Ad

agroekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
agroekoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi Tamamlandı.

"Şifa Yolu" projesi, insanların sağlıklı ve doğal yöntemlerle yaşamlarını sürdürdüğü, şifalı bitkilerin ve doğal kaynakların kullanıldığı yaşam alanlarını içeren bir kavramdır. Bu projenin ortaya çıkışı, doğanın sunduğu şifalı kaynakların değerinin farkına varılmasıyla Güdül'de başlamıştır.

Şifa Yolu, insanların doğal şifa kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak ve sağlıklı yaşam biçimlerini desteklemek amacıyla oluşturulmuştur. Bu yaşam alanları, insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşayarak gıda ihtiyaçlarını karşıladıkları, sağlık hizmetlerini doğal yöntemlerle sağladıkları ve şifalı bitkilerin kullanıldığı yeri keşfettiler.

Şifa Yolu projesinin hedefi, insanların doğal kaynaklardan faydalanarak sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmelerini teşvik etmektir. Bu proje kapsamında, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı, sağlık hizmetlerinin doğal yöntemlerle sunulması, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşamalarını destekleyecek pek çok faaliyet yürütülmüştür.

"Şifa Yolu" projesinin önemli bir bileşeni de bilgi paylaşımı ve eğitimdir. Bu projenin bir parçası olarak, insanlara doğal şifa kaynakları hakkında bilgi verilir, şifalı bitkilerin yetiştirilmesi ve kullanımı konusunda eğitimler düzenlenir ve sağlıklı yaşam biçimleri konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılır.

1.      Doğal Yaşam Atölyesi (Peynir ve Doğal Ekmek Üretimi): Proje sahasında bulunan köylerin doğal yaşam üretimlerini geliştirmek amacıyla düzenlenen eğitimlere 20'şer kişi katılmıştır.

2.      Proje kapsamında 2 adet Doğa Yürüyüşü, 2 adet Kahvaltı Festivali, 1 adet Agroekoloji ve 2 adet permakültür Eğitimi: Proje hedef kitlesi, yerel örgütlerle ve belediye ile işbirliği yapabilme yeteneklerini geliştirmek için doğa yürüyüşlerine, kahvaltı festivallerine, agroekoloji ve permakültür eğitimlerine katılmıştır. Her bir etkinliğe 30 kişi katılmış ve toplamda 7 etkinliğe 210 kişi katılım sağlanmıştır.

3.      Ekoturizm ve Agroturizm Destinasyonlarının Tanıtımı: Proje sahasında bulunan ekoturizm ve agroturizm destinasyonlarının tanıtımı için Instagram ve YouTube platformlarında 35 farklı içerik oluşturulmuştur.

4.      Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Tanıtımı ve Eğitimler: Proje, Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu'nun bilinirliğini artırmak ve niteliğini daha fazla vurgulamak amacıyla 20 adet doğal yaşam eğitimi düzenlemiştir. Her bir eğitime 100 kişi katılmış ve hem Ankara'dan hem de Türkiye'nin farklı bölgelerinden kişilerin projeyi ve proje alanını tanımalarına katkı sağlanmıştır.

5.      Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Eğitimi: 20 köylü, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konusunda eğitim almıştır.

6.      Güdül İçin Şifalı Bitkiler Rehberi adında bir çalışma da yayınlanmıştır. Bu rehberde özellikle Güdül civarında yetiştirilebilecek 25 bitkinin literatüre dayalı toprak ve iklim talepleri; arazi hazırlığı ve ekim- dikim; sulama, gübreleme ve bakım; kullanım alanları; hasat ve kurutma özellikleri verilmiştir. Yetiştiricilik için önemli ve kısa bilgiler yanında her bitkinin fotoğrafı verilmiştir. Bu yayın proje köylerinden talep edenlere, köy muhtarlıklarına, belediyeye, kaymakamlığa, ilçe tarım müdürlüğüne, çevredeki üreticilere 100 adet dağıtılmıştır ve yayın 5 farklı dijital mecrada yayınlanmıştır.

7.      Tıbbi Ve Aromatik Bitki Tohumu Paylaşımı, 2-3 Nisan 2023; Projemiz için köylerde tıbbi ve aromatik 6 farklı bitki tohumlarını paylaştık. Bu faaliyet kapsamında Güdül için Şifalı Bitkiler Rehberinde bulunan tohumlarla Tahtacıörencik, Yelli, Kayı, Yeşilöz, Karacaören de 30 üretici ile buluştuk.

8.      Şifa Yolunda Tıbbi Ve Aromatik Bitki Fideleri Temini, 3-15 mayıs 2023; Proje kapsamında projenin uygulandığı 6 köyden 25 üreticiye gastronomide kullanılan nane, biberiye ve reyhan fidesi temini yapıldı.

9.      Orman Okulu Liderliği Eğitimi: Güdül'de doğa temelli eğitimlerin gerçekleştirilebileceğine dair öğretmenlere yönelik 30 saat çevrimiçi ve 30 saat yüzyüze eğitim düzenlenmiştir. Eğitime 10 farklı ilden 30 kişi katılmıştır.

10.Güdül Ekoturizm Çalıştayı: 63 farklı kurumdan 100 kişi, Güdül için düzenlenen ekoturizm çalıştayına katılmıştır. Çalıştay sürecinde, uzmanlar tarafından belirlenen yöntem, konular ve elde edilen sonuçlar, Türkiye genelinde uygulanabilir bir model teşkil etmektedir. Çalıştayda 9 farklı sunuma ve 9 serbest görüşe yer verilmiş; 19 uzun vadeli ve 14 kısa vadeli olmak üzere toplam 33 karar alınmıştır. Bu etkinlik, Güdül'ün turistik potansiyelini ve sürdürülebilir turizm modellerini geliştirmeye yönelik bir adım olmuştur. Bu çalıştay; konu çeşitliliği, yapılan sunumları ve alınan kararları, Güdül'ün turizm açısından değerini artırmak ve bu alanda öncü bir rol oynamak adına önemli bir katkı sağlamıştır. Çalıştay kırsal kalkınma ve ekoturizmle kalkınma konusunda model olarak alınabilir. Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Projesi'nin ikinci ulusal yayınıdır.

