Ad

İlk yoğurt nasıl oldu? Yoğurt mayasının sırrı...

Yörük köyünden biri beni aradı, “Burada bir Yörük aile var. Bu aile her sene Hıdırellez sabahı yani 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan sabah gün doğmadan kalkıyor, bitkilerin üzerindeki çiğ tanelerini topluyor ve yoğurt mayası yapıyorlar. Bu çok enteresan bir olay ve hâlâ devam ettiriyorlar. Sizin ilginizi çeker diye haber vermek için aradım.” dedi. Tesadüfen bir hafta sonra Hıdırellez’di ve ben kalkıp bu olayı deneyimlemek için oraya gittim. Üç ocaktan yani üç haneden oluşan çok tatlı bir Yörük aile ve gerçekten dağın başında yaşıyorlar.

Sohbet ederken sordum Himmet Amca’ya; 

- “Himmet Amca, bu çiğ mayası Hıdırellez’de olmasa, başka bir zamanda olsa olur mu?”

- “Vallahi denemesi bedava, istiyorsan dene, olmaz” dedi. 

- “Peki, neden olmaz?” dedim. 

- “Çünkü Hıdırellez’de doğaya bir şey oluyor.” dedi. Ne olduğunu kendisi de tam tarif edemiyor ama çok iyi biliyor ki doğaya bir şey oluyor o tarihte. Hıdıellez'in seher vakti belli ve temiz bir yerden çiğ topluyorlardı. 

Yörük Himmet Amca devam ediyor;

- “Bu aslında yoğurt mayası değil, yoğurdun damızlığıdır. Eğer her sene Hıdırellez’de yoğurdun damızlığını çiğlerden alıp yeni maya yapmazsan bir sene boyunca kullanacağın yoğurt mayan yok demektir. Çünkü maya bir sene boyunca kullanılıyor ve eskiyor. Artık mayalama yeteneğini yitiriyor. O nedenle her sene yenilemeliyiz. Bu biz yörüklerin bir sırrıdır.” Dedi. Burada önemli olan şey şu; doğada her şeyin bir zamanı var ve o zamanı kaçırmamanız gerekiyor.

Bilindiği gibi yoğurtu Türkler keşfetmiş ve dünyaya öğretmiştir. İngilizcede yogurt diye isimlendirilir. Kütahya'da bir dağ köyünde yörükler hala yoğurtun maya damızlığının sırrını koruyorlar.  Sındırgı'da yörükler şunu derler; "Yoğurt çalmayı (mayalamayı) bilmeyen kız evde kalır." Sanki bu söz yoğurt mayasının Hıdırellez günü seher vakti, bitki üzerinde bir çiğ damlalarından elde edildiği sırrını bilmenin önemini anlatır. 

Besler Şifa olarak kadim kültürü sinelerinde biriktiren yörüklerden bir sırrı daha öğrendik buraya taşıdık.  Keza yine yeşil kozalak, ısırganotu, nohut kaynatılmasıyla mayaların elde edildiğini söyleniliyor.

Not: Bu yayın daha çok şu yayından alınmış bir derlemedir ve kaynak olarak gösterilemez; https://iklimce.undp.org.tr/wp-content/uploads/Iklimce-Sohbetler-2021-Sezonu_Kitabi.pdf

















Bu yayın Ankara Sincan- Besler Şifa Atölyesinde hazırlanmıştır.

Aromaterapide Beslenme ve Akdeniz Beslenme Modeli

Aromaterapik beslenmenin en iyi modeli Akdeniz Beslenme Modeli olduğunu söyleyebiliriz. Akdeniz Beslenme Modeli, 2010 yılında UNESCO tarafından “somut olmayan bir insanlık mirası” olarak tanınmış, 2012 yılında ise FAO tarafından listelenmiş beslenme modelleri arasından “gezegendeki en sürdürülebilir beslenme modeli” olarak en üst sırada yerini almıştır (URL-1).

