

  • Pazı (yeşil ve kırmızı köy), karalahana, beyaz lahana, brokoli, karnabahar, kırmızı lahana, semizotu, kekik, reyhan, iri yaprak fesleğen, dereotu, kişniş: Yeşilliklerimiz, sağlıklı beslenmeyi sevenlere doğal bir vitamin ve mineral kaynağı sunar.

Zengin ve Farklı Tatlar İçin

Ekoköy Evi olarak, mutfağınıza doğanın çeşitliliğini katmak için çalışıyoruz. Tohum çeşitlerimizle, bahçenizde organik ve yerel bir ekim yapabilir, bu özel lezzetleri sofralarınıza taşıyabilirsiniz.

Tohumlar hakkında detaylı bilgi ve sipariş için Instagram sayfamızı ziyaret edin.



Karaçalı’ya Hünnap Aşılaması Yapıldı.

Karaçalı (Paliurus spina-christi), Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde yetişen, çalı formunda bir bitkidir. Halk arasında "çaltı, karadiken, çeşmezen, avanaktamisi, sincan dikeni, isadikeni" gibi isimlerle de bilinir. Karaçalı, idrar söktürücü, taş düşürücü, yara ve çıban iyileştirici, süt verimi arttırıcı, arıcılıkta önemli ve dere yataklarının ıslahında kullanılan bir bitkidir. Karaçalı, ayrıca dere yataklarının ıslahında kullanılır. Kökleri dere yataklarını stabilize ederek erozyonu önler.

Karaçalının cins adı olan "Paliurus", Latince "idrar söktürücü" anlamına gelir. Bu nedenle karaçalı, eski çağlardan beri idrar artıcı ve taş düşürücü olarak kullanılmaktadır. Taze yapraklarıyla yapılan lapa, yara ve çıbanları iyileştirici özellik gösterir. Karaçalı, mera alanlarında keçilerin en fazla istifade ettiği bitkidir. Bitkinin Nisan döneminde taze sürgünlerini, haziran döneminde çiçeklerini, temmuz döneminde ise tohum taslağını yemesi süt verimi artışına yüzde yüz etki etmektedir. Karaçalı, arıcılık sektöründe de önemli bir bitkidir. Bal skalasında 4-4 olarak değerlendirilmekte, yani yüzde yüz ballı bitkiler sınıfındadır.

Karaçalı, ülkemizde doğal olarak yetişen ve kültür olarak da yetiştirilen hünnap (Zizyphus jujuba) ile akrabadır. Lif içeriği yüksek olan hünnap sindirimi düzenler, kabızlığa karşı iyi gelir. Lifli beslenmek kolorektal kanser riskini de düşürür. Lifli beslenme ile kalp hastalıkları riskini artıran kolesterole karşı da koruma sağlar. Yapılan araştırmalar sonucunda diyabet, sarılık, yara ve ülser tedavisinde kullanılması önerilir.

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi kapsamında Karaçalı (Paliurus spina-christi)'ya Hünnap (Zizyphus jujuba) aşılaması yapıldı. Deneme amaçlı 5 öbekte yapılan aşılamanın sonuçları bekleniyor. Aşılama konusunda Ankara'nın en iyi aşıcısı ile çalışma yapılmıştır.

Aşılamanın başarılı olması halinde, karaçalının verimi ve kalitesi artacak, ayrıca hünnap ile karaçalının faydalı özellikleri bir araya gelerek daha etkili bir bitki elde edilecektir. Aşılama çalışmaları ile hünnapın verimi ve kalitesinin artırılması ve daha etkili bir bitki elde edilmesi hedeflenmektedir.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Şeker ve İşlenmiş Gıdalar Beyin Kimyanızı Bozar

Dr. Hyman: "Bir dakika, yani şeker ve işlenmiş gıdalar yediğinizde beyin kimyanız bozulur, öyle mi?"

Dr. Sethi-Dalai: "Aynen öyle. Beyinde ve başka yerlerde kimyasal reaksiyonların meydana gelmesi için vitaminlere, minerallere ve besin değeri yüksek gıdalara, yani doğru hammaddelere ihtiyacımız var. Beynin düzgün çalışması, uygun hızda sinyal göndermesi gerek. Beynimiz elektrik hücrelerinden oluşur, karmaşık bir sinyal molekülleri ağıdır. Bu hücrelerin gelişmesi ve düzgün çalışması için yağa ihtiyacı var; bu yüzden omega-3 yağları çok değerli. Şeker ve aşırı işlenmiş yiyecekler yiyorsanız, muhtemelen ihtiyacınız olan besinleri, vitaminleri ve mineralleri alamıyorsunuz veya alsanız bile vücudunuz onları absorbe edemiyor demektir. Metabolik bozuklukları olan çoğu insan aslında beslenme yetersizliği çekiyor."