11.   Güdül Ekoköy Evi Kuruldu; Güdül Ekoköy Evi proje kapsamında şark köşesi ve diğer müştemilatıyla kuruldu. 1- Doğal Yaşam bilgileri ve tecrübeleri edinmek, 2- Şifa Yolu’nda keşifler yapmak, 3- Şifalı Duraklar keşfetmek, 4- Doğal Yaşam Üreticilerini desteklemek, 5- Atalık Tohum takası ve fide temin etmek, 6- Ücretsiz eğitimler ve fırsatlara katılmak, 7- Sürdürülebilir ekoturizm kültürü için, 8- Ankara ekoloji gündemini takip etmek için kurulmuştur. Böylece projenin sürdürülebilirliği sağlanması ve projenin etkin yönetimi sağlanması hedeflenmiştir.

12.   Projenin her faaliyeti görünürlük çalışmaları yaklaşık 1000 kişilik whatsapp gruplarında ve yaklaşık 2500 kişinin takip ettiği www.instagram.com/gudulekokoyevi sayfasında yapılmıştır. Proje faaliyetleri detaylıca www.beslersifa.com web sayfasında yayımlanmıştır.

Sonuç olarak; Doğal yaşam için gerekli gıda tedarik zincirlerine ve becerilerinin önemine vurgu yapılmış ve bununla ilgili Güdül'deki destinasyonlarda (şifa yolu) kapasite geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Tıbbi ve aromatik bitkilerle çevremizi ve yaşamımızı güzelleştirebileceğimize vurgu yapılmıştır. Güdül'de ekoturizm ve agro turizmle sürdürülebilir ve insani kalkınma hakkına vurgu yapılmıştır ve bu konuda yapılan çalıştay rol model olmuştur.

Projeye destek veren kurumlar ve bireyler, doğal yaşam alanlarının korunması ve insanların sağlıklı yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemli bir rol oynamaktadır. Şifa Yolu, doğal kaynaklardan faydalanarak insanların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak önemli bir girişim olan Ekoköy Evi olarak faaliyetlerine devam edecektir.








Güdül Ekoturizm ve agroturizm Çalıştayını Balıkesir Turizm Kongresinde Sunduk

 Besler Şifa - Ekoköy Evi, Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde gerçekleştirilen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi'ni duyurmaktan gurur duyar.

Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyi'nin iş birliğiyle düzenlenen kongre, 18-20 Nisan 2024 tarihlerinde BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonu'nda başladı.

Kongrenin açılış programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve birçok önemli isim katıldı. 

Açılış töreninde, kongrenin amacı ve önemi hakkında konuşmalar yapıldı ve katılımcılara teşekkürler sunuldu. Kongrede uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağı dile getirildi.

Kongre, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden birçok akademisyeni ağırlıyor. Balıkesir'in turizm potansiyeline dikkat çekilirken, kongrenin sektöre önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi oturumlar ile sosyal programlar kapsamında zengin bir içerik sunulacak.

Besler Şifa - Ekoköy Evi olarak, bu önemli etkinliğin düzenlenmesine katkı sağlayan tüm kurum ve kişilere teşekkür eder ve kongrenin başarılı geçmesini dileriz.

Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) ev sahipliğinde; Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Özbekistan Alfraganus Üniversitesi, Özbekistan Gülistan Devlet Üniversitesi, Avusturya Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Balıkesir Kent Konseyinin iş birliği ile düzenlenen IV. Ulusal-I. Uluslararası Balıkesir Turizm Kongresi, BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Malazgirt Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

18-20 Nisan 2024 tarihlerindeki kongrenin açılış programına; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Vali Yardımcısı Mustafa İlhan, BAÜN Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay, Prof. Dr. Fatih Satıl, senato üyeleri, Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich, İl Kültür ve Turizm Müdür V. Aytekin Yılmaz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan kongrenin açılışında konuşan; Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, uluslararası ve ulusal ayağı bulunan organizasyonda; 8 ülkeden, 42 farklı üniversiteden 29’u uluslararası, 84’ü ulusal olmak üzere toplam 113 bildirinin sunulacağını dile getirdi. Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, kongrenin hayırlı olması dilekleriyle sözlerini tamamladı.

Ortak üniversitelerden Alfraganus Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayfutdinov Shuxratjon Sultonovich de organizasyonun parçası olmaktan duydukları memnuniyeti ifade ederek, kongrenin alanda yapılan çalışmalara katkı sunması temennileriyle hayırlı olması dileklerinde bulundu.

Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu da, farklı ülkelerden ve farklı üniversitelerden akademisyenleri üniversitede ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiği konuşmasında, her geçen gün güçlenen akademik kadrosuyla Balıkesir Üniversitesinin 2024 yılında birçok ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyuma ev sahipliği yapacağını söyledi. Rektör Oğurlu, kongrenin düzenlenmesine destek olan kurumlar ile katılımcılara da teşekkür ederek, etkinliğin verimli geçmesi temennilerini paylaştı.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da yaptığı konuşmada Balıkesir’in tüm ilçeleriyle birlikte güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, bundan sonraki süreçte de Balıkesir’in turizmdeki yerini güçlendirecek çalışmaları gerçekleştireceklerini dile getirdi. Başkan Akın, kongreye katkıları bulunanlara da teşekkürlerini sundu.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da kongrede bir açılış konuşması yaparak Balıkesir’in ilk turizm hareketliliğini başlatan şehirlerden biri olduğunu vurgularken; Marmara ve Ege’de uzanan kıyıları, sahip olduğu jeotermal kaynakları, biyolojik çeşitliği ve tarihsel atmosferi bir arada yaşatan güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Vali Ustaoğlu, kongrede emeği geçenlere ve katılımcılara da teşekkür etti.

Türkiye'de turizm alanında düzenlenen ilk kongrelerden biri olarak köklü geçmişi bulunan Balıkesir Turizm Kongresinin açılış programı; protokol üyeleri tarafından kongrede emeği geçenlere ve açılış paneline katılanlara plaket takdiminin ardından anı fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.

Kongre, moderatörlüğünü BAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt’un yaptığı ve UCF Rosen College of Hospitality Management akademisyenlerinden Doç. Dr. Mehmet Altın ve İstanbul Beykent Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Esat Özata’nın konuşmacı olarak katıldığı açılış paneli, sonrasında da Özbekistan Alfraganus Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Khalilov Sirojiddin Sherali Ugli’nin gerçekleştrdiği “Development of Competitive Advantages of the National Tourist Sector in Uzbekistan” başlıklı sunumu ile devam etti.

