Ad

Arazinizde Şu 15 Maddeye Çok Dikkat Edin!

İstanbul'un en şu anda değerli semtlerinin vaktiyle tarla yada bostan olduğunuzu duymuşsunuzdur. Maslak'ın bostan diyarı, Kartal'ın balıkçı köyü olduğu resimler internette dolaşıyor. Pek çok genç anasına babasına sitem ediyor “Vaktiyle Maslak tarlaymış, neden almadınız? Alsaydınız şimdi Ağaoğlu gibi olurduk” diyor. Arazi ve arsa yatırımı gerçekten karlı mı? Yüksek getiri elde etmek için nelere dikkat etmek lazım? Bu yatırımlarda riskli konular neler?

Arazi Türleri; 1- Hazineye kayıtlı araziler (Milli Emlak), 2- İmarlı arazide belediye, köy ve mücavir alanlar..vb (belediye, köy tüzel..vb), 3- Mera, 4- İmara açılmış şehir ve köylerde araziler(şahsi), 5- Ziraat (Şahsi araziler), 6- Orman (OGM).

1- Sabırlı mısınız?

Arsa ve arazi yatırımı uzun vadeli bir yatırımdır, iyi bir getiri için 10 yıldan 30 yıla kadar beklemeniz gerekebilir. Bir konut yada işyeri kira getirisi ile size düzenli kazanç sağlar ancak arsa ve arazi için uzun süre getiri görmeden her yıl emlak vergisi ödemeniz gerekecek. Arsa ve arazi yatırımında sonuç görmek için sabırlı olmanız gerekiyor. Genelde arazilerin evladiyelik olduğunu unutmamak gerekir.

Arsa ve arazi yatırımı uzun vadede getiri sağlar. Eğer hedefiniz 5-10 yıl ise arsa, 10 yıl üstünde bekleme imkânınız var ise tarla arazi yatırımı önerilir. Piyasaların yavaşladığı dönemlerde değerinden satış yapmanız zorlaşır ve piyasanın düzelmesini beklemek zorunda kalabilirsiniz. Metrekare fiyatlarına bakın ama aldanmayın.


2- Mıntıka analizi yapın.

Permakültür mıntıkası kavramı, sisteminizdeki tüm öğeler için akılcı bir yer seçilmesini ifade eder. Her ne kadar mevcut arazinizde uygulamaları hiçbir zaman tam planladığınız gibi yapmak mümkün olmasa da; permakültür mıntıkaları arazinin faaliyet merkezinden dışarı doğru yayılan eş merkezli bir dizi daire şeklinde düşünülebilir.

0. Mıntıka: Ev; Her gün sık aralıklarla uğranır – En içteki daire ya da 0. Mıntıka, sistemdeki faaliyetin merkez noktasıdır. Küçük bir çiftlikte burası genellikle evdir. İnsan faaliyetinin “en yoğun” olduğu bu bölge, şemamızda kırmızı renkle gösterilen yerdir. Eğer enerji verimliliği sağlamak istiyorsak, sistemimizdeki sıklıkla ziyaret edilmesi gereken öğeleri 0. Mıntıka dahiline yerleştirmemiz mantıklı olur. Burada, ev ve bitişiğindeki sera ya da gölgelik, ayrıca asma çardağı, saksı bitkileri ve yoldaş belleyip beslediğimiz hayvanlar gibi ev yaşamının bir parçası olan canlı bileşenler bulunur.

1. Mıntıka: Bahçe; Her gün düzenli olarak uğranır – Evin yaklaşık 6 metre civarına, yakından izlenmesi, sıklıkla ziyaret edilmesi ve yoğun mesai harcanması ya da devamlı olarak karmaşık teknikler uygulanması gereken öğeler yerleştirilmelidir. Yağmur suyu depoları; limon ağacı; diğer bodur veya ağaç kafesinde [espalier] yetiştirilen aşılı meyve ağaçları; tavuk kümesleri; küçük havuzlar; baharatlık yeşillikler; ev atıklarının geri dönüşümünü sağlamak için solucan çiftliği; hızlı büyüyen tek yıllık bitkilerden oluşan yoğun, tamamen malçlanmış sebze yatakları; fide yetiştirme alanları; ve balık, tavşan, güvercin gibi küçük ve sessiz evcil hayvanlar, evin bahçesinde hemen el altında olacaktır.

2. Mıntıka: Meyvelik; Birkaç günde bir uğranır – 2. Mıntıka’nın idaresi bir nebze daha az yoğundur. Buraya yerleştirilmesi uygun olan öğeler, yer yer malçlanmış meyvelikler, çok yıllık sebzeler, (ticari amaçlı) ana ekin yatakları ve bakılmak için yanlarına gidilen kümes hayvanları ile keçi ya da inek gibi süt veren çiftlik hayvanları için otlaklar ve meralardır. Bu hayvanlar, sağım, besleme ve gözetim amaçlı olarak her gün ziyaret edildiklerinden, 2. Mıntıka’daki çiftlik ve kümes hayvanlarına ait barınaklar çoğunlukla 1. Mıntıka’ya bitişiktir. Bu mıntıka sık kullanılan patikalar aracılığıyla merkezden daha uzak olan mıntıkalara doğru genişletilebilir.

3. Mıntıka: Çiftlik; Haftalık ilâ aylık olarak uğranır – Daha geniş ölçekli ticari ekinler ile ticari amaçlı yetiştirilen hayvanların yanı sıra, doğal ağaçlar, toplama havuzları, rüzgârkıranlar ve ahırlar burada bulunur. Bu bölgeyi çekip çevirmek için, toprağın bakımı yapılır, yeşil gübre bitkileri ve 2. Mıntıka?dan elde edilen gübreden faydalanılır.