Aşırı Kilolu İnsanlar Aslında Yetersiz Besleniyor

Dr. Hyman: "Yani diyorsunuz ki fazla kilolu ve obez insanlar aslında yetersiz besleniyorlar, vitamin ve yararlı gıda eksikliği yaşıyorlar."

Dr. Sethi-Dalai: "Evet, doğru."

Dr. Hyman: "Bu bir çeşit paradoks. O kadar yedikleri halde yetersiz besleniyorlar. Çok ilginç."

Dr. Sethi-Dalai: "Maalesef öyle. Yanlış yiyecekleri yiyorlar. Modern gıda ortamında aşırı işlenmiş gıdaların hakimiyeti arttıkça obezite oranı da artıyor. Bunun nasıl çalıştığına dair birkaç mekanizma var; bazıları doğrudan beyne etki ediyor, bazıları da hormonal sinyaller yoluyla dolaylı olarak etki yapıyor. Tıp fakültesinde hepimizin bir kan-beyin bariyerine sahip olduğumuzu, bu bariyerin beynimizi kanda dolaşan zararlı maddelerden ve toksinlerden korurken, sadece gerekli besinlerin geçişine izin verdiğini öğrenmiştik, değil mi? Ama aslında bu bariyer sızdırıyor."

Dr. Hyman: "Daha çok bir kahve filtresi gibi. Eleğe benziyor."

Dr. Sethi-Dalai: "Doğru. Aşırı işlenmiş gıda ve şeker, dopamin (beyinde doğal olarak üretilen ve genellikle mutluluk hormonu olarak bilinen bir hormon) reseptörlerimizi azaltır ve bağımlılık yapan uyuşturucular gibi daha kompulsif (takıntılı) şekilde yememizi sağlar. Yüksek oranda işlenmiş gıdalar, dopamin ödül yollarını tetikler ve yoğun istek içeren bağımlılık benzeri davranışlara neden olur. Bu yüzden olumsuz sonuçlarını bilmemize rağmen bunları yemeye devam ederiz ve tekrar tekrar bırakmaya çalışırız."

Şekerin Uyuşturucu Maddelerden Farkı Yok

Dr. Hyman: "Tıpkı eroin, kokain veya alkol gibi, değil mi? Şeker gerçekten biyolojik bir bağımlılık. Zevk alırsınız. Aynı zevki almak için giderek daha fazla maddeye ihtiyaç duyarsınız. Bu bir kısır döngü."

Dr. Sethi-Dalai: "Kesinlikle doğru. Şeker bağımlılık yapan bir maddedir. Beyinde, tıpkı diğer uyuşturucular gibi, açık bir nörokimyasal temeli vardır. Şekeri eğlence amaçlı bir yiyecek olarak düşünüyorum; hayatta kalmak için gerekli olan bir yiyecek değil. Çünkü biz ihtiyacımız olan şekeri, glikoneogenez (karbonhidrat olmayan kaynaklardan glukoz elde etme) süreciyle tükettiğimiz diğer besinler aracılığıyla üretiyoruz."

Dr. Hyman: "Hiç kimsenin daha önce bunu söylediğini duymamıştım; ‘Şeker, zevk amaçlı uyuşturuculardan biridir’ diyorsunuz."

Dr. Sethi-Dalai: "Kesinlikle öyle. Aslında, bununla ilgili bir hikâye paylaşmak istiyorum. COVID’in ilk aylarıydı. Bir gün mahallemizdeki markete gittim. İnsanlar alışveriş arabalarına patlamış mısırlar, cipsler, şekerlemeler; temelde ultra işlenmiş gıdalar yüklüyordu. Kimse sebze almıyordu."

Dr. Hyman: "Evet, o dönem herkes deli gibi kurabiye ve tuvalet kâğıdı alıyordu."