8 farklı ülkeden 29’u uluslararası 84'ü ulusal olmak üzere 113 bildirinin sunulacağı kongre, BAÜN Turizm Fakültesinde gerçekleştirilecek eş zamanlı yüz yüze ve çevrimiçi akademik oturumlar ve Balıkesir’de gerçekleştirilecek sosyal program ile tamamlanacak.









 

Sincan'da Tarım ve Kırsal Kalkınma

Sincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 17. yüzyıl arşiv kayıtlarında Sincan köyünün adına rastlanmaktadır. Sincan'a 100 hanelik Romanya Köseabdi (yani şimdi Bulgaristan Kemaller İlçesi Raynino Köyü) 'den göçmenler getirilmiştir. Diğer bilinen tabirle Deliorman Türkleri ile gelişim sağlanmıştır. Bunlar Sincan'a gelirken lale soğanları ile birlikte gelmişlerdir. Bu nedenle de Sincan denildiğinde öncelikle akla lale ve lale bahçeleri gelmektedir. Soydaşlarımızın buraya yerleştirilmeleri ile tipik bir göçmen köyü görünümünü alan Sincan, İstanbul-Ankara tren yolu ile Ankara-Beypazarı-Ayaş devlet karayolu üzerinde olması nedeniyle kısa zamanda hızlı bir şekilde gelişmiş, 1956 yılında bucak merkezi haline getirilmiş, aynı yıl merkezde belediye teşkilatı kurulmuştur. Sincan bucağı 30 Kasım 1983 tarihinde çıkartılan 2963 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiş, daha sonra da 8 Mart 1988 tarih ve 88/12721 sayılı bakanlar kurulu kararıyla Büyükşehir Belediye sınırları içerisine alınmıştır.

Alagöz Karargahı Müzesi, Uyuz Hamamı, Ziir vadisi, Bacım Sultan Türbesi, Girmeş Kalesi, Aşağı Pınar    Çeşmesi ve Çamaşırhane gibi yapılar bulunur. Sincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 17.nci yüzyıl arşiv kayıtlarında Sincan Köyünün adına rastlanmaktadır. Şen, Canlı İnsanların Yurdu anlamına gelen Sincan, İpek Yolu’na yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmıştır. Asya’da da aynı ismi taşıyan bazı yerleşim alanları bulunmaktadır. Sincan Adının Manası yani Sincan(Astragalus) yapraklı birleşik salkım şeklinde çiçek yada Sakızlı bir çeşit çalı türü olarak dile getirilmiştir.

Batıya eğimi azalan bir oluk vadi görümündedir. Ovanın çevresinde yüksek noktalar ise Meşe Doruğu (1248 m.)  Belören Dağı (1150 m)  dir. Ankara Çayı ilçeyi 2 ye bölmektedir.

Sincan ve çevresinde morfoğrafik olarak 3 anabirim ayırtetmek mümkün dür. Bunlar ova tabanı, vadi tabanları, sırtlar, kertik vadiler ve tepelerdir. Ova tabanı, ortalama bir değerle 800 m. yüksekliğe sahiptir, eğimi çok azdır (ortalama % 2) ve parçalanmamış geniş alanlar halinde uzanır (O. Erol, 1973). Sincan'ın üzerinde kurulduğu ova kesimi, Ankara Ovasının Mürted Ovası ile birleştiği kesime çok yakındır Malıköy Ovası haritanın güneybatısında, Çubuk Ovası ise kuzeydoğusunda yeralmaktadır. Buna göre, Sincan'ın etrafı Ankara Ovası-Mürted Ovası-Malıköy Ovası ile çevrilmiş durumdadır.

Vadi tabanları ise, Sincan yakınlarında ancak güneyde görülmektedir. Buralarda da fazla bir parçalanma yoktur, kolaylıkla su temin edilebildiğinden tarım alanı olarak kullanılmaya daha elverişlidirler. Nitekim, çevrede kil merceklerinin oluşu artezyen kuyularının açılmasına imkan verdiğinden su bulunmasını kolaylaştırmaktadır. Tepelerin yükseltileri azdır, kertik vadiler derin yarılmalara uğramamışlardır.

Morfoğrafik özellikler Sincan ve çevresinde beşerî faaliyetleri olumlu yönde etkilemektedir. Sincan'ın üzerinde kurulduğu ova tabanı yerleşme ve ulaşım açısından elverişlidir. Arazi kullanımı yönünden diğer bir elverişli birim de vadi tabanlarıdır, buralar özellikle (konuya şehircilik açısından bakacak olursak) park bahçe ve spor alanları yapılarak değerlendirilebilir.

Hidrografya açısından Sincan’da tabansuyu yüksek olup Emiryaman Fatih arasında Kepir Gölü ile şimdi sanayi ve organize sanayi bölgesinin yer aldığı Ankara çayı civarında bataklıklar drenaj edilerek kullanıma açılmıştır.

Sincan'da Tarım

Ankara ili Anadolu topraklarında geçmişten günümüze verimli topraklarında tarımsal üretimin can bulduğu bir şehir olmuştur. Her ne kadar kırsal alanlar terk ediliyor olsa da gelecek yüzyılın stratejik sektörlerinden birisi olarak görülen tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanması Ankara’da yaşayanlar kadar Türkiye nüfusu açısından da önemlidir. Unutulmamalıdır ki son yıllarda hızlı bir göçe maruz kalan Ankara Türkiye nüfusunun önemli bir miktarını oluşturmaktadır. Özellikle bilgi teknolojisinin tarımda etkili bir şekilde kullanıldığı, yenilikçi uygulamaların benimsenerek yaygınlaştırıldığı, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Ankara keçisi, bitki ve hayvan türlerinin üretiminin teşvik edilmesi kadar verimliliği yüksek bitki türleri geliştirilmesi, organik tarım, yağlı tohumlar ve tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin geliştirilmesi önemlidir.

