Ad

çalıştay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalıştay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yörük Çalıştayından Kalanlar

 Muğla, Adana, Mersin, Konya, Karaman, Afyon ve Antalya illerinden Yörük temsilcilerinin; Orman Genel Müdürlüğü, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Tarım ve ilgili kamu kurumları ile birlikte katılım sağladığı Yörük Çalıştayı, göçer-konar yaşam biçiminin güncel sorunlarını ele almak ve çözüm yolları geliştirmek amacıyla önemli bir uzlaşma zemini oluşturmuştur. Bunun yanında yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, eğitim ve sağlık kurumları ile Yörük derneklerinin de sürece dahil edilmesi, çalıştayın çok paydaşlı ve katılımcı bir anlayışla yürütüldüğünü göstermektedir. 19 Kasım 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen bu buluşma, yalnızca bir toplantı değil; aynı zamanda farklı kurumlar arasında iletişim ve iş birliği kanallarının güçlendirilmesine yönelik stratejik bir adım olmuştur.

Yörükler; kültürleri, üretim biçimleri ve doğayla kurdukları dengeli ilişki ile Anadolu’nun tarihsel ve sosyokültürel zenginliğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Atları, keçileri, develeri ve renkli yaşam tarzlarıyla bu topluluklar, yalnızca bir ekonomik faaliyet yürütmekle kalmayıp aynı zamanda köklü bir yaşam felsefesini de temsil etmektedir. Bu kapsamda çalıştayda, Toros Yörükleri başta olmak üzere Akdeniz, Ege, Batı-İç Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayan göçer toplulukların karşılaştığı sorunlar bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.

Çalıştayın kapsamı; göç yolları, otlatma alanları, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, kültürel mirasın korunması, hayvancılık politikaları, su kaynaklarına ulaşım ve kamu kurumlarıyla yaşanan idari sorunlar gibi çok boyutlu başlıkları içermektedir. Göçer yaşam sırasında karşılaşılan bürokratik engellerin yanı sıra, farklı kurumların yetki ve uygulamalarındaki uyumsuzluklar da önemli bir sorun alanı olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle çalıştay, yalnızca sorunların tespitiyle sınırlı kalmayıp, ilgili tüm tarafların katılımıyla çözüm odaklı önerilerin geliştirilmesine imkân sağlamıştır.

Toplantı sürecinde dile getirilen görüşler, öneriler ve değerlendirmeler kayıt altına alınarak sistematik bir şekilde metin haline getirilmiş ve kapsamlı bir rapor oluşturulmuştur. Bu raporun kitaplaştırılması planlanmış, ayrıca elde edilen veriler ışığında bir sonuç bildirgesi hazırlanmıştır. Böylece çalıştay çıktılarının sadece anlık bir değerlendirme olarak kalmayıp, gelecekte yapılacak politika ve uygulamalara rehberlik etmesi amaçlanmıştır.

Sonuç olarak bu çalıştay, Yörüklerin yaşamsal sorunlarını görünür kılmanın ötesinde; kültürel mirasın korunması, sürdürülebilir hayvancılık politikalarının geliştirilmesi ve kamu kurumları ile göçer topluluklar arasında sağlıklı bir iletişim zemini kurulması açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. Bu tür katılımcı platformların devamlılığı, hem Yörük kültürünün yaşatılması hem de doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi açısından büyük önem arz etmektedir.

Kararlar ve konular;

Gezici hayvancılığın ormanlar üzerindeki etkisi uzun süredir tartışılan bir konudur. Özellikle ardıç, karaçam ve sedir gibi türlerin hayvancılık baskısı altında yeterince gelişemediği, bu durumun da “bozuk orman” alanlarının oluşmasına yol açtığı ifade edilmektedir. Otlatma planlarına çoğu zaman uyulmaması bu sorunu derinleştirirken, aslında planlı ve kontrollü otlatmanın uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak bu meseleye yalnızca olumsuz bir çerçeveden bakmak eksik kalır.