Dr. Sethi-Dalai: "Çok doğru. Neyse, kasa sırasında beklerken önümdeki kişinin market arabasına bakıyordum; aldıklarının hiçbiri hayatta kalmak için gerekli şeyler değildi. Kendi kendime düşündüm, bu yiyeceklerin hiçbiri bağışıklık sistemlerini güçlendirmiyor, hatta olan bağışıklıklarını daha da zayıflatıyordu. Salgının ABD’yi çok kötü vuracağını ilk o gün fark ettim."



Tohum ve Şifa: Doğanın Bilgeliği ile Sağlığınıza Kavuşun

Doğanın bize sunduğu mucizeler arasında en güçlü iyileştiricilerden biri de tohumlar. Her bir tohum, kendisinde saklı olan sonsuz bilgi ve evrensel bilgelikle birlikte bize sağlık, şifa ve içsel denge sunar. Sibiryalı Şaman Anastasya’nın aktardığı bilgilere göre, her tohumun içerisinde insan yapımı hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir bilgi deposu bulunur. Bu bilgi, tohumu doğanın mükemmel bir parçası haline getirir; hangi mineralleri alacağını, ne zaman büyüyeceğini ve kendini nasıl geliştireceğini bilir.

Tohumla kurulan bu özel bağ, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihinsel ve ruhsal iyiliğimizi de destekler. Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam ailesi olarak bizler, bu bilgelikten ilham alarak şifa yolculuğunuza katkıda bulunmak için buradayız. Tohumlarla kurulan bu bağlantının şifasını, doğal yaşam alanımızda sizlere sunmayı amaçlıyoruz.

Tohumun Şifası Nasıl Açığa Çıkar?

Anastasya’nın önerdiği yöntemlere göre, bir tohumun sizin için en şifalı hale gelmesi, onunla bilinçli bir etkileşime geçmenizle mümkün olur. İşte bu şifa dolu süreç adım adım nasıl gerçekleşir:

  1. Tohumu Dilinizin Altında Tutun: Her tohum, sizinle ilgili bilgiyi bedeninizden alabilir. Tohumu ekmeden önce birkaç dakika dilinizin altında tutmak, ona vücudunuzla ilgili bilgileri aktarır. Böylece tohum, ihtiyaç duyduğunuz iyileştirici özellikleri daha etkin bir şekilde size sunabilir.

  2. Tohumu Avucunuzda Tutun: Dilinizin altındaki tohumları avucunuza alın ve çıplak ayakla ekim yapacağınız toprağın üzerinde 30 saniye kadar bekletin. Bu temas, toprağın enerjisiyle de birleşerek tohumun şifa bilgisini almasını sağlar.

  3. Tohumu Nefesinizle Isıtın: Avucunuzdaki tohuma hafifçe üfleyin. Nefesinizle tohum arasında bir bağ kurun; artık tohum sizin bilgilerinizi ve iyileştirici özellikleri taşıyan bir güce sahip olacaktır.

  4. Tohumu Güneşle Buluşturun: Tohumu avucunuzda tutarak, 30 saniye boyunca güneş ışığında bekletin. Bu, tohumun doğayla tam uyum içinde olmasını sağlar. Artık tohum, sizin ihtiyaçlarınıza göre en uygun iyileştirici gücü geliştirecek şekilde toprağa ekilmeye hazırdır.

Doğal Tohumlar ile Şifa Yolculuğunuz

Bu yöntemlerle ekilen meyve ve sebzeler, tüketen kişiye özel bir şifa sağlar. Yalnızca bedensel hastalıkları iyileştirmekle kalmaz, yaşlanmayı geciktirir, zararlı alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır, zihinsel kapasiteyi artırır ve iç huzuru destekler. Bitkilerin sunduğu bu doğrudan iyileşme, insan-doğa etkileşiminin büyüsünü deneyimlememizi sağlar.

Besler Şifa olarak, doğal yaşamı destekleyen ürünlerimizle size bu şifa yolculuğunda eşlik ediyoruz. Toprağın gücünü, doğanın bilgeliğini ve bitkilerin iyileştirici özelliklerini keşfetmek için doğal yöntemlerle üretilmiş kozmetik ve şifa dolu yaşam ürünlerimizi keşfedin. Çünkü her tohum, doğanın şifasıdır; ihtiyacımız olan tüm iyileştirici güç ise doğanın bağrında saklıdır.