Yenikent Beldesinde Zir Vadisi bulunmaktadır. Bir zamanlar çoğunluğu Boşnak göçmenlerin olduğu 1000 haneden oluşan, çarşısı, camisi, hamamı olan Büyük İstanoz ilçesi, geçimini sof işleyerek sağlamaktaydı. Günümüzde geçimini kısmen tarım ve sebzecilik ile sağlayan bir yerleşim bölgesidir. Yenikent kavun ve karpuzuyla ünlüdür.

Ankara merkezinin gelişim seyri Atatürk Orman Çiftliği kurulması ve 1924, 1932, 1957, 1969, 1986 imar planları ile Polatlı ovasına doğru olması arzu edilmiştir. Sincan ve Kazan’a doğru gelişim daha sonra gerçekleşmiştir. Bu döneme kadar tarımsal üretimini devam ettirmiştir. Nitekim İlyakut ve Mülk gibi köylerde tarımsal üretim devam etmektedir (URL-1).

Ankara’nın Tarım Şehri; Sincan

Ankara Genel olarak Konya'dan sonra tarım arazisi büyüklüğü açısından ikinci sıradadır. Sincan ilçesi 2023 itibariyle 550 bin nüfusu ve Etimesgut'la beraber 1 milyondan fazla nüfusuyla önemli bir tarım potansiyeli içermektedir. Özellikle ilçede yükte hafif pahada ağır kavun, nane, turp, havuç, ıspanak, marul, Aspir, kimyon, iğde gibi sebze e ağırlıklı tarımsal üretim yapılabileceği öngörülmüştür.

Sincan ilçesinde Sarayköy büyükova koruma alanı ve hemen yakındaki Ayaş'a bağlı İlhanköy büyükova koruma alanı ile önemli bir alana sahiptir. Ankara'da Sulak alan toplam miktarı bakımından Beypazarı ve Haymana'dan sonra 2014 verilerine göre 101.699 dekarlık alan ile üçüncü ilçedir. Diğer yandan ilçede lale soğanı yetiştiriciliği konusunda bir aksiyon alınmıştır.

İlçede 5 tane Organize Sanayi bulunması yanında %65'i ekilebilir ve dikilebilir arazi potansiyeli ile ziraat şehri olarak telakki edilebilir. Sincan Belediyesi öncülüğünde İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odası Başkanlığı ile beraber yeşil/ kırmızı mercimek, arpa, nohut, buğday ekimi ve tohumunu tedavisine yönelik destekler sunulmaktadır. Diğer yandan Polatlar köyünde yerli ve tarımsal üretim alanı belediye tarafından 2021 yılında açılmıştır.

Sincan’da köylü pazarı kurulan alanlar şöyle: Salı Mevlâna Semt Pazarı, Çarşamba Menderes TOKİ Pazarı, Cuma Osmanlı Kapalı Semt Pazarı, Cumartesi GOP Mahallesi Eski Çarşamba Pazar yeri, Pazar Yenikent Kapalı Semt Pazarı olarak sıralanabilir. Ankara kırsal alanında tarıma dayalı sanayi işletmeleri sayısı bakımından en fazla işletmenin olduğu Yenimahalle, Çankaya ilçelerinden sonra 37 adet işletmeyle üçüncü ilçedir. 

Mimari üslubuna göre 14. yüzyıl sonuna tarihlenen camii ile meşhur İlyakut Köyünde özel sektör girişimcileri tarafından lavanta bahçeleri kurulmuştur. Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği: Standardize ve Farmakope Normlarında Katma Değeri Yüksek Bitkisel Ürün Hazırlanması projesi Ankara Kalkınma Ajansı tarafından desteklenerek Lokman Hekim Üniversitesi tarafından Polatlar köyünde yürütülmüş ve kekik bahçeleri tesis edilmiştir.

Sincan’da Kırsal Kalkınma: Geçmişten Günümüze Bir Bakış

Sincan, tarihi kökenlerine ve coğrafi konumuna dayanan zengin bir mirasa sahiptir. Köyden ilçe ve sonrasında da büyükşehir belediyesi statüsüne yükselmiş olan bu yerleşim birimi, kırsal kalkınma açısından önemli potansiyellere ev sahipliği yapmaktadır.

Kökenleri 17. yüzyıla dayanan Sincan, göçmen kökenli Eski Romanya Köseabdi (şimdi Bulgaristan Kemaller İlçesi Raynino Köyü) halkının yerleştirilmesiyle başlamıştır. Yenikent gibi bazı yerleşim birimlerinde Boşnakların yerleştirildiği de bilinmektedir. Diğer yandan Çorum, Çankırı ve Yozgat’dan gelen halkın sayesinde kendine göre bir kimlik oluşagelmiştir. Bulgar göçmenleri ve Niğde’den gelen ustalar sayesinde tatlıcılık konusunda potansiyel oluşmuştur. Bu tarihi kökler, günümüzde bile Sincan’ın karakterini ve kimliğini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır.

İstanbul-Ankara tren yolu ve Ankara-Beypazarı-Ayaş devlet karayolu gibi önemli ulaşım hatlarına yakınlığı, Sincan’ı ticari ve ekonomik anlamda cazip kılmıştır. Eskişehir yolu, İstanbul yolu ve Ayaş-Beypazarı yolu sincan ilçesini çok önemli bir güzergahta olduğunu göstermektedir. Tanıtımlarla kırsal kalkınmada rolünü etkinleştirebiliriz.

Sincan, kırsal alanlarında barındırdığı tarihi ve doğal zenginliklerle dikkat çekmektedir. Coğrafi yapısı, tarımsal üretim için uygun olanaklar sunmaktadır. Ova ve vadi tabanları, tarımsal faaliyetler için elverişli alanlar olarak değerlendirilebilir. Su kaynaklarının bolluğu ve arazi kullanımı açısından avantajlı bir konumda bulunması, tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi ve verimliliğinin artırılması için önemli fırsatlar sunmaktadır. Sincan’ın tarihi ve kültürel özelliklerini kırsal kalkınmayla entegre etmek gerekmektedir.

Sincan’ın kırsal kalkınma sürecinde dikkate alınması gereken bir diğer faktör de morfoğrafik özellikleridir. Ova ve vadi tabanları, yerleşim ve tarım için uygun alanlar olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda, bu bölgelerde park, bahçe ve spor alanları gibi sosyal ve rekreasyonel tesislerin geliştirilmesiyle kırsal yaşam kalitesi artırılabilir. Bir anlamda piknik, karavan ve kampçılık konusunda potansiyel tüketimleri ilçede üretilen sebze meyve ile geliştirmek anlamlı olacaktır. Özellikle haftasonu Beypazarı güzergahına akan yerli ve yabancı turizmcileri Yenikent pazarında ağırlamanın önemli olduğunu vurgulayabiliriz.

