Ad

krem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
krem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Akdeniz Yörüklerinin Sofrası: Doğadan Gelen Lezzetler

Akdeniz Yörüklerinin mutfağı, doğadan ilham alan, geleneksel ve zengin bir yemek kültürüne sahiptir. Hayvancılığın ve doğanın cömertliğinin etkisiyle şekillenen bu mutfakta, sebzeli ve hayvansal gıdalar önemli bir yer tutar. Yörüklerin yemek alışkanlıkları, sadece karın doyurmayı değil, aynı zamanda doğayla uyum içinde yaşamayı da simgeler.

Hayvansal Gıdaların Önemi

Yörüklerin sofralarında hayvansal gıdalar vazgeçilmezdir. Günlük üç öğünün iki öğününde mutlaka süt, yoğurt, ayran, çökelek, peynir ve tereyağı gibi ürünler yer alır. Özellikle tereyağı, Yörük mutfağında lezzetin anahtarıdır. Hort tereyağı ile pişirilen “dolaz” adlı yemek, bu kültürün en özel tatlarından biridir. Bir başka lezzet ise tereyağı ile pişirilen taze peynirden yapılan ve dondurma gibi uzayan “sündürme”dir.

Küçükbaş ve büyükbaş hayvan varlığının fazla olması, et tüketimini de kolaylaştırır. Yörükler, düzenli olarak küçükbaş hayvan keserek kavurma, yahni, kazan kebabı ve çemen gibi yemekler hazırlar.

Doğanın Cömertliği: Meyve ve Mantarlar

Yörükler, ormanlardaki meyve ağaçlarını ve mantarları ustalıkla tanır ve değerlendirir. Keçiboynuzu, zeytin, mersin, çıtlık, armut, alıç, kurmut, dut, ceviz, kestane, çilek, geyik elması, dağ elması ve ergen gibi doğal meyveler, Yörüklerin sofralarını süsler.

Doğal Otların Şifası

Bahar aylarında dağlarda ve sulak arazilerde yetişen otlar, Yörük mutfağının vazgeçilmez malzemeleridir. Gerdeme, yarpuz, nane gibi otlar sulak arazilerden toplanırken, günevik, yemlik, karavuk, gelineli, meletura ve körmen gibi otlar daha kurak bölgelerde bulunur. Bu otlar, otlu pilav gibi yemeklerde ya da çiğ olarak tüketilir.

Yörük Mutfağından Özel Lezzetler

Yörükler, geleneksel yöntemlerle hazırlanan yemeklerle damakları şenlendirir. Kuzu çevirme, höşmerim tatlısı, çoban salatası, Arap aşı, keşkek ve buğday çorbası, bu mutfağın öne çıkan tatlarından sadece birkaçıdır.

Ölemeç Çorbası: Yörüklerin Geleneksel Lezzeti

Ölemeç çorbası, un ve çeşitli baharatlarla hazırlanan özgün bir Yörük yemeğidir. İnce bulgur, kırmızı acı biber, nane, sumak, sarımsak ve kuru soğanla yoğurulan hamur, fındık büyüklüğünde toplar haline getirilir ve kaynar suya atılır. Çorba, üzerine tereyağı, soğan, pul biber ve salçayla hazırlanan sos eklenerek servis edilir.

Sonuç: Doğayla İç İçe Bir Mutfak

Akdeniz Yörüklerinin mutfağı, doğanın sunduğu nimetleri en iyi şekilde değerlendiren, besleyici ve lezzet dolu bir kültürdür. Bu mutfak, sadece yemeklerin tadını değil, aynı zamanda doğanın cömertliğini ve insanın onunla kurduğu uyumu da yansıtır. Eğer yolunuz bir gün Yörüklerin diyarına düşerse, bu eşsiz tatları denemeyi unutmayın!

.......................

BESLER ŞİFA- "Doğallığın tam adresi"

Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

İnstagram Vitrin www.instagram.com/beslersifa

Hepsiburada Mağazası https://www.hepsiburada.com/magaza/besler-sifa

Trendyol Mağazası: https://www.trendyol.com/magaza/besler-sifa-m-872629?sst=0

aZall.com Mağazası: https://www.azall.com/besler-sifa/

Ürün, hizmet ve projelerimizle Ankara Sincan'daki atölyemize bekleriz.



Almanya Hakkında Bilmiyor Olabileceğiniz 17 İlginç Gerçek


Almanya, tarihi, kültürel mirası ve modern başarılarıyla dikkat çeken bir ülke. Ancak bu ülke hakkında çoğumuzun bilmediği pek çok ilginç gerçek var. İşte Almanya'yı daha yakından tanımanızı sağlayacak 17 ilginç bilgi:

  1. Avrupa Birliği'nin En Kalabalık Ülkesi
    Almanya, 83 milyondan fazla nüfusuyla Avrupa Birliği'nin en kalabalık ülkesidir. Bu büyük nüfus, ülkenin dinamik ve çeşitli yapısını oluşturur.

  2. Büyüklükte Berlin
    Almanya'nın başkenti Berlin, Paris'ten dokuz kat daha büyük bir alana sahiptir ve Venedik'ten daha fazla köprüye ev sahipliği yapmaktadır. Berlin, hem tarihi hem de modern yapılarıyla dikkat çeker.

  3. Oktoberfest
    Almanya, her yıl Münih'te düzenlenen dünyanın en büyük bira festivali olan Oktoberfest’e ev sahipliği yapmaktadır. Milyonlarca ziyaretçi, bu renkli etkinlikte bir araya gelir.

  4. Klasik Müziğin Merkezi
    Almanya, Beethoven, Bach ve Brahms gibi ünlü bestecilerin doğum yeridir. Ülke, klasik müziğe yaptığı katkılarla dünya çapında ün kazanmıştır.

  5. Hız Sınırı Olmayan Otobanlar
    Almanya'nın otobanları, bazı kısımlarında hız sınırı bulunmayan dünyaca ünlü yollardır. Bu, sürücülere hızda özgürlük tanır.

  6. Berlin Duvarı'nın Tarihi
    Bir zamanlar Doğu ve Batı Almanya’yı ayıran Berlin Duvarı, tam 28 yıl boyunca ayakta kalmış ve 1989'da yıkılmıştır. Bu olay, Almanya'nın birleşmesinin simgesi haline gelmiştir.

  7. Sosis Çeşitleri
    Almanya, 1.500'den fazla sosis çeşidi ile ünlüdür. Bratwurst ve currywurst gibi popüler sosisler, ülkenin mutfak kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır.

  8. Neuschwanstein Şatosu
    Bavyera'daki Neuschwanstein Şatosu, Disney'in Uyuyan Güzel Şatosu'na ilham kaynağı olmuştur. Bu masalsı yapı, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

  9. Almanca ve Bileşik Sözcükler
    Almanca, Avrupa'da en çok konuşulan ana dildir. Ülkenin dilinde, "Rindfleischetikettierungsüberwachungsaufgabenübertragungsgesetz" gibi uzun ve karmaşık bileşik sözcükler yaygındır.

  10. Matbaanın Doğum Yeri
    Almanya, 15. yüzyılda Johannes Gutenberg tarafından icat edilen matbaanın doğum yeridir. Bu icat, dünya çapında büyük bir yenilik hareketinin başlangıcı olmuştur.