Tam tahıllar kurubaklagiller, meyve, sebze, zeytinyağı, şifalı otlar gibi sağlıklı yağlar Akdeniz diyetinin özünü oluşturur. Her öğünün tam tahıl, kurubaklagil, meyve ve sebzeyi içermesini temel alır. Zeytinyağı ise diyetin temel yağıdır salata sosu olarak ya da besinlerinizi pişirirken kullanabilirsiniz. Sebze ve ot yemekleri bol ve çeşitlice yapılır. Pazarda bahçede sebze bol üretilir. Ot festivalleri yapılır.

Ülkemizde yüzlerce tıbbi ve aromatik bitkiden birçoğu yemeklerimizde lezzet ve şifa kaynağı olarak sofralarımızdadır. Siz de hemen baharatlar yanında şifalı otları tüketebilir ve böylece bir Akdeniz mutfağı tanzim etmiş olursunuz.

İlk yapmamız gereken mevsiminde sebzeleri, şifalı otları ve yemeği yapılan otları keşfetmektir. Hadi başlayalım...



Kaynaklar; 

URL-1; http://www.tuba.gov.tr/files/yayinlar/raporlar/T%C3%9CBA-I%20G%C4%B1da%20ve%20Sa%C4%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20Beslenme%20Raporu.pdf

*BESLER ŞİFA ATÖLYESİ*

"Doğallığın tam adresi"

*Bilgi:* www.instagram.com/beslersifa

beslersifa@gmail.com

www.beslersifa.com

Atölyemizin İlkeleri;

1- Güvenilir,

2- Doğal ve Helal,

3- Özel üretim,

4- Sürdürülebilir ve çevreci.

*Sabun, krem, merhem, macun, yağ, çay, sirke, tentür, şurup, şerbet

#GençLokmanHekimler

#TıbbiveAromatikBitkiler #aromaterapi #Fitoterapi

#handmade

ŞİFALI İÇECEKLER

Hiç yorum yok 0

Su ve süt başlıca içecek olup diğerleri hakkında kısa bilgiler vereceğiz. Hayatımızda 10 içecek oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazımızda ayran, çay, boza, salep, şerbetler, şıra, Türk kahvesi, şalgam ve turşu suyu hakkında bir makaleyi sizinle paylaşacağız.

AYRAN

Türk kültüründe süt ve ürünleri daima önemli besin kaynaklarından olmuştur. Yüksek protein, kalsiyum ve fosfor içermektedir. Yoğurt gibi fermente bir üründen elde edilmesi ise probiyotik bakteri içeriğine sahip olduğunun göstergesidir M.S. 552- 745 yılları arasında hüküm süren Göktürklerin, ekşiyen yoğurdun ekşiliğini azaltmak için üzerine su eklemelerinin, dünyanın ‘tesadüfen’ ayran ile tanışmasına yol açtığı düşünülmektedir. Ayran sözcüğü ise tarihte ilk defa Divan-i Lugat-it Türk eserinde ‘sütten elde edilen içecek’ olarak kullanılmıştır. Türk Gıda Kodeksi Fermente Sütler Tebliği’nde ise, yoğurda su katılarak veya kuru maddesi ayarlanan süte yoğurt kültürü ilave edilerek, içilebilir kıvamda hazırlanan fermente ürün olarak nitelenmektedir.

ÇAY

Çay bitkisinin (Camellia sinensis) yaprak ve filizlerinin soldurma, kıvırma, oksidasyon ve kurutma işleminden geçirildikten sonra sıcak suyla elde edilen demi çay olarak tüketilmektedir. Çay ile şeker, limon, karanfil, nane gibi eklemeler yapılabilir.

BOZA

Tatlı (Arnavut) Bozası ve Ekşi (Tatar) Bozası olarak 2 çeşidi vardır. Meşhur İstanbul- Vefa Bozacısı, Ankara- Akman Bozaları, Eskişehir- Karakedi Bozacısı örnek verilebilir. Kendine has üretilen boza genelde ılık şekilde üzerine leblebi ve tarçın eklenerek tüketilir.