Dördüncü Mıntıka: Gözetimli Orman; Seyrek olarak uğranır – Odun toplama, ağaç budama ve”yaban hasadı” için seyrek olarak yanlarına gidilen dayanıklı, kendi kendine bakabilen ormanlar ve koruluklar, arazinin en uzak köşelerinde bulunur. Bu bölge, 5. Mıntıka’daki yaban hayat alanlarının korunması için tampon görevi görebilir ve arada bir hayvanları otlatmak için de kullanılabilir.

Beşinci Mıntıka: Yaban; Hoş vakit geçirmek, izlemek ve öğrenmek için arada sırada uğranır – Burası, arazinin doğaya teslim edilmiş olan bileşenidir. Doğal orman, doğal kalıntılar, eski doğal haline kavuşturulmuş bitki örtüsü ve bölge hayvanlarından oluşur ve bir yaban yaşam koridoru ile bahçeyle bağlantısı sağlanabilir.

3- İmar durumu ve imar planı nasıl?

Arazi imarsız toprak parçasıdır, satın aldığınız araziye imar geldiğinde çok yüksek kazanç sağlayabilirsiniz ama imar gelmez ise değer artışı sınırlı kalır. Arsa imarlı toprak parçasıdır, bulunduğu bölgede nüfus ve ticaret arttıkça değerlenir, ayrıca imar değişikliği ile daha fazla inşaat yapılır hale gelir ise değeri aynı oranda artar. Bölge Gelişim Planlarını takip edin, bu planlar arsa ya da araziye ileride değer katacak yatırımları içerir. Genelde şehirler batıya doğru ilerlediği varsayılır.

İmar potansiyeli hakkında Çevre Düzeni Planlarını inceleyin. İnşaat ve su haklarını araştırın.

4- Konumu nasıl?

Arazinizin eğim, manzara, bakı (güneşe göre konum), hakim rüzgar yönü, sel çığ heyelan riski, su bulunma durumu gibi özelliklerini günlerce gözlemlemek gerekiyor.

Arazinizin geçmişi, komşuluk bilgileri, en yakın sürü hayvancılığı, yakındaki pazar ve market gibi önemli sosyokültürel bilgileri de bilmek gerekir.

Arazinizin yakınındaki nüfusun, ticaretin ve üretimin artışı yatırımınızın değer artışını belirler. Arazinin değer artışını yakınındaki nüfus, ticaret ve sanayi artışı, yakınına gelen yatırımlar ve altyapı projeleri belirler. Küçük şehirler genelde büyük şehire giden yol boyunca genişlerler, bu yöndeki yatırımlar daha karlı olabilir. 


5- Alt yapı ve Tasarruf yöntemlerini

Arazinizde su, elektrik, kanalizasyon, telefon, internet, doğalgaz gibi kamusal altyapı hizmetlerine yakınlığı tespit edin.

Güneş, su ve rüzgar tasarrufunu sağlayıcı konumlandırma ve planlama yapılmalıdır. Su tasarrufu için gölet, su havuzu, su toplama sistemleri geliştirilmelidir. Rüzgarı kullanmak ve rüzgarı önleyici tasarımlar planlanmalıdır; rüzgar perdesi, rüzgar gülü, rüzgârı takip etmek önemlidir. Güneşden faydalanmak için çiftliği konumlandırmak, güneş panelleri, kenar etkisi, geniş yapraklı ağaçların konumlandırılması gibi çalışmalara dikkat etmelidir.

6- Yola cephesi ve hangi arazilerden kaçınmalı?

Hisseli tapulardan, sit alanlarından, su havzasından kaçınmak gerekir. Hisseli tapuda diğer ortaklar şufa haklarını kullanarak tapuyu sizden ödediğiniz bedel ile alabilirler. Kare şeklindeki arsalar idealdir, diktörtgen arsalar da cazip olabilir. Yamuk ve yuvarlak şekildeki arsalar inşaatı ve kullanımı zorlaştırdığı için risklidir. Arsanın yola cephesi ve cephe genişliği değerini arttırır. 

7- Arazi çiftlik evine uygun mu?

Bir tarlaya çiftlik evi yapılabilir olması için ise en az 5.250 m2'ye ihtiyaç var çünkü tarla vasıflı araziyi 5000 m2 altına düşüremezsiniz ve maksimum yapı alanı 250 m2 olduğu için 5.250 m2 minimum ihtiyaç. Ayrıca çiftlik evi yapabilmek için parselin kadastro yola cephesi olması gerekiyor.

8- Arazinizin toprak yapısı nasıl?

Arazinizin bitki besin elementleri yetersizse gübre ve takviye besin elementlerle beslemeniz gerekebilir. Arazinizden Ziraat Mühendisi marifetiyle toprak numunesi alarak laboratuvarlar da analiz ettirebilirsiniz. Böylece toprağın tekstürü ve strüktürünü görme şansınız olur.

9- Arazinizi korumak ve potansiyeli gözlemlemek

Arazinizi tel çit, ağaç çit, taş beton duvarlarla korumaya almak gerekebilir. Toprak göçükleri (heyelan), sel çığ taşkın gibi afetlerden yada yaban hayatından korumak gerekebilir.

Hakim rüzgar, ekstrem sıcaklık- don ve ortalama yıllık yağmur yağış durumunu gözlemleyin. Sel, taşkın, çığ gibi olaylar için drenaj yapıları ve planlar geliştirin.


10- Gördüğünüz yeri aldığınıza nasıl emin olacaksınız?

Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nün Parsel Sorgulama Uygulamasından faydalanarak size gösterilen yer ile alacağınız tapunun aynı yer olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Eğer şüpheye düşerseniz Kadastro Müdürlüğünden tapu senedinde belirtilen arsanın sınır tespitini isteyebilirsiniz.

Arsanın tapudaki durumunu kontrol edin; ipotek, haciz yada şerh var mı? Var ise, bunlar temizlenmeden ödeme yapmayın.

11- Tarımda alternatif yöntem ve yaklaşımları inceleyin.

Tarımda alternatif yöntem ve yaklaşımlardan olan permakültür, agroekoloji, agroforestry gibi uygulamalardan bir kaçını uygulayın. Bu yöntem ve yaklaşımlar hakkında eğitim almalısınız.

12- Arazinizde küçük yapılar

Arazinizde kulübe, yükseltilmiş sebze yatağı, sebze meyve kasası, korkuluk, tarh, sebze parkı, oturma bankı, fidan kazığı gibi bazı ahşap yada ikame şeyler yapmanız gerekebilir. Beceriler kazanmak için video izlenebilir ve küçük denemeler yapılabilir.

Bahçenizde taş bahçesi, havuz, su kanalı, sulama sistemi, çeşme, taş duvar gibi küçük yapılar bahçenize şekil vermenizde çok faydalıdır.

Arazinize en yakın kurulan pazar ve köyden ilgili kişileri tanımak ve iletişimde olmalıyız.


13- Bahçenizde çeşitlilik ve bahçenizi işlevselleştirmek

Mayıs ayında can erik şeftali, haziran başında dut, haziran sonunda kiraz vişne, temmuzda armut, ağustos eylülde üzüm elma, ekimde ayva gibi her ay için bir meyve dikilmelidir. Böylece her ay bir meyve almanıza imkan olur. Bahçenizde böcek yiyen kuş türleri gibi hayvan popülasyonuna da yer verin.

Bahçenizin onlarca sebze ve meyve yetiştirilmesi için tasarımı iyi yapmalısınız.


14- Arazi işleme teknikleri ve toprak zenginleştirme

Arazinizde ağır toprak işleme yapmanız için aşırı çakıl, moloz, ayrışık otu, kimyasal atıklar, sert zemin gibi sebeple olmalıdır. Olabildiğince üstteki verimli toprağı korumak ve zengin muhtevasını kollamak gerekiyor.

Toprağın yapısını yanmış hayvan gübresi, kompost, malç gibi pratikler uygulanabilir.


15- ÇKS ve Beyan etmeyi ihmal etmeyin!

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üyeliği ile teşviklerden faydalanmak iyi gelebilir. Gayrimenkulü satın aldıktan sonra ilgili kurumunuza beyan etmeniz gerekiyor.

İlgili belediye, orman idaresi ve tarım müdürlükleri ile iyi ilişkiler geliştirmek işlerinizi kolaylaştırabilir. Alo 177 Orman Yangın hattı gibi pratikleri kenara not edin.



Şifalı Ot Toplarken Biyokaçakçılık Meselesi

Biyokaçakçılar, canlı türlerini farklı ülkelere götürmek için çeşitli kılıflar kullanıyor. Turist, araştırmacı veya uzman kimliğiyle, Türkiye’nin renkli ekosistemindeki örnekleri yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırmaya çalışan biyokaçakçılar; ekosistem tahribatına sebep oluyor.

Örneğin; kelebeklerin doğadan toplanması, çiçeklerin polenlerinin taşınamamasına,  böylece bitkilerin tohum verememesine ve çoğalamamasına neden oluyor. Bitkilerin çoğalamaması ise bitkilerle beslenen diğer türlerin yaşamını tehdit ediyor.

Yöre halkına veya başka aracılara toplatmak yoluyla yeni tasarım çeşitleri ilaç veya başka bir sanayi ürünü geliştirmek amacıyla araştırma materyali veya genetik kaynak olarak kullanım amacıyla biyokaçakçılık yapılmaktadır. 

Kaçakçılık çalışmaları yabancı araştırmacıların kendileri veya Türk akademisyenler veya öğrenciler aracılığı ile yapılabilmektedir. Biyokaçakçılık konusunda en çok Rusya, Çekya, Fransa, Almanya, Avusturya, İsveç, Hollanda, İspanya, Danimarka, Belçika, Romanya, İsviçre, Macaristan, Japonya, İsrail ve Suriye asıllı kişiler yoğunluk göstermektedir. 2007-2022 yılları arasında 88 biyokaçakçılık vakası belirlenirken, 21 farklı ülkeden 149 kişiye de para cezası kesildi. Bu kaynaklar yurt dışında gıdadan savunmaya kadar pek çok farklı sektörde yeni ürünler elde etmek için kullanılıyor.

Özellikle ülkemizde Kardelen, Lale, Salep, Safran ve Orkide gibi bitkilerin soğanlarını kutu içerisinde çok çeşitli bitkilerin kök tohum örneklerini poşet veya zarar içerisine ve presleyerek hayvanların kelebek böcek salyangoz yılan kurbağa kertenkele gibi canlıları tüp veya şişe veya bez torbalara koyarak kaçıra bilmektedir. Bunun yanında canlı canlıların doku, boynuz, diş, tırnak, tüy, kıl, yumurta, dışkı, meyve, tohum, kök, yaprak, çiçek gibi parçalarını veya buna ilaveten sıvı metal olan kan zehir DNA izolatı gibi şeyler tüp içine konarak yurtdışına çıkarılabilmektedir.

Tıbbi ve aromatik bitkileri toplayıp ıslah ederek katma değerli bitki halinde satılabilmektedir. Akdeniz coğrafyası ve Anadolu kıtası bitki çeşitliliği açısından fazladır. Biyo kaçakçılığa müsaade vermemek gerekir.