Tohumlarla sağlıklı, mutlu ve dengeli bir hayat dileyerek, doğanın bu eşsiz hediyelerini yaşamınıza katmanız için sizleri Besler Şifa Ekoköy Evi’ne bekliyoruz.





Kış Aylarında Cilt Bakımı: Kuruluğa Karşı Doğal ve Etkili Çözümler

Kış aylarında cildimiz, soğuk hava ve düşük nem seviyeleri nedeniyle kuruluğa daha yatkın hale gelir. Bu dönemde cildimizin nemli ve yumuşak kalmasını sağlamak için pratik ve etkili bir bakım rutini oluşturmak oldukça önemlidir. Besler Şifa olarak, bitkisel ve doğal ürünlerle cildinizi kış aylarında nasıl koruyabileceğinize dair önerilerimizi paylaşıyoruz.

1. Cildinizi Tanıyın ve İhtiyaçlarına Göre Hareket Edin

Her cilt tipi farklıdır ve ihtiyaçları da buna göre değişir. Kış aylarında cildinizin durumunu gözlemlemek, bakım rutininizi oluşturmanın ilk adımıdır. Dirsekler, dizler ve ayaklar gibi bölgesel kurulukların yanı sıra hassasiyet, sivilce ve batık problemleri de ekstra ilgi gerektirebilir.

2. Duş Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cilt bakımında duşun sıcaklığı büyük bir rol oynar. Çok sıcak su, cildin doğal yağ bariyerini zayıflatabilir ve kuruluğa yol açabilir. Ilık suyla duş almak, cildin nem dengesini korumasına yardımcı olur. Ayrıca, cildi kurutmayan doğal içerikli bir temizleyici kullanmak da önemlidir.

3. Nemlendirme Adımları

Duş sonrası nemlendirme, cildin nemi hapsetmesi için kritik bir aşamadır. Havluyla cildinizi nazikçe kurulayarak hafif nemli bırakın ve ardından şu sıralamayla ürünlerinizi uygulayın:

  • Losyon: Hafif yapılı bir nemlendirici ile başlayın.
  • Krem: Daha yoğun bir nemlendirme için cilt tipinize uygun bir krem kullanın.
  • Yağ: Son olarak, cilde nemi hapsetmek için doğal bir vücut yağı uygulayın.

4. Doğal İçerikler Tercih Edin

Kış bakım rutininizde doğal ve etkili içeriklere yer vermek önemlidir. İşte cildinize iyi gelecek bazı doğal içerikler:

  • Hiyalüronik Asit ve Gliserin: Cildin nem tutma kapasitesini artırır.
  • Shea Yağı ve Jojoba Yağı: Cildi yumuşatır ve nemi cilde hapseder.
  • Skualen ve Seramid: Cilt bariyerini koruyarak hassasiyeti azaltır.
  • Yulaf ve Aloe Vera: Hassasiyeti yatıştırır ve cilt bariyerini güçlendirir.
  • Yeşil Çay: Antioksidan etkisiyle cildi korur ve yatıştırır.

5. Akneye Meyilli Ciltler İçin Öneriler

Akneye yatkın bir cildiniz varsa, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünler tercih etmelisiniz. Hiyalüronik asit ve skualen gibi içerikler, cilde nem sağlarken gözenekleri tıkamaz.

6. Nazik Eksfoliasyon ile Cildinizi Canlandırın

Haftada 1-2 kez doğal içerikli bir peeling kullanarak ölü derilerden kurtulabilirsiniz. Bu işlem, nemlendiricilerin cilde daha iyi nüfuz etmesini sağlar.

Besler Şifa’nın Önerisi

Kış aylarında cilt bakımınızı doğal ve etkili bir hale getirmek için bitkisel içeriklerle hazırlanan ürünlerimizi keşfedin. Doğal yağlar, nemlendiriciler ve nazik temizleyicilerle kışın zorlu koşullarına karşı cildinizi koruyun. Unutmayın, düzenli bakım ile kış mevsimini sağlıklı, yumuşak ve ışıldayan bir ciltle geçirebilirsiniz.

Doğal güzellik için, Besler Şifa yanınızda!