  11. Dünyanın Önde Gelen Otomobil Üreticileri
    Almanya, BMW, Mercedes-Benz, Audi ve Volkswagen gibi dünyaca ünlü otomobil markalarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu markalar, otomotiv endüstrisinin öncülerindendir.

  12. Ortaçağ Şatoları
    Almanya, 20.000'den fazla şatoya ev sahipliği yapmaktadır. Bu şatolar, ülkenin zengin ortaçağ tarihini yansıtan eşsiz yapılar olarak dikkat çeker.

  13. Kara Orman ve Grimm Kardeşler
    Güneybatı Almanya'daki Kara Orman, ünlü Grimm Kardeşler'in masallarına ilham kaynağı olmuştur. Bu bölge, mistik atmosferiyle masal severler için büyülü bir yerdir.

  14. Dünyanın En Yüksek Geri Dönüşüm Oranı
    Almanlar, dünyanın en yüksek geri dönüşüm oranlarından birine sahiptir. Ülke, çevre dostu politikaları ve geri dönüşüm çabalarıyla tanınır.

  15. Federal Cumhuriyet
    Almanya, 16 eyaletten oluşan bir federal cumhuriyettir. Bu eyaletler, ülkenin yönetiminde önemli bir rol oynar.

  16. Noel Pazarı Geleneği
    Almanya, güçlü bir Noel pazarı geleneğine sahiptir. Nürnberg ve Dresden gibi şehirler, dünyanın en eski ve en ünlü Noel pazarlarını barındırmaktadır.

  17. Schengen Bölgesi Üyesi
    Almanya, Schengen Bölgesi'nin bir üyesidir. Bu sayede, Avrupa'da birçok ülke arasında sınırsız seyahat imkânı sağlar.

Almanya, hem tarihi hem de modern yaşamıyla büyüleyici bir ülke. Bu ilginç gerçekler, Almanya'nın zengin kültürünü ve önemli yerlerini daha yakından keşfetmenize yardımcı olabilir.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Seyahat Severler İçin Film Önerileri: Yeni Diyarlara Yolculuk


Seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek ve farklı kültürleri deneyimlemek, hayatımıza heyecan ve anlam katar. Ancak bazen seyahat etmek için bir fırsat bulamayabiliriz. Neyse ki, sinema dünyası bize bu arayışımızı tatmin edecek birçok ilham verici film sunuyor. İşte, sizi alıp bambaşka diyarlara götürecek ve seyahat etme arzunuzu tetikleyecek 12 harika film önerisi!

  1. Into the Wild (Vahşi Doğaya Doğru) - 2007
    Christopher McCandless’ın, konforlu hayatını terk ederek Alaska'nın vahşi doğasına doğru yaptığı yolculuğu anlatan bu film, özgürlük ve keşif arayışını derinlemesine işliyor. Gerçek bir hikayeye dayanan film, sizi doğanın kalbine doğru bir yolculuğa çıkaracak.

  2. The Motorcycle Diaries (Motorsiklet Günlükleri) - 2004
    Genç Ernesto Guevara’nın Güney Amerika’yı motorsikletle keşfe çıkışını konu alan bu film, yalnızca bir yolculuk değil, aynı zamanda kişisel dönüşümün de hikayesi. Kıta boyunca geçirdiği zaman, onu gelecekteki devrimci kimliğine hazırlayan bir deneyime dönüşüyor.

  3. Eat Pray Love (Ye, Dua Et, Sev) - 2010
    Liz Gilbert’ın hayatında bir dönüm noktasında, bir yıl boyunca dünya çapında yaptığı yolculuğu anlatan bu film, kişisel keşif, ruhsal dinginlik ve mutluluğu arayış temalarını işliyor. İtalya, Hindistan ve Endonezya’daki renkli ve ilham verici sahneler seyahat etme isteğinizi alevlendirecek.

  4. Seven Years in Tibet (Tibet'te 7 Yıl) - 1997
    Avusturyalı bir dağcı olan Heinrich Harrer’in, Tibet’teki sürgün yıllarında yaşadığı deneyimleri konu alıyor. Bu film, hem Tibet’in mistik havasını hem de insan ruhunun derinliğine inen bir yolculuğu sunuyor.

  5. Wild (Yaban) - 2014
    Cheryl Strayed’ın, kişisel kayıpları ve zorluklarla başa çıkmak için Amerika’nın en uzun yürüyüş yolu olan Pacific Crest Trail’i yürüyerek yaptığı 1,100 millik yolculuğunu anlatan bu film, keşif, direnç ve kendini yeniden bulma temasını işliyor.

  6. The Darjeeling Limited (Küs Kardeşler Limited Şirketi) - 2007
    Hindistan'da bir tren yolculuğuna çıkan üç kardeşin hikayesini anlatan bu film, bir aileyi ve kültürler arası yolculuğu derinlemesine keşfederken, aynı zamanda mizahi ve duygusal bir yolculuğa da çıkarıyor.

  7. The Secret Life of Walter Mitty (Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı) - 2013
    Walter Mitty’nin sıradan hayatını terk edip, hayallerini gerçeğe dönüştürmeye karar verdiği bir yolculuk. Bu film, cesaretin ve hayal gücünün gücünü vurgularken, dünyayı keşfetmenin özgürlüğünü de gözler önüne seriyor.

  8. The Bucket List - 2007
    Kanser hastalığına yakalanan iki adamın, kalan hayatlarını anlamlı hale getirebilmek için gerçekleştirmeyi istedikleri hayalleri konu alan bu film, seyahatin sadece gezmek değil, aynı zamanda hayatta kalmak ve anlam aramakla ilgili olduğunu hatırlatıyor.

  9. The Kings of Summer (Yazın Kralları) - 2013
    Üç genç, yaz tatilini ormanın derinliklerinde bir kulübe kurarak geçiriyor. Bu film, özgürlük, macera ve arkadaşlık üzerine dokunaklı bir yolculuğa çıkarıyor.

  10. Leave No Trace (İz Bırakma) - 2018
    Doğayla iç içe bir yaşam süren bir baba ve kızının hikayesini anlatan bu film, insanın doğayla uyum içinde nasıl yaşayabileceğini sorguluyor. Doğaya dönüş ve sadelik arayışındaki bir yolculuk.

  11. The Way (Yol) - 2010
    Babasının ölümünden sonra, Santiago de Compostela’ya doğru yola çıkan bir adamın hikayesini izliyoruz. Bu yolculuk, sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir keşif yolculuğudur. İnsanların hayatları boyunca geçirdiği ‘yolculuk’ları anlatıyor.

  12. Tracks (Çöldeki İzler) - 2013
    Robyn Davidson’ın, Avustralya çöllerinde 9 ay süren bir yürüyüşe çıktığı gerçek bir hikaye. Hem zorlu bir doğa ile mücadelenin hem de içsel bir yolculuğun filmi.

Her biri farklı bir deneyim ve içsel keşif sunan bu filmler, seyahatin ve keşfin her yönüne dokunuyor. Film izlerken yeni yerler keşfetmek, yeni kültürlerle tanışmak, kendinizi yeniden bulmak için ilham alabilirsiniz. Hazır olun, bir sonraki tatil planınız bu filmlerden birinin içinde gizli olabilir!