SALEP

Salep, içecek olarak tüketiminin yanında dondurma ve muhallebilerde katkı maddesi olarak da kullanılmaktadır. Salep içeceğinin hazırlanışı şu şekildedir; saf toz salep toz şekerle karıştırılır, daha sonra soğuk sütün içerisine yavaşça ilave edilir, bir yandan da karıştırılır. Sürekli karıştırılarak pişirilmesi gereken salep, üzerinde köpük oluşmaya ve kendine has yoğun bir kıvam almaya başlayınca ocaktan alınır. Sıcak olarak içilen salep, üzerine toz tarçın serpilerek servis edilir.

ŞERBETLER

Yüzyıllardan beri, yemeklerin yanında, hastalıklarda ve ferahlamak için tüketilen şerbetler; günümüzde meyve suları ile asitli ve şekerli içeceklerin yerini alabilecek; en az bir meyvenin temelini oluşturduğu, bol baharatlı ve lezzetli içeceklerdir. En meşhur şerbet demirhindi ile kızılcıktır. Şerbet yapımında bal, gül yaprakları, meyveler, baharatlar, kuruyemişler ve bunların karışımları yaygın olarak kullanılmaktadır. Osmanlı döneminde tüketilen şerbet çeşitleri; lohusa, bal, gül (gülsuyu), badem, çilek, dut, gelincik, kavun çekirdeği, kayısı, keçiboynuzu, koruk, kuru üzüm, mandalina, menekşe, mevlit, meyan, nar, portakal, sirkecübün (bal ve sirke), şeftali, tah, tarçın, turunç, üzüm, vişne, zambak, nilüfer, limon, nane, demirhindi ve kızılcık şerbetleri olarak derlenebilir. Şerbetler bazen hoşaf, komposto gibi içeceklerle bir tutulabilir.

ŞIRA

Üzümden ve elmadan elde edilen, soğuk içilen, alkolsüz, hafif ekşi ve tatlı bir içecektir. Yaş üzüm, kuru üzüm ve elmadan yapılan şıralar en yaygın çeşitleridir. Şırada bir miktar tortu oluşur ve meyve suları gibi berrak bir görünüme sahip değildir.

KAHVE

Genel olarak 14. yüzyılda bir içecek olarak tüketilmeye başlanan kahvenin, etimolojisi incelendiğinde; Arapça'da canlandırıcı uyandırıcı anlamına gelir. 14. Yy. ’de keşfinden sonra kahve 15. Yy. sonunda Araplar tarafından Mekke ve Medine’ye ulaşmış buradan da 16. Yy. ’de İstanbul’a getirilmiştir. Osmanlı’nın kültürel olarak gelişiminde de önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir Yapılan çalışmalara göre düzenli kahve tüketiminin, genel mortalite, diyabet, karaciğer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer birçok kronik hastalığın görülme sıklığını azalttığı yönünde sonuçlara varılmıştır.

ŞALGAM

Siyah (mor) havuç, şalgam, ekşi hamur, tuz, bulgur ununun ve yeterli suyun laktik asit fermantasyonu ile üretilir. Şalgam suyu tüm Türkiye’de de özellikle kebapların, ızgara etlerin yanında sevilerek tüketilen bir içecektir. Adana, Mersin, Hatay ve Kahramanmaraş illerinde oldukça popülerdir.

TURŞU SUYU

Genellikle tam olgunlaşmamış sebzeleri sirke ve/veya limon, kaya tuzu gibi içerikle fermente edilmesini bekleyerek hazırlanır. Fermantasyon sürecine/içeriğine bağlı olarak da probiyotik içerir.

Ezcümle insan için bir çok içecek bulunur. Bu içeceklerin her biri bizim için çok önemlidir. Özellikle çay, ayran ve şerbetler yemek öğünlerinde tüketilir. Fakat fermente olması ve gazlı içecek olmaması hasebiyle şalgam ve turşu suyu yemeklerle tüketilmesi uygun olduğu ifade edilir.

Bu yazıya atıf yapılamaz ve şu makaleden alınmıştır; Süren, T. Ve Kızıleli M.; (2021) Geleneksel Türk İçecekleri, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi Dergisi, Cilt: 24, Sayı: 1, 46-71 61 Erişim; https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1512093

 

Güdül İçin Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Hiç yorum yok 0

Genç Lokman Hekimlerin Şifa Kapısı Projesi ekibi olarak güdül ve çevresinde araştırmalar yaptık ve literatürü araştırdık. Bu civarda yetişebilecek 23 tıbbi ve aromatik bitki üzerinde duracağız.