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Saç Dökülmesi: Kök Nedenler ve Doğal Çözümler

Saç dökülmesi, çoğu insanın hayatının bir döneminde karşılaştığı bir problemdir. Ancak bu konuda yalnız olmadığınızı bilmek önemlidir. Saç dökülmesi genetik yatkınlıkla bağlantılı olsa da, mesele bundan çok daha karmaşık. Hormonal dengesizlikler, insülin direnci, enflamasyon, besin eksiklikleri ve gıda hassasiyetleri gibi pek çok faktör bu sorunda rol oynayabilir. Kronik stres, yetersiz beslenme ve yaşlanma da saç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle, problemin kök nedenlerine odaklanmak ve doğru müdahalelerde bulunmak oldukça önemlidir.

Saç Dökülmesinin Kök Nedenleri

1. Hormonal Dengesizlikler ve Genetik Faktörler

Saç dökülmesinin en yaygın sebeplerinden biri erkek tipi kelliktir (androjenik alopesi). Bu durum genellikle erkeklik hormonlarıyla, özellikle DHT (dihidrotestosteron) hassasiyetiyle tetiklenir. Kadınlarda ise erkeklik hormonu seviyelerinin artışı, insülin direnci, prediyabet ve polikistik over sendromu (PCOS) gibi problemlerle birlikte saç dökülmesine yol açabilir.

2. Besin Eksiklikleri

Demir eksikliği, saç dökülmesinin yaygın sebeplerinden biridir. Anemi gelişmiş olmasa bile, vücuttaki demir eksikliği saç köklerini olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde, protein eksikliği de saç dökülmesine neden olabilir. Saçların ana yapı maddesi keratin proteini olduğu için yeterli miktarda protein almak çok önemlidir. Vegan beslenen bireylerde özellikle çinko, D vitamini ve B12 eksiklikleri daha sık görülmektedir. Bu vitamin ve minerallerin eksikliği, saç tökülmesini hızlandırabilir.

3. Yaşlanma ve Hormonal Değişiklikler

Yaşlanma, hormon seviyelerinde değişikliklere yol açarak saç dökülmesine neden olabilir. Kadınlarda menopoz döneminde östrojen seviyelerindeki düşüş, saçların incelmesine ve dökülmesine sebep olabilir. Erkeklerde de ilerleyen yaş, hormon seviyelerinde değişikliklere neden olarak saç kaybına katkıda bulunur.

4. Otoimmün Hastalıklar

Otoimmün hastalıklar da saç dökülmesinde etkili olabilir. Bunlardan biri, kelebek hastalığı olarak bilinen lupus hastalığıdır. Bu tür hastalıklar, vücudun kendi dokularına saldırmasıyla saç kaybına neden olabilir.

Doğal Çözümler ve Destekler

Saç dökülmesini azaltmak ve saç sağlığını desteklemek için doğal yöntemler ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler oldukça etkili olabilir:

  1. Beslenme Düzeni:

    • Yeterli miktarda protein, çinko, demir, D vitamini, B12 vitamini ve biotin alın.

    • Omega-3 yağ asitleri içeren gıdalar tüketin (balık, ceviz, keten tohumu).

    • Antioksidan açısından zengin sebze ve meyveleri diyetinize ekleyin.

  2. Stres Yönetimi:

    • Meditasyon, yoga veya nefes egzersizleri gibi stres azaltıcı teknikler uygulayın.

    • Uyku düzenine dikkat edin ve yeterli uyku aldığınızdan emin olun.

  3. Bitkisel Destekler:

    • Saç derisini beslemek ve kan dolaşımını artırmak için hindistancevizi yağı, biberiye yağı ve argan yağı gibi doğal yağları kullanabilirsiniz.

    • Aloe vera jeli, saç derisini yatıştırır ve saç köklerini destekler.

  4. Takviyeler:

    • Kolajen, keratin, biotin ve D vitamini gibi takviyeler kullanın.

    • Vegan bireyler için B12 vitamini özellikle önemlidir.

  5. Saç Bakımı:

    • Saçlarınızı nazikçe tarayın ve çok sıkı toplamayın.

    • Kimyasal içerikli şampuanlar yerine doğal içerikli şampuanlar tercih edin.

Son Söz

Saç dökülmesi karmaşık bir sorun gibi görünse de, problemin kök nedenlerini anlamak ve doğru adımlar atmak çözüm yolunda çok önemlidir. Besler Şifa-Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam olarak, doğal çözümler sunuyoruz.