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Çeşitlendirmenin Önemi

Günümüz tarımsal gıda sistemleri, sürdürülebilir olmaktan uzak ve mevcut yapılarıyla insanlığa yeterince hizmet etmiyor. Oysa ki, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmak için bu sistemlerin dönüştürülmesi şart. Tarımsal gıda sistemleri, yalnızca insanları ve gezegeni beslemekle kalmamalı, aynı zamanda adil geçim kaynaklarını desteklemeli ve dayanıklı ekosistemler inşa etmelidir.

Ne yazık ki, 2021 yılında 53 ülke veya bölgede yaklaşık 193 milyon insan kriz seviyesinde ya da daha vahim boyutlarda gıda güvensizliği yaşadı. Bu, 2020’ye kıyasla 40 milyon kişilik bir artış anlamına geliyor. Üstelik dünya genelinde üç milyar insan sağlıklı beslenmeye erişemiyor; milyonlarca çocuk yetersiz beslenme ile mücadele ederken, obezite oranları da hızla yükseliyor.

Bugün, dünya çapında krizler iç içe geçmiş durumda. Ukrayna’daki savaş, ekonomik durgunluk ve COVID-19’un etkileri, milyonlarca insanı yoksulluğa ve açlığa sürüklüyor. Küçük üreticiler, kadınlar, gençler ve Yerel Halklar, gelir eşitsizliği ve sınırlı erişim nedeniyle en kırılgan gruplar arasında yer alıyor. Gıda güvenliği giderek daha büyük bir sorun haline geliyor.

Artık herkes için uygun fiyatlı, besleyici ve sağlıklı bir beslenme sistemine geçiş hiç olmadığı kadar önemli. Bunu başarmak için tarımsal gıda sistemlerinde acil ve köklü bir dönüşüme ihtiyaç var. Bu dönüşümün temelinde ise çeşitlilik yatıyor.

  • Gıda üretiminde çeşitlilik, verimi artırır, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı güçlendirir, hastalık ve zararlılara karşı direnci artırır, ekolojik performansı iyileştirir ve biyolojik çeşitliliği korur.
  • Hane halkı düzeyinde gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, ekonomik şoklara karşı tampon görevi görerek bireylerin refahını artırır.
  • Pazar ve ticarette çeşitlilik, gıda tedarikinin güvence altına alınmasını sağlar.
  • Gıda tedarik zincirinde çeşitlilik, krizlere karşı daha güçlü bir sistem oluşturur.
  • Beslenmede çeşitlilik, sağlıklı ve dengeli bir diyetin temelidir.

Tarımsal gıda sistemlerinde çeşitlendirme, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin anahtarıdır. Ancak, üretimde çeşitliliği artırırken sistemin diğer bileşenleriyle olan etkileşimleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bu dönüşüm, bütüncül bir yaklaşımla ele alındığında gerçek anlamda etkili olacaktır.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 

Ankara'da Ücretsiz Gezilecek Efsane Yerler

Ankara, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra, aileler ve çocuklar için pek çok ücretsiz gezilecek yer sunuyor. Eğer gezmeyi seviyor ve şehri keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi zorlamadan harika bir gün geçirmeniz mümkün. İşte Ankara'da ücretsiz olarak gezebileceğiniz en güzel yerlerden bazıları:

1. MTA Tabiat Müzesi

Doğal tarih ve jeolojiyle ilgilenenler için oldukça ilgi çekici bir mekan olan MTA Tabiat Müzesi, yer kabuğunun sırlarını keşfetmek isteyen ziyaretçilerini bekliyor. Müzede, fosillerden minerallere kadar geniş bir koleksiyon bulunuyor. Üstelik giriş tamamen ücretsiz!

2. Altındağ Bebek Kütüphanesi

Çocuklar için mükemmel bir ortam sağlayan Altındağ Bebek Kütüphanesi, minik kitap kurtlarını bekliyor. Bebeklerin gelişimlerini destekleyecek çeşitli kitapların bulunduğu bu kütüphane, hem sakin bir ortam hem de eğitici bir deneyim sunuyor.

3. Altındağ At Maneji ve Macera Parkı

Başkent Millet Bahçesi içinde bulunan Altındağ At Maneji ve Macera Parkı, hem doğayla iç içe olmak hem de farklı aktivitelerle eğlenmek için harika bir tercih. At binme deneyimi ve çeşitli macera parkurlarında vakit geçirmek, ailecek keyifli bir zaman geçirmenizi sağlayacak.

4. Satranç Müzesi (Hamamönü)

Satranç severler için mükemmel bir yer olan Satranç Müzesi, Hamamönü'nde bulunuyor. Farklı satranç takımları ve koleksiyonlarının sergilendiği bu müze, satranç meraklıları için oldukça ilgi çekici bir mekan.

5. Enerji Çocuk Müzesi

MTA Tabiat Müzesi’nin hemen arkasında bulunan Enerji Çocuk Müzesi, çocukların enerji üretimi ve kullanımını eğlenceli bir şekilde öğrenebileceği interaktif sergiler sunuyor. Çocuklar burada eğlenirken öğrenebilirler.

6. Dijital Hayvanat Bahçesi

Teknolojiyi ve doğayı birleştiren Dijital Hayvanat Bahçesi, sanal ortamda bir hayvanat bahçesi deneyimi sunuyor. Bilgisayarlar ve ekranlar aracılığıyla dünyanın farklı köylerinden hayvanları keşfetmek mümkün.

7. Sincan Matematik Müzesi

Matematikle ilgilenen çocuklar ve yetişkinler için harika bir yer olan Sincan Matematik Müzesi, sayılarla ilgili interaktif öğelerle dolu. Bu müze, matematiğin ne kadar eğlenceli olabileceğini gösteriyor.

8. Keçiören Deniz Dünyası

Keçiören’deki Deniz Dünyası, deniz canlılarını yakından görmek isteyenler için harika bir fırsat. Ücretsiz girişle, çocuklar deniz altı dünyasının zenginliğini keşfetme şansı buluyor.

9. Keçiören Ücretsiz Çocuk Lunaparkı

Çocuklar için eğlenceli bir zaman geçirmek isteyen aileler için Keçiören’de bulunan bu lunapark, ücretsiz giriş imkânı sunuyor. Renkli oyuncaklar ve eğlenceli aktivitelerle dolu bir gün geçirebilirsiniz.

10. Altındağ Bilim Merkezi

Başkent Millet Bahçesi içinde bulunan Altındağ Bilim Merkezi, bilimsel keşifler yapmak isteyen küçük yaştaki meraklılar için harika bir mekan. Çeşitli bilimsel deneylerin ve sergilerin yer aldığı bu merkez, çocuklar için eğitici olduğu kadar eğlenceli de.

11. Keçiören Evcil Hayvanlar Parkı

Evcil hayvanlarla vakit geçirmek isteyen çocuklar ve aileler için Keçiören Evcil Hayvanlar Parkı ideal bir seçenek. Farklı evcil hayvanları gözlemleyebilir ve onlarla vakit geçirebilirsiniz.