Yörükler ile ormancılık faaliyetlerinin karşı karşıya getirilmesi yerine, birlikte yürütülmesi gerektiği güçlü bir şekilde dile getirilmektedir. Yörüklerin ormanı koruyan bir unsur olduğu, onların doğayla iç içe yaşam biçimlerinin yangın riskini azaltmada da rol oynadığı belirtilmektedir. “Yörük bizim, keçi bizim, orman bizim” anlayışıyla ortak bir yönetim modeli geliştirilmesi gerektiği öne çıkmaktadır. Ayrıca orman varlığının azalmasının tek sebebinin keçi olmadığı, örneğin ardıç ağacının azalmasında ardıç kuşunun da etkili olduğu gibi ekolojik bütünlüğün dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Yörüklerin yaşam koşulları ise ciddi sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Bazı bölgelerde eğitim ve sağlık hizmetlerine sınırlı da olsa erişim sağlanabilirken, özellikle Adana’nın Ceyhan ilçesi gibi alanlarda bu hizmetlere erişim neredeyse yoktur. Okul çağındaki çocuklar için yatılı eğitim imkânlarının sağlanması, göç yollarındaki akarsulara köprü yapılması gibi temel altyapı ihtiyaçları öne çıkmaktadır. Buna rağmen “organik tarım” ve “gezici hayvancılık” gibi kavramlar savunulurken Yörüklerin yeterince desteklenmemesi önemli bir çelişki olarak görülmektedir.

Kıl keçisinin önemi özellikle vurgulanmaktadır. Dayanıklı yapısı, düşük maliyetle beslenebilmesi ve iklim değişikliğine yüksek adaptasyon kabiliyeti nedeniyle keçi, stratejik bir hayvan olarak değerlendirilmektedir. Aynı şekilde keçi yetiştiriciliği yapan Yörükler de stratejik bir toplumsal unsur olarak görülmelidir. Bununla birlikte keçi eti ve süt verimini artırmak amacıyla yabancı ırkların sabit çiftliklerde yetiştirilebileceği, ancak bunun Yörük kültürünün korunmasıyla farklı bir mesele olduğu ifade edilmektedir. Burada hem yerli ırkların korunması hem de kültürel mirasın yaşatılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Kamu kurumları arasındaki koordinasyon eksikliği de önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Bir kurum Yörük kültürünün korunmasını savunurken, başka bir kurumun yerleşik hayata geçişi teşvik etmesi çelişki yaratmaktadır. Ayrıca Yörüklerin resmi ikamet kayıtlarında yaşadığı sorunlar, MERNİS sistemiyle uyumsuzluklar ve iskân politikalarındaki uygulamalar nedeniyle mağduriyetler oluşmaktadır. Kimi Yörüklerin kayıtlı oldukları yerleri dahi bilmemeleri, mezar yerlerinden kopmaları bu sorunun derinliğini göstermektedir.

Yörük kültürü yalnızca bir yaşam biçimi değil, aynı zamanda insan tipini şekillendiren bir kültürel bütündür. Ancak günümüzde bu kültür ciddi bir dönüşüm geçirmektedir. Develerin yerini araçların alması, dokuma kültürünün kaybolması, kıl çadır üretiminin azalması gibi değişimler yaşanmaktadır. Bu nedenle kültürel unsurların korunması için şehirlerde kurslar açılması, geleneksel dokuma ve motiflerin öğretilmesi önerilmektedir.

Ormancılık açısından bakıldığında, keçinin Akdeniz ekosisteminde doğal bir unsur olduğu ve ormanın insanla birlikte var olması gerektiği ifade edilmektedir. Ormanların fonksiyonlarına göre planlama yapılması, otlatmanın bilimsel esaslara göre düzenlenmesi ve “keçi zararlıdır” yaklaşımının terk edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Hiçbir keçi yetiştiricisinin ağaçlandırma sahalarına zarar vermek istemediği, doğru planlama ile bu tür sorunların önlenebileceği dile getirilmektedir.