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Avrupa'da Tarımsal Endişeler ve Türkiye için Çıkarılacak Dersler

 Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in açıkladığı AB-MERCOSUR serbest ticaret anlaşması, 20 yılı aşkın müzakerelerin ardından 6 Aralık 2024 tarihinde imzalanarak önemli bir dönüm noktası oldu. 780 milyon kişiyi kapsayan dünyanın en büyük serbest ticaret alanlarından birini yaratacak olan bu anlaşma, Avrupa Birliği içinde tarım sektörü ve çevresel etkiler konusunda ciddi tartışmalara yol açtı. Fransa'nın direnci ve tarımsal endişeler, Türkiye gibi tarımsal potansiyele sahip ülkeler için önemli dersler içeriyor. Besler Şifa olarak bu süreci değerlendirerek tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yerel üreticiyi destekleme konularına odaklanıyoruz.


Fransa Neden Direniyor?

Fransa'nın AB-MERCOSUR anlaşmasına karşı çıkışının temel nedeni, MERCOSUR ülkelerinin tarımsal ihracat gücünün AB'nin tarım sektörüne tehdit oluşturacağı endişesidir. Özellikle Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerin düşük maliyetli ve geniş çaplı tarımsal üretimi, Fransa’nın kaliteli ancak maliyetli tarım ürünleriyle rekabetini zorlaştırıyor.

Fransız çiftçilerin endişesi sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sağlık standartlarına dayanıyor. AB'nin sıkı düzenlemelerine karşılık, MERCOSUR ülkelerinden gelen ürünlerin daha esnek düzenlemelere tabi olması, bu ürünlerin AB pazarına girişini kolaylaştırırken yerel üreticiyi zorluyor. Ayrıca Brezilya’nın Amazon Ormanları’ndaki çevresel politikaları, AB’nin Yeşil Mutabakat hedefleriyle çelişiyor ve Fransa’nın direncini artırıyor.


AB Tarım Ülkeleri İçin Riskler

AB-MERCOSUR anlaşması, tarımsal üretime dayalı ekonomilere sahip ülkeler için ciddi riskler taşıyor. Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde küçük çaplı tarım yapan çiftçiler, MERCOSUR’dan gelen düşük maliyetli ürünlerle rekabet etmekte zorlanabilir. Bu durum, tarımsal istihdamın azalması ve kırsal ekonomilerin zayıflaması gibi sorunları beraberinde getirebilir.

Çevresel ve sağlık standartları açısından da riskler mevcut. MERCOSUR’dan gelen ürünlerin, AB’nin katı standartlarına uymaması tüketici güvenini zedeleyebilir. Örneğin, Brezilya’dan ithal edilen et ve soya ürünlerinin, ormansızlaşma ve tarım ilacı kullanımı gibi çevresel sorunlarla gündeme gelmesi AB kamuoyunda tepki yaratıyor.


Türkiye İçin Çıkarılacak Dersler

Besler Şifa olarak, Türkiye’nin bu süreçten çıkarabileceği dersleri değerlendiriyoruz:

  1. Tarımsal Üretimde Verimlilik ve Teknoloji:
    Türkiye, tarımda verimliliği artıracak teknolojilere yatırım yapmalı ve çiftçilerin üretim maliyetlerini düşürecek destek mekanizmaları geliştirmelidir.

  2. Yerel Üreticiyi Koruma:
    Türkiye, serbest ticaret anlaşmaları yaparken tarım ve hayvancılık gibi hassas sektörlerini koruyacak politikalar oluşturmalıdır. Çevresel ve sağlık standartlarının korunması, hem tüketici güveni hem de yerli üreticinin rekabet gücü açısından kritik öneme sahiptir.

  3. Çevresel Sürdürülebilirlik:
    Dünya pazarlarında yer bulmak için çevre dostu üretim standartlarını benimsemek gereklidir. AB’nin talep ettiği çevre dostu standartlara uygun üretim, Türkiye’nin rekabet avantajını artırabilir.

  4. Yerli Üretimin Teşviki:
    Yerel üreticiyi destekleyen politikalarla iç piyasada yerli ürünlere olan talep artırılabilir. Aynı zamanda ihracat kapasitesinin geliştirilmesi, Türkiye’nin küresel pazardaki yerini güçlendirecektir.

  5. Tüketici Bilinci ve Eğitim:
    Tüketici bilincini artırarak, yerel ve kaliteli tarım ürünlerine yönelimi teşvik etmek, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.