12. Neşeli Köy (Eskişehir Yolu)

Eskişehir yolu üzerinde bulunan Neşeli Köy, ters ev gibi ilginç yapılarıyla dikkat çekiyor. Ailenizle birlikte eğlenceli bir gün geçirebileceğiniz, keşfe çıkacağınız farklı bir yer.

13. Çocuk Kulübü (Millet Bahçesi)

Millet Bahçesi içinde yer alan Çocuk Kulübü, çocuklar için eğitici ve eğlenceli etkinlikler düzenleyen harika bir yer. Burada çocuklar hem eğlenip hem de yeni beceriler kazanabiliyor.

14. Türk Tarih Müzesi

Türk tarihini daha yakından keşfetmek isteyenler için Türk Tarih Müzesi ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek mükemmel bir kültürel merkezdir. Türkiye’nin tarihine dair zengin koleksiyonları görmek, geçmişe dair derin bir yolculuğa çıkmanızı sağlar.


Ankara'da ücretsiz gezilecek mekanlar, şehri keşfetmek ve hem eğlenmek hem de öğrenmek isteyenler için harika fırsatlar sunuyor. Hem doğayla iç içe olabileceğiniz hem de kültürel birikiminizi artırabileceğiniz bu yerlerde keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Ağız ve Diş Sağlığı İçin Aromaterapi: Doğal Yöntemlerle Sağlıklı Gülüşler

Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığımızın en önemli parçalarından biridir. Diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız kokusu gibi sorunlar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Ancak, ağız bakımını doğal ve bitkisel yöntemlerle desteklemek, sağlıklı bir gülüşe kavuşmanıza yardımcı olabilir. Aromaterapi, doğal yağlar kullanarak hem ağız sağlığını iyileştirebilir hem de diş problemlerine karşı koruma sağlayabilir. İşte, ağız ve diş sağlığınızı iyileştirmek için kullanabileceğiniz bazı doğal aromaterapi yağları ve uygulama önerileri:

1. Karanfil Yağı: Doğal Bir Ağrı Kesici

Karanfil yağı, diş ağrısı ve diş eti iltihaplarıyla mücadelede güçlü bir doğal çözümdür. İçeriğindeki eugenol bileşiği, ağrı kesici özelliklere sahip olup diş eti enfeksiyonlarını yatıştırabilir. Ayrıca, bakterilerle savaşarak ağız içi enfeksiyonları engellemeye yardımcı olur.

Uygulama: Karanfil yağını, bir pamuk parçasına damlatarak ağrılı bölgeye nazikçe uygulayın. 10-15 dakika boyunca bu bölgede tutarak doğal ağrı kesici etkisinden faydalanabilirsiniz. Ancak, karanfil yağı güçlü bir içerik olduğundan, çok fazla kullanmamaya özen gösterin.

2. Nane Yağı: Ferahlatıcı ve Antiseptik Özellikler

Nane yağı, ağız sağlığı için oldukça faydalıdır. Antiseptik özellikleri sayesinde ağız içindeki bakterileri temizler ve nefesi taze tutar. Diş eti sağlığını destekleyerek, iltihaplanma ve enfeksiyonların önüne geçebilir. Ayrıca, nane yağı ağız kokusunu gidermede etkili bir çözümdür.

Uygulama: Nane yağını bir pamuk yardımıyla doğrudan diş etlerinize uygulayabilirsiniz. Uygulama sonrasında ağızda ferah bir etki hissedeceksiniz. Nane yağı, aynı zamanda doğal bir ağız gargarası olarak da kullanılabilir.

3. Hindistan Cevizi Yağı: Doğal Bir Ağız Temizleyici

Hindistan cevizi yağı, ağız bakımında çok yönlü faydalar sunan bir diğer doğal yağdır. Antibakteriyel özelliklere sahip olan hindistan cevizi yağı, dişleri temizler, diş eti iltihaplarını azaltır ve ağızda oluşabilecek kötü kokuları engeller. Ayrıca, "oil pulling" (yağ çekme) tekniğiyle ağız sağlığını iyileştirebilirsiniz.

Uygulama: Hindistan cevizi yağını ağızda 10-15 dakika boyunca çiğneyin. Bu işlem, dişlerdeki kirleri ve bakterileri yok ederken, diş etlerinizi de güçlendirebilir. Ayrıca, ağızda ferah bir tat bırakır ve ağız hijyenini artırır.

Sonuç: Doğal ve Etkili Ağız Bakımı

Aromaterapi, ağız ve diş sağlığını desteklemek için doğal ve etkili bir yol sunar. Karanfil, nane ve hindistan cevizi yağı gibi doğal yağlar, düzenli kullanımda ağrıları hafifletir, diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir. Ancak, bu yöntemlerin sadece destekleyici tedavi olduğunu unutmamak önemlidir. Diş hekimi kontrollerinizi aksatmadan, bu doğal yöntemleri günlük ağız bakım rutininize dahil edebilirsiniz.

Sağlıklı bir gülüş için doğanın gücünden faydalanın!

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 

Isparta'nın Doğasından Gelen Saflık: Gül Mayası ve Lavanta Ürünlerimiz

Doğanın en özel hediyelerinden biri olan gül ve lavanta, geleneksel yöntemlerle işlenerek eşsiz ürünlere dönüşüyor. Isparta’daki üretim tesisimizde, geleneksel buhar distilasyonu yöntemiyle gül suyu (Gül Mayası) ve lavanta suyu elde ediyoruz. Saf, katkısız ve doğal yöntemlerle ürettiğimiz bu ürünler, hem yurtiçinde hem de yurtdışında büyük ilgi görüyor.

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünleri olarak üretime devam ediyoruz.

Gül Mayası: Buhar Distilasyonuyla Saflık ve Doğallık

Üretim sürecimizde, geleneksel yöntemlere sadık kalarak buhar distilasyonu kullanıyoruz. Bu yöntem sayesinde:

  • Güller büyük bakır kazanlarda işlenir.
  • Buhar yöntemiyle, yağından ayrışmamış saf gül suyu elde edilir.
  • Kazan temizliği ve hijyen standartlarına titizlikle uyulur, ürünlerimiz tamamen doğal ve katkısız kalır.

Gül Mayası, içerdiği doğal bileşenler sayesinde cildi besler, ferahlatır ve güzelleştirir. Gül ürünlerimizde yüksek kaliteli Rosa damascena kullanarak en saf esansları sunuyoruz.

Lavanta Ürünlerimiz: Saf Lavandula Angustifolia Özleri

Sadece gülde değil, lavanta üretiminde de en yüksek kaliteyi hedefliyoruz. Özellikle Lavandula angustifolia türünden elde ettiğimiz:

  • Lavanta suyu: Cilt bakımında rahatlatıcı ve dengeleyici etkilere sahiptir.
  • Lavanta yağı: Aromaterapi, cilt ve saç bakımı için ideal bir esansiyel yağdır.

Lavanta ve gül ürünlerimiz, doğal güzelliğin ve aromaterapinin en saf halini sunarak, hem toptan hem de perakende satışa uygundur. Türkiye’den dünyaya doğallığı ve kaliteyi ulaştırmaya devam ediyoruz. 