Tavsiyelerimiz çok üretim yanında çoklu üretim olduğunu da unutmayalım Permakültür ile tıbbi ve aromatik bitkilerin her bahçede yetiştirilebileceğini savunuyoruz. Tabi bu türler tarla, küçük aile çiftlikleri, bahçe ve bostanlar için uygun olduğunu belirtmek isteriz.

Daha çok üretici üretebilsin ve daha çok tüketici aracısız bu ürünlere ulaşabilsin diye tıbbi ve aromatik bitkilerin balkonda da üretimi savunuyoruz.

Adaçayı, kekik, lavanta, fesleğen, nane, oğulotu, altınotu, aynısefa, kuşburnu, rezene, anason, kimyon, kişniş, kökboya, safran, aspir, çemen, ekinezya, çörekotu, sarı kantaron, biberiye, mercanköşk, çuha çiçeği olmak üzere Sakinşehir Güdür'de yetişmesi mümkün 23 bitkiyi sıralayabiliriz.

Genç Lokman Hekimlerin Şifa Kapısı Projesinin ilk eğitimi Ankara çevresi ve özellikle Güdül ilçesine uygun bitkilerin yetiştirilme teknikleri, piyasa durumları ve kıymetlendirilmesi eğitimi verildi. Eğitimler Doç. Dr. Sabri Erbaş, Serhat Erbaş ve Mustafa Çetin tarafından 11 ayrı ders olarak verildi. Eğitimler ücretsiz yapılmış ve katılım belgesi verilmiştir.

Eğitim tarihleri 15 Şubat-15 Mart 2021 arasında 11 ders olarak belirlenmiştir. Bu eğitim 300 kişi ile çevrimiçi olarak verilmiştir. Boyar Itri ve Tıbbi Bitkiler Yetiştirilmesi ve Kıymetlendirilmesi (BITKI) Eğitimleri daha sonra tıbbi ve aromatik bitkiler sektörü ve arazi programlarıyla devam etti.

1.    Adaçayı çeşitleri: Çok yıllık, bakımı kolay, hastalıklara dirençli adaçayı çeşitleri Güdül’ün bahçe ve bostanlarında yerlerini alabilir. 

2.     Altınotu (Ölmez çiçek): Altın otu yani Helichrysum, "ölümsüz" veya "sonsuz" anlamına gelen çiçekli bir bitkinin Latince adıdır.Egzotik, baharatlı kokusuyla ünlü birçok parfüm üreticisi, ürünlerinde helichrysum kullanır.Helichrysum yağı, genellikle sakinleştirici, rahatlatıcı ve ruh hali üzerinde dengeleyici etkileri olduğu bilinen ester adı verilen kimyasal bir gruptan oluşur.Uçucu yağı, iltihap önleyici, mantar önleyici ve bakteri önleyici özellikler gibi büyük tıbbi değere sahiptir. Lekelerin, ince çizgilerin iyileşmesine yardımcı olur ve ayrıca kırışıklıklar, sivilceler üzerinde etkilidir.

3.   Anason: Ülkemizde ve tüm Akdeniz ülkelerinde tarımı yapılmaktadır. Özellikle Burdur, Balıkesir ve  İzmir'de yetiştirilir. Tohumundan, yağından faydalanılabilir. Balgam söktürücü, süt artırıcı, gaz şişkinlikleri, astım ve bronşit tedavilerinde kullanılır.

4.   Aspir: Aspir eski bir tarım bitkisidir. Aspirden boya maddesi olarak yararlanılmaktaydı. Çeşitleri bulunur. Güçlü bir peklik gidericidir. Yüksek kolesterol ve damar sertliği için önleyici olarak kullanılır. Ülkemizde Amasya, Yozgat, Kayseri, Elazığ, Isparta ve Siirt çevresinde 1300 metreye dek yetişmektedir. Yapraklarından, çiçeklerinden, tohumundan ve tohumundan yapılan yağdan faydalanılır.