Sonuç

AB-MERCOSUR anlaşması, küresel ticaretin dinamiklerini değiştirirken, Türkiye gibi ülkeler için de tarımsal sürdürülebilirlik ve rekabetçi politikalar geliştirmenin önemini ortaya koyuyor. Besler Şifa olarak, yerli üreticiyi destekleyen ve çevresel sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyen bir yaklaşımı savunuyoruz. Tarımsal üretimin korunması, ekonomik bağımsızlık ve gıda güvenliğinin temel taşıdır.

Bu anlaşmadan çıkarılacak derslerle, Türkiye’nin tarım sektöründe daha güçlü ve sürdürülebilir bir geleceğe adım atabileceğine inanıyoruz.



Ticaretin Dönüşen Yüzü

Pasajda Yerin Olsun, AVM’de Yerin Olsun, E-Pazar Yerlerinde Yerin Olsun

Ticaretin tarihine baktığımızda, insanların ürünlerini satmak ve alışveriş yapmak için bir araya geldikleri yerlerin her zaman sosyal ve ekonomik hayatın merkezi olduğunu görürüz. Eski çağlarda bu yerler köy meydanları, hanlar veya şehirlerin önemli pazar alanlarıydı. Günümüzde ise bu fiziksel alanlar yerini, teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte dijital platformlara bırakıyor. “Pasajda yerin olsun” anlayışıyla başlayan küçük esnafın hikayesi, AVM'lerin yükselişiyle yeni bir boyut kazanmış, bugün ise e-pazar yerlerinin hakimiyetiyle tamamen farklı bir çehreye bürünmüştür.

Pasajdan AVM’ye: Alışveriş Kültürünün Değişimi

Bir zamanlar pasajlar, özellikle küçük işletmelerin hem toplulukla bağ kurduğu hem de geçimlerini sağladığı yerlerdi. Pasajlarda dolaşmak, farklı esnaflarla sohbet etmek ve ürünleri incelemek sosyal bir deneyim sunardı. Ancak 90’lı yıllardan itibaren AVM’lerin hayatımıza girmesiyle bu dinamik değişti. AVM’ler, alışverişi bir “deneyim” haline getirdi. Tek bir çatı altında alışveriş, eğlence ve yeme-içme imkanlarını birleştirerek tüketicilere konforlu bir ortam sundu. Bu durum, küçük esnafın daha büyük rekabetlerle karşılaşmasına neden oldu.

E-Pazar Yerleri: Ticaretin Yeni Merkezi

Son 10 yılda ticaretin merkezi artık dijital platformlara kaydı. N11, Hepsiburada, Trendyol gibi e-pazar yerleri, işletmelere fiziksel bir dükkana ihtiyaç duymadan milyonlarca tüketiciye ulaşma imkanı sunuyor. Özellikle pandemi süreci, bu dönüşümü hızlandırarak online alışverişin hayatımızdaki yerini sağlamlaştırdı. Artık “e-pazar yerlerinde yerin olsun” demek, bir işletme için neredeyse zorunlu hale geldi.

E-pazar yerleri, girişimcilere düşük maliyetle geniş bir kitleye ulaşma fırsatı sunarken, tüketicilere de farklı ürünleri karşılaştırma ve kolayca satın alma imkanı tanıyor. Ancak bu dijital dönüşüm, beraberinde yeni zorluklar da getiriyor. Artan rekabet, dijital pazarlama stratejilerinin önemini artırırken, müşteri memnuniyetini sağlamak ve online mağazaların sürdürülebilirliğini korumak için sürekli bir yenilik gerekiyor.

Sonuç: Dönüşen Ticarette Yerini Al

Pasajdan AVM’ye, oradan da e-pazar yerlerine uzanan bu ticaret yolculuğu, değişimin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Gelenekselden dijitale evrilen bu süreçte, esnafın ve işletmelerin en önemli stratejisi değişime ayak uydurmak ve yeniliklere açık olmak olmalıdır. Günümüz ticaret dünyasında başarı, sadece fiziksel bir dükkana sahip olmakla değil, dijital dünyada da güçlü bir varlık göstermekle mümkün hale geldi.

Bugün bir işletme sahibi olarak sorulması gereken soru şudur: “Benim yerim nerede?” Cevap artık çok net: Hem dijital hem fiziksel platformlarda yerinizi alarak müşterilerinize her kanaldan ulaşmalısınız. Çünkü ticaretin geleceği, değişime ayak uydurabilenlerin elinde şekilleniyor.



© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.