KOZMETİKTE ARGE VE AKADEMİ

Kozmetik sektöründe bilimsel gelişmelerin hız kazanması, lisansüstü akademik çalışmaların ve araştırma merkezlerinin önemini artırmaktadır. Kozmetik bilimleri, kimya, biyoteknoloji, dermatoloji ve farmasötik alanlarla iç içe bir disiplin olup, ürün güvenliği, etkinliği ve yenilikçi formülasyonlar açısından akademik bilgiye dayalı çalışmaları gerektirir. Üniversitelerde sunulan yüksek lisans ve doktora programları, öğrencilere kozmetik kimyası, dermatokozmetik, biyoteknoloji ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda uzmanlaşma imkânı sunarak sektöre bilimsel bakış açısıyla katkıda bulunmalarını sağlar.

Uluslararası kozmetik araştırmaları alanında, Society of Cosmetic Chemists (SCC), International Federation of Societies of Cosmetic Chemists (IFSCC) ve European Federation for Cosmetic Science (EFCS) gibi önde gelen kurum ve kuruluşlar, sektörün ihtiyaç duyduğu bilimsel bilgi ve yenilikçi uygulamaların geliştirilmesine yönelik eğitim programları, seminerler ve projeler düzenlemektedir. Bu kurumlar, kozmetik ürünlerin formülasyonundan başlayarak, güvenlik ve etkinlik testlerine kadar pek çok aşamada, uluslararası standartlara uygun laboratuvar tekniklerinin ve araştırma yöntemlerinin paylaşılmasını sağlamaktadır. Katılımcılar bu eğitim programları sayesinde, kozmetik kimyası, biyoteknoloji, ürün inovasyonu ve kalite kontrol gibi konularda güncel bilgileri edinirken, pratik deneyimler kazanarak sektörel uzmanlıklarını artırma fırsatı bulurlar. Böylece, bu tür uluslararası platformlar, ülkeler arasında bilgi transferini hızlandırarak, küresel kozmetik endüstrisinin gelişimine ve rekabet gücünün artmasına katkıda bulunmaktadır.

UNIDO, "Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü"nün kısaltmasıdır. UNIDO, teknoloji transferi, kapasite geliştirme, inovasyon ve çevre koruması gibi alanlarda programlar yürütür; üye ülkelerin sanayi sektörünü modernize ederek daha rekabetçi hale gelmelerine yardımcı olur.

ICS- İtalya ise genellikle "Uluslararası Bilim ve Yüksek Teknoloji Merkezi" olarak adlandırılır. Tıbbi ve aromatik bitkiler gibi alanlarda yürütülen araştırmalarla, gelişmekte olan ülkelerin bilimsel kapasitesini artırmayı, yenilikçi teknolojilerin uygulanmasını teşvik etmeyi ve uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi hedefler.

Teknikler üzerinde çalışmak

Distilasyon, bir sıvının diğerinden daha düşük bir kaynama noktasına sahip olan bileşiklerin ayrılması için kullanılır. Bu süreçle, sıvı karışımları verimli bir şekilde ayrıştırılabilir. Fraksiyonlama benzeri bir süreçle, bu bileşenler uygun sıcaklıklarda fraksiyonlanır. Ekstraksiyon, karışık bir sıvının farklı çözücüler içinde farklı oranda çözülmesi ile gerçekleştirilen bir ayrım sürecidir. Bu yöntemler, ticari ölçekli tasarımlar için kullanıldığında, maliyet-etkin ve sürdürülebilir çözümler sunar.

Ticari ölçekli distilasyon, fraksiyonlama ve ekstraksiyon sistemleri, kimya ve petrokimya endüstrisinin ayrışma tekniklerini içeriyor. Bu süreçler, mühendislik ilkeleriyle enerji verimliliği ve ürün kalitesi açısından optimize ediliyor.

Ticari ölçekli distilasyon, fraksiyonlama ve ekstraksiyon sistemlerinin tasarımı, endüstriyel üretimde farklı bileşenlerin ayrıştırılması için kullanılan temel ayırma yöntemlerinin mühendislik prensipleri doğrultusunda planlanması anlamına gelir. Distilasyon, karışımın ısıtılarak bileşenlerinin kaynama noktalarına göre buharlaştırılıp, daha sonra yoğuşturulması yoluyla ayrılmasını sağlayan bir yöntemdir. Fraksiyonlama ise, distilasyon sürecinde elde edilen buharın farklı kesimlere ayrılması ile belirli bileşenlerin izole edilmesini hedefler; özellikle karmaşık karışımlarda, ürünlerin kalitesini artırmak için kullanılır. Ekstraksiyon sistemi ise, iki farklı sıvı faz arasında, çözücü yardımıyla istenen bileşenin seçici olarak ayrılması prensibine dayanır. Bu sistemlerin tasarımında, proses verimliliği, enerji tüketimi, işletme maliyetleri ve ürün kalitesi gibi faktörler göz önünde bulundurularak, optimal performansın sağlanması hedeflenir.

 

Üniversiteler bünyesinde araştırma merkezleri

Araştırma merkezleri, kozmetik ürünlerin etkinlik ve güvenlik testlerini yaparak, sektördeki kalite standartlarının yükselmesine katkıda bulunur. Bu merkezlerde yürütülen çalışmalar, yeni bileşenlerin keşfedilmesini, bitkisel ve doğal hammaddelerin etkinliğinin analiz edilmesini ve inovatif formüllerin geliştirilmesini sağlar. Aynı zamanda, sürdürülebilir ve çevre dostu üretim yöntemleri konusunda yapılan araştırmalar, kozmetik sektörünün ekolojik etkisini azaltmada kritik bir rol oynar. Akademik araştırmaların desteklenmesi, hem tüketici sağlığını koruma hem de sektörde rekabet avantajı sağlama açısından büyük önem taşımaktadır.

1.      Anadolu Üniversitesi, Bitki, İlaç ve Bilimsel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (AÜBİBAM)- https://aubibam.anadolu.edu.tr/

2.      Ankara Üniversitesi- Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Lisansüstü programı ve  Kozmetoloji Yüksek Lisans programı- https://www.ankara.edu.tr/programlar/3/902/3425-1044

3.      Yeditepe Üniversitesi Kozmetik Araştırma ve Üretim Birimi

4.      Süleyman Demirel Üniversitesi Doğal Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi- https://sudum.sdu.edu.tr/tr/

5.     
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
/Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi

6.      Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi- https://kozmer.mu.edu.tr/

7.      Bioarge Bitkisel Kozmetik Araştırma Geliştirme Mühendislik A.Ş.- http://www.bioarge.com

8.      Necmettin Erbakan Üniversitesi, Tıbbi ve Kozmetik Bitkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü- https://www.erbakan.edu.tr/tr/birim/tibbi-ve-kometik-bitkiler-uam

9.      Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Kozmetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (MAKÜ KOZAM)- https://kozam.mehmetakif.edu.tr/tr

10.   Gaziantep Üniversitesi- Fitoterapi Ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Uygulama Ve Araştırma Merkezi- https://fitotabaum.gantep.edu.tr/index.php

11.   Altınbaş Üniveritesi Doğal Ürünler AR-GE Merkezi (DÜAGEM)- https://altinbas.edu.tr/arastirma/uygulama-ve-arastirma-merkezleri/dogal-urunler-ar-ge-merkezi-duagem/main.web

12.   IÜC- Farmasötik ve Kozmetik Ürün Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı

 

Yüksek Lisans Dersleri

Üniversiteler ve araştırma merkezleri, kozmetik endüstrisinin bilimsel temellerle gelişmesini sağlayarak sektördeki bilgi birikimini artırır. Bilimsel eğitim alan uzmanların yetişmesi, sadece akademik dünyada değil, aynı zamanda kozmetik firmalarının Ar-Ge departmanlarında da önemli bir rol oynar. Akademik çalışmalar sayesinde geliştirilen yeni nesil kozmetik ürünleri, hem cilt sağlığını destekleyen hem de etik ve çevresel kaygıları gözeten çözümler sunarak sektörde fark yaratır. Bu nedenle, lisansüstü eğitim programları ve araştırma birimleri, kozmetik alanında bilimsel ilerlemelerin devamlılığını sağlayarak yenilikçi ve güvenilir ürünlerin geliştirilmesine öncülük etmektedir.