5.     Aynısafa: Çok yönlü kullanımları olan, sarı-turuncu çiçekleriyle dekoratif görünüme sahip, çok kolay yetişten bir şifalı bitkidir. Yaprakları taze veya kurutulmuş olarak kullanılır. Yaprak ve çiçeklerinden yapılan merhem çok çeşitli cilt sorunlarına karşı etkilidir. Aynısafa aynı zamanda, domates başta olmak üzere yakınındaki ana mahsulleri mantar ve diğer zararlılardan koruma özelliğine sahiptir. Bizler deneyimlerimizde aynısafanın yabani otları da baskıladığını, bulunduğu alanda ayrık otunu bile bastırdığını gözlemledik.

6.     Biberiye: Ege ve Akdeniz bölgelerinde olduğu kadar rahat gelişmese de, yine çok yıllık ve dekoratif bir bitki olarak Güdül’de bahçelerde ek mahsul olarak yetiştirilebilir. Bol miktarda çıkan ince yaprakları kurutularak baharat olarak kullanılır.  Bol C vitamini içerir. Bağışıklığı güçlendirici özelliği vardır.

7.   Çemen, (Trigonella foenum graecum): Diğer bir adı çimen veya boyotudur. Çemen adıyla pastırma çevresinde kullanılır. Kekik, tavşancıotu ve kırlangıç otu ile birlikte "sevgi iksiri" olarak anılır. Tıbbi olarak göğüs yumuşatır. Karaciğer ve böbrek hastalıkları da başta olmak üzere bir çok alanda kullanılabilir.

8. Çörekotu, çok eskiden beri bilinen kültür bitkisidir. Soğuğa, sıcağa ve susuzluğa dayanıklığı olduğundan Ankara ve çevresinde kaliteli ve yüksek verim alınabilir. Baharat, kesme çiçek, ilaç sanayisi, kozmetik ve yağ olarak kullanımı bulunmaktadır. Anavatanı ülkemiz olan çörekotu dışalım talepleri artmaktadır. İşleme kolaylığı ve pazar talebinin artış avantajları dikkate alındığında karlı bir üretim olarak değerlendirilmektedir.

9.   Ekinezya, Asıl vatanı Kuzey Amerika'nın ortası ve güney doğusudur. Çok eski zamanlarda Kızılderililer tarafından yaralarına ezilerek kullanılmaktadır. Tıbbi alanı geniştir. Bitkinin tümü kullanılır. Çiçek verdiği müddetçe yani hazirandan ekime kadar açar bu dönemler toplanabilir.Ekinezya iç ve dış enfeksiyonlar başta olmak üzere Ms ve AIDS gibi bir çok hastalıkta kullanılmaktadır.

 10.  Kekik (Thymus) çeşitleri: Güdül doğasında ‘limon kekiği’ gibi pek çok çeşidi bulunan, bakım isteği az, zararlısı olmayan, çok yıllık bir bitkidir. Bahçelerde ana veya yan ürün olarak değerlendirilebilir.

 11.  Kimyon: Anavatanı Doğu Akdeniz Kıyılarıdır. Dezenfektan olarak çıbanlarda, cilt hastalıklarında, yanıklarda, kulak ve diş ağrılarında kullanılır. Aynı zamanda gaz söktürücü, sindirim bozukluklarını tedavi edicidir. Ülkemizde en çok Konya, Ankara ve Eskişehir'de yetiştirilir.

 12.  Kişniş: İçeriğindeki linalool etken madde nedeniyle önemli düzeyde antioksidan, antikanser, antimikrobiyal ve antienflamatuar aktivite gösteren kişniş, tek yıllık bir bitki olup, genelde tropikal bir iklim bitkisi olarak bilinse de geniş bir adaptasyon yeteneğine sahiptir. Bitkinin tohumları iştah açıcı, gaz söktürücü, hazmı kolaylaştıcı olarak kullanılmaktadır.