Hidrografik yapı, tarım ve sulama projeleri için önemli bir potansiyele işaret etmektedir. Tabansuyunun yüksek olması ve su kaynaklarının bolluğu, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gereklidir. Bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesi, kırsal kalkınmanın temel taşlarından biridir. Sakarya nehrinin en büyük kolu olan Ankara çayı’nın Sincan’dan geçip Ankara il merkezini terketmesi tarımsal sulamada kirlenmeyi de etkilemektedir.

Sonuç ve Öneriler

  1. İklim dostu tarım geleceğin tarımı olması yönünde bir eğilim gelişmiştir. Örneğin "Doğrudan Ekim yöntemi" ile "doğrudan ekim mibzeri" kullanılarak ekim yapılabileceği önerilmektedir. Diğer yandan 'rüzgar perdesi' ile canlı ağaçlar ile yapılan perdeleme rüzgarın etkisini azaltmakta ve süne gibi zararlar ile mücadelede başarılar sağlamaktadır. Yine 'solucan gübresi' kullanılarak verim artış sağlanmaktadır. Bunun yanında 'damlama sulama uygulaması' ile toprağı değil bitkiyi sulayan sistem önerilmektedir. Su kayıplarını azaltmaya yönelik 'gece sulaması' tavsiye edilmektedir. Diğer yandan 'malçlama, tür çeşidinin arttırılması, kompost yapımı' gibi uygulamalarla permakültür ve agroekoloji uygulamalarının yaygınlaştırılması eğitimleri gerekmektedir.
  2. Sincan ilçesinde doğal tarım yöntemlerinin geliştirilmesi yanında “Sincan Atalık Tohum Kıymetlendirme Merkezi” gibi doğal üretim ve topluluk destekli tarımın geliştirilebileceği faaliyet ve projeler geliştirilmelidir. Özellikle yerel kavun ve karpuz türlerinin geliştirilmesi bu anlamda önemlidir.
  3. Önemli nüfus potansiyeli sebebiyle doğal tarımsal üretim teşvik edilmeli; augmenta toprak analiz cihazı gibi destekler sunulmalı Sürdürülebilir ve iklim duyarlı tarım üretimi konusunda proje ve faaliyetler geliştirilmelidir.
  4. Sincan ilçesinde tarım ve kırsal kalkınmanın geleceğine yönelik akademik etkinlikler yapılmalıdır. Sincan Sürdürülebilir İnsani Ve Yerel Kalkma Stratejisi hazırlanmalı; tarımsal ürünlerini tedarik zincirine dâhil etme konusunda çözümler geliştirilmelidir.
  5. İlçede yükte hafif pahada ağır kavun, nane, turp, havuç, ıspanak, marul, aspir, kimyon, iğde gibi sebze e ağırlıklı tarımsal üretim yapılabileceği öngörülmüştür. Verimliliği yüksek bitki türleri ve yağlı tohumlar üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan lavanta ve kekik bahçelerinin geliştirilmesine yönelik tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin geliştirilmesi önemlidir.
  6. Sincan ilçesinin kentsel mekân kalitesinin artması için hemşericilikten ziyade mahalle aidiyetinin arttırılarak kentsel kimliğin geliştirilmesi ve Ankara metropoliten alanında özgün bir yere taşınması gerekmektedir. Semt pazarları bu yönde daha etkinleştirilebilir. Zehirsiz şehirler faaliyeti gibi doğal tarımı teşvik eden uygulamalar geliştirilmelidir.
  7. Ankara Çayı, Sakarya Nehri'nin en büyük kollarından biri olup Sincan'dan geçerek Ankara il merkezinden uzaklaşmaktadır ve bu durum tarımsal sulamayla kirlenmeyi de etkilemektedir. Ankara çayının tarımsal sulamada kullanılabilirliği ile ilgili dönemsel araştırmalar yapılmalıdır.
  8. Civardaki piknik, karavan ve kampçılık gibi faaliyetler, ilçede üretilen sebze ve meyvelerin tüketim potansiyelini artırabilir. Özellikle hafta sonları Beypazarı güzergahına yönelen yerli ve yabancı turistlerin Yenikent köy pazarında ağırlanması önem arz etmektedir.
  9. Sincan'ın tarihi ve kültürel mirasını kırsal kalkınma stratejileriyle entegre etmek gerekmektedir. Eskişehir yolu, İstanbul yolu ve Ayaş-Beypazarı yolu, Sincan ilçesini önemli bir ulaşım ağı içinde konumlandırmaktadır. Tanıtım ve ekoturizm faaliyetleriyle kırsal kalkınma sürecine aktif katkıda bulunabiliriz.

URL-1: http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/cadata2_17.pdf

Deli Orman; Balkan dağlarından ta Tuna'ya geniş  meşe ormanları uzanır, içlerinde kayın ve gürgen de bulunur. Rusçuk ile Silistre arasındaki bu sırt ta Tuna kıyılarına dek varır. Silistre'den Şumnu'ya değin bu ormanlık bölgeye (Deliorman) adı verilir. Burada yerleşik Türklerin yine burada devletler kuran Peçenekler ve Kumanlar boylarına ait olduğu bilinmektedir. Bu ad Türkçedir, Çılgın orman ya da Asırlık orman anlamına gelir. Sarı Saltuk gibi sünni yaşam biçimi olan Bektaşi geleneklerinden olan Türk din adamları hizmetler etmiştir. https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2040/tur




27 Eylül Dünya Turizm Günü'nü Ekoköy Evinde Dünya Turizm Gününü kutluyoruz.

Dünya Turizm Örgütü (WTO)’nün önerisi üzerine, Turizm bilincinin geliştirilmesi ve bu alanda yaşanan gelişmelerin diğer ülkelere de aktarılarak deneyimlerin paylaşılması amacıyla, Birleşmiş Milletlerin 1980 yılında aldığı kararla, her yılın 27 Eylül günü, “Dünya Turizm Günü” olarak kutlanmaktadır.