Yörüklerin karşılaştığı ekonomik ve sosyal zorluklar da dikkat çekicidir. Göç sırasında elde edilen süt ve peynir gibi ürünlerin değerlendirilememesi, su kaynaklarına erişimde yaşanan sıkıntılar, HES projeleri ve taş ocaklarının yaşam alanlarını daraltması önemli sorunlar arasındadır. Ayrıca Çiftçi Malları Koruma Kanunu kapsamında farklı ilçelerde kesilen cezalar Yörükleri ekonomik olarak zor durumda bırakmaktadır.

Yörük nüfusu ve yaşam alanlarına ilişkin sağlıklı verilerin bulunmaması da planlama eksikliğine yol açmaktadır. Hatay’dan Muğla’ya kadar uzanan bölgede sınırlı sayıda göçer ailenin kaldığı ifade edilmekte, ancak bu konuda kapsamlı bir veri tabanının oluşturulması gerektiği belirtilmektedir. Antalya özelinde ise binlerce ailenin ve yüz binlerce hayvanın bu kültürün bir parçası olduğu bilinmektedir.

Sonuç olarak, Yörük meselesi yalnızca keçi ve orman ilişkisi üzerinden değerlendirilemez. Bu konu; ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir meseledir. Yasaklayıcı politikalar yerine katılımcı, planlı ve insan odaklı yaklaşımlar geliştirilmelidir. Yörüklerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, kültürlerinin korunması ve ormancılık faaliyetleriyle uyumlu bir sistem düşünülmesi hem doğa hem de toplum için sürdürülebilir bir gelecek sağlayacaktır.



Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Çalıştayı

Ankara Kalkınma Ajansı tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde düzenlenen Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Çalıştayı, bu alandaki üretimin artırılması ve sanayide kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda, tıbbi ve aromatik bitkilerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde yetiştirilmesi, ilaç ve kozmetik sanayileri için yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve sürdürülebilir üretim modelleri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Akademisyenler, kamu kurumlarından uzmanlar ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı çalıştay, sektörün farklı aktörlerini ortak hedeflerde buluşturdu.

Çalıştay kapsamında düzenlenen panellerde, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği, ıslah çalışmaları, sürdürülebilir tarım uygulamaları, pazarlama stratejileri ve ruhsatlandırma süreçleri ele alındı. Ayrıca eczacılık alanında bu bitkilerin doğru kullanımı, Ar-Ge süreçleri, genç girişimcilerin eğitimi ve sektörel iş birlikleri gibi pek çok konu uzmanlar tarafından değerlendirildi. Çalıştay, Ankara ve çevresinde tıbbi bitki ekosistemini güçlendirmek ve üretici kapasitesini artırmak adına önemli çıktılar sundu.

Etkinliğin sonunda yapılan değerlendirme oturumunda ise sektörün gelişimi için öneriler paylaşılırken, kurumsal iş birliklerinin artırılması, üretici desteklerinin güçlendirilmesi ve uluslararası pazarlara açılım konuları ön plana çıktı. Ankara Kalkınma Ajansı, bu çalıştay ile tıbbi ve aromatik bitkiler alanında bölgesel kalkınmayı desteklemeye ve sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmeye yönelik önemli bir adım atmış oldu.

Özellikle kimyagerler, kozmetik alanında uzman akademisyenlerKozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği, Estetik ve Kozmetik Dermatoloji Derneği, Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği gibi sivil toplum kuruluşları ve Ankara’daki kozmetik girişimcilerinin davet edilmemesi, sektörün bütüncül bir yaklaşımla ele alınamadığını gösterdi. Oysa ki, son yıllarda Ankara’da düzenlenen kozmetik fuarları ve artan bitkisel kozmetik girişimleri dikkate alındığında, bu alandaki paydaşların da sürece dahil edilmesi büyük katkı sağlayabilirdi.