 13.  Kokulu menekşe ve çuhaçiçeği: Büyük alanlarda yetiştirilmesi verilmli olmasa bile, gölgeyi sevmeleri ve çok erken dönemde (Mart) hasat edilebilmeleriyle öne çıkan iki şifalı bitkidir. Kurutumuş çiçek ve yaprakları tıbbi değer taşır. Evlerin kuzey cephelerinde, bahçelerin gölgede kalan ve sulak kısımlarında denenebilir.  

 14.  Kökboya: Anavatanı Güney Avrupa, Anadolu, Doğu Akdeniz Kıyıları ve Asya'dır. Köklerinden boya olarak faydalanılır. Aynı zamanda böbrek taşları, kansızlık, kemik veremi hastalıklarında kullanılır. Ülkemizde yaklaşık 1500 metreye kadar yetiştirilebilir.Kumlu, balçıklı, humuslu, ıslak olmayan nemli toprakları sever.

 15.  Kuşburnu: Gülgiller familyasındandır. Boyu 3-4 metreye kadar uzayabilir. Yol kenarları, çimenlikler ve tepeliklerde yabani olarak yetişir.

 16.  Lavanta: Sevilen bir aromatik bitki olarak pazarı bulunduğunda büyük ölçekte de üretilebilecek bir aromatik bitkidir. Hoş kousu ve cilde yararlı özellikleriyle kozmetik değeri yüksektir. Sulama ihtiyacı çok azdır ve zararlısı neredeyse hiç yoktur. Bizler daha çok bahçe ve bostanlarda küçük ölçekte ve zararlıları uzaklaştırmak için yardımcı bitki olarak kullanılmasını öneriyoruz.

 17.  Melisa (oğulotu): Çok yıllık, yapraklarından yılda dört-beş kez hasat alınabilen, kurutularak değerlendirebilen bir bitkidir. Kolay yetişir ve yazın sulama ihtiyacı orta düzeydedir. Güdül doğasında yabani çeşitleri de mevcuttur. Uyku verici ve sakinleştirici özellikleriyle, lezzetli çayı sevilerek tüketilir.

 18.  Mercanköşk / bilye kekik (Oregano) çeşitleri: Güveyçiçeği olarak bilinen çeşidi Güdül’de yabani olarak da yetişen çok yıllık bir aromatik bitkidir. Kekik gibi kurutularak baharat olarak kullanılır.

 19.  Nane: Nane ekilen alanın büyüklüğü açısından muhtemelen bugün dünyadaki en önemli ticari aromatik bitkidir. Nane yaprakları karakteristik, tatlımsı, güçlü bir kokuya ve aromatik, sıcak, keskin ve serinletici bir tada sahiptir. Esansiyel yağları M. Piperita menton, izomentonun ve mentolün farklı izomerlerinin baskınlığı ile karakterize edilir. Nane yağı, sakızlar, şekerlemeler, dondurmalar, tatlılar, unlu mamuller, tütün ve alkollü içeceklerin tatlandırılmasında geniş uygulama alanı bulmaktadır. Farmasötik ve oral preparatların tatlandırılmasında da sıklıkla kullanılır. Aromaterapi de ise sinuzit, mide ve sindirim sistemi üzerinde spazm önleyici ve sakinleştirici, bulantı tedavisinde klinik çalışmalar ile ispatlanmış bir çok fayda içermektedir.

 20.  Reyhan / fesleğen: Tek yıllık olmasına karşın çok kolay yetişmesiyle ve tarım zararlılarını uzak tutmasıyla değer kazanan, yaprakları baharat olarak kullanılan bir bitkidir. Bahçe ve bostanlarda ek ürün olarak rahatlıkla yetiştirilebilir.

 21.  Rezene: Sütü artırdığı, böbrek hastalıklarına iyi geldiği bilinir. Balgam ve idrar söktürücü, iştah açıcı, sindirimi kolaylaştırıcı olarak kullanılır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarımı yapılır. Çok nemli olmayan, humuslu, kumlu balçıklı toprakları sever.