Dünya ekonomisinde çok önemli bir yer tutan ve 50 den fazla sektörle etkileşim içinde bulunan turizm sektörü, yarattığı iş kolları ve istihdam olanakları ile sürekli gelişim gösteren bir endüstridir. Turizmin giderek çeşitlenmesi, tüm yıla yayılması ve insanların gezi alışkanlıklarının değişmesi her yıl daha fazla insanın seyahat etmesine ve dolayısıyla sosyal ve kültürel etkileşimin artmasına olanak sağlayarak dünya barışına da katkıda bulunmaktadır.

Sürdürülebilir turizm prensibinden hareketle, gelecek kuşaklara sürdürülebilir bir çevre ve temiz bir gelecek bırakma vizyonu ile günümüzde ekolojik ve biyolojik çeşitlilik dengesini bozmadan günün ihtiyaçlarını karşılamak, turizm pazarlaması açısından önem arz etmektedir. Gelecek kuşakların turizmin gelişmesinden payını alabilmesi amacıyla, istikrarlı ve rekabet edebilir nitelikte istihdam gücü yaratarak, yenilenebilir kaynakları değerlendirerek, nitelikli kalkınmaya da katkı sağlayan bilinçli tüketim ve eğitimi göz önünde bulunduran sürdürülebilir turizm politikalarımızın tüm sektörel paydaşlarımız ile birlikte bütüncül bir yaklaşımla turizm faaliyetlerimizi planlamamız gerektiğine inanıyoruz.

Güdül'ün doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve turizm potansiyeli, gelişmişliğin, refahın ve uzlaşma kültürünün en önemli bileşenlerinden olan turizmin büyük bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Bu sebeple, Güdül'ün turizm alanında bireysel, toplumsal ve küresel düzeyde daha fazla zenginlik ve barışa vesile olmasını dileriz.

Güdül, şifa yolu projesiyle tanınan köyler arasında öne çıkan bir destinasyondur. Şifalı bitkileri, ekolojik ürünleri, etnobotanik özellikleri ve tarihi mekanlarıyla büyüleyici bir deneyim sunmaktadır. Aynı zamanda, sakin şehir uygulamasıyla da ön plana çıkan Güdül, doğanın korunması, yerel kültürün devam ettirilmesi ve yerel kalkınmanın sağlanması amacıyla önemli adımlar atmaktadır.

Güdül'ün turizm potansiyelini tam anlamıyla değerlendirebilmesi için ilgili kurumlar ve yerel yönetimler, turizmin sürdürülebilirliğini sağlamak adına politikalar üretmelidir. Yerel ekonominin gelişmesi ve kalkınmanın yerelden başlaması için Güdül ve çevresindeki köyler arasında mali ortaklıklar kurulmalı, fonlar oluşturulmalı ve yönetimde işbirlikleri sağlanmalıdır.

27 Eylül Dünya Turizm Günü'nde, Güdül'ün turizm potansiyelinin daha da artması, yerli ve yabancı turistlerin bölgeyi keşfetmeleri ve zengin kültürel mirasa tanıklık etmeleri temennisiyle kutlama yapmaktayız. Güdül'ün doğal güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini tüm dünyaya sunmak için çalışmalar yapılmalı, turizmin Güdül'e getireceği ekonomik ve sosyal katkılar en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Daha çok zenginlik ve barışın sağlandığı bir turizm sektörüyle, Güdül hem yerel halkına refah getirecek hem de küresel düzeyde anlayış ve uzlaşma kültürünü yayacaktır. 27 Eylül Dünya Turizm Günü kutlu olsun!

Ekoturizm ve Doğal Yaşam Eğitimi bu anlamda bu günü daha da anlamlı kılıyor. Proje kapsamında yaklaşık 2 yıllık emeklerimiz nihayet buluyor.



Agroekolojik yöntemler tarım ürünlerinin çeşitliliğini ve miktarını artırabilir

İspanya'da yapılan yeni bir inceleme, agroekolojik yöntemlerin tarım ürünlerinin çeşitliliğini ve miktarını artırabileceğini gösterdi. 

Endüstriyel tarımın ekosistemlere olan zararlarının daha fazla farkına varılması, tarım sektörünün daha sürdürülebilir bir modele geçme gerekliliğini vurguladı. İspanya'da yürütülen bir çalışma, 12 geleneksel/endüstriyel tarla ile 12 agroekolojik tarlada yapıldı ve agroekolojik çiftçilerin ekim çeşitliliği, hafif toprak işleme ve organik böcek kontrolü gibi uygulamalarının toprak verimliliğini artırmada, zararlıların kontrolünde ve tozlaşma hizmetlerinde daha başarılı olduğunu gösterdi.

Yeniden dönüşüm için agroekolojik tarımı benimsemeli ve akıllaca hareket ederek permakültür ilkeleri ile tasarımı önemsemeliyiz.

- Organik tarımın Avrupa’daki en büyük temsilcileri Avrupa’da Organik Tarım 10 Yılda Nereden Nereye Geldi Raporu

- AB tarım arazilerinde organik tarımın payı 2012-2020 yılları arasında %50’nin üzerinde artış gösterdi. 

- Organik ürünlerin satışı, 2015-2020 yılları arasında iki katına çıktı. Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya oldu. 

- Organik tarım yapılan alanlar genellikle kalıcı otlaklara (%42), yemlere (%17), tahıllara (%16) ve meyve, zeytin ve üzüm gibi ürünlere (%11) ayrıldı.  

- Organik çiftlikler daha düşük verimliliğe sahip olsa bile AB’nin Ortak Tarım Politikası (Common Agricultural Policy-CAP) kapsamında verilen desteklerin ve halkın talebi sebebiyle tarım işçisi ve üreticisi başına düşen gelir, organik olmayan çiftliklerden daha yüksek.

Rapor; https://agriculture.ec.europa.eu/system/files/2023-04/agri-market-brief-20-organic-farming-eu_en.pdf

Kaynak; https://environment.ec.europa.eu/news/agroecological-practices-may-enhance-food-production-increasing-ecosystem-services-2023-03-15_en



Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayına Davet

Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu ProjesiKüresel Çevre Fonu (GEF) Küçük Destek Programı (SGP) Türkiye tarafından desteklenmekte, Besler Şifa Atölyesi koordinatörlüğünde, Yeşil Orman Okulu ve Güdül Belediyesi proje ortaklığında Güdül’de yürütülmektedir. 