TAB İleri Seviye ilk eğitimi arazi temini konusunda başladı

Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştirmek için arazi arayanlar için Orman arazilerinden tahsis için Merve Güzeloğlu Bilim ve Milli Emlak'ın hazine arazileri için Merve Öncü tarafından bilgi ve deneyimler paylaşıldı. Eğitimde sunum, çeşitli rehberler ve deneyimler aktarıldı.

Deprem, sel, taşkın, iklim değişikliği, kuraklık gibi afetler şehirlerde daha da hissedilir olduğuna değinildi. Sıklığı ve sayısı artacak olan doğal afetler sebebiyle kırsal daha da önemli hale geldiği belirtildi. Arazi temin ederek kırsalda yerimizi almamız gerektiği paylaşıldı.

Bazı Önemli Linkler;

Orman arazilerinden tıbbi aromatik bitki tesisi için arazi tahsisi için kendisine danışabilirsiniz: https://www.instagram.com/mrvguzeloglu/

Milli Emlak'dan arazi ile mürver bahçesi tesis eden Merve Hanımın sayfası; https://www.instagram.com/murverbahcesi/

BALTABBİR; https://www.facebook.com/groups/937472433454389/

Hazine Arazileri kiralanması broşürü; https://webdosya.csb.gov.tr/db/manisa/menu/tibbi-aromatik-brosuru_20191115092313.pdf

Milli Emlak'ın hazine arazilerini kiraya verebileceğine dair mevzuat;bhttps://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/11/20171124-6-1.pdf





Depremden Sonra Doğal Yaşam Yolculuğu...

Deprem, doğal afetlerin en yıkıcılarından biridir ve ciddi zararlara neden olabilir. Depremin etkileri arasında ölümler, yaralanmalar, evsizlik, gıda sıkıntısı ve diğer sağlık sorunları yer alabilir. Bu nedenle, deprem sonrası dönemde doğal yaşam eğitimleri ve bilgileri oldukça önemlidir.

Doğal yaşam eğitimleri, insanların doğal kaynakları daha verimli kullanmalarına, çevreye daha duyarlı olmalarına ve doğal afetlere hazırlıklı olmalarına yardımcı olabilir. Örneğin, doğal yaşam eğitimleri, insanlara evlerinde kullanabilecekleri doğal malzemeleri ve kaynakları tanıtabilir. Deprem sonrası, bu bilgiler insanların evlerini yeniden inşa etmelerine ve afet sonrası yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olabilir.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin bize öğrettiği bir çok şey var. Deprem sürecinde öncelikle haberleşme ve ulaşım başta olmak üzere sıhhi ihtiyaçlar yani su tuvalet ve gıda ihtiyacı yani temel besine ulaşma sorunu yaşandığına şahit olduk. Doğal Yaşam'ın yani basit yaşamanın kıymetini anladık. günlerce içimizi ferahlatmak için televizyon yada dijital haricinde park, bahçe, orman, açık alan gibi şeylere ihtiyacımız olduğunu anımsadık. Basit olarak ısınmak, su temini, yiyecek gibi en basit ihtiyaçlarımızda ne kadar konfor alanında olduğumuzu ama bunların biranda olmayabileceğini farkına vardık. Hayalimizdeki ekoköy evinden yola çıkarak şifalı bitkiler, kendi ürünlerimizi yapabilmek ve topluluk destekli üreticileri desteklemek gibi birçok faaliyet yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.

Doğal yaşam eğitimleri, afet sonrası sağlık sorunlarıyla başa çıkmak için gerekli bilgileri de sağlayabilir. Örneğin, bitkilerin şifalı ve besleyici özellikleri, yaralanmaları tedavi etmek için kullanılabilir. Doğal yaşam eğitimleri, afet sonrası tıbbi yardımın yetersiz olduğu durumlarda, insanların kendilerini ve ailelerini tedavi etmelerine yardımcı olabilir.

Sonuç olarak, doğal yaşam eğitimleri, insanlara doğal kaynakları daha verimli kullanma, çevreye daha duyarlı olma ve afetlere hazırlıklı olma konularında bilgi vererek, deprem sonrası insanların daha dayanıklı olmalarına yardımcı olabilir. Bu nedenle, doğal yaşam eğitimleri, afetlerin yaşandığı ülkelerde daha geniş bir kitleye yayılması ve afet sonrası toparlanmaya yardımcı olması gerekmektedir.

Besler Şifa Atölyesi olarak Sakinşehir Güdül Şifa Yolu projesi kapsamında şifalı yolculuklara ve doğal yaşama devam edeceğiz. Haydi devam edelim.



Malçlama ve faydaları

Malçlama, "bir şeyi malç ile örtmek" anlamında kullanılır. "Malç", tarımda kullanılan bir materyaldir ve bitkilerin köklerini çevreleyen toprağı nemli tutmak, yabani otları engellemek ve toprağın sıcaklığını dengede tutmak için kullanılır. Bu nedenle, "malçlama" kelimesi, bitkilerin etrafına malç materyali yerleştirmek anlamında da kullanılabilir.

Faydaları;

  1. Toprağın su tutma kapasitesi artar.
  2. Toprağın nemli kalmasını sağlar. 
  3. Sulama ihtiyacı azalır.
  4. Toprakta karbon ve humus oranı artar.
  5. Toprak karbon yutak alanına dönüşür.
  6. Toprağın biyolojisi sağlıklı hale getirir.
  7. Tuzlanma, erozyon ve çölleşme önlenir.
  8. Gübre kullanımını azaltır. 
  9. Yaban otu ile mücadele azalır.
  10. Orman ve tarımsal ekosistemlerde sürdürülebilirliği arttırır.