lavanta üreticileri ve aromaterapi uzmanları gibi uygulayıcı deneyime sahip aktörlerin de çalıştaya dahil edilmesiyle, yerelden gelen bilgi ve tecrübe aktarımı daha güçlü sağlanabilirdi. Diğer yandan, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu tıbbi ve aromatik bitki bahçeleri girişimcileri davet edilebilirdi. Çalıştayın yöntemi açısından da bazı iyileştirmeler yapılabilir. Etkinlik formatı daha çok bir "panel" havasında geçmesine rağmen “çalıştay” adıyla düzenlenmesi beklentiyi farklılaştırdı. Oysa ki, gerçek bir çalıştay kurgusunda katılımcıların aktif olduğu, grup çalışmalarında yeni proje paketleri veya eylem planları geliştirdiği bir yapı tercih edilmeliydi. Böylelikle, somut çıktılar ve uygulanabilir önerilerle süreç daha verimli hale getirilebilirdi.

Tüm bu değerlendirmelere rağmen, Ankara Kalkınma Ajansı tarafından gerçekleştirilen bu çalıştay, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında bölgesel kalkınmayı desteklemeye yönelik önemli bir başlangıç olmuştur. Çalıştayda paylaşılan bilgiler, sektörün gelişimine dair önemli bir zemin oluştururken, bundan sonraki süreçte daha kapsayıcı, disiplinler arası ve uygulamacıların da sürece dahil edildiği yeni çalıştayların düzenlenmesi beklentisi öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda, sektörün tüm aktörlerini buluşturan, ortak akıl üreten ve eyleme dökülebilecek projeler geliştiren toplantıların artarak devam etmesi temennimizdir.

Besler Şifa- Bitkisel Kozmetik ve Doğal Yaşam ürünleri olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hem sektörü takip edeceğiz ve hem de bu konuda bilimsel araştırmalara devam edeceğiz.





Güdül Ekoturizm Ve Agroturizm Çalıştayı Sonuçları Kitabı Yayımlandı.

Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu ProjesiKüresel Çevre Fonu (GEF) Küçük Destek Programı (SGP) Türkiye tarafından desteklenmekte, Besler Şifa Atölyesi koordinatörlüğünde, Yeşil Orman Okulu ve Güdül Belediyesi proje ortaklığında Güdül’de yürütülmektedir. Güdül Ekoköy Evi olarak, doğal yaşamın ve yerel kültürün önemini vurgulamak amacıyla Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı’nı düzenlendi.

Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Projesi'nin İkinci Ulusal Yayını

Çalıştay Güdül Belediyesi ortaklığı ile 63 kurumdan 100 kadar katılımcı ile 27 Eylül dünya turizm gününde yapılmıştı. Yayın uzun vadede 19 karar ve kısa vadede 14 karar ile suçlanmış olup 9 ayrı sunu özetine ve 9 serbest görüşe yer verildi.

Çalıştay yöntemi, konuları ve sonuçları ile tüm Türkiye'de uygulanabilecek bir model teşkil ettiği uzmanlar tarafından ifade edildi. Ekoturizmin tüm yönlerine değinilerek önemli bir yayın olarak yayınlandı.

Bu yayın Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yılı münasebetiyle Vatanımıza milletimize hayırlı olsun.

Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı Kitabı



Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayına Davet

Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu ProjesiKüresel Çevre Fonu (GEF) Küçük Destek Programı (SGP) Türkiye tarafından desteklenmekte, Besler Şifa Atölyesi koordinatörlüğünde, Yeşil Orman Okulu ve Güdül Belediyesi proje ortaklığında Güdül’de yürütülmektedir. 

Güdül Ekoköy Evi olarak, doğal yaşamın ve yerel kültürün önemini vurgulamak amacıyla Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayını düzenliyoruz. Bu özel etkinlikle ekoturizm ve agroturizmi anlamak hem de Güdül'ün doğal zenginliklerini keşfetmek için sizleri aramızda görmek istiyoruz.


Güdül Ekoturizm ve Agroturizm Çalıştayı, 
“Dünya turizm gününde Güdül için birlikte…” 
27 Eylül 2023, Çevrimiçi

Katılım başvuru formu ve programla ilgili bilgiler; https://forms.gle/9N8Av8pK24Aaq2xp6
Besler Şifa Atölyesi olarak sizi davet ediyoruz.