Güdül Ekoköy Evi olarak, doğal yaşamın ve yerel kültürün önemini vurgulamak amacıyla Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayını düzenliyoruz. Bu özel etkinlikle ekoturizm ve agroturizmi anlamak hem de Güdül'ün doğal zenginliklerini keşfetmek için sizleri aramızda görmek istiyoruz.


Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı, 
“Dünya turizm gününde Güdül için birlikte…” 
27 Eylül 2023, Çevrimiçi

Katılım başvuru formu ve programla ilgili bilgiler; https://forms.gle/9N8Av8pK24Aaq2xp6
Besler Şifa Atölyesi olarak sizi davet ediyoruz.


Organik tarıma rağbet ve destek artıyor.

Avrupa Komisyonu, AB'deki organik tarım sektörünün son 10 yıldaki performansını AB'de Organik Tarım raporu aracılığıyla paylaşmıştır. Bu rapor, sektörün sürdürülebilirliği, üretim, satışlar, ticaret ve kamu destekleri gibi birçok alana ilişkin veriler sunmakta olup, aynı zamanda AB'nin organik sektöründe araştırma ve yeniliği teşvik eden girişimlerini tanıtmakta ve Yeşil Mutabakat hedeflerine ulaşmak için bir yol haritası çizmektedir.

Rapora göre, AB tarım arazilerinde organik tarımın payı 2012-2020 yılları arasında %50'nin üzerinde bir artış göstermiştir. Organik ürünlerin satışı ise 2015-2020 yılları arasında iki katına çıkmıştır.

Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya, Avrupa'da organik tarımın en büyük temsilcileri konumundadır. Organik tarım yapılan alanlar genellikle kalıcı otlaklar (%42), yemler (%17), tahıllar (%16) ve meyve, zeytin ve üzüm gibi ürünler (%11) şeklinde dağılmıştır.

Organik çiftliklerin verimlilik düzeyi daha düşük olsa da AB'nin Ortak Tarım Politikası (Common Agricultural Policy-CAP) çerçevesinde sağlanan desteklerin etkisiyle işçi başına düşen gelir, organik olmayan çiftliklerle benzer seviyelerde hatta bazen daha yüksek olabilmektedir. 2020 yılında organik tarım yapılan AB arazilerinin %61,6'sı, hektar başına ortalama 144 euro değerinde CAP desteği almıştır. 2023'ten itibaren yürürlüğe giren yeni CAP kapsamında organik tarım için destek payı daha da artırılmıştır. 

Bu rapor, AB'deki organik tarım sektörünün son 10 yıldaki büyümesini ve gelişimini göstererek, organik tarımın Avrupa'daki önemini vurgulamaktadır. Artan talep ve kamu destekleriyle birlikte organik tarımın payı artmış, satışlar büyük bir ivme kazanmış ve çiftlik sahiplerinin gelirleri artmıştır. Bununla birlikte, organik tarımın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için önemli bir rol oynadığı da belirtilmektedir. AB'nin yeni Ortak Tarım Politikası (Common Agricultural Policy-CAP) ile organik tarıma daha fazla destek sağlaması, sektörün geleceği için olumlu bir adımdır. Bu rapor, organik tarımın potansiyelini ortaya koyarak, AB'nin sürdürülebilir tarım alanında lider bir rol oynamaya devam edeceğini göstermektedir.

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesini yürüten Besler Şifa Atölyesi ekoturizm odaklı yerel gıda ağlarını destekliyor.
Besler Şifa Atölyesi'ni (www.instagram.com/beslersifaatolyesi) takip etmeye devam edin.



Yörenizden Yabancılar Arazi Alıyorsa Bu Yazıyı Muhakkak Okumalısınız.

 Arazi Gaspı (Arazi Satın Alımı / Kiralanması); kullanıcıların özgür, ön ve bilgilendirilmiş onayından (rızasından) yoksun olan, sosyo çevresel etki değerlendirmelerini içermeyen ve yozlaşmış bir biçimde gerçekleştirilen, düzgün demokratik katılımın olmadığı anlaşmalardır. Genelde yöreden olmayanların yerelle ilişki kurmadan bir şekilde arazi satın almaları ve kiralamaları bu kapsamda değerlendirilir.

Kendilerince “boş, atıl veya kullanılmayan alan” olarak nitelendirilen birinci sınıf arazilerin kapatma veya kiralama amaçlı anlaşmalar genellikle şeffaflıktan uzak olup yerli üreticilerin anlaşmalarla ilgili bilgi almaları oldukça zordur. Yerli üreticiler arazi haklarını kullanabilecek güce sahip değillerdir.
Yapılabilecekler;
1. Herkesin arazi satışı etiğine uygun davranılması,
2. Emlakçıların hak ve hukuka riayet etmesi,
3. Yerel sebze meyve pazarlarının ve gıda ağlarının korunması ve geliştirilmesi,
4. Doğal şehir, Sakin şehir, ekoköy gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerekir.

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesini yürüten Besler Şifa Atölyesi ekoturizm odaklı yerel gıda ağlarını destekliyor.
Besler Şifa Atölyesi'ni (www.instagram.com/beslersifaatolyesi) takip etmeye devam edin.



Ay takvimi ile tarım ve bahçıvanlık (Bölüm 2)

İnsanlar, yaşamlarını yüzyıllardır Ay'ın döngülerine göre düzenlemişlerdir. Bu doğal takvim bilgisine, rahmetli dedem ve anneannem gibi geçmiş nesillerimiz de aşinaydı ve günlük hayatta kullanırdı. Bu anlamda, bitkiler için kullanılan "Ay Takvimi"nden haberdar mısınız? Daha önce ay takvimini kullanan medeniyetlerden bahsetmiştik.

Günümüzde doğaya olan dönüş ve doğayla bağlantı kurma çabaları giderek artmaktadır. Kendi besinimizi üretme fikri bizi heyecanlandırırken, balkonlarımızı küçük domatesler ve kolay yetişen yenebilir otlarla süslememize olanak sağlıyor. Ancak bitkilerimizden en iyi verimi alabilmek için neler yapıyoruz?