KOLAY SABUN TARİFİ

 MALZEMELER

  1. Zeytinyağı 181 gr
  2. Palm Yağı 159 gr
  3. Hindistan Cevizi Yağı 113 gr
  4. Sodyum Hidroksit 64 gr
  5. Su 149 gr

YARDIMCI MALZEMELER

  1. Kil
  2. Sabun Esansı
  3. Sedef Boya
  4. Kurutulmuş Çiçekler
  5. Doğal Taşlar
SABUN YAPILMA YÖNTEMİ

1. Su ve kostiği ölçümleyerek güvenli ve temiz bir kaba alın. Kostiği yavaş yavaş suya ekleyerek karıştırın.

2. Kostik karışımını güvenli bir şekilde soğumaya bırakın.

3. Katı yağları benmari yöntemi ile eritin ve ısıtmaya başlayın.

Sıvı yağları ekleyin ve karıştırın.

4. Karışımlar 40 - 45 dereceye geldiğinde yağı ve kostiği birleştirin. (Karışımlar arası 5 - 6 derece fark olabilir)

5. Puding kıvamına geldiğinde isteğe göre kil, boya, esans ekleyebilirsiniz. Kıvamı yoğunlaşıncaya kadar blender ile karıştırın.

6. Karışımı kalıba yavaşça dökün ve streçle kalıbı sarıp üzerini örtü ile örtüp dinlenmeye alınız.

7. 24 yada 48 saat kalıpta bekletiniz daha sonra kesin ve kurumaya bırakınız. Süsleme için kuru çiçek ve taş ekleyebilirsiniz.



Yüzyılın Afeti Kahramanmaraş Depremi

Kahramanmaraş merkezli ilki saat 04.17'de 6 Şubat 2023 günü meydana gelen ve 10 ilimizi doğrudan etkiledi. Türkiye'nin büyük bölümünde hissedilen deprem nedeniyle Malatya, Gaziantep Diyarbakır, Adıyaman, Adana'da yıkılan binalar oldu. Kahramanmaraş'ta ilk 7,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Bu depremin ardından Gaziantep'te de büyüklükleri 6,4 ile 6,5 olan iki deprem meydana daha kaydedildi. Daha sonra Elbistan'da 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD ve AA nın bilgilerinden yola çıkarak bir not hazırladık.

Deprem nedeniyle 10 ilde üç ay süreyle OHAL ilan edilmişti. Eğitime “deprem arası” uzadı Milli Eğitim Bakanı Özer, eğitim öğretime verilen aranın tüm Türkiye'de 20 Şubat’a kadar uzatıldığını duyurdu. YÖK ise tüm yükseköğretim kurumlarında bahar eğitim ve öğretim dönemi açılışının ikinci bir duyuruya kadar ertelendiğini açıkladı.


Afetin Olası Etkileri

2023 Kahramanmaraş Depremi Afet Durum Raporu" başlıklı raporunda 1999 Marmara depreminin verilerini esas alarak can kaybı ve mali hasara yönelik öngörüler hazırladı. Raporda, Marmara Depreminde can kaybı 18 bin 373 kişi, mali hasarı ise 1999 dolar kuruyla 17,1 milyar dolar olarak hesap edildi. Marmara depremi verilerinin kullanıldığı metodoloji ile Kahramanmaraş depremlerinin 72 bin 663 can kaybı ve 84,1 milyar dolar mali hasara neden olacağı öngörüldü. Öngörülen bu mali hasarın 70,75 milyar dolarının konut zararı, 10,4 milyar dolarının milli gelir kaybı ve 2,91 milyar dolarının işgünü kaybı olacağı tahmin edildi. Raporda, illerin milli gelire katkılarındaki azalmaya paralel olarak afete maruz kalan 10 ilin ihracatının, ihracatı göğüsleyen liman altyapısının bozulmasının da etkisiyle, 15 milyar dolar düzeyinin altına düşebileceği tahmin edildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem bölgesindeki illerde 927 bin binanın incelemesini tamamladıklarını, 118 bin binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğunun tespitini yaptıklarını bildirdi. Sağlık Bakanlığına göre; Kimliği tespit edilen 1625 çocuğumuz, kimliği henüz bilinmeyen 213 çocuğumuz bulunmaktadır."

AFAD tarafından yapılan açıklamaya göre yaklaşık 9,800'ü yabancı olmak üzere 35,495 kurtarma görevlisinin sahada görev yaptığı ifade edildi. Depremden etkilenen 10 ilde yaşayan yaklaşık 158 bin kişi bölgeden tahliye edildi. Bu arada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 10 ilde 41 bin 791 bina için yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı tespiti yapıldığını bildirdi.

Deprem bölgelerinde kurulan çadır sayısının 175 bini, konteyner sayısının ise 5 bin 400'ü geçtiğini söylendi. Depremzedeler için 257 noktada çadırkent kurulumunun tamamlandı. TÜRKONFED “2023 Kahramanmaraş Depremi Afet Durum Raporu”na göre ise deprem bölgesindeki 3 milyona yakın konutun 1 milyonu aşkını hasarlı. Hasarlı konutların yerine yaşam alanları kurulması halinde kabaca 1 milyon konteyner eve ihtiyaç olacak.

Gözler Olası İstanbul Depreminde
İstanbul genelinde resmi kayıtlarda 1 milyon 166 bin bina bulunuyor. İBB’nin yaptığı son analize göre 7.5 büyüklüğündeki bir depremde İstanbul'da 91 bin 81 bina ağır veya çok ağır hasar, 167 bin 116 bina orta hasar alacak. Yani yaklaşık 250 bin bina hasar görecek. Çalışmalarda 40 milyar dolarlık ekonomik kayıp oluşacağı, Avrupa yakasının güney bölümünün en büyük hasarı alacağı tahmin ediliyor.