Aile Çiftçiliği On Yılı Çalıştayı'na Katılım Sağladık.

Birleşmiş Milletler Aile Çiftçiliği On Yılı (2019-2028) kapsamında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Ankara Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM) işbirliğinde ve Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle Türkiye`de aile çiftçiliğinin mevcut durumunu ve temel dinamiklerini incelemek üzere Türkiye’de aile çiftçiliğinin geleceğine ilişkin bir perspektif çalışması yürütülmektedir. 

Çalışma kapsamında hazırlanacak ana rapora temel oluşturmak üzere dört yerel çalıştay ve bir ulusal çalıştay üzenlenmiştir. Çalıştaylara katılan tarım ve kırsal kalkınma alanının kilit paydaşları, aile çiftçiliğine ilişkin temel eğilimleri tartışmakta ve çözüm önerileri geliştirmektedir. Aile çiftçiliğinin tarım ve gıda sistemlerinin dönüşümünde ve ulusal gıda güvenliğindeki işlevi dikkate alındığında paydaşlarımızın aile çiftçiliğinin geleceğine ilişkin tespit ve önerileri oldukça önemlidir. 

Çalıştay serisi, 10 Temmuz 2023 tarihinde Ankara`da düzenlenen ulusal çalıştay ile tamamlanmıştır. Hazırlanacak sonuç raporunun, ülkemizde aile çiftçiliği kapsamındaki yeni çalışmalara, program ve projelere ışık tutması hedeflenmiştir.

Çalıştayda;

1- Sürdürülebilir Tarım: Besler Şifa, aile çiftçiliği prensiplerini benimseyen bir tarım modeline sahiptir. Bu çalıştay, sürdürülebilir tarım yöntemlerini öğrenmek ve uygulamak için bir fırsat sunmuştur. Organik tarım, çevre dostu tarım yöntemleri, doğal kaynakların korunması gibi konuları ele alarak tarım faaliyetlerinizi daha sürdürülebilir hale getirilmesi planlanmıştır.

2- Bilgi ve Deneyim Paylaşımı: Çalıştaylar, çiftçiler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı için önemli bir platform sağlar. Besler Şifa, kendi deneyimlerini paylaşmak ve diğer çiftçilerden öğrenmek için bu çalıştaya katılmıştır. Farklı bölgelerden gelen çiftçilerle iletişim kurarak farklı tarım tekniklerini öğrenmek ve projeye uyarlanmak hedeflenmiştir.

3- İnovasyon ve Gelişim: Aile çiftçiliği çalıştayları, tarım sektöründeki yenilikleri ve gelişmeleri takip etmek için önemli bir platform olmuştur. Besler Şifa, sektördeki yenilikleri keşfetmek, yeni teknolojileri öğrenmek ve işlerine uygulamak için bu tür bir etkinliğe katılmıştır. Tarımsal verimliliği artırmak, kaliteyi iyileştirmek ve pazarlama stratejilerini geliştirmek gibi konuları ele almak için katılım sağlanmıştır.

4- Ağ Oluşturma: Çalıştaylar, çiftçiler arasında ağ oluşturma fırsatı sunar. Besler Şifa, sektördeki diğer çiftçilerle tanışabilir, işbirliği yapabilir ve gelecekteki iş fırsatları için bağlantılar kurulması öngörülmüştür.

5- Güncel Konuları Takip Etme: Aile çiftçiliği çalıştayları, tarım sektöründeki güncel konuları ele alır. Besler Şifa, sektördeki son trendleri ve politika değişikliklerini öğrenmek için bu tür bir etkinliğe katılmıştır. Yasal düzenlemeler, destek programları, pazar eğilimleri gibi konuları takip edilmiştir.

Sonuç olarak;

Sakinşehir Güdül Şifa Yolu kapsamında söz alınarak ilgilere proje hakkında bilgi verilmiştir. Doğal Yaşam üreticileri ve Ekoköy evi konusunda düşünceler paylaşılmış ve davet edilmiştir.





© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.