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne Bağlı İlaç ve Kozmetik Araştırma, Geliştirme ve Kalite Kontrol Laboratuvarı bir fırsat olabilir. Burada; Aerosol Teknolojisi Ve Uygulamaları, Aerosol Teknolojisi Ve Uygulamaları (Uygulama), Araştırma Yöntemleri, Biyoistatistik Uygulamaları‐I, Biyoistatistik‐I, Çok Fazlı Sistemler‐I (Yüzey Kimyası Ve Kolloidler) (Uygulama), Deriden Emilme Ve Yarıkatı İlaç Şekilleri Teknolojisi, Kozmetik I, Kozmetik I (Uygulama), Kozmetik II, Kozmetik Kalite Kontrol İşlemleri, Kozmetik Mikrobiyolojisi, Kozmetik Mikrobiyolojisi (Uygulama), Kozmetik Preparatlar Ve Deriden Emilme, Kozmetik Preparatlarda Stabilite, Kozmetik Preparatlarda Stabilite (Uygulama), Kozmetik Preparatların Değerlendirilmesinde Aletli Analiz Yöntemleri, Kozmetik Preparatların Değerlendirilmesinde Aletli Analiz Yöntemleri (Uygulama), Kozmetik Taşıyıcı Sistemler, Kozmetik Taşıyıcı Sistemler (Uygulama), Kozmetik‐II (Uygulama), Kozmetiklerde Bilgisayar Uygulamaları, Kozmetiklerde Kalite Güvenliği, Kozmetiklerde Kullanılan Koruyucular, Kozmetiklerle İlgili Mevzuat, Kozmetolojide Yüzey Kimyası Ve Kolloid Teknolojisi.” dersleri verilir.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 

 


Küçük Adımlar, Büyük Dönüşümler

Bugün sizinle, bizleri derinden etkileyen bir konuyu paylaşmak istiyoruz. Hep söylüyoruz ya; doğanın şifasıyla iyileşmek mümkün ama doğayı korumadan, ona sahip çıkmadan bu şifanın sürdürülebilir olması ne yazık ki mümkün değil.

Üzerinde yaşadığımız bu bereketli topraklar; üç tarafı denizlerle çevrili, dağlarından ovalarına, ormanlarından bozkırlarına kadar bin bir çeşit yaşam barındıran bir cennet. Anadolu coğrafyası, yüzyıllardır sadece bize değil, binlerce canlıya ev olmuş, hâlâ da olmaya devam ediyor. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, aşırı tarım, orman tahribatı ve plastik kirliliği gibi tehditlerle karşı karşıyayız. Belki birçoğunu günlük hayatımızda hissetmesek de aslında soframıza gelen her lokma, içtiğimiz su ve aldığımız her nefes bu döngünün bir parçası.

Tam da bu yüzden, biz Besler Şifa olarak doğadan aldığımız ilhamla, toprağın, suyun, bitkilerin ve emeğin hakkını gözeterek üretmeye gayret ediyoruz. Fakat biliyoruz ki bizim gibi doğayı koruma gayreti gösteren daha niceleri var. İşte onlardan biri de tam 32 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında örnek projelere destek veren GEF Küçük Destek Programı (SGP).

Belki duymuşsunuzdur; bu program sayesinde Anadolu parsından inci kefaline, toy kuşundan mercanlara kadar onlarca nadir türün yaşam alanları korunuyor. Binlerce hektar orman alanı yeniden can buluyor, sürdürülebilir balıkçılık yöntemleriyle denizlerimiz nefes alıyor ve özellikle kadınlar doğanın korunması için liderlik ediyor. Düşünsenize, sadece birkaç gönüllünün, bir avuç insanın emeğiyle binlerce fidan toprakla buluşuyor, kaybolmaya yüz tutmuş yerel üretim teknikleri günümüze taşınıyor, Anadolu’nun binlerce yıllık bilgeliği geleceğe aktarılıyor.

Biz de diyoruz ki; doğanın iyiliği için atılan her küçük adım, şifa gibi yayılan bir etkiye sahip. Bugün balkonunuza bir ıhlamur fidesi dikseniz, arılar için minik bir su kabı bıraksanız, plastik tüketiminizi azaltsanız veya sadece çevrenizdeki bir üreticiye destek olsanız bile bu zincirin halkası olursunuz.

Besler Şifa ailesi olarak biliyoruz ki, şifanın özü paylaşmaktan geçiyor. Paylaşmanın, çoğalmanın ve doğaya dönmenin zamanı tam da şimdi. Anadolu’nun binlerce yıllık bitkisel bilgisini yaşatırken, bizler de bu büyük hareketin küçük ama kararlı bir parçası olmayı sürdüreceğiz.

Bugün sizleri, GEF Küçük Destek Programı'nın ilham verici hikâyelerini okumaya ve kendi doğal öykünüzü yazmaya davet ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, bu topraklarda iyileşmenin ve iyileştirmenin sonu yok.

Sevgi ve şifa ile,
Besler Şifa – Doğal Bitkisel Kozmetik ve Yaşam Atölyesi



Doğal Zenginlikleriyle Sina ve Trump’ın Akabe Kanalı Planı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planı, yalnızca Filistin halkının zorunlu göçüyle ilgili tartışmaları alevlendirmekle kalmadı; aynı zamanda bölgede uzun süredir dile getirilen başka bir soruyu da gündeme taşıdı: Bu plan, Sina Yarımadası'nın doğal zenginliklerini ve stratejik konumunu kullanarak yeni bir bölgesel proje mi hazırlıyor? Ortaya çıkan bilgiler ve uzman yorumları, Trump’ın Gazze ve çevresine dair söylemlerinin arka planında, Sina’nın el değmemiş alanlarını ve Akabe Körfezi üzerinden kurulması planlanan alternatif su yolunu da kapsayan geniş ölçekli bir kalkınma ve yer değiştirme senaryosunun bulunduğunu gösteriyor. Gazze’nin insansızlaştırılması, Sina’nın iskâna açılması ve Akabe üzerinden Akdeniz’e bağlanacak yeni bir kanal fikri; hem bölgenin doğal kaynaklarını hem de jeopolitik konumunu hedef alan büyük bir tasarımın parçaları olarak değerlendiriliyor.