Bundan sonra yapılarda ne yapılmalı?
Her yapıda;
  1. İmar planı düzgün hazırlanmış mı,
  2. Deprem yönetmeliğine uygun hazırlanmış mı,
  3. Yapı denetim uygulanmış mı,
  4. Temelde fore kazık yapılmış mı,
  5. Burgulu demir kullanılmış mı,
  6. Beton sağlam karışımı ile hazırlanmış mı,
  7. Perde beton duvar yapılmış mı,
  8. Radial zemin beton uygulanmış mı,
  9. Sismik izolatör kullanılmış mı diye bakılmalıdır.

Şehirde;
  1. Yaygın bir şehirleşme olması,
  2. milli mimariye uygun hafif malzeme kullanılmasını teşvik,
  3. yamaçlara şehir kurulması,
  4. az katlı yapılar kurulması yani yatay mimariyi teşvik eden planlama yapılması.
Tüm kesimleriyle;
Hak yoluna teslim olarak yöntem, ilke, teknik, teknoloji ve yaklaşımlarla bundan sonra;
  1. Mimarlar yıkılmış şehri yeniden kuracak ve sanatçılara alan açacaklar,
  2. mühendisler afete göre teknik ilkeler ve kuralları konuşarak projeler hazırlayacaklar,
  3. kültür insanları afetle kaybolmaya yüz tutmuş milli değerlerimizi konuşacak,
  4. psikologlar tüm afetzedeler ve bizim ruh halimizi okuyacak,
  5. ziraatçılar ve endüstriciler üretim çarklarına dokunacaklar,
  6. mütefekkirler düşünce sistemlerinde afetleri ve geleceğimizi konuşacaklar,
  7. öğretmenler tüm varlığını öksüz ve yetimler öncelikli çocuklarımıza armağan edecekler,
  8. gönül adamları ve dini ileri gelenler yasımızı yaşarken yanımızda bulunacak,
  9. vakıf ve gönüllü kuruluşlar yaraların sarılmasına devam edecekler,
  10. doğa, çevre ve ormanı bilenler yeşil şehirlere öncülük edecekler,
  11. devlet çalışanları ve politikacılar "insanı yaşat ki devlet yaşasın" diyecek.
Yani kısaca herkese bir görev var ve olacak. Haydi başlayalım.































Anadolunun İklim Bilgeliği

Bu yazı Açık Beyin okuyucuları için Güneşin Aydemir tarafından yazılmıştır ve aynen aktarılmıştır.

Anadolu insanları; ayva çiçeklerine bakarak kışın çetin geçeceğini, karıncaların hareketlerinden yağmurun haberini, dere sularının seslerini dinleyerek yazın kurak ya da sulak olacağını tahmin edebilmişlerdi.

Anadolu’da doğayı okumak ve iklim olaylarına ilişkin gelecekle ilgili tahminlerde bulunmak, yüzlerce belki de binlerce yıllık bir gözlem birikimi ile gerçekleşir. Doğa ile iç içe yaşayan Anadolu insanları, doğanın işaretlerini fark etmiş, gelecekle olan olaylarla bağlarını görebilmiş ve halk takvimlerini oluşturabilmişlerdir. Ayva çiçeklerine bakarak kışın çetin geçeceğini, karıncaların hareketlerinden yağmurun haberini, dere sularının seslerini dinleyerek yazın kurak veya sulak olacağını, denizdeki kayalıklara çarpan dalgaların köpük miktarından patlayacak olan fırtınanın şiddetini tahmin edebilmişler, bu tahminlerle doğaya bağlı üretim ve hasat işlerini planlayabilmişlerdir.

Ay’ın Dünya çevresindeki hareketi ile yeryüzündeki su kütlesi üzerinde oluşan med cezir hareketinin toprakla ve bitkilerle olan ilişkisini görebilmiş, ayın durumuna göre planladığı ekim dikim, odun üretimi, hatta ev yapımı gibi işlerini düzenlemişlerdir.

“Mart Kapıdan Baktırır, Kazma Kürek Yaktırır”
Sadece Anadolu kültüründe değil, pek çok kırsal kültürde de benzerlerine rastladığımız bu örüntü okuma sanatının, dilimize atasözleri ve deyişler şeklinde yansıdığını da görürüz: “mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır”, “korkma martın kışından, kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden”, “akşam bulutu kızarırsa havayı hoş bil, sabah bulutu kızarırsa sırtını yaş bil”, “yaz kırağısı çorağa, güz kırağısı kurağa delalettir”, “güzün ekilen tohum dört el atılır, üçü biter, biri çürür; yazın ekilen tohum, üç el atılır, biri çürür, ikisi biter” gibi deyiş ve atasözleri bize iklim olayları ile doğadaki işaretlerin birbirine bağlı olduğunu, gelecekte olacak bir olayın emarelerini, iyi gözlemci olduğumuz takdirde bugünden görebileceğimizi anlatır.

Doğanın değişmeyen döngüsel sabitlerini okuyabilme zannettiğimizden daha çok hayati önem taşır. Bu tür okumalar bugünlerde kehanet ya da hurafe gibi görünse de doğanın döngüsel düzenlerini okuyabilme üretimin planlanması, iklim değişikliği, ekosistem çöküşü ve bunlardan kaynaklı açlık, kuraklık gibi küresel krizlerle başa çıkmada büyük önem taşımakta.