Sulama, gübreleme ve diğer temel ihtiyaçların yanı sıra, geçmişten günümüze gelen sistemler de mevcuttur. İnsanlık, çok uzun zaman önce günlük yaşantısını doğanın işaretlerine göre ayarlayan bir toplumdu. Ancak bu gelenekler unutulmaya yüz tutmuştu. Şimdi ise, bu eski gelenekleri canlandırma çabaları artmaktadır. Ay takvimine göre bahçıvanlık da bu geleneklerden biridir.

Ay takvimine göre bahçıvanlık (Biyodinamik tarım), tarla ve bahçelerde yetiştirilen bitkilerin Ay'ın döngüsünü takip ederek gözlenmesiyle oluşturulan bir sistemdir. Bu sistem, bitkilerin en verimli gelişim için ihtiyaç duydukları işlemlerin zamanını belirlememizi sağlar. Ayın evrelerine göre bahçıvanlık yaparak, bitkilerinizi en doğru zamanda ekimden hasada kadar yönetebilirsiniz. Bu, deneyerek geliştirebileceğimiz ve uygulayabileceğimiz bir miras niteliğindedir.

Ay takvimine göre bahçıvanlık, Ay'ın dünya üzerindeki etkilerinden faydalanarak verimliliği artıran ve ekim sürecinde karşılaşılan olumsuzlukları en aza indiren bir takip ve uygulama sistemidir. Bu şekilde, zararlı böceklerden uzak, verimli bir hasat dönemi elde etmek mümkündür. Siz de bu yöntemi deneyerek kendi bahçenizde uygulayabilirsiniz. Bu sayede, bitkilerinizin sağlıklı büyümesini ve verimli bir şekilde yetişmesini sağlayabilirsiniz. 

Ay takvimi, her ayın gün gün izlenecek şekilde, hangi tip bitkilere hangi tip işlemlerin uygun olduğunu gösterir. Bu takvim, bitkilerin büyüme evrelerini ve Ay'ın çekim kuvvetinin etkilerini dikkate alarak bize yol gösterir.

Ayın çekim kuvveti, bitki özlerini etkileyerek büyümeyi teşvik eder ve yapraklanmanın hızını artırır. Bu nedenle, ağaçlar, çimler, yenebilir otlar, laleler ve iç mekan bitkileri, bu etkiden dolayı yükselen Ay evresinde daha hızlı büyürler. Yükselen Ay evresinde tohum ekmek, sulu meyve için aşılama yapmak, çiçekli ve yapraklı sebzelerin bakımı gibi işlemler uygun olacaktır.

Öte yandan, küçülen Ay evresinde bitki özleri toprağa doğru hareket eder. Bu evrede toprakla ilgili işler yapmak daha uygun hale gelir. Toprak temizliği, çapalama, ekolojik gübreleme gibi faaliyetler, bu evrede daha verimli ve kalıcı sonuçlar verir. Kök sebzelerin hasat edilmesi, yumru ve soğanların topraktan çıkarılması, fideleri şaşırtma gibi işlemler de bu evreye uygun olanlardır. Ayrıca, bitkilerin budanması ve fidanların şaşırtılması da küçülen Ay evresinde gerçekleştirilmesi gereken işlemler arasındadır.

Ay takvimi, bitkilerin doğal döngüsünü ve Ay'ın etkisini göz önünde bulundurarak, bahçe işlerinin zamanlamasında rehberlik eder. Bu şekilde, bitkilerin sağlıklı büyümesini teşvik edebilir, verimli bir şekilde yetişmelerini sağlayabiliriz. Ay takvimine uygun olarak bahçe işlerini planlamak, bitkilerimizin sağlığını ve gelişimini en üst düzeye çıkarmamıza yardımcı olur.

Ay takvimi için kadim bilgi

Anadolu'da, Ay ile ilgili bazı eski tabirler ve atasözleri bulunmaktadır. Bu tabirler, Ay'ın evrelerinin ve etkilerinin çeşitli konulara olan etkisini anlatır. Örneğin, "Ayın yenisinde yapılan işten hayır gelmez" derler. Yeni Ay döneminde yapılan işlerin bereket getirmeyeceği düşünülür. Benzer şekilde, "Dolunayı bekle, bereketini gör" sözü, dolunayın bereketli zamanlarına işaret eder. "Ayın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek" ise, yeni Ay döneminde böceklerin ve zararlıların arttığına, eski Ay döneminde ise yiyeceklerin daha iyi tutacağına inanılır. "Kesme odunu ay büyürken, kırk koyunu küçülürken" atasözü ise, odun kesmek için Ay'ın büyüdüğü zamanları tercih etmek gerektiğini ifade eder.

Ben de annemden tarhana, pekmez, salça gibi geleneksel bilgileri öğrendim. Ancak bizler, şehirde büyüyen ve eğitimli insanlar olarak, toprağın anasıyla Ay ve Güneş arasındaki dansın insanı besleme kadim bilgisini büyüklerimizden uygulamalı olarak alamadık ve unuttuk. Maalesef bu bilgiler günümüzde pek yaşatılamıyor.

Genel olarak, Ay büyürken, yeni Ay'dan dolunaya kadar olan süreçte bitkilerin büyüme ve genişleme sürecinde olduğu, suyu depoladığı düşünülür. Bu dönemler, kurutma, biçme, budama gibi işlemler için uygun zamanlardır. Ancak Ay'ın ışığının giderek azaldığı veya hiç görünmediği zamanlar, bitkileri yok etme işlemleri için daha uygundur.

Ay, 28-30 gün içinde 12 burcun tamamını dolaşırken, hangi burçlarda hangi işlemlerin daha uygun olduğu da bilinir. Bu bilgiler, Ay takviminin temelini oluşturur ve eski çağlardan bu yana çiftçilik deneyimleriyle belirlenmiştir. Ayrıca, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz Ay takvimi uygulamaları da mevcuttur.

Ay takvimi, Ay'ın evrelerini ve burçlarını dikkate alarak bitki yetiştirme ve bahçe işlerini zamanlamada rehberlik eder. Bu takvimi kullanarak, bitkilerin büyüme süreçlerini en iyi şekilde destekleyebilir ve doğal döngüye uygun bir şekilde tarım yapabilirsiniz.




© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.