Sina Yarımadası, Hazreti Musa'nın çıktığı Tur Dağı nedeniyle dini ve tarihi açıdan önemli olmasının yanı sıra, Asya ile Afrika arasında kara geçişini sağlayan stratejik konumuyla da dikkat çekiyor. Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı’na ev sahipliği yapan bu bölge, İsrail ve Gazze sınırında bulunması sebebiyle jeopolitik açıdan da kritik bir noktada yer alıyor. Yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı yarımadada Filistinliler ve Arap Bedevi kabileleri bulunurken, halkın geçim kaynakları arasında hayvancılık, tarım, balıkçılık ve kaçakçılık öne çıkıyor. Kuzeyde Ariş, Rafah ve Şeyh Züveyd gibi yerleşimlerin; güneyde ise Tur Dağı’nın bulunduğu Tur kenti ve turizm merkezi Şarm eş-Şeyh’in öne çıktığı Sina, idari olarak Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Sina Yarımadası doğal zenginlikleriyle de öne çıkarken, Süveyş Körfezi kıyısında petrol yatakları ve manganez, demir, silis kumu, fosfat, kurşun gibi çeşitli madenler üretiliyor. Yarımada, yüksek dağlar arasında kuzey-güney yönünde uzanan önemli geçitlere ve ulaşım hatlarına sahip olup, Süveyş Kanalı üzerinden ise köprüler ve tünel aracılığıyla ana karaya bağlanıyor. Ayrıca, stratejik önemi kadar turizm potansiyeliyle de dikkat çeken bölge; Akabe ve Nuvayba gibi liman şehirleriyle deniz taşımacılığında da önemli bir rol oynuyor.

Ürdün'ün Turizm Cenneti: Akabe

Ürdün’ün güneyinde, Kızıldeniz kıyısında yer alan Akabe kenti, sıcak iklimi, berrak denizi ve lüks otelleriyle hem yerli hem de yabancı turistlerin gözdesi. Ülkenin denize açılan tek liman kenti olan Akabe, sadece turizm açısından değil, ekonomik açıdan da büyük bir öneme sahip.

Ziyaretçiler burada Kızıldeniz’in masmavi sularında yüzmenin ve su sporlarının keyfini çıkarabiliyor. Dalgıçlar için rengarenk mercan resifleri ve zengin deniz yaşamı eşsiz bir deneyim sunuyor.

Akabe aynı zamanda tarih meraklılarını da unutmuyor. Kentteki müzeler ve tarihi yapılar, bölgenin geçmişine ışık tutan önemli duraklar arasında yer alıyor. Tüm bu özellikleriyle Akabe, Ürdün’ün parlayan turizm yıldızı olmaya devam ediyor.

Yeni kanal yeni sömürü

İsrail Savunma Bakanı, orduya Filistin yerleşim bölgelerinde yaşayanların “gönüllü olarak bölgeyi terk etmeleri” için hazırlık yapılması talimatı verdi. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’yle ilgili gündeme getirdiği önerilerle paralellik gösteriyor. Trump’ın söz konusu planı, Gazze Şeridi’nin ABD kontrolüne geçmesini, Gazzelilerin komşu ülkelere zorunlu göç ettirilmesini ve Filistin topraklarının “Orta Doğu’nun Rivierası”na dönüştürülmesini öngörüyor.

Uzmanlar bu planı uluslararası hukuk açısından bir felaket olarak değerlendiriyor. Zorla yerinden etme ve etnik temizlik, uluslararası hukukta savaş suçu kapsamına giriyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden Hugh Lovatt, böyle bir göçün bölge ülkeleri için istikrarsızlık yaratacağını vurgularken, Uluslararası Kriz Grubu’ndan Michael Wahid Hanna ise bunun Arap dünyasında büyük tepki doğuracağını belirtiyor.

Tüm bu tartışmaların gölgesinde, İsrail’in uzun süredir gündeminde olan Ben Gurion Kanalı Projesi yeniden ön plana çıkıyor. Akabe Körfezi ile Akdeniz arasında alternatif bir su yolu açmayı hedefleyen bu proje, İsrail’in kurucu lideri David Ben-Gurion’un adıyla anılıyor. 1960’lardan beri zaman zaman gündeme gelen ve 2020’deki İbrahim Anlaşmaları sonrası tekrar tartışılan proje henüz hayata geçirilmemiş olsa da, gerçekleşmesi durumunda İsrail’e ciddi bir ekonomik ve jeopolitik avantaj sağlayacak. Süveyş Kanalı’na rakip olarak tasarlanan bu kanal, Mısır’ın yıllık milyarlarca dolarlık gelirini tehdit edecek ve küresel ticarette söz sahibi olmayı amaçlayacak. Özet olarak Gazze'den Akabe Körfezine çıkacak yeni bir kanal önemli bir lojistik üst olacaktır.

Burada dikkat çeken unsur, Gazze Şeridi’nin bu önerilen kanal güzergahında kritik bir noktada bulunması. Bölgedeki askeri operasyonlar, sivillerin zorla göç ettirilmesi ve Gazze’nin “insansızlaştırılması” tartışmaları, bazı uzmanlar tarafından Ben Gurion Kanalı için alan açma stratejisi olarak yorumlanıyor. Gazze’deki nüfusun Sina Yarımadası’na göç ettirilmesine dair iddialar, bu projenin arka planında uzun vadeli planların olabileceğini düşündürüyor.

Sonuç olarak; İsrail’in Gazze’ye yönelik politikaları, sadece güvenlik gerekçeleriyle değil, aynı zamanda bölgesel ticaret, jeopolitik güç ve stratejik projeler kapsamında da değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir meseleye işaret ediyor. Gazze halkının zorla yerinden edilmesi ihtimali ise sadece bölgeyi değil, uluslararası hukuku ve küresel barışı tehdit eden ciddi bir kriz potansiyeli taşıyor.


.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 

Doğadan Gelen Şifa: Hayıt Hidrosolü

Doğanın sunduğu mucizelerden biri olan hayıt bitkisi (Vitex Agnus-Castus L.), özellikle kadın sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle bilinir. Ege Dağları'nın doğal ortamında yetişen bu bitkinin yaprak ve meyvelerinden elde edilen Besler Şifa Hayıt Hidrosolü, %100 doğal ve saftır. Basınçsız buhar distilasyonu yöntemiyle üretilen bu özel hidrosol, hiçbir koruyucu, alkol veya emülgatör içermeden bitkinin tüm faydalı bileşenlerini muhafaza eder.

Hayıt Hidrosolünün Faydaları

Hayıt bitkisinin içeriğinde bulunan viteksin adlı bileşen, kadınların hormonal dengesini destekleyici etkisiyle bilinmektedir. Bu bileşen, adet döngüsü düzensizlikleri, adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) ve meme hassasiyeti gibi durumlarda rahatlatıcı etkiler gösterebilir. Ayrıca, sancılı adet dönemlerinde semptomların hafiflemesine katkı sağlayarak kadınların yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olur.

Kullanım Alanları

Besler Şifa Hayıt Hidrosolü, farklı kullanım şekilleriyle hem cilt bakımında hem de günlük rutinlerde yer alabilir:

1. Cilt Bakımı: Cildi tazelemek ve rahatlatmak için doğal bir tonik olarak kullanılabilir. Temiz cilde püskürtülerek veya pamuk yardımıyla uygulanabilir.