Saatli Maarif Takvimi’ni Bilenler El Kaldırsın!
Pek çoğumuzun yaygın olarak bildiği ve kullandığı Saatli Maarif Takvimi bu bilgilerle doludur. Aynı takvimde bulunan Fırtına Takvimi, her yıl hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleşen önemli rüzgar ve fırtınaların, yağmurların bir dökümünü vermektedir. Bu takvim halen pek çok denizci tarafından kullanılmakta, isabetli olduğu da ifade edilmektedir.

Halk Meteorolojisi Genelleştirilebilir Mi?
Vakitlerinin çoğunu doğada geçirdikleri ve yaşamlarını doğal sınırlarda, doğanın koşulları ile barış içinde yürütmek zorunda oldukları için bu bilgileri en çok çobanlar derlemiştir. Bu nedenle halk takvimine bazı kaynaklarda çoban takvimi denildiği de görülür.

Bununla birlikte, halk meteorolojisi bilimini oluşturan gözlem ve tahminlerin büyük çoğunluğunun “yerel” nitelikte olduğunu belirtelim. Aralarında genel nitelikte gözlemler olsa da çoğunluğu o bölgede yaşayan insanların gözlemlerinden ve genellemelerinden oluşmaktadır. Ancak iklime dair verilerin devşirildiği mekanlar, zamanlar ve yöntemlerde; kısacası veri kaynaklarında benzerlikler vardır. Örneğin, bölgedeki derelerin akış hızı, bölge bitkilerinin türleri ve çeşitliliği, güneş ve ayın hareketlerinden oluşan gündönümleri, ekinokslar, nevruz, Hıdrellez gibi özel günler gibi.

Elbette bu bilgilerin derlenmesi için kişinin vaktinin çoğunu doğada geçirmesi gerekir. Vakitlerinin çoğunu doğada geçirdikleri ve yaşamlarını doğal sınırlarda, doğanın koşulları ile barış içinde yürütmek zorunda oldukları için bu bilgileri en çok çobanlar derlemiştir. Bu nedenle halk takvimine bazı kaynaklarda çoban takvimi denildiği de görülür. Çobanların veya çiftçilerin derlediği bu bilgiler geçerli bir bilimsel çerçeveye uymadığından bilimsel kabul edilmez. Bu nedenle de bilimsel takvimden, örneğin meteorolojinin takviminden farklı olduğu belli olsun diye “kara düzen takvimi” dedikleri de görülmektedir.

Havayı Koklayan Adam: Salih Amca
Salih Amca ve ona el veren büyük amcası bir yılın içinde bazı zamanların daha büyük bir düzenin küçük bir nüshasını sakladığını fark etmişlerdi. “Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış” özlü sözü boşuna olmasa gerek.

Yıllar önce köylerde halk takvimine dair bu kara düzen bilgilerini araştırmaktaydım. Fethiye’nin Yanıklar Köyü’nde yaşayan, çocukluk ve gençliğini Toroslar’ın Dont Yaylası’nda yörük olarak geçiren Salih Amca ile o yıllarda tanıştım.

Salih Amca, her yıl Ağustos ayının 14’ünde başlayan ve 12 gün süren bir hava gözlemi yapıyor ve bu 12 günden devşirdiği bilgilerle bir yıllık hava tahmininde bulunuyordu. Salih Amca’nın yaptığı gözleme göre her bir gün bir aya, her günün ilk yarısı temsil ettiği ayın ilk 15 gününe işaret ediyordu. Salih Amca, yıl içinde hava olayları açısından en hareketli aylardan biri olan Ağustos’u seçmişti bu bilgileri toplamak için. Daha doğru bir deyişle Salih Amca ve ona el veren büyük amcası bir yılın içinde bazı zamanların daha büyük bir düzenin küçük bir nüshasını sakladığını fark etmişlerdi. “Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış” özlü sözü boşuna olmasa gerek.

Daha sonraları, büyük oranda tutarlılık taşıyan benzer bir yöntemin Kuzey’de Batı Karadeniz’de mart ayında kullanıldığını öğrendim.

Bir Yoğurt Hikayesi: Himmet Amca
“Hıdrellez’e kadar toprak hastadır, dokunulmaz”

Himmet Amca ve ailesi, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bir dağ mezrasında yaşıyorlar. Karakeçili yörüklerine mensup bu aile yaklaşık 100 yıl önce yerleşik bir düzene geçmişler. Koyunculuk ve doğadan yaban toplama ile geçimlerini sağlıyorlar. Benim Himmet Amca ile karşılaşmam onun Hıdrellez sabahı yapraklar üzerinden topladığı çiğ ile yaptığı yoğurt mayası damızlığı sebebiyle oldu.

Himmet Amca bana, yoğurt mayasının bir yıl içinde kullanıla kullanıla verimini yitirdiğini, yenilemek gerektiğini, yeni mayanın ilkine de “damızlık” dendiğini anlattı. Damızlık, sütü ilk defa mayalayacak olan mayanın özüydü. Mayanın kendisi değildi. Himmet Amca’ya göre yoğurt damızlığının kaynağı doğaydı ve sadece Hıdrellez sabahı (5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahı), gün doğmadan, sabah namazı saatinde çiçeklerin, otların üzerindeki çiğin toplanması ile yapılırdı. Nitekim Hıdrellez sabahı, ben de oradaydım ve hep birlikte sabah namazı vakti kalktık, dualar ettik, Himmet Amca’nın hanımı Arzu Teyze, elindeki kaşıkla otların üzerindeki çiğlerini topladı ve koyunlardan sağdığı ılık süte maya yaptı. Bu karışım, bütün bir yıl kullanacakları mayanın özü olacaktı.