 22.  Safran: Soğanlı bir bitki olan safran, iki veya çok yıllık otsu bir tıbbi aromatik bitkidir. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaşanan iklim safran tarımı için uygun olup, safran kuraklığa ve soğuğa dayanıklı bir bitkidir. Ticarete konu olan kısmı safran çiçeğinin dişi organlarının stigmasıdır. Diüretik, ağrı kesici, iltihap kurutucu, karaciğer koruyucu, iştah baskılayıcı, uykusuzluk giderici, antidepresan etkileri olduğu bilinmektedir.

 23.  Sarı kantaron: (Hypericum perforatum L.) Kılıç otu olarak bilinir ve açık yaraların iyileşmesinde tercih edilir. Özellikle cilt sorunlarının çözümü için kullanılan Sarı Kantaron bitkisi ruh sağlığı üzerinde de olumlu etkiye sahiptir. Yağ, çay veya tentür olarak kullanılır. Güneşe çıkarken tavsiye edilmez.

Genç Lokman Hekimlerin Şifa Kapısı Projesi 15 Şubat 2021- 15 Ocak 2022 tarihlerinde yürütülmüştür. Yeni GEFSGP projemiz kabul olursa bu bitkilerden yeni ürünler elde etme üzerine çalışacağız.

Bu yayın Mustafa Çetin ve Zeliha Güreşen, Emine Badır Efiloğlu, Huri Akgüngör, Didem Karabaş, Merve Güngör ve tarafından hazırlanmıştır.

UDİ HİNDİ YAĞI FAYDALARI ve KULLANIM TARİFİ

Hiç yorum yok 0

🍃 Udi hindi yağı karışımı doğal antibiyotiktir.


🍃 Her hastalık için Allah'ın izniyle Şifa'ya vesile olur.


🍃 Her evde bulunması gerek bir üründür. Şiddetle tavsiyemizdir.


🍃 Udi hindi yağı hücre yenileyicidir.


🍃 Udi hindi yağı kullanılan alanlar:


👉İdrar tutukluğu

👉İdrar kaçırmaları,

👉İdrar yolu enfeksiyonu,

👉Balgam,

👉Gut, 

👉Karaciğer ve safra kesesi ağrıları, 

👉Kansızlık

👉Farenjit,

👉Karaciğer temizleyici

👉Hepatit B,C 

👉Kaşıntı,

👉Egzama ve sedef,

👉Mantar,

👉Kurp,

👉Sarılık,

👉Gastrit,

👉Ülser

👉İltihap kurutucu,

👉Bağırsak macunu,

👉Kolit

👉İdrarda zorluk 

👉Kanlı idrar

👉Dalak hastalıkları

👉Küçük çocuklarda solucan ve şerit 

👉Bronşit

👉Öksürük 

👉Balgam

👉Solunum yolu rahatsızlıkları

👉Tüm onkolojik rahatsızlıklarda (kanser) için kullanılır.


UDİHİNDİ KULLANIMI

1. Azıcık bileğe yağ sürülüp 15 20 dakika beklenecek. Kızarma, şişme vs. yoksa içilmeye başlanır.

   

2. Sabah akşam mümkün mertebe aç karnına 1 tatlı kaşığı içilecek, üstüne hemen bir şey yenmeyecek.


Eğer aç içemezler ise yemekten 2 saat sonra içilecek.


Çok zorlanarak içiyorlar ise sabah 1 yemek kaşığı içilecek.


3. Korona hastası olanlar.

Bu yağı gün de 3 kere 1 tatlı kaşığı ile içecekler.

 

Yine günde 3 kere;

1 cay kaşığı zencefil

1 cay kaşığı zerdeçal

1 cay kaşığı çörek otu

1 çay kaşığı udi hindi tozunu koyup üzerine ev yapımı elma sirkesini koyacaklar. Hepsinin toplamı yarım çay bardağı kadar olacak.


Gün içinde bol bol ev yapımı elma sirkesi, limon suyu, sarımsak, soğan yenilecek, kekik çayı içecekler.







Hiç yorum yok 0


 

Hiç yorum yok 0


 

Hiç yorum yok 0


 

Hiç yorum yok 0

 


Hiç yorum yok 0


 

© beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.