2. Günlük Kullanım: Hormonal dengeyi destekleyici etkisinden faydalanmak için ferahlatıcı bir mist olarak kullanılabilir. Günlük tüketim için 1 çay bardağının ¼’ü kadar hayıt hidrosolü, kalan kısmı ise su ile tamamlanarak içilebilir.

Doğal ve Saf İçerik

Besler Şifa Hayıt Hidrosolü, doğadan gelen saf gücüyle sağlıklı bir yaşamı destekler. Katkı maddesi, koruyucu veya kimyasal içermeyen bu özel ürün, bitkinin şifalı bileşenlerini en doğal haliyle sunar. Serin, güneş ışığından uzak ve ağzı kapalı şekilde saklanarak uzun süre tazeliği korunabilir.

Doğanın şifalı gücünü keşfetmek ve hayıt hidrosolünün faydalarından yararlanmak için Besler Şifa'nın doğal ürünleriyle tanışın!

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


Ayaş Domatesi: Bir Gelenekten AB'ye Uzanan Lezzet Yolculuğu

Ayaş domatesi; belki de çoğumuzun adını ilk kez duyduğu, ama Ankara’nın Ayaş ilçesinin tam kalbinde yıllardır kök salmış bir miras. Semiha Tuncal’ın, "Ayaş domatesi yok olmaz, çünkü burada tüm kadınların çeyiz sandığında bu domatesin tohumları vardır," dediği gibi, bu domatesin tarihi, sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin de taşıyıcısı. Bugün, belki de hiç unutulmayacak kadar önemli bir noktaya geldi; Ayaş Domatesi, Avrupa Birliği (AB) tarafından tescillenen coğrafi işaretli ilk ürün oldu.

Bir Geleneğin Yeniden Filizlenişi

Ayaş domatesi, ince kabuğu ve yumuşak dokusuyla tanınan, aslında pazarda bir zamanlar zor satılan, nakliyede sıkıntı yaşanan, ancak lezzetiyle gönülleri kazanan bir çeşit. Ayaşlı Hilmi Başer, bu domatesin kaybolmaya yüz tuttuğunu, yerini ithal tohumların aldığını söylüyor. Üreticiler, domatesin dayanıklı olmadığı gerekçesiyle Ayaş domatesini terk etti, ama bu geleneksel tohum, kaybolmaya bir türlü razı olmadı. Çünkü Ayaşlı kadınlar, çeyiz sandıklarında bu tohumları saklamaya devam etti.

Semiha Tuncal, "Anneannemin, babaannemin, annemin vardı, benim de var," diyerek, bu tohumların nasıl bir değer taşıdığını anlatıyor. O değer, sadece bir nesilden diğerine aktarılan bir tohum değil, aynı zamanda bir kültürün, bir yaşanmışlığın, bir dönemin izleriydi. Kadınlar, ellerindeki tohumları bir nesilden diğerine aktarmış ve köydeki üreticiler de bu mirası yaşatmaya devam etmişti.

Tescil Yolunda Bir Adım

Ayaş domatesinin yeniden filizlenmesinin ardında, bir tesadüf ve büyük bir inanç yatıyor. Merhum iş insanı *Selami Başer*'in oğlu, bir arkadaşının annesinin çeyiz sandığından çıkan tohumları çoğaltarak yeniden Ayaş domatesi yetiştirmeye başladı. Yıllarca unutulmaya yüz tutmuş bu tohumlar, belki de o sandıklarda saklanan tek bir torba tohum sayesinde yeniden hayata döndü. Ardından, *Ayaş Ziraat Odası*, bu değerli domatesi korumak için harekete geçti ve Ayaş domatesinin AB tescilini almak için başvurdu.

*Erdinç Polat Ateş*, Ayaş Ziraat Odası Başkanı, bu süreci şöyle anlatıyor: “Ayaş domatesi yüksek asiditelidir. Tadı hafif ekşidir ve çok lezzetlidir. Dış yüzeyinde çıkıntılar vardır. Pazarlarda Ayaş domatesi adı altında başka domatesler satılıyordu. Biz de Ayaş domatesinin farkını ortaya koymak ve bilinirliğini arttırmak için AB’ye başvurduk.”

AB Tescili: Ayaş Domatesinin Zaferi

Ayaş domatesi, *AB tarafından korumalı menşe adı (PDO)* olarak tescillendi ve *Ankara’nın AB coğrafi işaretli ilk ürünü* oldu. Bu, sadece Ayaş için değil, tüm Türkiye için büyük bir başarıydı. Erdinç Polat Ateş, bu tescilin üreticilerin yüzünü güldürdüğünü belirtiyor. Çünkü şimdi, Ayaş domatesinin kalitesi ve özgünlüğü AB tarafından resmen kabul edilmişti ve bu da üreticilere büyük bir güven verdi.

Ayaş Domatesi’nin Geleceği

Ayaş domatesi, artık sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bir gelenek. Sandıklardan çıkan tohumlar, bugün yeniden tarlalarda filizleniyor. Üreticiler, bu geleneksel domatesi yeniden üretmeye başlarken, Ayaş Ziraat Odası’nın bu süreçteki katkıları çok önemli oldu. Artık, Ayaş domatesinin özgünlüğü, *AB tescili* sayesinde daha da değer kazandı. Gelecekte, bu domatesin kalitesinin daha fazla tanınması ve üretiminin yaygınlaşması bekleniyor.

Ayaş Domatesi: Bir Sandık Dolusu Tohumdan, Coğrafi İşaretli Bir Miras

Ayaş domatesi, sadece bir tarım ürünü değil, bir kültür mirasıdır. Kadınların çeyiz sandıklarında sakladıkları tohumlar, bir geleneksel mirasın yeniden hayat bulmasına yol açtı. Şimdi, Ayaş’ın bu lezzetli ve özelleşmiş domatesi, Avrupa Birliği’nden aldığı tescille geleceğe güvenle bakıyor. Ayaşlı üreticiler, bu geleneksel domatesi büyütmek için tekrar tarlalarına dönerken, Ayaş domatesi yalnızca bir ürün olmaktan çıkıp, bir bölgenin kültürel zenginliğinin simgesi haline geldi. 

Ayaş domatesinin bu yolculuğu, hem yerel üreticilerin hem de tüm Türkiye’nin gururu olacak gibi görünüyor. Eğer yolunuz Ankara’ya düşerse, Ayaş’ı ziyaret edin ve bu eşsiz lezzeti mutlaka deneyin. Çünkü bu domates, sadece bir tat değil, aynı zamanda bir tarih, bir miras ve bir yeniden doğuş hikayesidir.

Besler Şifa- Ekoköy evi olarak 3 yıldır atalık tohumları yüzlerce kişiye ulaştırdık. Sosyal sorumluluk olarak geleceğimize miras bırakıyoruz.

.............................................................
Besler Şifa, Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam Ürünlerini;
Bitkisel kozmetik, aromaterapi ve kişisel bakım ürünleri, şifalı krem ve aromatik yağlar için bizi takip edebilirsiniz. Tüm ürünlerimiz doğal, bitkisel, helal ve Sağlık Bakanlığı (ÜTS) onaylıdır.

Şifanız daim olsun. 


© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.