Himmet Amca’ya göre Hıdrellez’de doğaya “bir şey” oluyordu. Hıdrellez’e kadar ormandan dal kesmek, toprağa tohum ekmek, aşılama yapmak ve daha pek çok iş hayırlı olmazdı, zararlı olurdu. “Hıdrellez’e kadar toprak hastadır, dokunulmaz” diyen Himmet Amca, bu durumu bir nevi kadınların adet dönemine benzettiğini de belirtti. Ona göre, Hıdrellez günü olan “bir şey” ile doğa başka bir faza geçmekte, canlanmakta, üretime hazır hale gelmektedir.

Hıdrellez’in sadece ateş yakılıp üzerinden atlanan, gül ağacına dilekler bağlanan, seher vakti denizde veya akan suda yıkanılan bir gün olmadığını, aslında doğanın uyanışı dolayısıyla da kırsalda yaşayan insanların üretimiyle yakından bağlantılı önemli bir gün olduğunu; bu mühim günü kaçırmanın insan için, bütün bir yılı yoğurtsuz geçirmek demek olduğunu anlıyoruz.

Başmakçı’nın Rüzgarları
Afyon Başmakçı’da yaşayan bir çiftçi dostumdan yıllar önce öğrendiğim şu bilgiler önemlidir. O da bu bilgileri bir koyun çobanından öğrendiğini söylemişti.

Bahar ve yaz dönemlerinde Ay yeniyken (batıda iken) ve ilk dördünün ilk yarısındayken yağış olur. Kış dönemlerinde ise bu yağışlar dolunaya yakın ilkdördünün ikinci yarısında yarımaydan sonra gerçekleşir.
Yağışlar rüzgardan sonra olur, onlara yağmur rüzgarı denir.
“Kabayel” baharda güneydoğudan eser. Başmakçı’da toprağı kabarttığı için yerel adı Kabayeldir ya da Kocaçay’ın yönünden geldiği için “dereyel”dir. Sıcak ve nemlidir. Bu yel, bitkileri, toprağı, tomurcukları uyandırır. Nemlidir, çünkü bahar, kara değip gelir. Karı birden eritir. Bu yüzden “kaba yele kar mı dayanır?” denir.
“Aşağıyel” her dönem güneybatıdan eser. Yerel dilde Acıgöl tarafından geldiği için “Gölyeli” de denir. Sıcak eser. Yeni çiçek oluşumunu sağlar. Oluşmuş çiçekleri de meyveye dönüştürür.
Tam kuzeyden esen yelin adı “Yıldız”. Buna “poyraz” ya da “hoyraz” da denir. Soğuk eser ve bütün bitkilerin ve toprağın bünyesindeki suyu çeker, birden kurutur. Çiçekleri döktürür. Bu dönemde yakında sulama yapılmışsa bile poyrazdan hemen sonra sulama tekrarlanırsa verim kaybı azalır.
“Esas poyraz” kuzeydoğudan eser. Bu rüzgarın yerel adı “domuz çömelten”. Hayvanların en güçlüsü, en yağlısı bile bu rüzgarın soğuğu karşısında çömelir.
“Işıklı poyraz” kuzeybatıdan eser. Buna “Homa yeli” de denir. Işıklı denmesinin nedeni Işıklı Gölü tarafından esmesi, Homa denmesinin nedeni bu yönde bu isimde bir yer bulunmasıdır. Soğuk ve şiddetli bir rüzgardır. Işıklı poyraz genelde kışın eser, toprağı soğutur, buz tutturur, kilitler.
Bu bilgileri sığır çobanı bilmez, koyun çobanı bilir. Çünkü sığır çobanı sadece gündüzleri ovadadır. Ama koyun çobanı gece gündüz ovada kalır.

Çoban Takvimi ve İnsan Olmak
Doğaya duyulan saygı ve sevgi, doğadaki canlı cansız her şeyin, her varlığın birbirine bağlı olduğunu kavramımıza, bizden büyük bir gücün varlığını idrak etmemize olanak tanır.

Bu bilginin tezahürünü sadece üretim ve hasat planlamasında değil, atasözleri, yağmur ve güneş duası gibi ritüellerde, nevruz, hıdrellez gibi halk bayramlarında görüyoruz. Kültürümüzü oluşturan öğelerin doğa ile olan doğrudan bağı ve onları okuyabilme yeteneğimiz ölçüsünde bize verilen yaşamı kavrar ve insan olmanın gereklerini yerine getirebiliriz.

Sarıkeçililer’den Cemal Amca, güttükleri keçi sürüsünün, onları çeken develerin önemini şu sözlerle anlatıyor: “Bu hayvanların günahı yok, Bu hayvanlar nereden geçerse orada yağmur yağar. Abaz Dağı’na geldik Çumra’nın, kırkı çıkmamış (kırk gündür yağmur yağmamış), biz geldik, bir yağmur bir güzellik, oh!.Bulutlar, yağmurlar, sular bu hayvanları özlüyor. Bunların günahı yok. Deve tükendi, bereket tükendi. Yağmur da kalmadı. Doğa da kalmadı. Deve bir ilimdir, deve bir hamayilidir. Keçi seslerini, oğlak seslerini, kuzu seslerini, koyun seslerini, yağmurlar bulutlar onları özleyip onların sadakasını veriyor…” diyor.

Doğaya duyulan bu saygı ve sevgi, doğadaki canlı cansız her şeyin, her varlığın birbirine bağlı olduğunu kavramımıza, bizden büyük bir gücün varlığını idrak etmemize olanak tanır. Bu saygı ile bakarız, bu saygı ile üretir ve hasatlarımızı paylaşırız.







© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.